KÜNYE
9. Ceza Dairesi 2021/8992 E., 2023/6611 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2023
- Mahkemesi
- Ağır Ceza Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/44 E., 2015/269 K.
- Suç
- Çocuğun cinsel istismarı
- Hüküm
- Mahkûmiyet
- Tebliğname görüşü
- Bozma
Karar Metni
1.058 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.07.2015 tarihli ve 2015/44 Esas, 2015/269 Karar sayılı kararı ile sanığın çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İsteği
Kararın haksız ve hukuka aykırı olduğuna, beraat kararı verilmesi gerektiğine ve re'sen tespit edilecek hususlara ilişkindir.
B. O Yer Cumhuriyet Savcısının Temyiz İsteği
Sanığın mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediğinden beraat kararı verilmesi gerektiğine ve re'sen tespit edilecek hususlara ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Mahkemece "Toplanan kanıtlar, sanığın kaçamak yollu savunması, katılan, mağdur ve tanık anlatımları, mağdura ilişkin PAÜ Tıp Fakültesi Hastanesi'nin 03.03.2015 tarih 2015/13775 sayılı raporu ve tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinde; mağdur ...'ün suç tarihi itibari ile 14 yaşının içerisinde olduğu, sanık ... ve mağdur ...'ün ... ilçesi ... kasabasında yaşadıkları, suç tarihinde sanık ...'ın mağdurun ağabeyinin askerde olması nedeni ile ağabeyine para vermek bahanesi ile mağdurun ailesi ile yaşadığı eve gittiği, mağdurun ağabeyinin adını seslendiği,
evde bulunan mağdurun kapıya gelen kişiyle konuşmak üzere kapıya çıktığı, sanık ile öncelikle ikinci katta bulunan konutun kapısından konuştuğu, sanığın mağdura ağabeyi için para vermek istediğini söylemesi üzerine mağdurun merdivenlerden aşağıya indiği, sanığın mağdura ağabeyine iletilmek üzere 5 TL para verdiği, ardından cinsel amaçla mağdura sarıldığı, eliyle göğsünü ve cinsel organını okşadığı, yanağından ve boynundan öpmek sureti ile mağdura yönelik basit cinsel istismar suçunu işlediği, bunun üzerine mağdurun sanığı iterek eve kaçtığı, sanığın suç tarihinde mağdurun evine geldiğinin tanık ... tarafından doğrulandığı,
PAÜ Tıp Fakültesi Hastanesi'nin 03.03.2015 tarihli raporu uyarınca atılı eylem nedeniyle mağdurun beden sağlığının bozulmadığının, ruh sağlığının ise bozulduğunun belirlendiği, bu suretle sanığın üzerine atılı çocuğun basit cinsel istismarı suçunu işlediği sabit olmuştur.
Her ne kadar sanık aşamalardaki savunmalarında atılı suçlamayı kabul etmediğini, suç tarihinde mağdurun ağabeyinin askere gidecek olması nedeni ile kendisine harçlık vermek amacı ile annesi ile birlikte oturduğu eve gittiğini, ... diye seslendiği sırada kardeşi olan mağdur ...'ın kapıya çıktığını, ...'ın ağabeyi ...'ın askere gittiğini söylemesi nedeni ile harçlık vermeden evden ayrıldığını, mağdura yönelik herhangi bir cinsel eylemde bulunmadığını, mağdurun kendisine iftira attığını, ancak aralarında bir husumet bulunmadığını dile getirmiş ise de;
sanığın eşi olan tanık ... soruşturma aşamasında alınan beyanında sanığın savunmasına çelişik biçimde suç tarihinde sanığın mağdura ait eve gittiğinde asker olan kardeşine verilmek üzere 5 TL para verdiğini belirttiği anlaşılmakla, sanığın mağdur ve tanık anlatımları ile örtüşmeyen ve atılı suçun yasal sorumluluğundan kurtulmaya yönelik olduğu değerlendirilen savunmalarına itibar edilmesi olanaklı görülmemiştir.
Sanık ile katılan mağdur ve ailesi arasında dosyaya yansıyan herhangi bir husumet ya da uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sanık soruşturma aşamasında alınan savunmasında mağdur ve ailesi ile bir husumetinin bulunmadığını açıkça dile getirmiştir. Öte yandan mağdur tüm aşamalarda istikrarlı biçimde sanığın kendisine yönelik eylemlerini iddianameye uygun biçimde belirtmiştir. Sanığa iftira atmasını gerektirecek bir husumeti bulunmayan mağdurun yaşı ve toplumsal yapı gözetildiğinde kendi namusunu da etkileyebilecek biçimde atılı eylem konusunda asılsız iddialarda bulunması yaşamın olağan akışına uygun bulunmadığından tanık ...'ın anlatımlarıyla da uyumlu bulunan mağdur anlatımlarının sanık savunmasına kıyasen üstün tutulması zorunlu görülmüştür..." şeklindeki gerekçeyle karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, 2. Ancak; mağdurenin aşamalardaki samimi anlatımları, tanık beyanı, savunma ile tüm dosya kapsamına göre olay günü sanığın, mağdureye sarılıp göğsünü ve cinsel organını okşayarak yanağı ve boynundan öpmesi şeklindeki eyleminin kısa süreli, ani ve kesintili gerçekleşmesi nedeniyle sarkıntılık düzeyinde kaldığı nazara alınarak hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.07.2015 tarihli ve 2015/44 Esas, 2015/269 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye değişik gerekçeyle uygun olarak, üye ... ve ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
23.10.2023 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Daire çoğunluğunca sanığın eyleminin sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı düzeyinde kaldığı gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiş ise de;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2019/14-45 Esas 2020/62 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, 5237 sayılı TCK'da sarkıntılık; bir kimseye karşı cinsel arzuları tatmin amacıyla işlenen, vücut dokunulmazlığını ihlal eden, basit cinsel saldırı veya çocuğun basit cinsel istismarı yoğunluğuna ulaşmayan, devamlılık göstermeyen ani ve kesintili davranış veya davranışlar olarak kabul edilmelidir.
Birbirini takiben yapılıp mağdurun vücudunun bir çok değişik bölgesine dokunma eylemlerinin ani ve kesintili sayılayamayacağı da göz önüne alınmalıdır. Öte yandan sarkıntılığı aşan ancak vücuda organ veya sair bir cisim sokma veya bunlara teşebbüs boyutuna ulaşmayan cinsel amaçlı bedensel temasla gerçekleştirilen eylemler basit cinsel saldırı (mağdurun yaşına göre çocuğun basit cinsel istismarı) suçunu oluşturacaktır.
Örneğin failin, mağdurun kalçasına dokunup kaçması, cinsel amaçla mağduru yanağından öpmesi, mağdurun göğsüne dokunması gibi davranışlar sarkıntılık suçunu, mağdurun önce yanağını öpüp sonra vücudunu okşayıp kucağına oturtması, kendi elbiseleri ile mağdurun elbiselerini çıkarak cinsel organıyla mağdurun anüsüne (veya vajinasına) sürtünmesi, mağdurun göğüsleri ile vücudunun sair yerlerini okşayıp mağdura cinsel organını tutturması şeklindeki davranışları ise mağdurun yaşına göre basit cinsel saldırı veya çocuğun basit cinsel istismarı suçunu oluşturacaktır.
Somut olayda sanığın mağdurun elinden tutarak kendine doğru çekip sarıldığı, mağdurun sanığı ittirdiği, sanığın mağduru kendine doğru tekrar çekip eliyle göğsünü ve cinsel organını avuçladığı, mağdurun sanıktan kurtulmaya çalıştığı, bu sırada sanığın mağdurun yanağından ve boynundan öptüğü, mağdurun tekrar sanığı iterek elinden kurtulduğu, bu şekilde sanığın eyleminin ani ve kısa süreli olmayıp mağdurun vücudunun değişik bölgelerine birden fazla temas içerdiği, eylem neticesinde mağdurun ruh sağlığının da bozulduğu nazara alındığında sarkıntılık boyutunu aşıp çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu kanaatinde olduğumuzdan hükmün onanması yerine bozma yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, E. 2021/8992, K. 2023/6611, 23 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama