Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2024/4657 E. , 2024/7373 K. "İçtihat Metni" TUTUKLU DURUŞMA TALEPLİ İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/619 E., 2024/632 K. SUÇ : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2024/4657 E. , 2024/7373 K. "İçtihat Metni" TUTUKLU DURUŞMA TALEPLİ İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/619 E., 2024/632 K. SUÇ : Sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, hükmedilen ceza miktarına göre 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ- OLAY VE OLGULAR Sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı suçunu işlediği iddiasıyla ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda, Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.02.2024 tarihli ve 2023/226 Esas, 2024/61 Karar sayılı kararı ile mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde sanığın, kayda göre yedi yaşında bulunan katılan mağdureyi kucağına oturtup elini kıyafet üzerinden ön özel bölgesine dokundurttuğu, farklı zamanlarda katılan mağdurenin ön cinsel bölgesine dokunduğu, denizde yüzdükleri sırada ön cinsel bölgesine mayosunun içinden dokunduğunun kabulü ile sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103/1-3.cümle, 43/1 ve 53. maddesi uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına dair kararın katılan Bakanlık vekili ve sanık müdafiinin istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 20.03.2024 tarihli ve 2024/619 Esas, 2024/632 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Sanığın eyleminin sarkıntılık düzeyini aşmasına karşın suç vasfında hataya düşüldüğüne, temel cezanın belirlenmesi ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına alt sınırdan uzaklaşılarak oranların belirlenmesi gerektiğine ilişkindir. B. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Katılan mağdurenin soyut mahiyetteki iddialarını ilişkin keşif yapılmaksızın eksik araştırma ile hüküm kurulduğuna, iddia konusu suç tarihinde katılan mağdurenin yaşının küçük olması karşısında eylemleri algılama yeteneği olup olmadığı ve beyanlarına itibar edilip edilmeyeceği hususunda Adli Tıp Kurumundan mütalaa alınması gerektiğine, gerekçede savunma tanıklarının beyanlarına itibar edilmeme nedenlerine yer verilmeksizin eksik gerekçe ile hüküm kurulduğuna, iletişim kayıtları ile desteklendiği üzere sanığın kullanımındaki telefonu yeni almasından ötürü hükme esas teşkil eden “telefonunun içeriğinin silinmesi” kabulünün gerçeğe uygun düşmediğine, suç tarihi kabulünün hatalı şekilde yapıldığına, olayın intikal süresinin de savunmayı destekler mahiyette olduğuna, kovuşturma aşamasında beyanların SEGBİS ile kaydedilmemesinin usul kurallarına aykırılık teşkil ettiğine, yargılama boyunca düzeni bozmayan sanık hakkında takdiri indirim hükümlerinin uygulanmamasının hukuka aykırılık teşkil ettiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 1. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, İlk Derece Mahkemesinin soruşturma ile kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdiri ile anılan hükme ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; a) Oluşa uygun kabule göre; sanığın katılan mağdurenin ön cinsel bölgesine mayosunun içinden dokunması şeklinde gerçekleşen eylemlerin sarkıntılık boyutunu aşması karşısında eylemin çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi, b) 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 13. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 103. maddesinin yeniden düzenlenmesi karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesi gözetilerek lehe Kanun'un önceki ve sonraki kanunların ilgili maddeleri ayrı ayrı olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenerek uygulamanın denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi gerektiği, buna göre katılan mağdurenin, sanığın evi ve sonrasında denizde yaşanan olaydan önce ön cinsel bölgesine dokunulduğuna dair 17.05.2022 tarihli beyanı dışında kovuşturma aşamasında olayların kronolojik sıralamasına dair bir anlatımı bulunmamasına karşın İlk Derece Mahkemesince denizde yaşanan olaydan sonra da sanığın eylemlerine devam ettiğinin kabul edildiği görülmekle; denizde yaşanan olay gününe ait fotoğrafların sosyal medya uygulamalarında paylaşıldığı 11.07.2016 tarihinden sonra sanığın eylemlerinin devam edip etmediği ve son eylem tarihinin tespiti maksadıyla katılan mağdurenin ayrıntılı beyanı alınması, belirlenecek suç tarihi itibarıyla yürürlükte olan kanun maddelerinin tayini ile son eylem tarihinin 02.12.2016 tarihinden önce olması halinde lehe olan düzenlemenin denetime imkan verecek şekilde kararda gösterilmesi gerekirken eksik araştırma ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması, c) Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin intikalin gerçekleştiği "17.05.2022" olarak gösterilmesi, Karşısında anılan hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. 2. Bozma nedenine göre Tebliğnamede onama isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle; sanık müdafii ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.09.2024 tarihinde karar verildi.