KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/3063 E., 2025/4110 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/934 E., 2023/1250 K.
- İlk derece mahkemesi
- Manavgat 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/288 E., 2022/237 K.
Karar Metni
589 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
...Mahallesi çalışma alanında 766 sayılı Tapulama Kanunu'na (766 sayılı Kanun) göre 06.04.1971 tarihinde başlamış yapılan çalışmalar 09.10.1971 tarihinde askı ilanına alınmış, askı ilanını müteakip 10.12.1971 tarihinde dava açılmayan parseller dışında kesinleşmiş ve 29.03.1972 tarihinde Tapu Müdürlüğüne devredilmiş, yapılan kadastro sonucunda 103 ada 1 nolu parselin evveliyatı olan 241 ve 243 nolu parseller ham toprak vasfı ile Hazinesi adına 10.12.1971 tarihinde tapuya tescil edilmiş, bilahare 12.12.2001 tarihinde ...köy tüzel kişiliği adına tahsis edilmiş,
241 ve 243 no.lu parseller daha sonra 442 sayılı Köy Kanunu'na 3367 sayılı Kanunla eklenen Ek-9. madde gereğince köy yerleşim alanı yapılmasına ilişkin ...Köy Muhtarlığının Kaymakamlık Makamına müracaatı üzerine Antalya Valiliği Köy Yerleşim Alanı Tespit Komisyonunun 21.07.2000 tarihli ve 7 no.lu kararı ile tevhit ve ifraz işlemi ile önce 275 parsel olmuş, muhtelif ada ve parsellere ifraz edilerek 28.01.2002 tarihinde tapuya tescil edilmiş, dava konusu 103 ada 1 nolu parselde bu imar ifrazları içerisinde yer aldığı, 453,01 metrekare yüzölçümüyle davalı ... adına kayıtlı olup, 2018 yılında 22-a uygulama kadastrosu yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; Antalya ili Manavgat ilçesi ...Mahallesi 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fiilen orman olduğunu, kesinleşmiş tahdit sınırları içerisinde kaldığını belirterek davalılar adına olan tapu kaydının iptal edilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tescilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Mahkemece toplanan delillerden özellikle yapılan keşif ve orman bilirkişi heyeti raporundan; dava konusu parselin (A) harfi ile gösterilen 345,46 metrekarelik kısmının orman sayılan yerlerden olduğu ve kesinleşmiş orman tahdit sınırları içerisinde kaldığı..." gerekçesi ile davanın kabulü ile 103 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 15.05.2022 tarihli bilirkişi raporu krokisinde (A) harfi ile gösterilen 345,46 metrekarelik kısmının tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline, bakiye kısmın mevcut kayıt malikleri üzerinde bırakılmasına,
15.05.2022 tarihli bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; "...dava konusu taşınmazın hükme esas alınan ve denetime elverişli teknik bilirkişi raporlarında (A) harfi ile gösterilen 345,46 metrekare yüzölçümlü bölümün kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı..." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, işbu karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/3063, K. 2025/4110, 26 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama