İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2022/16253 Karar: 2023/1879 Tarih: 2023

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2022/16253 K.2023/1879

9. Ceza Dairesi 2022/16253 E. , 2023/1879 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : Beraat Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2022/16253 E. , 2023/1879 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : Beraat Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2022/16253 E. , 2023/1879 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı HÜKÜM : Beraat Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.09.2016 tarihli ve 2015/215 Esas, 2016/234 Karar sayılı kararı ile sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 23.11.2016 tarihli ve 2016/106 Esas, 2016/83 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 20. Ceza Dairesi kararının, sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 18.04.2022 tarihli ve 2021/1558 Esas, 2022/3573 Karar sayılı kararı ile ''ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkûmiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından'' bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 4. İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.10.2022 tarihli ve 2022/402 Esas, 2022/474 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekili Temyiz İsteminde Özetle: Yerel mahkemenin istinafa konu hükmünün eksik inceleme ve araştırma sonucunda verildiği, ceza yargılamasında amacın maddi gerçekliğe ulaşmak olduğu, sanığa atılı suçtan beraatine hükmedilmesinin kamu vicdanını zedeleyeceği gerekçesiyle sanık hakkında atılı suç bakımından mahkumiyetine hükmedilmesi ve kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Katılan Vekili Temyiz İsteminde Özetle: Kararın gerekçesiz olduğunu, Adli Tıp Kurumundan gelen rapora göre katılanın fiili livataya maruz kaldığının anlaşıldığını, dosya kapsamında dinlenen tanıkların olayın geçtiği evde olmadıklarını ve olayın tanığı olmadıklarını, gerekçesiz kararın bozulmasını talep etmiştir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince ''Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; önceden tanışıklığı olan mağdur ve sanığın olay günü birlikte bir eğlence yerine giderek alkol aldıkları, daha sonra sanığın mağdureyi kendi evine davet ederek evde iki yatak odası olduğunu, birinde kendisinin diğerinde mağdurenin yatabileceğini söylediği, mağdurenin bunu kabul ederek birlikte eve gittikleri, sanığın evde mağdureyi yatağa doğru iterek onun cinsel organına ellediği, mağdurenin buna kızarak evden gitmek istediği ancak sanığın bunu engellediği, ayrıca sanığın şikayetçinin cinsel organına ve makatına kendi cinsel organını soktuğu, mağdurenin saçından tutmak suretiyle onu oral seks yapmaya zorladığı, bu suretle sanığın mağdura organ sokmak suretiyle hürriyetinden yoksun kılarak nitelikli cinsel saldırı da bulunduğu iddia edilen olayda; Sanık savunması, mağdur beyanı, tanık beyanları, nüfus ve adli sicil kaydı ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Sanığın mağdura organ sokmak suretiyle hürriyetinden yoksun kılarak cinsel saldırı da bulunduğu iddia edilerek sanık hakkında her ne kadar Cinsel Saldırı ve Nitelikli Hürriyeti Tahdit suçlarından cezalandırılmasına yönelik kamu davası açılmış ise de; sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulunun, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesine bağlı olduğu, gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılmamış olan olaylar ve iddiaların, sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamayacağı, ceza mahkumiyetinin, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanarak ve diğer bir kısmı gözardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanması gerektiği, yüksekte olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmanın, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına geleceği dikkate alınarak, somut olayda sanığın aşamalarda değişmeyen bütün ifadelerinde suçlamayı kabul etmediği, tanıkları beyanları ile sanık savunmalarının doğrulandığı, olayı doğrulayan tanık beyanlarının bulunmadığı, sanığın mağdura yönelik olarak suça konu olabilecek bir eylemin gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda şüphe hasıl olduğu ve iddiayı destekleyici başkaca herhangi bir delil bulunmadığından müştekinin baştaki beyanın soyut kaldığı değerlendirilerek sanığın atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin, inandırıcı, cezalandırılmasına yeterli ve sanığın savunmasının aksini gösteren delil elde olunamadığından, şüpheden sanık yararlanır ilkesi de nazara alınarak sanığın üzerine atılı suçu işlediği sabit olmadığından CMK 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmekle'' şeklindeki gerekçeyle hüküm kurulmuştur. IV. GEREKÇE Olayın intikal şekli ve süresi, aldırılan rapor içerikleri, sanığın aşamalardaki savunması, katılanın aşamalardaki beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamış ve katılan vekili ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmediğinden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.10.2022 tarihli ve 2022/402 Esas, 2022/474 Karar sayılı kararında katılan vekili ile katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca İstanbul 5. Ağır Ceza Mahkemesine, gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.04.2023 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla