KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/4839 E., 2025/2834 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/658 E., 2024/475 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/35 E., 2021/146 K.
Karar Metni
559 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-A maddesi uyarınca 2019 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında, ... ili Merkez ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan, tapuda davacı Hazine adına "tarla" vasfıyla kayıtlı bulunan eski 13 parsel sayılı 21.600,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 114 ada 170 parsel numarasıyla ve 21.600,15 metrekare yüzölçümlü olarak; tapuda davalılar adına kayıtlı bulunan eski 18 parsel sayılı 12.900,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 114 ada 169 parsel numarasıyla ve 14.404,97 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde özetle, uygulama kadastro sırasında davalılara ait taşınmazın yüzölçümünün arttığını, bu artışın Hazineye ait 114 ada 170 parsel sayılı taşınmaza doğru genişlemesinden kaynaklandığını ileri sürerek dava açmıştır.
II. CEVAP
Davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...114 ada 169 parsel ile 170 parselin müşterek sınırlarının tesis kadastrosu sırasında düz bir hat olarak birleştirilerek kıvrımlarının tam ölçülmediği, uygulama kadastrosunda ise teknolojik imkanlardan da yararlanılarak kıvrımların tam ve doğru ölçüldüğü için yüz ölçüm farkının meydana geldiği, taşınmazların tüm sınırlarının yönetmelik hükümlerine uygun olduğu..." gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli 114 ada 169 parsel ve 114 ada 170 parsel numaralı taşınmazın uygulama kadastro tespiti gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, ada bazında bir değerlendirme yapılmadığını; eksilme ve artma meydana gelen ve o ada içinde yer alan bütün taşınmazlardaki hata paylarının belirlenmediğini, uygulama kadastrosunun tesis kadastrosu sınırlarına uyulmadan yapıldığını, taşınmazlar arasında sabit sınır bulunduğu şeklindeki değerlendirmenin yönetmelik hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, zirai bilirkişi raporununda yetersiz olduğunu, bu konuda ek rapor talepleri bulunmasına rağmen bu taleplerinin de karşılanmadığını, azalma meydana gelen Hazine taşınmazı hakkında bir değerlendirmede de bulunulmadığını, kararın usul ve kanuna aykırı olup eksik incelemeye dayalı verildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanunun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/4839, K. 2025/2834, 10 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama