KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/3431 E., 2025/7395 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2025
- Mahkemesi
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/29 E., 2025/203 K.
- İlk derece mahkemesi
- Gazipaşa Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/71 E., 2024/89 K.
Karar Metni
1.159 kelime·6 dk okuma·2 bölüm
Taraflar arasındaki kullanım kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davalılar ... ve ... vekili ve Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar ... ve ... vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
Antalya ili ... ilçesi ...
Mahallesi çalışma alanında, 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un geçici 1. maddesi uyarınca 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun Ek 4. maddesine göre yapılan kullanım kadastrosu sırasında, 22... parsel sayılı, 2.563,51 m² yüzölçümündeki taşınmaz kadastro tutanağının beyanlar hanesi (A) harfi ile gösterilen 1.631,96 m²lik kısmının 1/2 şer hisselerle ... ve ... zilyetliğinde bulunduğu, (A) harfi ile işaretli kısmın içerisindeki (C) harfi ile işaretli ev ve (D) harfi ile işaretli ahırın ... evlatları ... ve ...'a ait olduğu,
(A) harfi ile işaretli kısım içerisinde (F) harfi ile gösterilen ahırın ... oğlu ...'a, (G) harfi ile gösterilen ahırın ... oğlu ...'a ait olduğu, (A) kısmı içerisindeki (E) harfi ile gösterilen evin 1. katının ... oğlu ...'a, 2. katının ... oğlu ...'ın fiili kullanımında bulunduğu şerhi yazılarak Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacılar dava dilekçesinde; taşınmazın (A) harfi ile işaretli 1.631,96 m² yüzöçümündeki bölümünün müşterek muristen intikal ettiği iddiasına dayanarak, miras bırakan adına şerh verilmesini talep etmişlerdir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "..Dava konusu taşınmazın evvelinde davacı ve davalıların babası olan ...'dan kaldığı, kök muris ...'ın vefatından sonra dava konusu taşınmazı davalılar kullanmış ise de alınan beyanlarla sabit olmakla kök murisin terekesi usulüne uygun olarak taksim edilmediği ve taraflar arasında da ölümünden sonra kullanım konusunda anlaşmazlık olduğu, davalı tarafların kullanımına davacı tarafların itiraz ettiği anlaşılmakla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 701 ve devamında da belirtildiği üzere murisin ölümüyle terekesinin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu,
elbirliği mülkiyetinde de mirasçılardan birinin kullanımının herkes adına olduğu kabul edildiğinden davalıların kullanımı da bütün mirasçılar adına olduğu ve davacıların davalarını ispatladığı..." gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 22... parsel sayılı taşınmaz, "6831 sayılı Orman Kanunu'nun 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırı dışına çıkarılmıştır.
Taşınmazın (A) harfi ile gösterilen 1.631,96 m²lik kısmı 2000 yılından itibaren muris ... vefatı ile mirasçıları ..., ..., ..., ..., ... ve ... kullanımındadır." şeklindeki ibarenin tapunun beyanlar hanesine şerh vermek ve beyanlar hanesindeki diğer şerhlerin aynen korunması suretiyle taşınmazın tespit gibi tarla vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş;
hükme karşı, davalılar ... ve ... vekili ve Hazine vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş ve işbu karar, davalılar ... ve ... vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacıların davalarını ispat ettiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de verilen karar, dosya kapsamına ve kanuni düzenlemelere uygun bulunmamaktadır.
Davacılar; dava konusu taşınmaz bölümünün tarafların miras bırakanından intikal ettiği iddiasına dayanarak miras bırakan adına kullanım şerhi verilmesi istemiyle dava açmışlar; davalılar ise miras bırakan ...'ın sağlığında 2000 yılında kendilerine bağışladığı ve taşınmazlar üzerinde fiili kullanımın da bu tarihten beri davalıların zilyetliğinde olduğunu savunmuşlardır. Dosya kapsamından taşınmazın öncesinin miras bırakan ...'a ait olduğu sabittir.
Mahallinde yapılan keşif sırasında dinlenen tespit bilirkişileri ... .... ve ... ...'in, tespit sırasında miras bırakan ...'ın sağ olduğunu ve dava konusu taşınmazın kullanımı ile ilgili muhtar... ...'e beyanda bulunduğunu bildikleri yönünde beyanda bulunmuşlar; tespit tutanağında muhtar sıfatıyla imzası bulunan ...'in yine keşif sırasında alınan beyanında tespit sırasında dava konusu taşınmazın kullanımı ile ilgili ...'ın yanına gittiğini ve taşınmazın davalılar adına tespit edilmesi gerektiğini söylediği yönünde beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Yine dosya arasında, davalı ... hakkında Gazipaşa Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/235 Esas ve 2018/163 Karar sayılı dosyası ile dava konusu taşınmaz hakkında kesinleşmiş orman kadastrosu içerisinde işgal ve faydalanma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Dosya kapsamında bulunan bu bilgiler değerlendirildiğinde; miras bırakanın dava konusu taşınmazı davalılara hibe ettiği anlaşılmakta olup, burada tartışılması gereken husus, miras bırakanın davalılara yaptığı bağış ile zilyetliğin davalılara geçip geçmediği konusunda toplanmaktadır. Dava konusu taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığı, menkul mal hükümlerine tabi olduğu, bu nedenlerle taraflar arasındaki uyuşmazlığın zilyetlik hükümlerine göre çözümleneceği kuşkusuzdur.
Kısa elden teslim, bir eşyayı -somut olayda tapusuz taşınmazı- feri zilyet sıfatıyla elinde tutan kişinin asli zilyetle arasındaki anlaşmaya dayanarak asli zilyetliği kazanması halidir.
Böylece kısa elden teslim yoluyla zilyetliğin teslimsiz kazanılması mümkün olup; davalılar ve miras bırakanın, miras bırakanın ölüm tarihine kadar birlikte oturduğuna göre, somut olayda kısmen kısa elden teslimin varlığını ve davalılara miras bırakanları tarafından yapılan bağış ile zilyetliği de kazandığının kabulü gerektiği, keza miras bırakanın tespit tarihinde sağ olduğu ve Covid-19 salgını nedeniyle dört ay süreyle (13.03.2020-16.07.2020) askı ilanında kalan tutanağa ölüm tarihi olan 27.06.2020 tarihine kadar itiraz da etmediğinin anlaşıldığına göre, İlk Derece Mahkemesince bu gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken,
dosyaya uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
KARŞI OY
Dava; kullanım kadastrosuna itiraz davasıdır.
Davacılar dava dilekçesi ile dava konusu 22... sayılı parselin babalarından kaldığını, hep birlikte kullandıklarını, kendilerinin de hakları olduğunu, kendi paylarının kendi adlarına yazılması gerektiğini belirttikleri, keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların dava konusu taşınmazı eskiden beri ..., eşi ve ailesinin hep birlikte kullandıklarını, (C) harfi ile gösterilen ev ve bir kısım bahçenin ise ....’ın fiili kullanımında olduğunu beyan ettikleri, mahalli bilirkişi...’nın beyanında ise tespit yapacakları zaman eve çıkarak evde hasta olan ...'a dava konusu taşınmazı kimin adına yazmaları gerektiğini sorduğunu,
...’ın ise oğulları adına yazmasını istediğini, buna istinaden davalılar adına yazıldıklarını beyan ettiği, ...’ın tespitten üç ay sonra vefat ettiği, böyle bir beyanın olup olmadığının diğer tespit maliklerince doğrulanmadığı, kaldı ki özgür iradesiyle böyle bir beyanda bulunup bulunmadığının da tespit edilemediği, diğer tespit maliklerinin bunu bizzat duymadıklarını, davacılardan bir tanesinin ise babasıyla konuştuğunda dava konusu taşınmazın kendi adına yazıldığını beyan ettiğini söylediğini, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünde olduğu gibi ...’ın çocukları arasında bir taksim olmadığı,
evleninceye kadar kızlarının da dava konusu taşınmazı kullandıkları, davacı kızlar evlenip dava konusu taşınmazda bulunan evden ayrıldıktan sonra zaman zaman gelip kullanmaya devam ettikleri, ...’ın eşinin başka bir anlatımla tarafların annelerinin taşınmazda bulunan evde halen oturmaya devam ettiği, tarafların murisi ...’ın vefatından sonra taraflar arasında ihtilaf çıktığı, davalıların kız çocuklarını taşınmaza sokmamaya başladıkları, davalıların istinafa giderken babalarının kendilerine bağışladığına dair herhangi bir istinaf sebebi ileri sürmedikleri,
temyiz dilekçelerinde de temyiz sebebi olarak ileri sürmediklerinden bu konuya res'en girilemeyeceği, bu nedenle İlk Derece Mahkemesinin değerlendirmesi ve Bölge Adliye Mahkemesinin aynı doğrultudaki değerlendirmelerinin doğru olduğu, kararın onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılamıyorum.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/3431, K. 2025/7395, 9 Aralık 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama