KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/3003 E., 2025/4421 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1403 E., 2024/121 K.
- İlk derece mahkemesi
- Antalya Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/187 E., 2023/105 K.
Karar Metni
1.898 kelime·9 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz ve tapu kaydının beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesi istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı Kadastro Müdürlüğüne yönelik davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Hazineye yönünden Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 29695 ada 4 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın sübut bulmadığından reddine, Antalya ili ... ilçesi ...
Mahallesi 29695 ada 3 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne, davacının kullanıcı şerhine yönelik istemi yönünden davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, davacının 10.04.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda (C) harfi ile gösterilen 111.61 m² bölüme yönelik davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ve mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, 29695 ada 3 parsel ile 10.04.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda (C) harfi ile gösterilen kısma ilişkin yapılan istinaf incelemesi sonucunda başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sonucunda, 29695 ada 3 parsel sayılı 749,08 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, bahçe vasfıyla Hazine adına tam hisse ile tespit edilmiş, kadastro tutanağının beyanlar hanesinde "parsel üzerinde bulunan A ile gösterilen ahır’ın 4.97 m2’lik kısmı yola, B harfi ile gösterilen evin 0,72 m2’lik kısmı 29696 ada 2 parsele taşkındır. Parsel üzerinde bulunan A harfi ile gösterilen ahır, B harfi ile gösterilen ev ... oğlu ...’ya aittir.” belirtmesi yapılmış ve tutanağın edinme sebebi kısmında da taşınmazın “2000 yılından beri ... oğlu ...’nın kullanımında olduğu" belirtilmiştir.
Davacı ... vekili dava dilekçesinde. Antalya ili ... ilçesi ...
Mahallesi 29695 ada 3 ve 4 parsel sayılı 1.215,20 m² yüzölçümlü taşınmazda müvekkili olan davacının evi, ahırı, kargır yapılarının müştemilatı ve bahçesinin bulunduğunu, davacının taşınmaza bir bütün halinde çekişmesiz, aralıksız, fasılasız zilyet olduğunu, taşınmaz üzerindeki toprağı imar ve ihya ettiğini, buna rağmen 3402 sayılı Kadastro Kanununun Geçici 8. maddesi uyarınca ilgili alanın tespit ve tescilinin Hazinenin lehine yapıldığını,
davacının zilyetliğinde bulunan alanın iki parselin tamamı olmasına rağmen kadastro yetkilileri tarafından 2 ayrı parsel olarak tespit yapılmasının ve ikinci parsele davacının hakkının yazılmamasının hata olduğunu ileri sürerek, 29695 ada 3 ve 4 parsel sayılı 1.215,20 m² yüz ölçümlü taşınmazın davacı adına tespit ve tesciline, mahkeme aksi kanaatte ise 29695 ada 4 parsel numaralı taşınmazın beyanlar hanesine davacının zilyetliğinin tespiti yönünde şerh verilmesini talep etmiştir.
Davalı Kadastro Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde. Antalya ili ... ilçesi ...
Mahallesi sınırları içerisinde yer alan taşınmazlarda 3402 sayılı Kadastro Kanununun Geçici 8. maddesi ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün 2009/7 numaralı Genelgesinin 2. maddesi uyarınca kadastro çalışması yapıldığını, dava konusu taşınmazların Hazine adına tespit gördüğünden Hazineye husumetin yöneltilmesi gerektiğini, Kadastro Müdürlüğüne yöneltilen davanın pasif husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, yapılan çalışmaların 29.07.2022 - 29.08.2022 tarihleri arasında 30 günlük askı ilanına çıkarıldığını, 3402 sayılı Kadastro Kanun'unun 17. maddesine göre yoğun emek ve para sarf ederek,
kayalık, taşlık ve demir girmez vs. nitelikli bir yerin tarım arazisi haline getirilmesi gerektiğini, imar ve ihyanın tamamlanmasından itibaren 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin aralıksız ve nizasız geçmesi gerektiğini, yapılan çalışmaların ilgili yasa ve genelge hükümlerine uygun olduğunu belirterek, açılan davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
Dahili davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazların Hazine adına tespit gördüğünden Hazineye husumetin yöneltilmesi ve Kadastro Müdürlüğüne yöneltilen davanın pasif husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, TMK 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunun 14 ve 17. maddelerinde yer alan zilyetlikle iktisap koşullarının tam olarak davacı açısından oluşması gerektiğini, dava konusu taşınmazlardan 29695 ada 3 parsel sayılı taşınmazın bahçe, 4 parsel sayılı taşınmaz tarla vasfı ile Hazine adına tespit gördüğünü ve davacının kanunun aradığı şartları taşıyan herhangi bir kullanımının olmadığının anlaşıldığını, yapılan çalışmaların ilgili kanun ve genelge hükümlerine uygun olduğunu belirterek, açılan davanın reddinin gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... yörede yapılan tapulama çalışmalarında dava konusu taşınmazların paftasında herhangi bir belirtme yapılmaksızın tescil harici bırakıldığı, yapılan keşifte mahalli bilirkişiler ve tutanak tanıklarının, davacı ... tarafından evvelki yıllardan beri kullanılan taşınmazın 29695 ada 3 parsel sayılı taşınmaz olduğu,
bu taşınmazın bahçesine sebze ektiğini ve içerisine ev ve ahır yaparak kullandığını, 29695 ada 4 parsel sayılı taşınmazın da (feri müdahil) ... tarafından kullanıldığını beyan ettikleri, davacı tanıklarının se dava konusu taşınmazların davacı tarafından eski yıllardan beri kullanıldığını beyan ettikleri, bilirkişi heyet raporu, hava fotoğrafları ve uydu görüntüleri ve toprak yapısının incelenmesinden, dava konusu 29695 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmazların 1953 yılında çalılık iken 1977 yılında tesviye edildiği, üzerinde ev ve ahırın bulunduğu, imar ihyaya başlanıldığı,
1981 yılı itibari ile imar ihyanın tamamlandığı ve keşif tarihine kadar tarımsal üretim yapıldığı, tarım toprağı sıfatının oluştuğu yönünde görüş bildirildiği, keşifte dinlenilen yerel bilirkişiler ve tutanak tanıklarının davacının zilyetliğinde bulunan taşınmazın 29695 ada 3 parsel sayılı taşınmaz olduğunu, 29695 ada 3 ve 4 parsel sayılı taşınmaz arasında taş duvar bulunduğunu, bu sınırda bulunduğu söylenilen taş duvarın 1977 ve devamındaki hava fotoğrafları ve uydu fotoğraflarından görüldüğü ve taş duvardan sonraki tarafından yani 29695 ada 4 parsel sayılı taşınmazın ... tarafından kullanıldığını beyan ettikleri,
netice olarak davacı tarafından dava konusu edilen 29695 ada 3 parsel sayılı taşınmazda 3402 sayılı Kanun' un Geçici 8. maddesi uyarınca yapılmış kadastro tespit tarihi olan 2022 yılından önceki 20 yıldan fazla süre boyunca taşınmazı çekişmesiz ve aralıksız zilyetliğinde olduğu ve dolayısıyla 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesinde ve bu maddenin atfıyla aynı Kanun'un 14. maddesinde öngörülen imar ve ihya yoluyla taşınmaz mal kazanma koşullarını gerçekleştirdikleri ve çalışma alanı içerisinde senetsizden zilyetliğe dayalı olarak tescil edilen taşınmaz toplamının 40 ve 100 dönümlük sınırları aşmadığı,
keşifte dinlenilen beyanların bilimsel nitelikteki bilirkişi heyet raporu ve hava fotoğrafları ile uyumlu olduğu, davacının 29695 ada 3 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının sübut bulduğu, 29695 ada 4 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının sübut bulmadığı, dava konusu edilen bölümlerden (C) harfi ile gösterilen 111.61 m²'lik bölüm ile ilgili 3402 sayılı Kadastro Kanununun Geçici 8 madde kapsamında herhangi bir çalışma yapılmadığı ve kadastro tutanağının düzenlenmediği ve paftasında yol olarak gösterilen alanda kaldığı,
tutanak düzenlenmeyen taşınmazlar ile ilgili davaların genel mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu, davacının kullanıcı şerhi verilmesine yönelik istemi yönünden, dava konusu taşınmazların Hazine adına tespitinin yapıldığı, yerleşmiş içtihatlarda belirtildiği üzere, özel mülkiyete konu taşınmazlarda zilyetlik şerhi verilmesinin hukuken mümkün bulunmadığı, bu tür kadastro çalışmalarında ancak 3402 sayılı Kanunun 19. madde uyarınca muhdesatın beyanlar hanesinde gösterilmesinin mümkün olduğu, somut olayda 3402 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesinin uygulaması söz konusu olmadığı,
beyanlar hanesine kullanıcı şerhi verilmesinin geçerliliğinin bulunmadığının anlaşıldığı, davacının terditli olan kullanıcı şerhi verilmesi istemi bakımından hukuki yararının bulunmadığı ..." gerekçesiyle, davacının davalı Kadastro Müdürlüğ'üne yönelik davasının pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Hazineye yönelik Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 29695 ada 4 parsel sayılı taşınmaz yönünden davasının sübut bulmadığından Reddine, Antalya ili ... ilçesi ...
Mahallesi 29695 ada 3 parsel sayılı taşınmaz yönünden davasının kabulüne, davacının kullanıcı şerhine yönelik istemi yönünden davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, davacının 10.04.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda (C) harfi ile gösterilen 111.61 m² bölüme yönelik davasının dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine ve Mahkemenin Görevsizliğine, dava konusu Antalya ili ... ilçesi ...
Mahallesi 29695 ada 4 parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8.maddesine göre yapılan kadastro tespiti gibi işlem yapılarak tarla vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, dava konusu Antalya ili ... ilçesi ...
Mahallesi 29695 ada 3 parsel sayılı taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesine göre yapılan kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın davacı ... adına bahçe vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı, davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, 29695 ada 4 parsel yönünden dava tefrik edildikten sonra, 29695 ada 3 parsel yönünden yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; "...
3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun Geçici 8. maddesi gereğince yapılan ve 29.07.2022 ila 29.08.2022 tarihleri arasında ilan edilen kadastro çalışmasında dava konusu 29695 ada 3 parsel sayılı taşınmazın bahçe vasfıyla ve 749,08 m² yüzölçümüyle, beyanlar hanesinde "Parsel üzerinde bulunan A harfi ile gösterilen ahırın, B harfi ile gösterilen kargir evin 2001 yılında kendisi tarafından yaptırıldığı ve A harfi ile gösterilen ahırın 4,97 m²lik kısmı yola, B harfi ile gösterilen evin 0,72 m²lik kısmı 29696 ada 2 parsele taşkındır.
Parsel üzerinde bulunan A harfi ile gösterilen ahır, B harfi ile gösterilen ev ... oğlu ...'a aittir" belirtmesi ile Hazine adına tespit edildiği ve vaki dava nedeniyle kesinleşmediği, ... Mahallesinde ilk tapulama çalışmalarının 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre 1968 yılında yapılıp kesinleştiği, yörede ilk olarak 3116 sayılı Kanuna göre 1946 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunduğu,
daha sonra 6831 sayılı Kanuna göre 2008 ila 2019 yılları arasında yapılıp 30.06.2020 tarihinden itibaren 30 gün süre ile ilan edilerek itirazsız yerlerde 30.07.2020 tarihinde kesinleşen tahdidi kesinleşen ormanlarda aplikasyon ve 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde ile sınırlaması sırasında orman olduğu halde orman sınırları dışında kalan ormanların kadastrosu ve bu ormanlarda 3302 Sayılı Kanun'un değişik 2/B madde çalışması bulunduğu, ayrıca 3573 Sayılı Kanun'a göre zeytincilik çalışması ile 5653 sayılı Kanun'a göre makiye tefrik çalışması bulunduğu, 29695 ada 3 parselin kesinleşmiş orman tahdidi dışında kaldığı,
1968 yılında yapılan tesis kadastrosunda tescil harici alanda bırakıldığı ve tespit tarihine kadar imar ve ihya suretiyle zilyetlik iktisap koşullarının davacı yararına oluştuğu, bilirkişi raporlarında (C) harfi ile gösterilen kısmın yol olması nedeniyle 3402 Sayılı Kanunun 16/B-son bendi uyarınca paftasında gösterilmekle yetinildiği,
Kadastro Mahkemesinin görevinin kadastro tespit tutanağı düzenlenmesi ile başlayıp, tutanağın kesinleşmesine kadar devam ettiği, dava konusu (C) bölümü hakkında tespit tutanağı düzenlenmediğine göre İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm usul ve kanuna uygun olup istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin 29695 ada 3 ve (C) bölümüne ilişkin verilen kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği ..." gerekçesiyle, davacı vekilinin (C) ile gösterilen bölüme,
davalı Hazine vekilinin 29695 ada 3 parsele ilişkin istinaf başvurularının HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı Hazine vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle; davalı açısından imar ve ihya ile 20 yılı aşkın süre nizasız ve fasılasız malik sıfatı ile zilyetlik şartının gerçekleşmediğini, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 17. maddelerinde öngörülen tüm koşulların oluşmadığını, hava fotoğraflarında taşlık ve çalılık olarak görülen taşınmazın niteliği aynı kalmasına ve üzerinde esaslı bir değişiklik meydana gelmemiş olmasına rağmen imar ihyanın tamamlandığı sonucuna varılmasının kabul edilemeyeceğini,
taşınmazın üzerinin temizlendiği ve açıklık alanda kaldığı belirtilmişse de bu hususun tek başına imar ihyanın tamamlandığı sonucuna varmak için yeterli olmadığını, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanın imar planı kapsamında kaldığını ve bu nedenle imar ihyaya dayanarak tescil talep edilemeyeceğini, taşınmazın kullanıldığı kabul edilecek olsa dahi bu kullanımın dönem dönem olup malik sıfatıyla zilyetlik durumunun söz konusu olmadığını, taşınmaz üzerinde kesintisiz olarak bir kullanım bulunmadığını ve eklemeli zilyetlikten yararlanma koşulunun oluşmadığını ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/3003, K. 2025/4421, 3 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama