KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/5558 E., 2025/2990 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/130 E., 2024/793 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/131 E., 2023/67 K.
Karar Metni
571 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Dava konusu; ... ili ... ilçesi ... köyünde kain davacılar adına kayıtlı (eski 999 parsel sayılı 105,00 m² yüzölçümündeki) taşınmaz, yenileme kadastrosu çalışmalarında 116 ada 4 parsel numarasıyla ve 71,21 m² yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
Davacı vekili özetle; dava konusu eski 999 (yeni 116 ada 4) parsel sayılı taşınmazın yenileme kadastrosu çalışmalarında yüzölçümünün azaldığını, davalıya ait eski 1000 (yeni 116 ada 5) parsel sayılı taşınmazın ise sınırlarının genişletildiğini, tespitin hatalı olduğunu ileri sürerek; taşınmazların uygulama kadastrosu tespitlerinin iptali ile davalıya ait taşınmaz içerisinde tespit edilen kısımların davacıya ait taşınmaza eklenerek tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince; ''....; tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dosyaya celbedilen 1/500 ölçekli ortafoto ile harita genel komutanlığından celbedilen 1973-2004-2012 yıllarına ait hava fotoğraflarının çözünürlüğünün yetersiz olduğu bu nedenle teknik olarak davalı yerin sınırlarının incelenmesinde yeterli olmadığı anlaşılmıştır.
Dava konusu parsellerin bulunduğu ... köyünde 3402 sayılı Kanun'un 22-a maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sırasında 116 ada 4 parsel sayılı taşınmazın sınırlarının tespitinde köyde bulunan muhtar ve bilirkişi beyanları esas alınarak beyana göre sabit sınır belirlenip çalışma yapıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce mahallinde yapılan keşif ve dinlenen tanık ve mahalli bilirkişi beyanları da nazara alındığında teknik bilirkişi heyeti tarafından mahkememize sunulan 25.01.2023 tarihli raporda ve ekli krokisinde; ilk tesis kadastrosundaki sınırlar dikkate alınarak yeniden yapılan ölçüm neticesinde dava konusu 116 ada 4 parsel sayılı taşınmazın alanının genişlemesi gerektiği, tesis kadastrosundaki ölçümün hatalı yapıldığı,
krokide bu alanların A1 ve C ile gösterildiği toplam alanın 12,19 m² olarak ölçüldüğü ve bu alanın davalı adına kayıtlı 116 ada 5 parsel sayılı taşınmazın içerisinde kaldığı şeklindeki gerekçeli ve detaylı rapora itibar edilmiş, dava konusu sınırlar ile ilgili, tanık beyanlarından anlaşıldığı üzere, taraflar arasında herhangi bir çekişmenin ve husumetin de yaşanmadığı...'' gerekçesiyle davanın kabulüne, 25.01.2023 tarihli bilirkişi raporunda (A1) harfiyle östereilen 10,05 m² ve (C) harfiyle gösterilen 2.14 m² kısımların ifrazı ile davalı adına olan tapu kaydın iptaline,
bu kısımların davacı adına kayıtlı 116 ada 4 parsel sayılı taşınmaza eklenerek tapuya tesciline karar verilmiş, verilen hükmün davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ve iş bu karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5558, K. 2025/2990, 15 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama