KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/276 E., 2025/4337 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1138 E., 2024/1851 K.
- İlk derece mahkemesi
- Çanakkale Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/6 E., 2023/51 K.
Karar Metni
723 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-A maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında, Çanakkale ili ... köyü çalışma alanında ve tapuda davacılar adına kayıtlı bulunan eski 15 parsel sayılı ve 41.600,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 101 ada 101 parsel numarasıyla ve 41.981,17 metrekare yüzölçümlü olarak; davalı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 16 parsel sayılı ve 31.850,00 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise 101 ada 100 parsel numarasıyla ve 31.546,99 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.
2. Davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkilleri adına kayıtlı taşınmazın yüzölçümünün azaldığını, eksikliğin davalıya ait taşınmazdan kaynaklandığını ileri sürerek dava açmıştır.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; tesis kadastrosundan sonra müvekkiline ait taşınmazı davacı tarafın işgal ettiğini, uygulama kadastrosunda hatanın bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "1966, 1968 ve 1972 tarihli hava fotoğraflarında tesis kadastrosu sınırları ve uygulama kadastrosu sınırlarının birebir uyumlu olduğu, sabit sınırın bulunmadığı, uygulama kadastrosunun yönetmelik ve genelge hükümlerine uygun olduğu, dava konusu edilen bölüme yönelik davacının mülkiyet iddiasında bulunduğu" gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli taşınmazların uygulama kadastrosundaki gibi tespit ve tescillerine; davacıların mülkiyete ilişkin iddia ve talepleri bakımından görev yönünden reddine, Mahkemenin görevsizliğine, görevli ve yetkili Mahkemenin Çanakkale Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; "dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına,
yapılan keşif sırasında dinlenilen yerel bilirkişiler ve tanık beyanlarına, görüşleri hükme esas alınan teknik bilirkişinin raporunda, taşınmaz alanlarının tecviz dahilinde kaldığının, tesis kadastrosu tespit tarihinden önceki ve en yakın tarihli olan 1966, 1968 ve 1972 tarihli hava fotoğraflarının incelenmesinde, davacıya ait taşınmazın davaya konu teşkil edilen sınırının 22/a uygulaması ile alınan sınır ile birebir uyumlu olduğunun bildirilmesine,
çıplak gözle incelendiğinde de davacının talebine konu olan ve Resim 1 de kırmızı diğer resimlerde sarı renkle gösterilen sınırın gerek fotogrametrik yöntemle yapılan tesis paftasına dair fotogrametrik paftada gerekse tespit tarihinden önce/tespit tarihine en yakın tarihli hava fotoğraflarında görülememesine, bu hali ile davacının iddiasını ispat edemediği ve uygulama kadastrosunun Yasa ve Yönetmeliklere uygun olarak belirlendiğinin anlaşılmasına; davacının mülkiyete yönelik talebi açısından ise taşınmazlara yönelik tesis kadastrosu kesinleştiğinden görevsizlik kararı verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı" belirtilerek,
istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; kararın eksik incelemeye dayalı ve hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde iddia edilen hiç bir hususun araştırılmadığını, müvekkillerinin murislerine ait olan 1971 tarihli tapu kaydına ilişkin hiç bir değerlendirme yapılmadığını, bu tapu kaydında belirtilen sınırların ve ölçümlerin, tesis kadastrosunda uygulanmamasının sınırlandırma ve ölçüm hatalarının oluşmasına sebep olduğunu, mahalli bilirkişilerin mevcut sınırların iddia edilen sınırlarla aynı olduğu ve fiilen zeminde var olan sınırın taraflar arasında yıllardır bu şekilde kullanıldığına ilişkin beyanlarına rağmen,
bilirkişinin bu beyanları dikkate almadan rapor hazırladığını, asli müdahilin taraflar arasındaki sınırın şu an fiilen zeminde var olan sınır olduğuna ilişkin beyanının dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu beyan ederek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-A maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/276, K. 2025/4337, 2 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama