KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/4260 E., 2025/5355 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/520 E., 2024/389 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/33 E., 2020/200 K.
Karar Metni
767 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında 70 numaralı orman kadastro komisyonu tarafından ... köyü Devlet ormanı içerisinde yer alan (PIV), (PV), (PVIII) harfleri ile gösterilen alanların orman sınırları dışına çıkarıldığını ancak taşınmazların orman vasfının devam ettiğini belirterek, kadastro işleminin iptali ile taşınmazların Hazine adına tescillerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu her üç taşınmazında evveliyatının orman olmadığı, açıklık alanda kaldığı, tespit edilen en eski tarihli hava fotoğrafları olan 1950 yılından bu yana kullanım olmadığı (1950-1967-1976-1984-2002 tarihli hava fotoğraflarında kullanım olmadığı) gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hükmün davacı ...
İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; ... köyü çalışma alanında bulunan 1 03... parsel sayılı taşınmaz 3402 sayılı Kadastro Kanunu'na (3402 sayılı Kanun) göre 2008 yılında yapılan çalışma sonucu ve hükmen orman vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edildiği,
daha sonra 3402 sayılı Kanun'a göre orman kadastrosu yapılmış, ormanlarda 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 3302 sayılı 31.8.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'la (3302 sayılı Kanun) değişik 2/B uygulamasına 2016 yılında başlanmış olup davaya konu (PIV), (PV), (PVIII) numaralı parsellerin 2/B vasfı ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, davaya konu taşınmazların hiç kullanılmadıkları ve kullanım sınırlarının mevcut olmadığı,
1950, 1967, 1976, 19 84... yıllarına ait hava fotoğraflarında dava konusu taşınmazların evveliyatlarından itibaren orman vasfında olmadıkları ham toprak vasfında oldukları, sonuç itibarıyla 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliklerini yitirdikleri belirtilerek İlk Derece Mahkemesince verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava 2/B uygulamasına itiraza ilişkindir.
Dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu, 3402 sayılı Kanun'un 5304 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesi hükümlerine göre yapılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesince; yazılı şekilde davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ise de verilen karar doğru değildir.
Bilindiği üzere; 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B maddesi, “Orman sayılan yerlerden; 31.12.1981 tarihinden önce bilim va fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden; tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanları, orman sınırları dışına çıkartılır. Orman sınırları dışına çıkartılan bu yerler Devlete ait ise Hazine adına, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ise bu müesseseler adına, hususi orman ise sahipleri adına orman sınırları dışına çıkartılır.
Dosya içeriğinden 07.10.2020 tarihli ve 12.09.2018 tarihli keşiflerde dava konusu yerlerin eğiminin yüksek ve üzerinde yoğun orman ağaçlarının bulunduğu, ham toprak vasfında olduğuna dair herhangi bir emarenin bulunmadığının gözlemlendiği.
10.11.2020 tarihli jeodezi ve orman bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazlar üzerinde halihazırda yer yer meşe ve ardıç ağaçlarının bulunduğu, 1950, 1967, 1976, 19 84... yıllarına ait hava fotolarında kullanımının olmadığı ve herhangi bir sınırın oluşmadığı, ekili dikili alanın olmadığı ve imar ihyanın olmadığının tespit edildiği, 18.11.2020 tarihli ... bilirkişi raporunda taşınmazlar üzerinde emekle yetiştirilen herhangi bir kültür bitkisine rastlanılmadığı ve geçmişe yönelik sürüm izine rastlanmadığı, taşınmazlar üzerinde yabani alıç ve kuşburnu ağaçlarının bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazların orman kadastrosuna göre orman sayılan yerlerden olduğu, 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B maddesi uyarınca taşınmazlar üzerinde kullanım olmaması sebebi ile 31.12.1981 tarihinden önce bilim va fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş yerlerden olmadığı,
taşınmazların tarla, bağ, bahçe, meyvelik, zeytinlik, fındıklık, fıstıklık (antep fıstığı, çam fıstığı) gibi çeşitli tarım alanları veya otlak, kışlak, yaylak gibi hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler ile şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerleşim alanlarında da olmadığı değerlendirilerek İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4260, K. 2025/5355, 8 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama