KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/4039 E., 2025/4933 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/28 E., 2024/240 K.
- İlk derece mahkemesi
- Kiğı Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/69 E., 2021/158 K.
Karar Metni
631 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Bingöl ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) kapsamında 2011 yılında yapılan orman kadastro çalışmasında, 107 ada 1 parsel sayılı 27.359.102,90 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfıyla Hazine adına tespit edildikten sonra, dava dışı gerçek kişinin kadastro tespitine itirazı üzerine Kiğı Kadastro Mahkemesinin 16.02.2016 tarihli ve 2011/57 Esas, 2016/15 Karar sayılı ilamı ile davanın reddine ve taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş ve bu karar Yargıtay denetimden geçerek 25.01.2018 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; Bingöl ili ... ilçesi ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sonucunda 107 ada 1 parsel sayıl taşınmazın orman parseli olarak işlem gördüğünü, yıllardır müvekkilleri olar davacıların murisi ...’in zilyetliğinde bulunan taşınmazın orman olarak tescil edilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiğini, söz konusu taşınmazın 50 yıldan fazla zamandır davacıların murisi, vefatından sonra da davacılar tarafından ekilip biçildiğini, imar ve ihya edildiğini, malik sıfatı ile zilyet olduklarını, bu parsel içerisinde keşif esnasında saptanacak kısmın davacıların zilyetliğinde olduğunu beyan ederek, tapu kaydının iptali ile taşınmazın hisseleri oranında müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... İdaresi vekili 12.01.2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.
Davalı Hazine temsilcisi duruşmadaki beyanında; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... mahalli bilirkişilerce dava konusu taşınmazların davacıların babasına ait olduğu, babalarından davacılara kaldığı beyan edilmiş ise de mahalli bilirkişilerin beyanlarında geçen hayvan otlama şeklindeki faaliyetin 3402 sayılı Kanun'un da düzenlemesini bulan imar ve ihya faaliyete kapsamında değerlendirilemeyeceği, alınan teknik bilirkişi raporlarında da 107 ada 1 parsel içerisinde kalan dava konusu edilen (A) ve (B) harfleri ile gösterilen kısımlarda imar ve ihyanın bulunmadığı, ormanlık alanlardan olduğunun rapor edildiği,
ormanların özel mülkiyete konu olamayacağı ve zilyetlikle edinilemeyeceği ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar vekilinin yerinde olmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın müvekkilleri tarafından uzun yıllardır kullanıldığını, imar ve ihya edildiğini, taşınmazlarla ilgili deliller değerlendirilirken taşınmazı bizzat görmüş, içinde ekin ekmiş, o mahallede yaşamış mahalli bilirkişi ve tanıkların beyanlarının diğer tüm delillerden üstün olduğunu, salt bilirkişilerin hazırlamış olduğu rapora göre hüküm kurulduğunu, bu durumun hem eşitlik ilkesine hem de adil yargılanma hakkının ihlaline sebebiyet verdiğini ileri sürerek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4039, K. 2025/4933, 25 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama