KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2024/5850 E., 2025/5573 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/996 E., 2024/731 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/46 E., 2021/16 K.
Karar Metni
528 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sonucunda ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkinde bulunan 1 17... ve 1 09... parsel sayılı taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki, özel mülkiyete konu olamayacak taşınmazlardan olduğunu, orman olduğunu davalının zilyetliğinin bulunmadığı halde davalı adına tespit edildiğini ileri sürerek tespite itiraz etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi sunmamış ise de keşif mahallinde alınan beyanında; taşınmazların murislerinden eklemeli zilyetlik yoluyla kendisine geçtiğini, halen zilyetliklerinin kendine ait olduğunu belirtmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazların konumunun en eski tarihli hava fotoğrafı, memleket haritası ve amenajman planı meşcere haritaları ile kadastro paftası ölçekleri eşitlenerek birbirleri üzerine aplike edilmek suretiyle net olarak gösterilmesi suretiyle bilimsel ve denetime uygun düzenlenen bilirkişi raporuna, mahalli bilirkişi beyanlarına itibar edildiği belirtilerek davanın kısmen kabulü ile orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılan dava konusu 1 09... parselin Hazine adına kayıt ve tesciline, evveliyatı orman olmayan, zirai faaliyete konu 1 17... parselin tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının dava konusu taşınmazlarla ilgisinin bulunmadığını, 2. Kadastro tespitinden geriye doğru 10-15-20 yıl içinde iki veya üç ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritalarına göre dava konusu taşınmazın ve çevresinin uygulanarak ne şekilde göründüğünün belirlenmesi için bilirkişiler tarafından tespit yapılması gerektiği halde eksik inceleme yapıldığını, 3. Dava konusu taşınmazlar Devletin hüküm ve tasarrufu altında, orman olan yerler olduklarından zilyetlikle iktisaplarının mümkün olmadığını beyan etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması kapsamında dava konusu taşınmazlara ilişkin tespitin uygun yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/5850, K. 2025/5573, 15 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama