KÜNYE
8. Hukuk Dairesi 2025/683 E., 2025/5458 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/859 E., 2024/1142 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... Kadastro Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/356 E., 2023/101 K.
Karar Metni
616 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, 2 18... parsel sayılı 4.956, 00... yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının edinme sebebi sütununda, 1984 yılında yapılan tapulama çalışmalarında tescil harici alanda kalan taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan ve ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerlerden olduğu ve 2000 yılında ..., ... ve ...’ın kullanımında bulunduğu belirtilerek tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir.
2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... köyü 2 18... parsel sayılı taşınmazın müvekkilleri olan davacıların zilyetlik ve kullanımında olmasına rağmen Hazine adına tespit edildiğini, yapılan bu tespitin hatalı olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın davacılar adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufunda olması gereken yerlerden olduğunu, özel mülkiyete konu olamayacağını, imar ihya ve zilyetlikle iktisap i koşullarının oluşmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "... hava fotoğrafları incelendiğinde arazinin imar ihya edilmediğinin anlaşıldığı, ayrıca ağaçların sayısının oldukça az olduğu ve bu sayıdaki ağacın imar ihyaya delil teşkil etmeyeceği, taşınmaz üzerinde kendiliğinden yetişen ağaçların meyvesinin toplanmasının iktisap sağlayıcı nitelikte zilyetlik olmadığı,
bir an bütün bunların aksi düşünülse dahi üzerindeki meyve ağaçlarının ziraat raporunda ve 31.03.2022 tarihli keşif gününde mahalli bilirkişilerinin belirttiği üzere en fazla 20 yaşlarında olduğu (3 adet bıttım ağacı hariç olmak üzere), tespit tarihinin ise 01.04.2021 olduğu göz önünde bulundurulduğunda Kanunun aradığı 20 yıllık süre şartını da taşımadığı, davacılar açısından Kanunun aradığı edinme koşullarının oluşmadığı ..." gerekçesiyle, davanın reddine, dava konusu taşınmazın kadastro tespit tutanağı gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Dava kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporunun eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeler sonucu hazırlandığını, b. Bölgede yaşanan terör olayları nedeniyle müvekkilinin içinde bulunduğu zaruret halinden dolayı taşınmazın başına gidememesinin ve kullanımında aksaklıklar oluşmasının zilyetliğin geçici olarak kesilmesine sebebiyet verdiğini, c. Tanık beyanları ile müvekkillerinin taşınmazın maliki ve zilyedi olduklarının kanıtlandığını beyan ederek, hükmün bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazda davacıların kullanımının bulunup bulunmadığı ve zilyetlik yoluyla kazanım koşullarının davacılar lehine oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2025/683, K. 2025/5458, 10 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama