KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/5367 E., 2025/6068 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/2055 E., 2024/1492 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 24. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/348 E., 2022/172 K.
Karar Metni
854 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında kesinleşmiş orman tahdidine dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava konusu ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 68 07... parsel sayılı taşınmazın davalı adına kayıtlı olduğu, beyan bölümünde; 10.04.1996 tarihli ve 1220 yevmiye numarası ile orman tahdit veya kadastro sınırı içinde kaldığı açıklamasının bulunduğu, yörede 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre, 22.12.1980 tarihinde kesinleşen Orman Kadastrosu ve 1744 sayılı Kanuna göre 2/B çalışması, 1984 yılında 2896 sayılı Kanuna göre 2/B çalışması, 1986 yılında 3302 sayılı Kanuna göre de 2/B çalışması bulunduğu, taşınmazın kesinleşmiş orman tahdidi içerisinde kaldığı anlaşılmıştır.
Davacı ... İdaresi vekili, dava dilekçelerinde; davalı adına kayıtlı bulunan ... ilçesi ... Mahallesi 68 07... parsel sayılı taşınmazın tamamının kesinleşmiş devlet orman sınırları içerisinde kaldığını belirterek, taşınmazın tapusunun iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı, taşınmazın bedeline ilişkin ayrı bir dava açılması gerektiği belirtilerek davanın kabulüne, dava konusu 68 07... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; ikinci kadastro niteliğinde olan orman kadastro çalışmasının kanun gereği hükümsüz olup, davalıya ait taşınmazın orman şerhi konulmadan önce, tapusu mevcut bulunan bir taşınmaz olduğu, taşınmazın öteden beri orman vasfında olmadığı, tapunun iptaline karşılık emsal bir taşınmaz verilmesi ya da rayiç bedeli kadar tazminat ödenmesine karar verilmesi ve yargılama gideriyle vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılması gerektiği iddiasıyla, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince; bir taşınmazın mükerrer olacak şekilde arazi kadastrosu ile orman kadastrosu çalışmasına tabi tutulmuş olmasının, ikinci kadastro yasağı kapsamında kalmadığı, evveliyatı orman olan bir yerin özel mülkiyete konu olabilecek şekilde tapu siciline tescilinin hukuken mümkün olmadığı, orman ve harita bilirkişisi tarafından tanzim edilen 03.01.2022 tarihli bilirkişi raporu ile taraflar arasında görülüp kesinleşen mahkeme kararı kapsamında yapılan değerlendirmede; dava konusu taşınmazın 4785, 56 38... sayılı Kanunlara tabii olmadığı,
taşınmazın bulunduğu sahada, 1744 sayılı Kanuna göre yapılıp, 22.10.1980 tarihinde kesinleşen çalışmada, (2/B)'ye konu edilmediği, yine 01.01.19 84... .06.1986 yıllarında 2896 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun (2896 sayılı Kanun) ve 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunlar (3302 sayılı Kanun)
kapsamında yapılan çalışmalarda da, (2/B)'ye çıkarılmadığı, taşınmazın bu çalışmalarda kesinleşmiş orman tahdit sınırı içerisinde kaldığı, ayrıca dava konusu taşınmazın bulunduğu sahada, 6292 sayılı Kanun'un 11/10 maddesi uyarınca yapılan orman sınır hattındaki fenni hataların düzeltilmesi çalışmasının askı ilanına çıkarılması üzerine de davalı tarafından bu çalışmaya itiraz edilerek, dosya arasına alınan ...
Kadastro Mahkemesinin 2017/30 Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığı, adı geçen Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda orman tahdit sınırının düzeltilmesine ilişkin çalışmalarda herhangi bir hata bulunmadığı ve taşınmazın 22.12.1980 tarihinde ilan edilen kesinleşmiş devlet ormanı sınırları içerisinde kaldığı gerekçesiyle, sınır düzeltilmesi talebine yönelik davanın reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, kesinleşen bu kararın da dava konusu taşınmazın devlet ormanı sınırları içerisinde kaldığı yönünden davalıyı bağlayacak nitelikte kesin delil mahiyetinde olduğu,
dolayısıyla esasa yönelik istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, davalı taraf aleyhine açılan iş bu davada, emsal taşınmaz verilmesi, mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkin karşılık dava açmadığı bu talepleri hakkında harcı yatırılarak usule uygun bir şekilde açılmış bir dava da bulunmadığı, dolayısıyla mahkemece, bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı,
ancak, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 36/A maddesi uyarınca vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin (harç ek karar ile tavzihen kaldırılmıştır), davalıya tahmil edilmiş olmasının doğru olmadığından bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun yerinde olduğu belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle kararın düzeltilerek yeniden esas hakkında kararla, davanın kabulü ile ... ili ... ilçesi ...
Mahallesi 68 07... parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptaliyle bu taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline, davacı ve davalı tarafından sarf edilen vekalet ücreti dahil yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından istinaf iddialarıyla temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5367, K. 2025/6068, 30 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama