KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/5278 E., 2025/5774 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/606 E., 2024/740 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/15 E., 2021/181 K.
Karar Metni
905 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının, davalılardan ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
... ili ... ilçesi ... köyünde bulunan 1000 parsel sayılı taşınmaz yörede 1969 yılında yapılıp kesinleşen tapulama çalışmaları sonucunda tarla niteliğinde ve 1.164,50 m² yüzölçümlü olarak dava dışı gerçek kişiler adına tespit ve tescil edilmiş, sonrasında satış suretiyle davalıya intikal etmiştir.
Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın bulunduğu ... köyünde orman tahdit çalışmalarının 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 sayılı Kanun) göre 26.04.1948 tarihinde ilan edildiğini, ... köyünde bulunan 1000 parsel sayılı davalı adına olan taşınmazın tamamının Devlet ormanı içerisinde kaldığını ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin tapu siciline güvenip iyi niyetli olarak taşınmazı satın aldığını, tapu sicilinin tutulmasından Devletin sorumlu olduğunu, satın alma işlemi sırasında tapu kaydında herhangi bir sınırlama ve şerh olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... mahallinde yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi heyeti raporu uyarınca, dava konusu taşınmazın tamamının kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğunun belirlendiği ..." gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükme karşı davalılardan ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, "... kesinleşen orman kadastrosuna ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve fen bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın tamamının kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı ve orman sayılan yerlerden olduğu anlaşıldığından, davanın kabulüne dair Mahkeme kararında usul ve esas yönünden kanuna aykırı bir husus bulunmadığı ..." gerekçesi ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; bu kez davalı ... vekili tarafından Bölge Adliye Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşmiş orman kadastrosu iddiasına dayalı tapu iptali ile tescil istemine ilişkindir.
Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Kanun hükümleri gereğince 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi bulunmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermek için yeterli olduğundan söz edilemez. Şöyle ki, dava kesinleşmiş orman tahdidine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olmasına rağmen, orman tahdidi uygulamasının yeterli ve denetlenebilir olduğunu söyleyebilme imkanı yoktur.
Hükme esas alınan raporda orman sınır hattına ait 9020, 9021, 9022 ... ... nolu orman sınır noktalarının hiçbiri keşif esnasında gösterilmemiş, dava konusu yerin, anılan hattın batısında orman sınırları içerisinde bırakıldığının belirtilmesiyle yetinilmiştir. Yine 3116 sayılı Kanun hükümleri gereğince 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdit tutanaklarında geçen ... deresi ile ... yolu eski tarihli hava fotoğraflarında denetlenebilir şekilde gösterilmemiştir.
Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi çalışmasına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği dosyaya getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi,
bir jeodezi mühendisi bilirkişi ve bir fen bilirkişi elemanının katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli;
orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra özellikle çalışma tutanaklarında geçen ... deresi ile ... yolu 1948 tarihine en yakın hava fotoğrafında bulunup çekilmeli taşınmazı da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle ... deresi ve ... yolu, çekişmeli taşınmaz ile birlikte hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli;
orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli;
çelişki bulunmakta ise dava konusu parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna uygun bulunmadığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5278, K. 2025/5774, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama