Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2023/5295 E. , 2023/7027 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/108 Esas, 2023/8 Karar SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı, kasten yaralama HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 ün
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2023/5295 E. , 2023/7027 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/108 Esas, 2023/8 Karar SUÇ : Nitelikli cinsel saldırı, kasten yaralama HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Isparta Ağır Ceza Mahkemesinin, 13.09.2011 tarihli ve 2009/167 Esas, 2011/263 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan beraat kararı verilmiştir. 2. Bu kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Kapatılan 14. Ceza Dairesinin 05.11.2014 tarihli ve 2013/1401 Esas, 2014/12199 Karar sayılı kararı ile "Mağdurenin soruşturma aşamasındaki samimi beyanları, bu beyanları doğrulayıp mağdurenin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığına ilişkin ... ... Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilimdalından alınan 04.03.2009 tarihli raporu, mağdurenin eşi ...'ın çadıra geldiğinde mağdurenin ağladığına ilişkin anlatımları, olayın ortaya çıkış şekli ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın çadırda tek başına bulunduğu sırada mağdurenin direncini cebir kullanmak suretiyle kırdıktan sonra ırzına geçtiğinin anlaşılması karşısında; sanığın eylemlerinin TCK.nın 102/2, 102/3-a-d, 102/5. maddelerinde tanımlanan nitelikli cinsel saldırı ve TCK.nın 102/4. maddesi delaletiyle aynı Kanunun 86/1. maddesinde düzenlenen kasten yaralama suçlarını oluşturduğu gözetilip, buna göre de hükümden sonra 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler de dikkate alınarak lehe kanun değerlendirmesi yapıldıktan sonra mahkûmiyetine karar verilmesi gerekirken oluşa uygun düşmeyen yazılı gerekçeyle beraatine hükmedilmesi, gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma ilamı üzerine Isparta Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.06.2015 tarihli ve 2015/12 Esas, 2015/175 Karar sayılı kararı ile kararında direnerek atılı suçtan beraat kararı vermiştir. 4. Bu kararın temyizi üzerine en son Yargıtay Kapatılan 14. Ceza Dairesinin 07.07.2020 tarihli ve 2020/2371 Esas, 2020/3127 Karar sayılı kararı ile mahkemenin direnme gerekçeleri yerinde görülmeyerek reddiyle direnme kararıyla ilgili hüküm kurulmak üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kurulunca incelenmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na tevdiine karar verilmiştir. 5. Tevdii kararı üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08.02.2022 tarihli ve 2020/Kapatılan 14-317 Esas, 2022/71 Karar sayılı kararı ile direnme kararına konu hükmünün sanığa atılı nitelikli cinsel saldırı suçunun sabit olduğunun gözetilmemesi nedeniyle bozulmasına ve mahalline gönderilmesine karar verilmiştir. 6. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun bozması üzerine Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.01.2023 tarihli ve 2022/108 Esas, 2023/8 Karar sayılı karar ile sanığın nitelikli cinsel saldırı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanunla değişiklik öncesi haliyle 102 nci maddesinin ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (a) ve (d) bentleri ve 62 nci maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kasten yaralama suçunda aynı Kanun'un 86 ncı maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) bendi ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 10 ay15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafii Temyiz İstemi Dosyada bulunan Kriminal rapor içeriğinde müvekkili aleyhine delil tespit edilmediğine, mağdurenin vermiş olduğu dilekçesiyle mevcut darp izlerinin eşi tarafından yapıldığını beyan ettiğine ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçlardan beraat etmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Mahkeme Kabulü; İlk derece mahkemesince bozma ilamı üzerine ;"Mağdure ...'ın 01.03.2009 tarihinde eşinin saat 08.00 sıralarında hayvanları otlatmaya gittiğini, saat 10.00 sıralarında sanığın çadıra geldiğini, sanığın, kendisini saçından tutup yere yatırdığını, yüzüne sürekli tokat attığını, ayaklarıyla da ayağına vurduğunu, elindeki av tüfeğini göğsüne dayayıp tehdit ederek soyunmasını istediğini, bağırıp karşı çıkmaya ve direnmeye başlaması üzerine sanığın, ellerini iple arkadan bağladığını, elbisesinin alt tarafını çıkarıp cinsel organını, vajinasına sokmak suretiyle iki kez tecavüz ettiğini, ardından ellerini çözüp bir iki tokat daha attığını, "Kocana söyleme." diyerek çıkıp gittiğini, tecavüze uğramanın utancıyla eşinin yanına gidip hemen bir şey söyleyemediğini, aynı gün saat 15.00 sıralarında eşinin havyan otlatıp geldiğini, neden ağladığını sorduğunu, bunun üzerine eşine yaşananları anlattığını, olaydan sonra iç çamaşırını yıkayıp duş aldığını, olayın hemen ardından mağdurenin çadıra gelen eşine yaşadıklarını anlatması üzerine adli mercilere bir gün sonra haber verildiği maddi olayın mahkememizce bu şekilde kabul edildiği, Kabule göre yapılan değerlendirmede;Mağdurenin olayın sıcağı sıcağına alınan Kolluk ve Savcılık beyanı ile ... ... Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalında alınan anamnezinde sanığın çadıra geldiği, sanığın, kendisini saçından tutup yere yatırdığı, yüzüne sürekli tokat attığı, ayaklarıyla da ayağına vurduğu, bağırıp karşı çıkmaya ve direnmeye başlaması üzerine sanığın, ellerini iple arkadan bağladığı, elbisesinin alt tarafını çıkarıp cinsel organını, vajinasına sokmak suretiyle iki kez tecavüz ettiği yönündeki anlatımlarının 04.03.2009 tarihli rapordaki bulgularla örtüşmesi ve söz konusu raporda bulguların cinsel saldırının maddi delili olarak değerlendirilebileceğinin mütalaa edilmesi, 06.12.2010 tarihinde 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunca mağdure hakkında düzenlenen raporda mağdurenin olay sırasındaki gebelik haftası dikkate alındığında beden bakımından kendisini savunabilecek durumda olmadığının, mağduru bulunduğu olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunun belirtilmesi, her ne kadar 08.12.2009 tarihinde mağdurenin Mahkemede sanığın, kendisine hiçbir şey yapmadığını, mağdurenin babası tanık ...’un ise 08.06.2009 tarihli dilekçesinde ve 08.12.2009 tarihinde Mahkemede mağdurenin, eşinden boşanmak istediğini, mağdurenin, eşi müşteki ...’ın ve annesi tanık ...’in etkisinde kalıp çadırın bulunduğu yaylayı sahiplenmeye çalıştığını, bölgeye köyden başkaca bir kimsenin hayvan otlatmaya, avlanmaya ve odun toplamaya gelmesini istemediğini, ...’ın avlanmak ve odun toplamak için gelen sanığı bu sebeple istemediğini, kayınvalidesi tanık ... ve kaynı tanık ...’in, kendisini zorladıklarını ve baskı yaptıklarını, ...’ın ise "Seni, bebeği ve aileni öldüreceğim." diyerek tehdit edip demir çubukla dövdüğünü, o nedenle sanığı suçladığını, doğumuna kısa bir süre kala istemediği hâlde eşinin, kendisiyle ilişkiye girdiğini, adli rapordaki cinsel birleşmenin de kocasıyla gerçekleştiğini belirttiğini beyan etmişler ise de 06.12.2010 tarihinde 6. Adli Tıp İhtisas Kurulunca mağdure hakkında düzenlenen rapora esas alınan 20.10.2010 tarihli muayene kaydında; başından iki olay geçtiğini, iki kişinin de köyden olduğunu, olayların köyde duyulduğunu, köylülerin baskı yaptığını, dışarı dahi çıkamadığını ifade ettiği hususu dikkate alındığında; mağdurenin babasıyla birlikte hazır bulunduğu duruşmada özgür iradesiyle beyanda bulunmadığı gerçeğinin 16.02.2010 tarihinde tanık ...’un hazır olmadığı duruşmada mağdurenin müşteki ...’ın kendisini bağlayarak demir çubukla dövüp sanığa iftira atmasını telkin etmediğini ve eşinden boşanacağını söylemediğini ifade etmesi nedeniyle açık bir şekilde anlaşılmış olması, nitekim ...’un verdiği 08.06.2009 tarihli dilekçe içeriğinin aksine mağdure ve eşi ...’ın hayvanlarını satarak Isparta iline yerleşmelerinin de ... ve annesi tanık ...’in hayvancılık yaptıkları bölgeden sanığı uzaklaştırmak için ona iftira attıkları yönündeki husumet iddiasını çürütmesi, tanıklar ..., ..., ... ve ...’in sanığın olayın gerçekleştiği tarihte ve saatte kendileriyle birlikte bahçede çalıştıklarını beyan etmelerine karşın 04.03.2009 tarihli raporda, 03.03.2009 tarihli psikiyatri polikliniği konsültasyonunda mağdurenin yer ve kişi oryantasyonunun tam, zaman oryantasyonunun kısıtlı olduğunun belirtilmesi nedeniyle mağdurenin olayın gerçekleştiği saati kesin olarak belirtmesinin beklenmesinin mümkün olmaması, kaldı ki sanığın bahçe komşuları olan tanıklardan Hakkı’nın sanıkla akraba olması, tanık ...’in ise oğlunun mağdureye yönelik nitelikli cinsel saldırı suçu nedeniyle yargılanması, ayrıca Hakkı ve ...’in bahçeye nasıl gittikleri gibi bir hususta Hakkı’nın arabayla, ...’in ise yürüyerek gittiklerini belirtmek suretiyle beyanlarının güvenilirliği açısından ciddi bir çelişki oluşturmaları, mağdurenin soruşturma aşamasındaki beyanlarında sanığın boşalıp boşalmadığını anlamadığını belirtmesi ve Savcılık beyanında olaydan sonra iç çamaşırını yıkayıp duş aldığını belirtmesi karşısında mağdureden alınan sürüntü ve yayma örneklerinde meni bulunmamasının olağan olması, 8,5 aylık hamile olan ve olaydan 2 gün sonra doğum yapan mağdurenin ve eşi ...’ın içinde bulunduğu koşullar da gözetildiğinde sanığa iftira atmalarını gerektirecek bir husumetlerinin bulunmaması, 16.02.2010 tarihli duruşmada mağdure sanığın, kendisine 5-6 kez tecavüz ettiğini iddia etmişse de olayın hemen ardından alınan beyanının eldeki delillerle uyumlu ve daha sağlıklı olması ve kovuşturma aşamasında sanık aleyhine birden fazla kez tecavüze uğradığı yönünde genişlettiği iddiasının maddi delillerinin bulunmaması hususları bir bütün olarak gözetildiğinde 02.03.2009 tarihli sanığa atılı nitelikli cinsel saldırı suçunun sabit olduğunun kabulü gerekmektedir. Yukarıdaki kabule göre sanığın cinsel saldırı eylemi sırasında mağdureye karşı yaralama eylemini de gerçekleştirdiğinin adli hekim raporundan anlaşıldığı dolayısıyla cinsel saldırı sırasında gerçekleşen yaralama eyleminden Türk Ceza Kanunu 102/4 fıkrası gereğince ilaveten cezalandırılması gerektiği gözetilerek sanık ...'in; ...'a karşı kasten yaralama fiilini icra ettiği Mahkememizce sabit kabul edilmiştir. Sanık iddianameye konu suçu işlediği sırada yürürlükte bulunan kanun sonrasında 18/6/2014 tarihinde 6545 sayılı yasa kabul edilmiş ve TCK'nın muhtelif hükümleri değişikliğe uğramıştır. Yapılan değişiklik ve yenilikler sonucu sanığın suçuna uygun düşen yasa maddelerin bulunması itibariyle sanık lehine hangi kanunun uygulanacağı yönünde değerlendirme yapmak gerekmiştir. 6545 sayılı kanun öncesi (suç tarihinde yürürlükte olan) yapılan değerlendirmede; Sanık ...'in üzerine atılı nitelikli cinsel saldırı suçunu işlediği sabit olmakla, sanığın sabit olan eylemine uyan 5237 Sayılı TCK'nın ( 6545 Sayılı Kanunla yapılan değişiklik öncesi) 102/4 fıkrası delaleti ve 102/2 fıkrası gereğince takdiren ve teşdiden ceza tayiniyle sanığın 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılması halinde sanığın bu suçu ruh bakımından kendini savunamayacak kişiye karşı silahla işlemesi sebebiyle TCK'NIN 102/3-a-d bentleri gereği yarı oranında arttırım yapılarak sanığın 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanık fiili neticesinde mağdurun ruh sağlığı bozulmuş ise de; tayin edilen ceza 10 yılı aştığından sanık hakkında TCK'NIN 102/5 fıkrası gereği ayrıca artırım yapılmasına yer olmadığına, sanığın adli sicil kaydından anlaşılan sabıkasız geçmişi, duruşmalardaki saygılı tutum ve davranışları ile cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine indirim nedeni kabul edilerek sanık için hükmedilen cezanın tck 62/1 fıkrası uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilerek sanığın 12 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verileceği, Ayrıca, Sanık ...'in; ...'a karşı kasten yaralama fiilini icra ettiği Mahkememizce sabit kabul edilerek, sanığın sabit olan eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu 102/4 fıkrası yollaması ile aynı Kanunun 86/1 fıkrası uyarınca sanığın amacı, saiki ve yaralanmanın ağırlığı gözetilerek, takdiren asgari hadden uzaklaşılmak suretiyle sanığın 1 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanığın bu suçu ruh bakımından kendini savunamayacak kişiye karşı işlemesi sebebiyle TCK'nın 102/3-d bendi gereği yarı oranında arttırım yapılarak sanığın 1 yıl 15 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sanığın adli sicil kaydından anlaşılan sabıkasız geçmişi, duruşmalardaki saygılı tutum ve davranışları ile cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine indirim nedeni kabul edilerek sanık için hükmedilen cezanın TCK 62/1 fıkrası uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilerek sanığın 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verileceği, 6545 sayılı kanun sonrası (halen yürürlükte olan hükümlere göre) yapılan değerlendirmede; sanığın eylemine uyan TCK'nın 102/2 maddesi uyarınca takdiren ve teşdiden 16 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiğinde, 102/3-a,d maddesi uyarınca 24 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına 102/4 msanığın adli sicil kaydından anlaşılan sabıkasız geçmişi, duruşmalardaki saygılı tutum ve davranışları ile cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine indirim nedeni kabul edilerek sanık için hükmedilen cezanın tck 62/1 fıkrası uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilerek sanığın sonuç olarak 20 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verileceği, Neticeten sanığın 6545 Sayılı Kanun öncesi (suç tarihinde yürürlükte bulunan) eylemine uygun düşen TCK hükümleri gereğince cezalandırılmasının sanık lehine olacağının mahkememizce değerlendirilerek buna yönelik sanık hakkında hüküm kurulmuş, " şeklindeki gerekçesiyle hükümler kurmuştur. IV. GEREKÇE A. Sanık Hakkında Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri de reddedilmiştir. B. Sanık Hakkında Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Oluşa uygun kabule göre sanığın işlediği kasten yaralama suçunun 5237 sayılı Kanun'un 86 ncı maddesinin ikinci ve üçüncü fıkrasının (b) bendinde düzenlenip, öngörülen cezanın üst sınırı itibarıyla aynı Kanunun 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımına tabi bulunduğu ve suç tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin geçtiği anlaşılmıştır. V. KARAR A. Sanık Hakkında Nitelikli Cinsel Saldırı Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.01.2023 tarihli ve 2022/108 Esas, 2023/8 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanık Hakkında Kasten Yaralama Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle Isparta 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.01.2023 tarihli ve 2022/108 Esas, 2023/8 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.11.2023 tarihinde karar verildi.