İçeriğe geç
AC
9. Ceza Dairesi Esas: 2023/11116 Karar: 2023/8667 Tarih: 2023

Yargıtay 9. Ceza Dairesi E.2023/11116 K.2023/8667

9. Ceza Dairesi 2023/11116 E. , 2023/8667 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/1778 E., 2018/1605 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kı

Karar Özeti

9. Ceza Dairesi 2023/11116 E. , 2023/8667 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/1778 E., 2018/1605 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kı

Karar Detayı

9. Ceza Dairesi 2023/11116 E. , 2023/8667 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/1778 E., 2018/1605 K. SUÇLAR : Çocuğun cinsel istismarı, sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî onama, kısmî bozma 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının ilgili kamu davalarına katılma ve hükümleri temyiz etme hakkının bulunduğu ve Bakanlık vekili tarafından kovuşturma evresinde katılma iradesinin ortaya konulduğu anlaşılmakla, söz konusu madde hükmü de gözetilerek 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının katılan, vekilinin ise katılan Bakanlık vekili sıfatıyla davaya katılmasına karar verildi. Mağdure ... vekilinin temyiz istemi yönünden; kayden 25.06.2003 doğumlu olup Mahkemece ifadesinin alındığı 15.05.2018 tarihinde on beş yaşından küçük mağdurenin velayet hakkına sahip annesi Döndü ile babası ...'nin kovuşturma aşamasında verdikleri ifadelerinde sanıktan şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri karşısında, mağdureye yaş küçüklüğü nedeniyle baroca tayin edilen vekilin hükmü temyize hakkı bulunmadığı anlaşılmıştır. Sanığın temyiz istemi yönünden; kararın verildiği tarihte ceza infaz kurumunda tutuklu bulunan sanığın karardan haberdar olmaması üzerine Dairemizin, 27.04.2023 tarih ve 2021/26709 Esas, 2023/2570 karar sayılı tevdi kararıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararının sanığa 08.06.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen sanığın 21.06.2023 tarihli temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu belirlenmiştir. Katılan Bakanlık vekilinin temyizi yönünden; İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Kanun’un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Kayseri 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.05.2018 tarihli ve 2018/18 Esas, 2018/34 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a) Mağdure ...'ya yönelik eylem sebebiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin birinci fıkrası ve üçüncü fıkrasının (c) bendi ile aynı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b) Mağdure ...'ye yönelik eylem sebebiyle sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, aynı maddenin üçüncü fıkrasının (c) bendi ile aynı Kanun'un 35 ve 43 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 9 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, Karar verilmiştir. 2. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 01.10.2018 Tarihli ve 2018/1778 Esas, 2018/1605 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a) Mağdure ...'ya yönelik eylem sebebiyle İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, b) Mağdure ...'ye yönelik eylem sebebiyle İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesi ile 303 üncü maddelerinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükmünden mahkûmiyete dair bentlerin çıkartılarak atılı suçtan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine dair bendin eklenmesi suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ NEDENLERİ A. Sanık ile Mağdure ... Vekilinin Temyiz İstemleri Temyiz istemleri reddedildiğinden temyiz sebeplerine yer verilmemiştir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle; Bölge Adliye Mahkemesince mağdure ...'ye yönelik verilen beraat kararının mağdurenin istikrarlı ifadeleri, sanığın diğer mağdureye karşı yaptığı eylem sebebiyle cezalandırılmış olması ve husumet iddiasının bulunmaması sebepleriyle hukuka aykırı olduğuna ve kararın sanık aleyhine bozulması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince, ''Sanık ...'in, mağdurlar ... ve ...'in öz amcaları olduğu, mağdurların suç tarihlerinde 15 yaşından küçük oldukları, mağdur ...'nın, ... Ortaokulu'nda öğrenim gördüğü, rehber öğretmeninin ... ... ... olduğu, ... ile aynı sınıfta olan tanık ...'nın ... öğretmene ...'nın üvey amcası tarafından tacize uğradığını söylemesi üzerine olayın ortaya çıktığı, mağdur ...'nın gerek okulda öğretmenine gerekse ÇİM'de alınan beyanında aynı yönde ve tutarlı şekilde olayı anlattığı, sanığın kendisine, ablasına ve kuzeni ...'ya da dokunduğunu anlattığı, buna göre amcası olan sanığın kendi özel bölgelerine ve cinsel bölgesine kıyafetlerinin üzerinden ve kıyafetlerinin içerisinden dokunduğu, beşinci sınıfa gittiği sırada amcası olan sanığın evinin oturma odasında televizyon izlerken yanına geldiği, kimsenin olmadığı bir sırada kıyafetlerinin içerisinden vajinasına, göğsüne eli ile dokunduğu ve elini çektiği, olayı annesine anlattığı ancak annesinin kimseye anlatma kimse inanmaz dediği, amcasının evlerine gittiğinde sürekli olarak kendisine benzer şekilde dokunduğu, en son olarak evde oturma odasında eli ile kıyafetlerinin içerisinden vajinasına, kaçlasına ve göğsüne dokunduğu, mağdur ...'nın alınan beyanında ablası olan ...'ye de dokunmaları olduğunu söylemesi üzerine ablası olan ...'nin de beyanının alındığı, buna göre hatırlamadığı bir zamanda amcası olan sanığın ders yaptığı bir sırada yanına gelerek kızlığına eli ile dokunmaya çalıştığı, ancak mağdure ...'nin sanığın elini ittirerek dokunmasına izin vermediği, bunun üzerine sanığın elini çekerek birşey demeden mağdurenin yanından ayrıldığı, en son olarak da 2017 yılı Yaz aylarında sanığın erkek yurdunda çalışırken, mağduru görerek çağırdığı, sanığın mağdura sütlü ikram ettiği ve o sırada mağdurenin göğüslerine dokunmak için elini mağdurenin görüşlerine doğru götürdüğü, ancak mağdurun elini ittirmesi nedeniyle eylemini tamamlayamadığı, mağdurelere dokunma olayını karısından öğrenin ...'in durumu mağdurelerin babası ...'ye anlattığı, bunun üzerine mağdurelerin babasının sanığı aradığı ancak kaçtığı için kendisine ulaşamadığı, maddi olayın ve oluşun heyetimizce bu şekilde olduğu kanaatine erişildiği'' ve '' Somut olayımızda da sanığın mağdurelerin öz amcası olduğu, sanığın yasal temsilcisi olan müştekilerin, sanığın yakın akrabaları olmaları nedeniyle şikayetçi olmamaları hususu nazara alınarak yapılan incelemede; mağdur ... beşinci sınıfa gittiği sırada, mağdur evinin oturma odasında televizyon izlerken sanığın mağdurun yanına geldiği, kimsenin olmadığı bir sırada kıyafetlerinin içerisinden cinsel organına ve göğsüne eli ile dokunduğu, mağdurun olayı annesine anlattığı ancak annesinin kimseye anlatma kimse inanmaz dediği, amcası olan sanığın evlerine gittiğinde de sürekli olarak mağdur ...'ya benzer şekilde dokunduğu, en son olarak da evde oturma odasında eli ile kıyafetlerinin içerisinden cinsel organına, kaçlasına ve göğsüne dokunduğu, bu şekilde mağdurun yakın akrabası olması nedeniyle rahatlıkla ve kimseyi şüpheye sokmayacak şekilde sanığın fırsat buldukça mağdurun cinsel bölgesine kıyafetlerinin üzerinden ve kıyafetlerinin içerisinden dokunmak suretiyle istismar ettiği kanaatine erişilmiştir. mağdur ...'nin 5 yada 6. sınıfta iken ders yaptığı bir sırada, sanığın mağdurun yanına gelerek mağdura dokunmaya çalıştığı, ders çalışırken cinsel organına eli ile dokunmaya çalıştığı, mağdurun sanığın elini ittirmesi üzerine sanığın elini çekerek bir şey demeden mağdurun yanından ayrıldığı ve eylemini tamamlayamadığı, 2017 yılı yaz aylarında da ise sanığın erkek yurdunda çalışırken, mağduru görerek çağırdığı, sanığın mağdura sütlü ikram ettiği ve o sırada mağdurenin göğüslerine dokunmak için elini mağdurenin görüşlerine doğru götürdüğü, ancak mağdurun elini ittirmesi nedeniyle eylemini tamamlayamadığı, bu şekilde mağdur ...'nin yakın akrabası olması nedeniyle rahatlıkla ve kimseyi şüpheye sokmayacak şekilde sanığın fırsat buldukça mağdurun cinsel bölgesine ve göğüslerine dokunmak için vücuduna dokunmaya çalışmak suretiyle cinsel istismara teşebbüs ettiği kanaatine erişilmiştir. Sanık her aşamada hakkındaki suçlamayı reddetmiş ise de; mağdur çocuklar ... ve ... ...'in olayı ayrıntılı ve somut bir şekilde anlatmış olmaları, ... Ortaokulu sınıf öğretmenini ... ... ve okul rehber öğretmeni ... ...'un beyanları, mağdure ...'nın amcasının kendisine dokunmalarını duruşma sırasında dinlenen tanık arkadaşlarına anlatması, sanığın amcaları olmasının sağladığı kolaylıktan faydalanması, mağdur çocukların yada ailesinin sanığa iftira atmalarını gerektirecek herhangi bir husumetin bulunmaması, mağdurelerin olayı annelerine anlatmaları, sanığın alınan beyanında da mağdure ...'nin beyanını kısmi olarak doğrulayarak mağdureyi sütlü yemek için çağırdığını, o sırada mağdurenin aşırı terli olması nedeniyle alnındaki ve yüzündeki terleri sildiğini beyan ederek tevilli ikrarda bulunması şeklindeki kaçamaklı ikrarı dikkate alınarak mağdurelerin beyanlarına üstünlük tanınmış ve olayın mağdurelerin anlattığı şekilde gerçekleştiği heyetimizce kabul edilmiştir. Olayın üzerinden zaman geçmiş olması ve çocukların yaşlarının küçüklüğü nedeniyle çocuk izleme merkezinde alınan beyanları ile kısmi farklılar bulunduğu görülmüş ise de; aradan geçen zamanın ve cinsel suçlarda ebeveynlerin çocuk daha fazla mağdur olmasın, rezil olmasın düşüncesi yada somut olayımızda olduğu gibi sanığın yakın akrabaları olması nedeniyle ceza almaması amacı ile olayı kapatmaya yönelik telkinlerinin mağdurların özgür iradelerini etkilediği, bu yüzden sosyal hizmet uzmanları ve müdafi huzurunda alınan beyanlarında kısmi sapmalar olsa da çocuk izleme merkezinde alınan beyanları ile AGO'da alınan beyanlarının aynı mahiyette oldukları, ancak yargılama safhasında meydana gelen ufak farklılıkların da etki altında kalmalarından kaynaklandığı vicdani kanaatine varılmıştır. Sanığın mağdur ...'ya yönelik yaptığı eylemlerin ani bir şekilde yapılmadığı ve kesiklik de göstermediği, fırsat buldukça mağdurlara dokunduğu, bu bakımdan rızasına aykırı olarak katılanın vücudu üzerinde gerçekleştirilen, cinsel arzuları tatmin amacına yönelik, devamlılık arzeder şekilde, ani bir şekilde yapılmayan ve hareketler yönünden de kesiklik göstermeyen eylemlerinin, sarkıntılık düzeyinde kalmayıp 5237 sayılı TCK'nın 103/1. maddesinin birinci cümlesinde kaldığına kanat getirilmiştir. sanığın mağdur ...'ya karşı sarkıntılık düzeyini aşan cinsel istismar eylemini, aynı suç işleme iradesi altında birden çok defa işlediği sabit ve sübut bulunduğundan 5237 S TCK'nın 103/1.1. Cümlesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir. Sanığın mağdure ...'ye yönelik eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı, temel cezanın 5237 s TCK'nın 103/1-ikinci cümlesi üzerinden belirlenerek, sanığın mağdure ...'ye yönelik sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel istismara teşebbüs eylemini, aynı suç işleme iradesi altında birden çok defa işlediği sabit ve sübut bulunduğundan 5237 S TCK'nın 103/1-ikinci cümlesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir. Sanığın mağdurelerin öz amcaları olmaları nedeniyle üçüncü derece kan hısımlığı içerisinde bulunduğundan, sanık hakkında mağdurelere yönelik eylemlerinde 5237 Sayılı TCK'nın 103/3-c maddesi gereğince cezasından 1/2 oranında arttırım yapılmış, suçun işlenmesindeki özellik, mağdurelerin sanığın öz yeğenleri olması nedeniyle sanığın olumsuz kişiliğe sahip olduğu kanaatine erişildiğinden, sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 62/1-2. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiştir. '' şeklindeki gerekçelerle ile hükümler kurulduğu anlaşılmıştır. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü 1. Mağdure ...'ya yönelik eylem sebebiyle, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, hükümde bir isabetsizlik görülmediğinden müsnet suçtan dolayı sanık müdafii ile o yer Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının esastan reddine, 2. Mağdure ...'ye yönelik eylem sebebiyle, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii, ile o yer Cumhuriyet savcının istinaf başvurularının kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde mağdur ... ... aşamalardaki ifadesinde, halen 9. Sınıfta okuduğunu, 5. ya da 6. sınıfta iken sanığın kendisini öpmeye çalıştığını, kucağına oturtmaya çalıştığını, ancak onu ittirdiğini, en son 2017 yılı yaz aylarında sanık amcasının erkek öğrenci yurdu gibi bir yerde çalışırken kendisini görüp tatlı yemeye çağırdığını, o sırada elini göğsüne doğru götürdüğünü ancak elini ittirdiğini ve oradan ayrıldığını beyan ettiği, mağdurenin bunun dışında bir anlatımının bulunmadığı, mağdurenin anlattığı eylemlerde tam bir dokunmadan bahsetmediği, kardeşi ...'nın yaşadığı olayların ortaya çıkması üzerine kendi yaşadığı olayları ...'nın yaşadığı olaylara benzeterek bu şekilde ifade vermiş olabileceği, kaldı ki anlatımları destekleyen herhangi bir delil de bulunmadığı dikkate alındığında sanığın bu mağdureye karşı eylemi sübut bulmadığından beraatine karar vermek gerekmiş, şeklindeki gerekçe ile 5271 sayılı Kanun’un 280 inci ve 303 üncü maddelerinin birinci fıkraları uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilerek sanık hakkında atılı suçtan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine dair ibarenin eklenmesi suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, Karar verilmiştir. IV. GEREKÇE A. Sanığın Temyizi Yönünden Kararın verildiği tarihte ceza infaz kurumunda tutuklu bulunan sanığın karardan haberdar olmaması üzerine Dairemizin, 27.04.2023 tarih ve 2021/26709 Esas, 2023/2570 Karar sayılı tevdi kararıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararının sanığa 08.06.2023 tarihinde usûlüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen sanığın 21.06.2023 tarihli temyiz sebebi içermeyen dilekçe ile temyiz isteminde bulunduğu anlaşıldığından 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. B. Mağdure ... Vekilinin Temyizi Yönünden Kayden 25.06.2003 doğumlu olup Mahkemece ifadesinin alındığı 15.05.2018 tarihinde on beş yaşından küçük mağdurenin velayet hakkına sahip annesi Döndü ile babası ...'nin kovuşturma aşamalarında verdikleri ifadelerinde sanıktan şikayetçi olmadıklarını beyan etmeleri karşısında, mağdureye yaş küçüklüğü nedeniyle baroca tayin edilen vekilin hükmü temyize hakkı bulunmadığı anlaşıldığından 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. C. Mağdure ...'ye Yönelik Eylem Sebebiyle Kurulan Hükme Karşı Katılan Bakanlık Vekilinin Temyizi Yönünden Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; Sanık hakkında atılı suçtan duruşma açılmaksızın dava dosyası üzerinden yapılan inceleme ile yeni hüküm kurulması, 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır. V.KARAR A. Sanık ile Mağdure ... Vekilinin Temyiz İstemlerinin İncelemesinde Gerekçenin (A) ve (B) bölümlerinde açıklanan nedenlerle sanık ile mağdure ... vekilinin temyiz istemlerinin, 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle REDDİNE, B. Mağdure ...'ye Yönelik Eylem Sebebiyle Kurulan Hükme Karşı Katılan Bakanlık Vekilinin Temyizi Yönünden Gerekçenin (C) bölümünde açıklanan nedenlerle başkaca yönleri incelenmeyen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 01.10.2018 tarihli ve 2018/1778 Esas, 2018/1605 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye ...'in karşı oyu ve oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.12.2023 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın heyet çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf ilk derece mahkemesinin mahkumiyet hükmüne karşı istinaf kanun yoluna başvurulması halinde bölge adliye mahkemesi ceza dairesince duruşma açılmaksızın delil değerlendirilmesi yapılarak beraat kararı verilip verilemeyeceğine ilişkindir. Türk hukuk sisteminde istinaf kanun yolu ve istinaf mahkemeleri görece yeni getirilmiş kurumlardır. İstinaf ya da bizdeki adıyla bölge adliye mahkemeleri dünyada bazı ülkelerce kabul edilmiştir. Bazı ülkeler hukuk politikaları gereğince istinaf sistemini geniş anlamda bazı ülkeler ise ülkemizde uygulandığı gibi dar anlamda kabul etmiştir. Geniş anlamda istinaf sisteminin kabulü halinde; ilk derece mahkemesi kararlarına karşı taraflar ya da iddia makamınca istinaf kanun yoluna başvurulması durumunda istinaf mahkemesince ikinci bir yargılama yapılması için ilk derecede aşamasındaki gibi usül işlemlerine başlanıp ilk derece mahkemesince değerlendirilen tüm deliller istinaf mahkemesi önüne getirilerek yeniden değerlendirilir. Daha doğrusu ilk derece mahkemesince yapılan tüm işlemler ilk defa yargılama yapılırcasına yenilenir. Dar anlamda istinaf sistemini kabul eden hukuk sistemimizde ise; ilk derece mahkemesince verilen hükme karşı taraflar ya da iddia makamı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması halinde istinaf istemini inceleyen daire 5271 sayılı Ceza Mahkemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280 inci maddesi gereğince: 1. İstinaf isteminin esastan reddine, 2. İstinaf isteminin düzeltilerek esastan reddine, 3. İlk Derece Mahkemesi hükmünün bozularak dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 4. Davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığına başlanmasına, karar verilebilir. Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri duruşma açmaya karar verirse 5271 sayılı Kanun’un 281 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince gerekli görülen delilleri yeniden değerlendirmek için eksiklik olan delilleri tartışmaya açar, geniş anlamda istinaf kurumunun kabul edildiği hukuk sistemlerindeki gibi tüm delilleri tekrardan toplamaz. 5271 sayılı Kanun’un 282 nci maddesinin birinci fıkrasının (a, b, c, d, e, ve f) bentlerinde belirtildiği şekilde deliller sadece ana hatlarıyla anlatılır. Bahsettiğimiz bu kanun maddelerinden anlaşılacağı gibi Türk hukuk sistemi dar anlamda istinaf sistemini kabul etmiştir. Dar anlamda istinaf sistemini kabul etmenin sonucu olarak genel ilke olan yüzyüzelik ilkesine istinaf mahkemeleri yönünden istisna getirilmiştir. Bu nedenle istinaf mahkemeleri delillerle doğrudan temasa geçmeden dosya üzerinden yaptığı incelemede değerlendirebilir. Türk Hukuk sisteminde sadece temyiz kanun yolu öngürülmüşken 5235 sayılı Kanun ile istinaf kanun yolu da sisteme eklenmiş olup bazı suçlar ve cezalar yönünden iki dereceli kanun yolu hukuk sistemimize dahil edilmiştir. 5271 sayılı Kanun’un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasında “Hükme esas olarak saptanan olaylara uygulanmasında hukuka aykırılıktan dolayı hüküm bozulmuş ise, aşağıdaki hâllerde Yargıtay davanın esasına hükmedebileceği gibi hükümdeki hukuka aykırılığı da düzeltebilir: a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse. ......" şeklinde yer alan ifadeye göre Yargıtay’a tanınan “olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate...” hükmünün işletilmemesi nedeninin ilk derece mahkemelerinin direnme hakkının elinden alınmaması olduğu kanaatindeyim. Bölge adliye mahkemelerince inceleme duruşma açılarak yapılsa dahi tüm delillerle yüzyüzelik ilkesine getirilen istisna ve ayrıca kanun yolu olarak yaptıkları istinaf incelemesinin üst kanun yolu olan temyiz denetimine tabi olacağı gibi dosya üzerinden bölge adliye mahkemesince verilen beraat kararına karşı da taraflar ya da Cumhuriyet savcılığınca temyiz kanun yoluna başvurabileceği ve denetimden geçeceği de göz önüne alındığında; bölge adliye mahkemesi dairelerinin 5271 sayılı Kanun’un 280 nci maddesinin kendisine tanıdığı yetkiye dayanarak duruşma açmadan, dosya üzerinden karar verebileceğinden sanığın beraatine karar veren Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında bir isabetsizliğin bulunmadığı kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla