KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1822 E., 2025/6581 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1596 Esas, 2025/40 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/142 E., 2021/238 K.
Karar Metni
568 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, imzalanan 2002 tarihli bayilik sözleşmesi ile davalı üreticinin Avrupa, Ortadoğu ve Afrika distribütörü olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin 2002 yılından itibaren ... markalı ürünlerin satışını-servis hizmetlerini ve sarf malzemelerinin satış ve dağıtımını tek bayi olarak sürdürdüğünü, ancak bayilik sözleşmesinin 08.09.2017 tarihinde tebliğ edilen fesih ihbarnamesiyle haksız olarak sona erdirildiğini, davalının 2014 yılı Ocak ayından itibaren sergilediği haksız ve zarar verici tutumları nedeniyle müvekkili şirketin zarar gördüğünü,
davanın belirsiz alacak davası olarak ikame olunduğunu ileri sürerek bayilik sözleşmesinin haksız olarak fesih olunduğunun tespitine, müvekkilinin müspet zararı olarak şimdilik 5.000,00 TL, maliyetlerini karşılayamadığı yatırımlarının karşılığı olarak şimdilik 5.000,00 TL, denkleştirme-portföy tazminatı olarak şimdilik 5.000,00 TL, manevi zararlarının karşılığı olarak şimdilik 100.000,00 TL'nin fesih tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında müvekkili şirketin faaliyet alanına giren ürünlerin satışı için sözlü bir anlaşmanın mevcut olduğunu, aralarındaki sözlü anlaşmanın yazılı bir anlaşmaya dönüştürüldüğünü ve 27.01.2016 tarihinde “Bayi Sözleşmesi"ni imzaladıklarını, taraflar arasındaki sözleşmenin feshinin usulüne uygun olduğunu, sözleşmenin haksız feshinden söz edilemeyeceğini, imzalanan sözleşmenin 12.13 maddesi uyarınca taraflar arasındaki geçerli tek hukuki ilişkinin 27.01.2016 tarihli sözleşme olduğunu, sözleşmenin 1.1. maddesine göre davacının münhasır olmayan bayi olarak atandığını,
davacıya herhangi bir münhasırlık/tekel hakkının verilmediğini, 11.2 maddesi gereği de haksız olan davacının müvekkilinden portföy tazminatı ya da herhangi bir tazminat talebinde bulunamayacağını, davacının herhangi bir müspet zararının ve maliyetlerini karşılayamadığı herhangi bir yatırımının bulunmadığını, davacının münhasır olmayan bayi olmasından denkleştirme/portföy tazminatı hakkının doğmadığını, manevi tazminat talebinin de haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının tek satıcı olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 1.1 maddesinde, davacının münhasır olmayan bayi olarak belirtildiği, davacının denkleştirme tazminatı isteme hakkının bulunmadığı, diğer talepler yönünden iddiaların ispatlanamadığı, feshin haksız olduğuna dair delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshedildiğinin tespiti ile haksız fesih nedeniyle müspet zarar tazmini, maliyetlerini karşılamayan yatırımların tazmini, denkleştirme-portföy tazminatı ve manevi zararlarının tazmini istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1822, K. 2025/6581, 4 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama