KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/5368 E., 2025/5468 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1820 E., 2024/1425 K.
- Karar
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- ... Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/62 E., 2022/10 K.
Karar Metni
851 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca 2020 yılında yapılan uygulama kadastrosu sırasında, ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında ve davacı Hazine adına tapuda kayıtlı bulunan eski 2408 parsel sayılı, 1645 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 1 17... parsel numarası ile ve 1.498,81 metrekare yüzölçümlü olarak, davalılar adına tapuda kayıtlı bulunan eski 2343 parsel sayılı ve 1.785 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 1 17... parsel numarası ile ve 1.958,40 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı Hazine vekili; uygulama kadastrosu sonucunda tecviz dışında davacı Hazineye ait taşınmazın yüzölçümünün azaldığını ve davalıya ait komşu taşınmazın yüzölçümünün arttığını ileri sürerek dava açmıştır.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...davacı Hazine vekilinin uygulama kadastro tespitine yönelik, maliki olduğu ... ili ... ilçesi ...
Köyü 1 17... parselde sınırlandırma hatası yapıldığından bahisle ikame ettiği davada, dosyadaki harita, tutanak ve belgeler, mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava konusu parsellerin tespitinin 1986 yılında yapıldığı, yapılan kadastro tespitinin 1986 yılında kesinleştiği, davacı Hazineye ait 1 17... parselin dava dışı eski 2341 parsel (yeni 1 17... parsel) sayılı taşınmazın miktar fazlası olarak tespit gördüğü,
tesis kadastrosu yapılırken davacıya ait 1 17... parsel ile davalılara ait 1 17... parselin ölçü krokisinde ... poligonları arasındaki ölçü çizgisinde dik ayak 35,00 m dik boy +28,84 m olan ... numaralı noktanın tersimatının paftasına dik boyu 18,84 m. olarak hatalı yapıldığı, hatalı tersimattan dolayı dava konusu parsellerin yüzölçümlerinin de yanlış hesaplandığı, gerçekten de 10.08.2021 havale tarihli bilirkişi raporunun 1 numaralı krokisi incelendiğinde ölçü değerleri ile pafta tersimatının çakışmadığının açıkça anlaşıldığı,
uygulama kadastrosunda düzeltilerek tersim edilen paftanın dosya arasında bulunan 1990, 19 93... yıllarına ait ortofoto ve hava fotoğraflarından anlaşılacağı üzere zeminle uyumlu olduğu, bu itibarla uygulama kadastrosu yapılırken tesis kadastrosunda yapılan tersimat hatasının düzeltilmesinin yönetmeliğe uygun olduğu, bilirkişi raporunda yapılan değerlendirme ve hesaplamaların Mahkememizce hüküm kurmaya elverişli olduğu, dava konu parsellerin uygulama kadastro tespitinde sınırlandırma ve hesaplama gibi herhangi bir hataya rastlanılmadığı, yüzölçüm farklılığının tesis kadastrosunda yapılan tersimat hatasından kaynaklandığı,
davacı tarafın itirazının yerinde olmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine, dava konusu taşınmazların uygulama tespiti gibi tesciline karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine ...
Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesince "...İlk derece mahkemesince dosyaya kazandırılan Dairemizce de usul ve yasaya uygun görülen 03.08.2021 tarihli bilirkişi raporu ve 01.02.2022 tarihli ek bilirkişi raporu ile tesis kadastrosu ölçü krokisi ve sair dosya evrakı kapsamında yapılan değerlendirmede; davacıya ait 1 17... (eski 2408) parsel sayılı taşınmazının yüzölçümü 1.645, 00... iken, güncelleme sonrası 1.498.81 m²'ye düştüğü, parseldeki miktar azalmasının tersimat hatasından kaynaklandığı,
bir başka ifade ile tesis kadastrosu ölçü değerlerinin, kadastro paftası ile çakıştırıldığı rapora ekli 1 no'lu krokide görüldüğü üzere, ölçüm değerli ile pafta tersimatının birbirine uyumlu olmadığı, zira, 1 17... parsel ile 6 (eski 2343) parsel arasındaki müşterek sınırın ölçü değerlerine aykırı olacak şekilde tersim edildiği, ölçü krokisindeki müşterek sınır ile pafta sınırının çakışmadığı,
gerek bilirkişi raporuna ekli 7 no'lu kroki ve gerekse dosya arasında bulunan ölçü krokisinden de anlaşılacağı üzere (ölçü krokisinde yerleri kırmızı nokta ile işaretlenmiştir), P.681-P.678 poligonları arasındaki ölçü çizgisinde dik ayak 35,00 m. dik boy 28,84 m. olan ... numaralı noktanın paftasına dik boyu 18,84 m. olarak hatalı tersim edildiği, hatalı tersimattan dolayı da her iki parselin yüzölçümlerinin yanlış hesaplandığı, bununla beraber güncelleme sonucu oluşan sınırın, tesis kadastrosu ölçü değerlerine birebir uygun olduğu,
bununla birlikte, tersimat hatası bulunduğu hususunun, asıl ve ek rapora ekli (tesis kadastrosu 1986 yılında yapılmıştır) 1972, 1990, 19 93... yılı ortofoto çakıştırmalarından da anlaşılmakta olduğu, Hazineye ait 2408 parsel ile davalı taşınmazın, tesis kadastrosuna en yakın tarih ve sonrasındaki müşterek fiili kullanım sınırının, ölçü krokisi ve güncelleme sınırı ile birebir örtüştüğü, dolayısıyla zemindeki fiili kullanım durumunun, taşınmazda ölçü veya sınırlandırma hatası değil,
tersimat hatası olduğunu göstermekte olduğu ve yapılan çalışmada da tersimat hatasının giderilerek taşınmazların yüzölçümünün doğru hesaplandığı..." gerekçesiyle istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, davacı vekilince karara karşı temyiz yoluna başvurulmuştur.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5368, K. 2025/5468, 10 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama