KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/2648 E., 2025/7734 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2290 E., 2025/419 K.
- İlk derece mahkemesi
- Taşköprü Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/66 E., 2024/422 K.
Karar Metni
1.148 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kastamonu ili .... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, eski 330 parsel sayılı 138.700,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 1 10... parsel numarasıyla ve 137.594,52 m² yüzölçümlü olarak mera özel siciline kaydedilmiştir.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu Kastamonu ili .... ilçesi .... köyü 1 10... parsel sayılı taşınmazın içerisinde tüm köylü tarafından kullanılan ve .... köyünde 1970'li yıllarda yapılan kadastro çalışmaları sırasında tüm köylünün kullanımı için yol olarak bırakılmış kısım olduğunu, dava konusu parselin kamu orta malı olarak tespit ve tescil gördüğünü, yolun kullanımının köylünün yararına bırakıldığını, dava konusu edilen ve yol olan kısmın .... köyünde 2013 yılında 3402 sayılı Kanun'a göre yapılan kadastro yenileme çalışmalarında 1 10... parsel sayılı taşınmaz içerisinde bırakıldığını,
tapusunun iptalini istemiş oldukları kısmın kadimden beri yol olarak kullanıldığını, müvekkilinin de bu yolu kullanan ve dava konusu olan 1 10... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu belirterek, dava konusu 1 10... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile taşınmaz içerisinde bırakılan kısmın yol olarak tesciline ve paftasına yol olarak işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ''teknik bilirkişiler tarafından sunulan 08.06.2022 havale tarihli bilirkişi raporu ile dosya arasında bulunan hava fotoğrafları ile davalı taşınmazın kadastro paftasındaki sınırları ve fiili zemindeki sınırların çakıştırıldığı, davalı taşınmazının doğu hududunda dava konusu yola terkin talebine ilişkin yola benzerlik gösteren yol bulunduğu,
Ek-1 krokide yer alan kırmızı renk ile gösterilen sınırın aynı zamanda mahalli bilirkişilerin beyanlarında belirttikleri ve keşif mahallinde gösterdikleri sınır ile örtüştüğü, davalı taşınmazın doğu hududunda bulunan yolun ilk tapulama kadastrosu sırasında kullanılan fotogrametrik paftasının tersimatının hatalı olarak yapılmış olduğu'' gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ''davalı taşınmazın doğu hududunda dava konusu yola terkin talebine ilişkin yola benzerlik gösteren yol bulunduğu, Ek-1 krokide yer alan kırmızı renk ile gösterilen sınırın mahalli bilirkişilerin beyanlarında belirttikleri ve keşif mahallinde gösterdikleri sınır ile örtüştüğü, davalı taşınmazın doğu hududunda bulunan yolun ilk tapulama kadastrosu sırasında kullanılan fotogrametrik paftasının tersimatının hatalı olarak yapılmış olduğu,
yapılan bu tersimat hatası nedeniyle yenileme kadastrosunun da hatalı şekilde yapıldığı, bilirkişi raporunun ekinde belirtilen kroki doğrultusunda düzeltilmesi gerektiği ve İlk Derece Mahkemesince tespit edilen yeni sınırların 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin yönetmelik hükümlerine uygun olarak tespit edildiği'' gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazın ilk tapulama çalışmalarının 1971 yılında yapıldığını, söz konusu alanda yenileme çalışması yapılmasının davacıya yeni bir dava hakkı vermeyeceğini, dava konusu taşınmazın yenileme çalışmaları sırasında, ilk tapulama çalışmaları sırasındaki sınırlarında herhangi bir değişiklik yapılmadığını, bu hususun karara dayanak fen bilirkişi raporunda da açıkça ifade edildiğini, açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, karara dayanak fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen alana ilişkin;
komşusu olduğu tarım arazileri ve mera alanı ile toprak yapısı ve topoğrafyası yönünden farklılıklar gösterdiğinin ifade edildiğini, söz konusu alanın evveliyatında mera vasfında olduğunu, zamanla köylüler tarafından tarlalarına ulaşmak için yol açılmak suretiyle işgal edildiğini, bu haliyle dava konusu alanın işgal edilmesinin, mera vasfını yitirmesine sebebiyet vermeyeceğini, taşınmazın yol olarak terkininin usul ve kanuna aykırı olduğunu, yine karara dayanak fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen alana ilişkin;
dosyaya sunulan 28.05.2021 tarihli bilirkişi raporunda söz konusu alanın yol vasfında olmadığının açıkça tespit edildiğini, dosyaya sunulan son bilirkişi raporlarında bu alanın da yola eklenmesi gerektiğinin belirtilmesinin çelişki oluşturduğunu, çelişki giderilmeksizin (B) harfi ile gösterilen alanın da yol olarak terkinine karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, açılan davada yasal hasım olarak bulunmalarına rağmen, verilen kararda aleyhlerine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince ve Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda yazılı şekilde karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki. 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosunun amacı, teknik açıdan yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği anlaşılan kadastro haritalarının yenilenmesi ve uygulanabilir hale getirilmesidir.
Uygulama kadastrosunun amacı, mülkiyet ihtilaflarını canlandırmak ve çözmek değil; tesis kadastrosu sırasında yapılan teknik hataları belirleyerek gidermek ve kadastro paftalarını zeminle uyumlu, uygulanabilir, teknik ihtiyaçlara cevap verir ve güvenli hale getirmektir.
Uygulama kadastrosu yapılırken, tesis kadastro sırasında da zeminde mevcut olduğu anlaşılan sabit noktalar ile aynı döneme ya da öncesine ait farklı amaçlarla üretilmiş harita ve benzeri verilerden yararlanılmakta, tesis kadastrosu haritaları ortofoto üzerine işlenmekte, düzenlenecek ada raporunda, haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden kaynaklandığı gösterilerek,
varsa hataların nasıl giderildiği açıklanmakta ve bundan sonra yukarıda sözü edilen yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılıp, her bir parsel hakkında uygulama tutanağı düzenlenerek uygulama kadastrosu paftaları üretilmektedir.
Uygulama kadastrosuna itiraz davaları, özü itibarıyla uygulama faaliyetinin yukarıda açıklanan ilke ve yöntemlere göre yapılıp yapılmadığının denetlenmesini zorunlu kılan davalardır. Yöntemine uygun yapılmayan uygulama kadastrosu, mülkiyete ilişkin kazanılmış hakların ihlali sonucunu doğurur.
Uygulama kadastrosu yapılırken fiili kullanım sınırının değil, teknik belgelerinde bir hata yok ise tesis kadastrosu sonucu düzenlenen paftadaki sınırların dikkate alınacağı, davanın mahiyeti gereği fiili kullanım durumuna değer verilmeyeceği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca; tesis kadastrosu ile belirlenerek kesinleşen sınırlarda herhangi bir hesaplama, ölçü ve tersimat hatası bulunmadığı takdirde, yenileme kadastrosu çalışmalarında tesis kadastrosu ile belirlenerek kesinleşen sınırlara uyulmasında zorunluluk bulunduğu, dava konusu taşınmazın ilk tesis kadastrosu paftasının üretiminde herhangi bir hesaplama ve tersimat hatasının bulunmadığının, ilk tesis paftası ile uygulama kadastrosu ile belirlenen sınırın birbirleri ile örtüştüğü, dava konusu taşınmazın 330 parsel numarası ile 1971 yılında yapılan tesis kadastrosu ile harman yeri olarak sınırlandırıldığı,
2013 yılında 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosu ile mera olarak sınırlandırıldığı, tesis kadastrosu ile uygulama kadastrosu sınırlarının birbiri ile uyumlu olduğu gözetilerek, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/2648, K. 2025/7734, 23 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama