İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /8. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 8. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi E.2024/2759 K.2025/4409

Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Esas2024/2759Karar2025/4409Tarih3 Haziran 2025Okuma14 dk · 2.851 kelime

KÜNYE

8. Hukuk Dairesi 2024/2759 E., 2025/4409 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
3 Haziran 2025
Mahkemesi
Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
Sayısı
2023/978 E., 2023/1506 K.
İlk derece mahkemesi
... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Sayısı
2021/174 E., 2023/156 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.851 kelime·14 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının, davacılar vekili, davalı Hazine vekili ile davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekili ile davalı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili, davalı Hazine vekili ile davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde: ... ilçesi ... köyü 178 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ..., ..., ..., ..., ... ve ...'ın taşınmazları ile çevrili bulunan kısmının müvekkillerine ait olduğunu, dava konusu taşınmazın öncesinde müvekkillerinin dedesine ait iken dedelerinden babalarına, babalarından da müvekkillerine intikal ettiğini, söz konusu taşınmazda müvekkillerinin zilyetliğinin 50 yılı aşkın olduğunu ve taşınmaz üzerinde müvekkillerine ait 50 yıllık ev ile meyve ağaçlarının bulunduğunu, ancak 2016 yılında yapılan Orman Kadastrosunda dava konusu olan taşınmazın tapuya orman olarak tescil edildiğini,

dava konusu taşınmazın orman ve Hazine ile bir ilgisinin bulunmadığını ileri sürerek, söz konusu taşınmazın tapusunun iptali ile tapuya müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ...

İdaresi cevap dilekçesinde: söz konusu davanın haksız, yersiz ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, dava konusu taşınmazın Orman Kadastrosunun yapılmış olup orman tahdit sınırlarının belirlendiğini ve yapılan orman kadastrosunun kesinleştiğini, kesinleşen Orman Kadastrosu sonucunda da orman olarak tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın evveliyatının orman olduğunu, çevresindeki ormanlık alan ile bir bütünlük oluşturduğunu, en eski tarihli hava fotoğrafları, memleket haritası, amenajman haritası ve Orman Kadastro haritalarında da orman olduğunu, davacıların zilyetlik iddialarına değer verilemeyeceğini,

davacıların iddia ettiği yerin ormandan ifraz edilerek tarla vasfı ile orman sınırları dışına çıkarılması durumunda orman bütünlüğünün bozulacağının muhakkak olduğunu, orman toprağının yeni müdahalelere açık hale getirilmiş olacağını, ormanların özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, kişi ve kurumların zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla ormandan toprak kazanmalarının mümkün olmadığını, bu durumun Anayasa ve yasalar tarafından koruma altına alındığını, ayrıca işbu davanın süresinde açılmadığından hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde: Öncelikle genel kaideler olan görev, yetki, hak düşürücü süreler ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, 1982 Anayasasının 169/2. maddesindeki düzenlemenin emredici norm olup şüpheye yer vermeyecek şekilde vasfı orman olan bir taşınmazın uzun süre kullanma suretiyle zamanaşımıyla mülkiyetinin iktisap edilmesinin mümkün olmadığını, aksi bir düşüncenin Anayasal kuralın ihlali anlamına geldiğini, 766 sayılı Kanun gereğince yapılan çalışmalarla orman olması nedeniyle genel sınır dışında bırakıldığı halde daha sonra 6831 Sayılı Kanun gereğince geçen Orman Kadastrosu sırasında da,

orman haritasında (sarı boyalı alanlar) orman dışında bırakılan yerlerde çalışma yapılırken zilyetlik süresinin hesabında Orman Kadastrosunun kesinleştiği tarihten önceki zilyetliğin dikkate alınmayıp, orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten bugüne kadar geçen sürenin dikkate alınması gerektiğini, 3402 sayılı Kanunun geçici 8. maddesinde veya gerekçesinde sadece "kadastrosu yapılır "denildiğini, Orman Kadastrosu kesinleşme tarihine bakılmaksızın vatandaş adına tespit yapılır şeklinde bir hüküm getirilmediğini, tapusuz taşınmazların zamanaşımı ile kazanılmasının mümkün olmadığını,

yasada her ne kadar maki tespit komisyonlarının kararı ile orman niteliğini kaybeden ve makiye ayrılan yerlerin ayrıca belirtilmemiş ise de Genel Kurul görüşmelerinde kanunun amacının orman niteliğini kaybeden tüm taşınmazların imar-ihya ve zamanaşımı yoluyla kazanımını önlemek olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... keşifte dava konusu taşınmazın talep edilen kısmının içinde tek katlı ev ve ahırın olduğu, talep edilen kısımda dikilmiş meyve ağaçları, söğüt ağaçları ve kavak ağaçlarının bulunduğunun gözlemlendiği,

fen bilirkişisi raporunda da kullanılan alanların bölümlere ayrıldığı ve bu bölümlere ilişkin celp edilen hava fotoğraflarında kullanımın olup olmadığına dair jeodezi ve fotogrametri uzmanı olan harita mühendisi tarafından 1956, 1957, 1965, 1990 ve 2005 tarihlerine ait hava fotoğraflarında (A, B, C, D, E, F ,G) bölümlerine ayrılan kısımlarda (B) hariç tarımsal faaliyet olduğunun tespit edildiği, (B) bölümünün ise yol olarak kullanıldığının tespit edildiği, Jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişinin tespitlerinde talep edilen taşınmaz kısımlarının 1956 yılından başlayarak tarımsal faaliyet için kullanıldığı,

ihyanın 1956 yılı itibari ile tamamlandığı ve orman vasfının gözlemlenmediğinin tespit edildiği, orman mühendisi bilirkişilerin dava konusu taşınmazın tescili talep edilen kısımlarının orman özelliği belirgin olmayan alanlardan olduğunun tespit edildiğinin belirtildiği,

keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerin dava konusu edilen taşınmazdaki kısmın daha öncesinde davacıların babası ...'ün kullandığını, daha sonra oğulları olan davacılara kaldığını beyan ettikleri, taşınmaz içerisindeki ev ve ahırın davacıların babası ... tarafından yaklaşık 50 yıl önce yapıldığını beyan ettikleri, yine tarla içerisinde tarımsal faaliyet yapıldığını da ayrıca beyan ettikleri, Jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişinin tespitlerinin yanında mahalli bilirkişilerin de uzun yıllardır dava edilen kısmın davacıların babası, daha sonra davacılar tarafından kullanıldığının ispat edildiği,

her ne kadar dava edilen kısımlar orman alanı içerisine dahil edilmişse de dava tarihinden 65 yıl öncesinde talep edilen kısımların tarımsal faaliyet yapılarak kullanıldığı, bu nedenle yol olarak (B) harfi ile belirtilen alan dışındaki kısımların orman vasfında olmadığı ..." gerekçesiyle, davacıların davasının kısmen kabul kısmen reddine ve Tokat ili ... ilçesi ... köyü 178 ada 1 parselde Hazine adına orman vasfı ile tescilli taşınmazın 25.05.2022 havale tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 811,69 m², (C) harfi ile gösterilen 63,03 m², (D) harfi ile gösterilen 746,38 m², (E) harfi ile gösterilen 1.180,21 m²,

(F) harfi ile gösterilen 281,35 m², (G) harfi ile gösterilen 3.207,33 m² kısmının tapusunun iptali ile bu kısımların 178 ada 1 parselden tefriki ile en son parsel numarası verilerek davacılar adına ayrı ayrı 1/4 oranında tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davacılar vekili ile davalı Hazine vekili ve davalı ...

İdaresi vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "... çekişmeli taşınmazın dört tarafının yörede yapılan Orman Kadastrosu ve (2/B) uygulaması neticesinde orman vasfı ile tespit edilen ve tespiti itirazsız olarak kesinleşen 178 ada 1 parsel ile çevrili olduğu, bu hali ile dava konusu taşınmazın dört tarafı orman ile çevrili bir yer olduğu, 6831 sayılı Kanun'un 17. maddesi gereğince hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıkların özel mülke konu olamayacağı, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğunun da bulunmadığı,

etrafı ormanla çevrili olan taşınmazların özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı, çekişmeli taşınmazın dört tarafının kesinleşen 178 ada 1 sayılı orman parseli ile çevrili olduğu,

çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. madde hükmüne göre orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan yerlerden olduğu ve bu tür yerlerin 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanunu'na Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmeliğin 26/1-a ve 20.11.2012 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosu ve (2/B) Uygulama Yönetmeliği'nin 16/1-i maddeleri gereğince orman olarak sınırlandırılmasının zorunlu olduğu, ilk daraca mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin isabetsiz olduğu,

anılan bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılamayı gerektirmediği ..." gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı Hazine vekili ile davalı ... İdaresi vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacılar vekili ile davalı Hazine vekili ile davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle.

Bölge Adliye Mahkemesinin hiçbir bilimsel veriye dayanmadan dava konusu yeri orman içi açıklık olarak nitelendirdiğini, dava konusu alanın uzun yıllardır fiilen kullanıldığı ve açma olmadığının tespit edildiğini, mahalli bilirkişilerin de dava konusu alanın önce davacıların dedeleri daha sonra babaları ve en son da kendileri tarafından uzun yıllardır kullanıldığını ifade ettiklerini, Bölge Adliye Mahkemesinin kabul ettiği gibi dava konusu alanın dört tarafının orman ile çevrili olmadığını, dava konusu alanın kuzeyinde köy yolu bulunmakta iken kuzeydoğusunda tescil harici bir alan mevcut olduğunu,

ondan sonra da tarla vasfındaki 155 ada 1 parsel, 155 ada 2 parsel ve 179 ada 1 parsel sayılı taşınmazların bulunduğunu, güneydoğusunda tarla vasfındaki 139 ada 2 parsel, 154 ada 20 parsel, 154 ada 15 parsel, 154 ada 17 parsel numaralı taşınmazların bulunduğunu, dava konusu alanın çevresinin tapulu taşınmazlarla çevrili olduğunu, mahkeme gözlemine de konu olduğu üzere dava konusu alanın orman içi açıklık olmadığını ve etrafında tapulu taşınmazların mevcut olduğunu, davanın reddi yönündeki kararın dosya muhteviyatı ile bağdaşmadığını, dava konusu taşınmazın 1956 tarihli en eski memleket haritasında açık renkli olduğu,

orman amenajman haritasında ise 79-135 numaralı bölmede Ziraat alanında kaldığının belirtildiğini, dava konusu taşınmazın dört tarafının tarım arazisi olarak şahısların kullanımında olduğunu, dava konusu taşınmazı ormandan ayıran ayırıcı sınır olan dere ve yol mevcut olduğunu belirterek, usul ve kanuna aykırı olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir

. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; İstinaf incelemesinin duruşmasız yapıldığı gerekçesi ile vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair karar verildiğini, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi nedeniyle müvekkil idare lehine de vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi Kararının temyiz incelemesi neticesinde müvekkil idare lehine vekalet ücretine hükmedilerek hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesini istemiştir.

Davalı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle; İstinaf incelemesinin duruşmasız yapıldığı gerekçesi ile vekalet ücreti takdirine yer olmadığına dair karar verildiğini, verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında karar verilmesi nedeniyle müvekkil idare lehine de vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi Kararının temyiz incelemesi neticesinde müvekkil idare lehine vekalet ücretine hükmedilerek hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesini istemiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu yerin orman içi açıklık olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır.

Şöyle ki; dava konusu yere yakın mesafede olan taşınmazlar bulunmasına rağmen, bu taşınmazların dava konusu taşınmaza göre konumunu gösterir kroki bulunmadığı gibi, bilirkişi raporlarında da yakın taşınmazların konumu gösterilmediğinden dava konusu yerlerin orman içi açıklık olup olmadığı hususunun denetlenemediği, bunun yanında dava konusu yerin ilk tesis kadastrosunda hangi sebeple tescil harici bırakıldığının sorulmadığı, ilk tesis paftasının da getirtilmediği,

yakın parsellerin ilk tesis kadastrosunda tapu ve vergi kaydına dayalı olarak tespit ve tescil edildikleri ancak mahkemece tapu ve vergi kayıtlarının getirtilmediği ve mahallinde keşfen uygulanmadığı, dava konusu yerin bu kayıtlarda ne okuduğunun belirlenmediği, dava konusu yerin sulanan arazi olup olmadığı hususunda ve mera vasfında olup olmadığı ve imar planı kapsamında kalıp kalmadığı araştırma yapılmadığı, davacılar tarafından irsen intikal iddiasına dayanıldığı ve ve murisin davacılar dışında başka çocuklarının bulunduğu anlaşılmasına rağmen taksime ilişkin bir araştırma da yapılmadığı,

ayrıca davacıların murisine ilişkin tapu müdürlüğünden senetsiz araştırması yapılmadığı, öte yandan jeodezi ve fotogrametri bilirkişi tarafından pafta ile çakıştırma yapıldığı belirtilmiş ise de bu çakıştırmanın bilgisayar üzerinde yapılıp yapılmadığı ve stereoskopik inceleme yapılıp yapılmadığı hususlarının açıklanmadığı, taşınmazların hava fotoğraflarında kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığı ve hangi amaçla kullanıldıkları hususunda yeterli açıklıkta görüş bildirilmediği,

orman bilirkişi raporunda pafta ile çakıştırma yapılıp yapılmadığının, netcad programı kullanılıp kullanılmadığının belirtilmediği ve taşınmazın eğiminin klizimetre ile ölçülmediği, bu haliyle yetersiz araştırma ve incelemeye dayalı olarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.

Hal böyle olunca. İlk Derece Mahkemesince öncelikle, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdidine ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği,

Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin "HGM-Geoportal" sayfasına girilmek suretiyle taşınmazın bulunduğu köyü / Mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı olduğu araştırılıp belirlenmek ve tarihleri açıkça yazılmak suretiyle yöreye ait en eski ve tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ait memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamının Harita Genel Müdürlüğünden getirtilmesi, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğraflarının dosya arasına alınması,

5602 sayılı Tapulama Kanunu uyarınca yapılan tesis kadastrosuna ait pafta haritası, varsa bu haritada değişiklik yapan ifraz haritaları, Mahkeme ilamları ve eki olan haritalarının getirtilmesi, dava konusu yerin tesis kadastrosu sırasında neden tescil harici bırakıldığının Kadastro Müdürlüğünden sorulması, 2014 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 22/2-a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosu sırasında yararlanıldığı anlaşılan çap haritası, tesis ve uygulama kadastrosu sırasında düzenlenen ölçü krokileri, hesap cetvelleri, ölçü cetvelleri, uygulama kadastrosu sırasında düzenlenen ada raporu ilgili yerlerden getirtilmesi,

Özel İdare ve İlçe Tarım Müdürlüğü'nden dava konusu yerin tahsisli mera olup olmadığının sorulması, taşınmazın bulunduğu yerde imar planı olup olmadığının araştırılması ve buna dair evraklar getirtilmesi, taşınmazın devlet tarafından sulanan arazilerden olup olmadığının araştırılıp dosya ikmal edildikten sonra,

mahallinde tarafsız, yöreyi iyi bilen, taşınmazın bulunduğu köyde ve komşu köylerde ikamet eden, elverdiğince yaşlı şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ile halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç yüksek orman mühendisi bilirkişi, üç ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yapılacak inceleme ve keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre,

Orman Kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, Orman Kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, 22/a paftası üzerinde ve varsa aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller ile taşınmaza komşu veya yakın parsellerin tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli;

tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalıdır.

Yukarıda açıklandığı gibi yapılan tahdit araştırmasından sonra yöreye ait “en eski” tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri ilgili yerlerden getirtilip çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli.

3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişi ile orman bilirkişileri eliyle yerine uygulattırılıp;

orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli,

taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı, kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediğinin belirlendiği,

taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı,

bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmelidir.

Ayrıca mahalli bilirkişi, taraf tanıkları ve teknik bilirkişilerin katılımıyla yapılacak keşifte, ziraat mühendisi heyetine inceleme yaptırılıp, taşınmazın kısmen yahut tamamen zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, varsa içinde orman emvali bulunan kısımlar ayrı ayrı değerlendirilerek bu yolda rapor alınmalı, yöntemince mera araştırması yapılmalı ve taşınmazların mera olmadığının anlaşılması halinde zilyetlik araştırması yapılmalı, komşu taşınmazlara uygulanan tapu ve vergi kayıtları dosya arasına alındıktan sonra yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazların ilk maliki,

intikali ve tasarrufu hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; mahalli bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazların davacılara murislerinden hangi tarihte, ne şekilde ve hangi nedene dayalı olarak (taksim, satış, bağış vs.) intikal ettiği saptanmalı; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar gerçek kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli;

komşu taşınmazlara uygulanan tapu ve vergi kayıtlarında dava konusu taşınmazların ne okuduğu belirlenmeli, bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı.

3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. maddesi uyarınca, davacı yanında, (murisler) yönünden de Tapu ve ilgili Kadastro Müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

Bölge Adliye Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma nedenine göre, davalı Hazine ve davalı ... İdaresi vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,

İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacılara iadesine,

Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/2759, K. 2025/4409, 3 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2759
Karar No
2025/4409
Tarih
3 Haziran 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/2760 K.2025/2875
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/2761 K.2025/10148
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/2762 K.2025/2406
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2024/2762 K.2025/2939
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/2763 K.2025/9040
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2024/2770 K.2025/9442

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.