KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/5118 E., 2025/5778 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/97 E., 2024/75 K.
- Hüküm
- Davanın reddine
Karar Metni
554 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkeme kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava konusu taşınmazın bulunduğu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında, genel arazi kadastrosu işlemi 1961 yılında kesinleşmiştir. Çekişmeli taşınmaz bu çalışmada tapulama harici bırakılmıştır. Ayrıca yörede dava tarihinden önce 19.04.1999 tarihinde ilan edilerek kesinleşen Orman Kadastrosu ve (2/B) uygulaması bulunmaktadır.
Davacı vekili, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan ve 06.07.2007 tarihinde idari yoldan 1527 (yeni 14 94... ) parsel numarası ve bahçe vasfıyla Hazine adına tescil edilen taşınmaz hakkında, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, "çekişmeli taşınmaz üzerinde davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle davanın kabulüne, çekişme konusu 14 94... parsel sayılı taşınmazın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline dair karar, davalı ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 29.11.2018 tarihli ve 2016/4019 Esas, 2018/7221 Karar sayılı sayılı ilamıyla; "mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, taşınmazın tarım arazisi olup olmadığı, imar-ihya edilip edilmediği,
edilmişse imar-ihyanın hangi tarihte gerçekleştiği gibi hususların kuşku bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulmadığı, taşınmazın batısında hali arazi vaziyetindeki taşınmazdan sonra orman parseli bulunduğu halde taşınmazın niteliğinin tespiti açısından orman araştırmasının yapılmadığı, taşınmazın niteliğinin ve zilyetlik süresinin belirlenmesinde esaslı unsur olan hava fotoğraflarından da yararlanılmadığı belirtilerek yeniden usulünce orman ve zilyetlik araştırması yapılması" gereğine değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde "uzman bilirkişiler tarafından hava fotoğrafları ve orman kadastro haritası üzerinde yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucunda, dava konusu taşınmaz üzerinde imar ihyanın 1991-1992 yıllarında tamamlanmış olduğunun belirlendiği, davacının çekişmeli taşınmaz üzerindeki zilyetlik süresinin imar ihyanın tamamlandığı tarihten idari yoldan tescil tarihine kadar yaklaşık 15 yıl olduğu, davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına,
bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre,
İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5118, K. 2025/5778, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama