KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/1816 E., 2025/6741 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Kasım 2025
- Mahkemesi
- Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/220 E., 2024/112 K.
Karar Metni
1.011 kelime·5 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, tapuda davacı ve dava dışı hissedarlar adına kayıtlı bulunan eski 1911 parsel sayılı 19.750, 00... yüzölçümündeki taşınmaz, 42 69... parsel numarasıyla 13.403, 23... yüzölçümlü olarak; Hazine ve ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 1910 parsel sayılı 17.760, 00... yüzölçümündeki taşınmaz 42 69... parsel numarasıyla 20.953, 29... yüzölçümlü olarak; ... ve müşterekleri adına tapuda kayıtlı bulunan eski 1912 parsel sayılı 15.760, 00... yüzölçümündeki taşınmaz ise 42 69... parsel numarasıyla 18.037, 02... yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sonucunda Hazine adına kayıtlı bulunan ... ili ... ilçesi ... köyü eski 19 10... ada 8 parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını, eksikliğin davalılara ait taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek, eski hale getirilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kadastro Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; husumet itirazlarının olduğunu, hukuka aykırı bir durumun olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2018 tarihli önceki kararıyla davanın reddine, dava konusu taşınmazların uygulama kadastro tespiti gibi tapuya tescillerine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 16.05.2018 tarihli kararının davacı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 18.01.2019 tarihli kararıyla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Bölge Adliye Mahkemesinin 18.01.2019 tarihli kararının, davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizce; "... öncelikle, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe en yakın tarihli hava fotoğrafları, temin edilebilen en eski ve güncel ortofoto ve uydu fotoğrafları getirtilerek dosya arasına alınması, bundan sonra önceki bilirkişiler dışında harita mühendisi ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi sıfatına sahip bilirkişilerin de dahil olduğu,
üç kişilik uzman bilirkişi kurulu eliyle yukarıda belirtilen şekilde inceleme ve araştırma yapılarak denetime elverişli rapor alınması ve bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... harita mühendisi heyetinin raporunda da belirtildiği üzere, dava konusu 42 69... parsel sayılı taşınmazın ilk tesis kadastrosunun grafik yöntem esas alınarak yapıldığı, dava konusu taşınmazların yer aldığı adada ada bazında sınırlandırma hatasının olduğu, yanlış olarak tespit edilen sınırlar üzerinden planimetrik yöntemle yüzölçümü hesaplamasının yapıldığı, tesis kadastrosunun yapıldığı yıla en yakın tarihli hava fotoğrafı olan 1951 tarihli hava fotoğrafında 9 parsel sayılı taşınmazın kuzey ve güney sınırlarının uygulama kadastrosu çalışmasındaki gibi olduğu,
tesis kadastrosundan sonraki en yakın tarihli olan 1967 tarihli hava fotoğrafında ise sabit nitelikli tüm sınırları itibariyle uygulama kadastrosundaki sınırlar ile uyumlu olduğu, ayrıca her iki hava fotoğrafındaki tespit edilen sınırların ilk tesis kadastrosu pafta sınırları ile uyumsuz olduğu ve yapılan yenileme çalışması ile söz konusu hataların giderildiğinin anlaşıldığı ..." gerekçesiyle, davalı Kadastro Müdürlüğü yönünden açılan davanın husumet yönünden reddine, diğer davalılar yönünden açılan davanın reddine, dava konusu 42 69... ve 10 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tespiti gibi tapuya tescillerine,
dava konusu 42 69... parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastro komisyonunca yapılan tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; eksik ve hatalı inceleme yapıldığını belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Dava, uygulama kadastrosu tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçeyle dava konusu 42 69... ve 10 parsel sayılı taşınmazların uygulama kadastro tespiti gibi tapuya tescillerine, dava konusu 42 69... parsel sayılı taşınmazın uygulama kadastro komisyonunca yapılan tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Şöyle ki. İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif sonucu düzenlenen 13.11.2024 havale tarihli teknik bilirkişi kurulu raporunun içeriğinde, "... dava konusu taşınmazın tesis kadastrosu sonucu oluşturulan pafta sınırlarının zemin, ortofoto görüntüleri 1967, 19 71... tarihli hava fotoğrafında tespit edilen sınırlar ile uyumsuz oduğu, 1951 tarihli hava fotoğrafında tespit edilemediği.
Kadastro yenilemesi (22/a) sonucunda dava konusu taşınmazın sabit nitelikli sınır olarak belirlenen sınırlarının zemin, ortofoto görüntüleri ile 1967, 19 71... tarihli hava fotoğraflarında tespit edilen sınırlar ile uyumlu olduğu, 1951 tarihli hava fotoğraflarında parselin kuzey ve güney sınırlarının hava fotoğrafında belirlenebilen sınırlar ile uyumlu olduğu, diğer sınırlarının ve komşu parsel sınırlarının yer aldığı lokasyonun hava fotoğrafının çözünürlüğünün düşük olmasından dolayı tespit edilemediği,
dava konusu taşınmazın 22/2-a çalışmaları sonucu eski tapu kaydındaki yüzölçümünde meydana gelen 6.706,77 metrekarelik yüzölçüm azalışının, parsellerin ilk tesis kadastrosu esnasında zeminde mevcut olan sabit nitelikli sınırlarının, hatalı sınırlandırılma yapılarak paftasına aktarıldığı ve hatalı olarak sınırlandırılması yapılarak paftasına aktarılan sınırlar üzerinden planimetrik yöntemle yüzölçümlerinin hesaplanmasından kaynaklandığı ..." açıklamalarına yer verilerek, ilk tesis kadastrosu çalışmalarında planimetre hatası yapıldığı,
tesis kadastrosunun paftasının sınırında hata olduğu belirtilmiş ise de, bu raporun ekinde bulunan krokide, söz konusu anlatıma aykırılık oluşturacak şekilde tesis kadastrosuna en yakın 1951 tarihli hava fotoğrafında sabit sınırın mevcut olmadığı görülmüş ve bu nedenle rapor içeriğindeki açıklamalar doğru görülmemiştir.
Hal böyle olunca. İlk Derece Mahkemesince, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 1967 ve sonrası hava fotoğrafında görülen sabit sınırın uygulama kadastrosu paftasıyla uyumlu olduğu belirtilmiş ise de, tesis kadastrosu sırasında taşınmazlar arasında her hangi bir sabit sınırın mevcudiyetinden söz edilmediği, tesis kadastrosu tarihinden sonraki sınır değişikliklerinin uygulama kadastrosuna esas alınmasının hukuken mümkün olmadığı,
tesis kadastrosunda mevcut olan sabit sınırın sonraki tarihlerde de aynı özelliğini devam ettirdiğinin belirlenmesi gerektiği, uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet uyuşmazlığını çözmek olmadığı ve fiili kullanım durumuna değer verilemeyeceği gözetilerek, teknik belgelerinde bir hata yok ise, tesis kadastrosundaki sınırların dikkate alınacağı dikkate alınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi neticesi yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya uygun bulunmadığından, İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/1816, K. 2025/6741, 17 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama