İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /9. Ceza Dairesi

YARGITAY · 9. CEZA DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2021/27039 K.2025/2696

Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:

Esas2021/27039Karar2025/2696Tarih8 Nisan 2025Okuma10 dk · 2.098 kelime

KÜNYE

9. Ceza Dairesi 2021/27039 E., 2025/2696 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
8 Nisan 2025
Mahkemesi
Ceza Dairesi
Sayısı
2019/1024 E., 2021/931 K.
Hüküm
İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
Tebliğname görüşü
Temyiz ret, onama
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.098 kelime·10 dk okuma·9 bölüm

Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

Suça sürüklenen çocuk hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Fethiye Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde atılı suçlardan mahkumiyetine dair verilen kararların istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a ve 303/1-h maddeleri uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ

A. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemi

Özetle, mağdurun beyanlarının çelişkili olduğuna, adli tıp raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiğine, tanığın her iki çocuğu da çıplak olarak görmediğini beyan ettiğine, olayın üç gün sonra intikal ettirildiğine, çocuğun cinsel istismarı suçu yönünden verilen kararın bozulması talebine ilişkindir.

B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi

Özetle, suça sürüklenen çocuk hakkında alt sınırdan ve takdiri indirim uygulanarak ceza verilmesinin hukuka aykırı olduğuna, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi talebine ilişkindir.

III. GEREKÇE

A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

İlk Derece Mahkemesince hükmolunan cezanın tür ve miktarı ile istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararları nazara alınarak 5271 sayılı Kanun’un 286/2-a maddesinde yer verilen; “İlk derece mahkemelerinden verilen beş yıl veya daha az hapis cezaları ile miktarı ne olursa olsun adlî para cezalarına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, 5271 sayılı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin aynı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Katılan mağdurun aşamalarda birbiriyle çelişen beyanları, mağdurun beyanlarının tanık ... tarafından doğrulanmamış olması, suça sürüklenen çocuğun savunması ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde katılan mağdurun soyut ve çelişkili beyanı dışında her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek, suça sürüklenen çocuğun atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi karşısında istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde düzeltilerek esastan reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

IV. KARAR

A. Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle, REDDİNE,

SONUÇ / HÜKÜM

B. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle suça sürüklenen çocuk müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname aykırı olarak, Sayın Başkan ...'nun mahkumiyet yönünden, Sayın Üye ...'in değişik gerekçe ile karşı oyu ile, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Fethiye Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.04.2025 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY

Olayın intikal şekli, mağdurun beyanı, tanık ...'in anlatımları göz önüne alındığında mahkumiyet hükmü ile ilgili temyiz talebinin esastan reddi ile hükmün onanması gerektiği görüşüyle sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne muhalifim.

KARŞI OY

Sayın çoğunlukla aramızdaki ihtilaf Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmakta olan olayın tek tanığı durumundaki mağdurun beyanının yine Fethiye Ağır Ceza Mahkemesinin yetki alanı içerisinde bulunan Ortaca 2. Asliye Ceza Mahkemesince alınıp alınmayacağı, yine tek tanık olan mağdurun ifadesinin istinabe suretiyle alınıp alınamayacağı ve yazılan istinabenin Asliye Ceza Mahkemesine yazılıp yazılamayacağına yöneliktir.

Bilindiği gibi mahkemelerin kuruluş ve görev ve yetkilerine ilişkin hükümler 5235 sayılı Kanunla düzenlenmiştir. 5235 sayılı Kanun'un 8. maddesi "Ceza mahkemeleri, (…) [5] asliye ceza ve ağır ceza mahkemeleri ile özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemeleridir. " aynı Kanunun 9. maddesi "Ceza mahkemeleri, her il merkezi ile bölgelerin coğrafî durumları ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak belirlenen ilçelerde Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun olumlu görüşü alınarak Adalet Bakanlığınca kurulur. (…) [6] asliye ceza mahkemeleri tek hâkimlidir.

Ağır ceza mahkemesinde bir başkan ile yeteri kadar üye bulunur. Bu mahkeme bir başkan ve iki üye ile toplanır. Özel kanunlarla kurulan diğer ceza mahkemelerinin kuruluşuna ilişkin hükümler saklıdır.

İş durumunun gerekli kıldığı yerlerde ceza mahkemelerinin birden fazla dairesi oluşturulabilir. Bu daireler numaralandırılır. (Ek cümleler: 2/12/2014-6572/39 md.) Özel kanunlarda başkaca hüküm bulunmadığı takdirde ihtisaslaşmanın sağlanması amacıyla, gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak daireler arasındaki iş dağılımı, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından belirlenebilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır. Daireler, tevzi edilen davalara bakmakla yükümlüdür. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca iş dağılımının yapıldığı tarih itibarıyla görülmekte olan davalarda daireler, iş bölümü gerekçesiyle dosyaları diğer bir daireye gönderemez.

Ceza mahkemeleri bulundukları il veya ilçenin adı ile anılır." şeklindedir. Bu hükümlerden Asliye Ceza Mahkemelerinin asıl mahkemeler olarak, Ağır Ceza Mahkemelerinin ise en az 3 hakimden oluşan heyet halindeki mahkemeleri şeklinde kuruldukları açıktır. Yine aynı Kanunun 11 ve 12. maddelerinde Asliye Ceza Mahkemelerinin ve Ağır Ceza Mahkemelerinin görevleri belirlenmiştir. Bu hükümlere göre Ağır Ceza Mahkemeleri Asliye Ceza Mahkemelerine göre üst dereceli mahkemeler olup daha ağır ve önemli davaları gören heyetli yani aynı zamanda Asliye Ceza Mahkemesine göre daha güvenceli mahkemelerdir.

Aynı Kanunun 15. maddesi "Ceza mahkemelerinin yargı çevresi, bulundukları il merkezi ve ilçeler ile bunlara adlî yönden bağlanan ilçelerin idarî sınırlarıdır.

Ağır ceza mahkemeleri ile büyükşehir belediyesi bulunan illerde, büyükşehir belediyesi sınırları içerisindeki il ve ilçenin adı ile anılan sulh veya asliye ceza mahkemelerinin yargı çevresi, il veya ilçe sınırlarına bakılmaksızın Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenir.

Coğrafî durum ve iş yoğunluğu göz önünde tutularak bir ceza mahkemesinin kaldırılmasına veya yargı çevresinin değiştirilmesine, özel kanunlarında yargı çevresi belirtilmemiş olan diğer ceza mahkemelerinin yargı çevresinin belirlenmesine, Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca karar verilir." şeklindedir.

Bu Hükümlere göre her Ağır Ceza Mahkemesinin ve Asliye Ceza Mahkemesinin yargı çevreleri ayrı ayrı belirlenir. Her adliye teşkilatının bulunduğu yerde Ağır Ceza Mahkemesi bulunma zorunluluğu olmadığından Ağır Ceza Mahkemelerinin görevleri Asliye Ceza Mahkemesine göre daha geniş coğrafi alanları kapsayabilir.

İlk derece mahkemelerinin belirlenen coğrafi sınırlar içerisinde yetkili ve görevli oldukları bu coğrafi sınırlar Asliye Ceza ve Ağır Ceza Mahkemeleri için ayrı ayrı belirlendiği, adliye teşkilatının bulunduğu bir çok ilçede Ağır Ceza Mahkemelerinin bulunmadığı, o ilçede Ağır Cezalık mevattan işlerin ilçenin coğrafi sınırları hangi Ağır Ceza Mahkemesinin görevi içinde ise o işlere o Ağır Ceza Mahkemesi tarafından bakılacağı izahtan varestedir. Ağır Ceza Mahkemesi kendi çoğrafi sınırları içinde meydana gelen işlerden kaynaklanan davalara kendi bakmak zorundadır. Eğer şartları varsa ancak naip hakim atayabilir. Bunun dışında kendi işini bir başka mahkemeye yaptıramaz. Görevsiz Asliye Ceza Mahkemesine ise hiç yaptıramaz.

Bir hakim ya da heyet ancak işgal ettiği mahkeme makamının görevine (madde yönünden yetkisine) giren davalara bakabilir. Her mahkemenin görevli olduğu davalara bakabilmesi insan haklarını ve kamu düzenini ilgilendiren bir husustur. Kanuni mahkeme önünde yargılanma adil yargılanma hakkıyla bağlantılıdır. Kamu düzeniyle ilgili olduğu için de re'sen ve her aşamada gözetilir. Bu nedenle görevsiz mahkeme her aşamada görevsizlik kararı vererek davayı görevli mahkemeye göndermek zorundadır. Bunun istisnası daha garantili olan üst görevli mahkemenin duruşmada suçun niteliğinin değişmesi halinde görevsizlik kararı verememesi halidir. Bunun dışında üst dereceli mahkemede olsa görevli olmadığı açıkca anlaşılıyorsa görevsizlik kararı verme zorunluluğu vardır. (CMK madde 6)

Görevsizlik kararı üzerine görevli mahkeme görevsiz mahkemece yapılan işleri yenilemek zorundadır. Çünkü görevsiz mahkeme tarafından yapılan ve yenilenmesi mümkün olan işler hükümsüzdür. (CMK madde 7)

Bu kapsamda görevsiz mahkemece alınan tanık beyanı eğer tanık ölmüşse yenilenemeyeceği için geçerli, eğer ölmemişse mutlaka yenilenmesi gereken bir işlem niteliğindedir. Buradan da açıkca anlaşılacağı gibi doğrudan doğruyalık yani vasıtasızlık ilkesi gereği kovuşturma aşamasındaki işlemler mutlaka davayı gören mahkemece yapılmak zorundadır. Kanunun genel mantığı bu ilke üzerine kuruludur.

Bilindiği gibi yargılama işlemlerinin mahkemece yerine getirilmemesi hali istisnai bir haldir. Duruşmanın vasıtasızlık (doğrudan doğruyalık ilkesi) kuralı gereği kanun koyucu tarafından zorunluluk hallerinin varlığı gözetilerek getirilmiş istisnalardır. İstisna olduğu için de kanun koyucunun belirlediği alanın dışına çıkılması kıyasen ya da geniş yorumla genişletilmesi mümkün değildir. Genişletme yargılamanın özüne dokunma anlamı taşır.

Bu istisnalardan ilki naip hakimlik kurumudur. Kanunun bazı maddelerinde naip hakim sözü geçmektedir. (CMK 83, 180) Kanunun izin verdiği yerlerde mahkemenin yapmak zorunda olduğu işlemleri naip hakim yapabilir. Ancak bilindiği gibi bu istisnai bir haldir, ancak zorunluluk varsa böyle bir yol uygulanabilir. (Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku sayfa 258)

Doğrudan doğruyalık ilkesinin ikinci istisnası istinabe kurumudur. İstinabe yetkili bir makamın belli bir işlemin yapılmasi konusunda başka bir yerdeki yetkisiz makama yetkisini devretmesidir. Kanun istinabe müessesini dağınık maddelerde istinabe olunan hakim veya mahkemeden söz etmek suretiyle yani dolaylı olarak düzenlenmiştir. (CMK 83, 180, 198, 68/3-d) CMK'nın 196/2 maddesine göre kovuşturma aşamasında istinabe suretiyle ifade alınması sanık için istisnai olarak alt sınırı 5 yıl ve daha fazla suçlar hariç olmak üzere kabul edilmiştir. İkinci olarak hastalık ya da malullük veya giderilme olanağı bulunmayan bir başka nedenle bir tanık ya da bilirkişinin mahkeme heyeti önüne getirilmesi mümkün olmazsa naip ya da istinabe yoluyla dinlenmesine karar verilebilecektir. (CMK 180/1)

Duruşmada sujelerin hazır bulunması doğrudan doğruyalık yani vasıtasızlık ilkesi yani yüz yüze duruşma yapılması gereği zorunluluğu bulunduğundan istinabe çok gerekli olmadıkça kullanılmamalıdır. ( Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku sayfa 715) Burda tanığın vereceği bilginin hüküm için önemi yani sübuta etkisi dikkate alınabilir.

İkinci derece önemli tanığın istinabe yoluyla ifadesinin alınması düşünülebilirse de olayın tek tanığın da olduğu gibi vereceği bilginin büyük önem taşıdığı hallerde tanığın hükmü verecek hakim ya da heyet tarafından dinlenmesi gerekir. (Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku sayfa 716) Kanun koyucu Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde istinabe suretiyle ifade alınmasını ya da işlem yapılmasını yasaklamıştır.

(CMK 180/4) Yine SEGBİS yoluyla ifade alma imkanı varsa istinabe yoluyla ifade alınamaz. SEGBİS yoluyla ifade alınmalıdır. (CMK 180/4-5)

CMK'nın 210. maddesi gereğince eğer olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez. Bu hükümden de anlaşılacağı gibi olayın tek tanığı durumundaki mağdurun bizzat duruşmada dinlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.

CMK'nın 236. maddesinde mağdurun beyanının alınmasına yönelik özel bir düzenleme yapılmıştır. Bu düzenlemeye göre mağdur ifadesi sadece mağdurun psikolojisinin bozulmuş olması hali dışında mutlaka alınmalı ve bizzat mahkemece alınmalıdır. Eğer mağdurun psikolojisi bozulmuşsa, eğer zorunluluk yoksa mağdurun daha önce alınan ifadesinin CD'sinin seyredilmesinde zorunluluk vardır ki kanun koyucu yargılama yapan makamın bir şekilde mağdurla temas etmesini yüz yüzelik ilkesini gerçekleştirmesini ve buna göre bir karar verilmesini önemsemiş ve zorunlu saymıştır.

Tüm bu hükümlerden anlaşılacağı üzere;

1- Her mahkemenin kendi yargı çevresi vardır, bu yargı çevresi içerisinde meydana gelmiş olaylarla ilgili açılmış davalara mutlaka o mahkemenin bakması gerekir. İstinabe yoluna başvurulamaz. Bu durumda mahkeme ancak yukarıda belirtildiği gibi zaruret hallerinde naip hakim görevlendirebilir. Kanun koyucu Büyükşelir Belediye sınırları içerisinde dahi istinabe yolunu yasaklamışken kendi yetki alanı içerisinde bulunan bir davada istinabe suretiyle görevsiz bir mahkemenin aldığı ifadenin geçerli olması kabul edilemez.

2- Görev kamu düzenine ilişkin ve insan haklarıyla ilgili bir husustur. Görevsiz mahkemece yargılama yapılamaz ve hüküm kurulamaz. Göreviz mahkemenin yaptığı işlemler de geçersiz işlemlerdir ve herhangi bir hüküm ifade etmez. Ağır Ceza Mahkemesi Asliye Ceza Mahkemesine göre üst dereceli bir mahkemedir ve daha güvenceli bir mahkemedir.

Dolayısıyla bir davanın görevli mahkemede görülmemesi hele daha güvencesiz bir mahkemede görülmesi ya da daha güvencesiz bir mahkeme hakimine işlemin havale edilmesi o işlemi hükümsüz kılacağı gibi adil yargılanma ilkesine de aykırılık oluşturur. Ağır Ceza Mahkemesi ancak bir başka yerdeki Ağır Ceza Mahkemesinden yardım isteyebilir. Yani kendi işlemini yine aynı işlere bakmakla görevli bir başka mahkemeye tevdii edebilir.

Ağır cezalık işlere bakamayacak bir mahkemeye tevdii edemez. Tevdii ettiği takdirde bu hem CMK madde 7 kapsamında hükümsüzdür, hem de yukarıda belirttiğim gibi adil yargılama ilkesine aykırılık oluşturur çünkü güvenceli bir mahkeme yerine daha güvencesiz bir mahkemece işlem yapılmıştır. Yukarıda da belirtildiği gibi tüm Türkiye'de istinabe yapılacak Ağır Ceza Mahkemeleri vardır ve işlem bu Ağır Ceza Mahkemelerince yapılmalıdır.

3- İstinabe yoluyla ifade alma ya da işlem yaptırma istisnai bir yoldur, zorunluluk halinde bu yola başvurulmalıdır, yine eğer delil tek tanıktan ibaretse ya da elde mağdur beyanı dışında herhangi bir delil yoksa artık istinabe yoluyla ifade alma kabul edilemez. Eğer istinabe yoluyla ifade alınıyorsa zorunluluk hali belirlenmeli ve bu açıkca ara kararına yazılmalıdır ve denetlenebilir olmalıdır. Aksi takdirde her zaman, istisnayı kural haline getirecek şekilde istinabe yoluna başvurulması kabul edilemez. Olayda mağdur tek tanık konumundadır ve istinabe suretiyle ifade alınması mümkün değildir.

Yine ifadenin SEGBİS yoluyla alınma imkanı bulunup bulunmadığı araştırılmamıştır. Yukarıda da belirtildiği gibi eğer ifadenin SEGBİS yoluyla alınması mümkünse istinabe yoluna başvurulamaz. Bunun yanında mağdur olayın tek tanığıdır ve bu nedenle yukarıda belirttiğimiz CMK'nın 210 ve 236. maddelerinde de belirlendiği gibi mağdurun mutlaka mahkemece dinlenmesinde zorunluluk bulunmaktadır.

Tüm bu hususlar kapsamında mağdurun istinabe yoluyla Ortaca 2. Asliye Ceza Mahkemesince ifadesinin alınması ve bunun hükme esas alınması, kamu düzenini bozar, adil yargılanma ilkesine dolayısıyla hukuka aykırıdır ve kararın bu nedenlerle bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun kararın beraate bozulmasına yönelik görüşüne iştirak etmiyoruz.

Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/27039, K. 2025/2696, 8 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. Hukukî Süreç
  4. II. Temyiz Sebepleri
  5. A. Suça Sürüklenen Çocuk Müdafiinin Temyiz İstemi
  6. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi
  7. III. Gerekçe
  8. B. Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
  9. IV. Karar
  10. Karşı Oy
  11. Karşı Oy
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
9. Ceza Dairesi
Esas No
2021/27039
Karar No
2025/2696
Tarih
8 Nisan 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2021/27053 K.2025/4942
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2021/27063 K.2025/3255
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2021/27064 K.2025/2646
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2021/27069 K.2025/2687
  • Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2021/27070 K.2025/3298
  • Yargıtay 7. Ceza Dairesi E.2021/27071 K.2025/4907

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.