KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/4650 E., 2025/5111 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 1983/18 E., 2008/40 K.
- Hüküm/karar
- Asıl davanın reddine, asli müdahilin talebin, kabulüne
Karar Metni
1.100 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tespite itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine asli müdahilin talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Kadastro çalışmaları sırasında Erzurum ili ... ilçesi ... Mahallesi 1515 parsel sayılı taşınmaz senetsizden, 455, 454 ve 955 parsel sayılı taşınmazlar ise tapu kaydına dayalı olarak tarla vasfıyla ... adına; 51 parsel vergi kaydına dayalı olarak, 48 parsel tapu kaydına dayalı olarak davalı gerçek kişiler adına tespit edilmiştir.
Davacı ..., vergi kaydı, tapu kaydı, ırsen intikal ve eklemeli zilyetlik sebebine dayalı olarak 48, 51, 454, 455, 955, 1400, 1515 nolu parsellerin davalılar adına yapılan tespitlerinin iptali ile adına tapuya tescilini talep etmiştir. Asli Müdahil ... 02.07.2008 tarihli müdahale dilekçesi ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetlik sebebine dayalı olarak 454, 455, 955 parsellerin ... adına olan tespitlerinin iptali ile adına tescilini talep ve dava etmiştir.
Mahkemenin 24.06.1988 tarihli ve 1983/18 Esas, 1988/12 Karar sayılı kararı ile 1400 parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak tefrik kararı verilmiştir.
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tapu kayıtlarının taşınmazlara uygulanamadığı, dava konusu taşınmazların zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğu ancak davacının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. maddesi anlamında ekonomik amaca uygun nizasız ve fasılasız zilyetlik şartlarının davacı lehine oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine, asli müdahilin 454, 455 ve 955 parseller yönünden açtığı davanın kazandırıcı zamanaşımı ile zilyetlik şartları oluştuğundan kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1. Temyize konu 955 parsel yönünden yapılan incelemede.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına ve dosya içinde bulunan belirtmelik tutanakları,
tablendikatifler yapılan keşifte alınan tanık ve mahalli bilirkişi beyanları teknik bilirkişi raporları ile de doğrulanmış olmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Temyize konu 454 ve 455 parseller yönünden yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince, davalı ... tapusunun oluştuğu tarih itibariyle davacı taraf lehine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14. ve 46/1. maddelerinde yazılı zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir.
Şöyle ki. 3402 sayılı Kanun'un 46/1. maddesi, "4753 sayılı Kanun ile ek ve tadilleri uyarınca ... adına kaydedilen taşınmaz mallar, bu Kanun hükümlerine göre doğan iktisap şartlarına istinaden zilyetleri adına tespit ve tescil olunur." hükmünü içermektedir.
Buna göre, 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu (4753 sayılı Kanun) uyarınca ... adına tapuya tescil edilen taşınmazların zilyetlikle kazanılabilmesi için, öncesi itibariyle özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden bulunması ve tescil tarihi itibariyle zilyetleri yararına 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle mülk edinme koşullarının gerçekleşmiş olması zorunludur.
Ne var ki, dava konusu 454 ve 455 parsel sayılı taşınmazların belirtmelik tutanakalarında 1937 yılında meradan açıldığı ve asli müdahilin 1952 yılından beri taşınmazda işgalci olduğunun anlaşılması karşısında kadastro paftası ile Toprak Komisyon haritası usulünce çakıştırılmamış, dava konusu 454 ve 455 parsel sayılı taşınmazların öncesinin mera olup olmadığı araştırılmamış, davalı Hazinenin dayandığı ve tespite esas tapu kayıtlarının oluşumuna esas belirtmelik tutanakları mevcut ise de tablendikatif tutanakları getirtilmemiş, mahalli bilirkişilerin zilyetliğe ilişkin soyut beyanları esas alınarak hüküm kurulmuştur.
Ayrıca; taşınmazların kullanım süresi ile niteliklerini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, bu yönden de bir araştırma yapılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varabilmek için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, ... tapusunun oluşum tarihi olan 1964 yılından (ve dava tarihinden) 15-20-25 yıl öncesine ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı Harita Genel Müdürlüğü'nden tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosyaya konulmalı;
dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede yapılan toprak tevzii çalışmalarına ilişkin tüm evraklar ikmal edilmeli, bundan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen şahıslar arasından seçilecek aynı köy ve komşu köyler halkından ayrı ayrı üçer kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu ve fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, yapılacak keşifte,
tespit dayanağı olan ve taşınmazların belirtmelik tutanaklarında taşınmazlara uygulandığı anlaşılan başka kayıtlar var ise bu kayıtlar yerel bilirkişi yardımı ve fen bilirkişi eli ile uygulanmalı, fen bilirkişisinden tapu kayıtlarının haritası ile kadastro paftasının ölçekleri eşitlenerek ve zemine çakıştırılarak uygulanması suretiyle tapu kayıtlarının kapsamını gösterir krokili rapor alınmalı, tapu kayıtlarının haritasının fenni sıhhate uygun olmaması halinde ise sınırları itibariyle uygulanarak,
tek tek kapsamı krokide gösterilmeli, belirtmelik tutanağında uygulanan kayıtlar varsa bu kayıtlarda zemine uygulanarak aynı yöntemle kapsamları belirlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başladığı, kim tarafından, ne zamandan beri kullanıldığı,
dayanak vergi kayıt malikleri ile davacılar arasında akdi veya ırsi bağın bulunup bulunmadığı sorulup saptanmalı, davacılara bu konuda delilleri sorulmalı, kamu orta malı niteliğinde mera, yaylak gibi yerlerden olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, keşifte alınan beyanlar komşu parsellerin tutanak ve dayanağı kayıtlar ile denetlenmeli;
ziraat bilirkişisi kurulundan, çekişmeli taşınmazların önceki ve mevcut niteliğini, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini ve komşu parseller ile nasıl ayrıldığını açıklayıp, tarımsal niteliğini belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinden hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak,
dava konusu taşınmazların hava fotoğraflarında gösterilmesi istenilmeli ve taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu ve arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten rapor alınmalı.
Hazineye ait tapu kayıtlarının kapsamında kaldığının anlaşılması halinde, davacı taraf yararına 3402 sayılı Kanun'un 46/1. maddelerinde öngörülen edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olduğundan davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4650, K. 2025/5111, 1 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama