KÜNYE
9. Ceza Dairesi 2021/17496 E., 2024/9604 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/207 E., 2016/108 K.
- Şikayetçi
- Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı
- Suçlar
- Çocuğun cinsel istismarı, konut dokunulmazlığının ihlali
- Hükümler
- Mahkumiyet
- Temyiz edenler
- Sanık müdafii, şikayetçi Bakanlık vekili
- Tebliğname görüşü
- Temyiz ret, onama, bozma
Karar Metni
699 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın konut dokunulmazlığının ihlali ve çocuğun cinsel istismarı suçlarına teşebbüsten mahkumiyetine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği Kumpas niteliğindeki iddialarla verilen kararın bozulması talebine ilişkindir.
III. GEREKÇE
A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20/2. maddesi gereğince davaya katılma hakkı bulunan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına yokluğunda yapılan yargılamaya ilişkin olarak Mahkemelerce re'sen ihbarda bulunulmasının zorunlu olup olmadığı hususunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunca yapılan toplantı sonucunda verilen 13.12.2019 gün ve 2019/6 Esas,
2019/7 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararı ile Bakanlığa bildirimde bulunulmasının zorunlu olmadığının kabul edilmesi ve 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237/2. maddesine göre kanun yolu muhakemesinde davaya katılma talebinde bulunulamayacağının anlaşılması karşısında şikâyetçi Bakanlık vekilinin davaya katılma ve hükümleri temyize hakkı bulunmadığından, temyiz isteğinin reddi gerekmiştir.
B. Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçuna Teşebbüsten Kurulan Hüküm Yönünden 1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 116/1. maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66/1-e maddesi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67/2-d maddesi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin 23.03.2016 tarihli mahkûmiyet kararı olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
C. Çocuğun Cinsel İstismarına Teşebbüsten Kurulan Hüküm Yönünden
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Oluşa uygun kabule göre sanığın günü tam olarak belirlenemeyen 2014 yılı Haziran ayında evine gelen katılan mağdureye "çok güzelsin" dedikten sonra beline sarılması, yanağından öpmesi şeklindeki fiziksel temas içeren eylemlerinin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesinden dolayı sarkıntılık düzeyinde kaldığı nazara alınarak hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi,
Sanığın, 26.07.2014 tarihinde komşusu katılan mağdurenin kapısını çalıp bir isteğinin olup olmadığını sorması, olmadığını söyleyen katılan mağdurenin izin vermemesine rağmen ikametine girmeye çalışması, katılan mağdurenin bağırması ve komşu tanığın kapısını açması üzerine panikleyerek kaçması şeklinde gerçekleşen eylemlerinde çocuğun cinsel istismarı olarak kabul edilebilecek bir hareketinin bulunmadığı gözetilmeden koşulları oluşmadığı halde zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayini,
Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53/3-1. cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Hususları bozmayı gerektirmiştir.
IV. KARAR
A. Şikayetçi Bakanlık Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik şikâyetçi Bakanlık vekilinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçuna Teşebbüsten Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenle Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/17496, K. 2024/9604, 6 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama