Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2024/8960 E. , 2025/1010 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SUÇLAR: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM/LER: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararları TEMYİZ EDENLER: Sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Bölge Adliye Mahkemesi
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2024/8960 E. , 2025/1010 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SUÇLAR: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM/LER: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararları TEMYİZ EDENLER: Sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararlar temyiz edilmekle dosya incelendi. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, İlk Derece Mahkemesinde silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkesi doğrultusunda savunmaya yeterli imkânın sağlanması ve bu hakkın etkin şekilde kullandırılmış olması, temyiz denetiminde sınırsız şekilde yazılı savunmayı kullanabilme olanağının bulunması karşısında savunma hakkının kısıtlanması söz konusu olmadığından, 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanun'un 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 299/1. maddesi uyarınca takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda, Küçükçekmece 2. Ağır Ceza Mahkemesince mevcut delillerin değerlendirilmesi neticesinde müsned suçlardan mahkumiyetine dair verilen kararın istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Özetle; gerekçesiz bir şekilde istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinin yasalara aykırı olduğuna, ATK raporu dikkate alınmadan kurulan mahkumiyet hükümlerinin bozulmasını talep ettiklerine, teşhis işleminin tümüyle usulsüz olduğuna, sanık lehine olan deliller değerlendirilmeden mahkumiyet hükmü kurulduğuna, sanığın 2012 yılından beri Tokat ilinde bulunduğuna, HTS ve baz kayıtları incelemesinde sanığın telefon kullanmadığı hususunun gerçek olmadığına ve Tokat ilinden sinyal verdiğine, bilirkişi raporlarında sanığın tespit edilemediğine, sanık hakkında takdiri indirim yapılmadığına, şüpheden sanığın yararlanması gerektiğine ve diğer temyiz sebeplerine ilişkindir. B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi Özetle; sanığın atılı suçlar bakımından üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Sanık hakkında mağdura karşı 03.10.2018 tarihinde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını işlediği iddiası ile cezalandırılması talepli kamu davası açılmış ise de; kolluk tutanaklarına göre mağdura sanığa ait video ve resim içeriklerinin gösterilmesinden sonra canlı teşhis işleminin yapılması, ... Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 22.03.2024 tarihli raporu ile tetkik konusu kamera kaydındaki şahsın sanık olup olmadığı yönünde görüş bildirilememesi, ATK Biyoloji İhtisas Dairesinin 25.05.2023 tarihli raporuna göre sanığa ait bir bulgunun tespit edilememesi, sanığa ait olduğu tespit edilen telefon numarasının suç tarihinde Tokat ilinden sinyal vermesi, sanığın aşamalarda suç tarihinde İstanbul'da bulunmadığına ve suçlamayı redde yönelik istikrarlı savunmaları, sanık savunmasının aksinin kanıtlanamamış olması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, mağdurun soyut beyanları dışında sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, açıklanan gerekçe içeriğine göre Tebliğname’ye aykırı olarak, sayın Üye ...'ın karşı oyu ile oy çokluğuyla BOZULMASINA, bozma sebebine göre sanığın TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmesinin ilgili yerlere en seri şekilde bildirilmesi için müzekkere yazılmasına, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Küçükçekmece 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.02.2025 tarihinde karar verildi. Dairemiz Sayın Heyetinin çoğunluk görüşü olan sanığın beraatine yönelik bozma kararına katılmıyorum. Dairemiz çoğunluk görüşü ile aramızdaki görüş ayrılığı sanık ...’ın mağdura karşı işlediği iddia edilen “çocuğun cinsel istismarı, Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarının sübutuna yöneliktir. 03.10.2018 tarihinde 12 yaşında olan mağdurun kardeşi tanık Muhammed ile oyun oynadığı sırada sanığın, mağdura kendisini ... olarak tanıtarak ve “benimle gel yakın bir yere getireceğim seni orada şişe var” diyerek mağduru karanlık hamama benzeyen metruk binaya götürdüğü, mağdurun gitmek istemediği ancak sanığın mağdurun elinden tutup götürdüğü, sanığın, mağduru olay yeri inceleme raporunda adres ve özellikleri belirtilen binaya soktuğu ve mağdurun kaçmasını önlemek için elinden tuttuğu, sanığın mağdurun dudağından öptüğü, mağdurun poposuna dokunduğu, pantolonunu çıkarttığı, kendi parmağını tükürerek mağdurun poposuna soktuğu, yine cinsel organını da mağdurun poposuna soktuğu, sanığın yaklaşık yarım saat mağduru olay yerinde tuttuğu, sanığın eylemlerini icra ederken mağdurun kafasına ve vücudunun değişik yerlerine de vurduğu, olaydan sonra tuvalete giden mağdurun poposundan kan geldiğini gördüğü, tanık Muhammet’in de sanığı gördüğünü söylediği ve mağdur ile benzer ifadelerde bulunduğu iddiası ile sanık hakkında üzerine atılı suçlardan kamu davası açıldığı anlaşılmakla; 10.10.2018 tarihli Adli Görüşmeci raporuna göre, mağdurun adli görüşme boyunca göz teması kurduğu, ayrıntı verebildiği, istismarı kendi cümleleri ile ifade ettiği, verdiği bilgilerin güvenilir olduğu ve mağdurun istismara maruz kaldığı kanaatine varıldığının belirtilmesi, Küçükçekmece Adli Tıp Şube Müdürlüğü’nün 23.05.2023 tarihli raporuna göre, mağdurdaki yaralanmaların kişi üzerindeki etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif nitelikli olmadığı, anal bölgede tarif edilen akut(yeni) travmatik lezyonların fiili livata eylemi ile oluşabilecek nitelikte olduğu kanaatinin bildirilmesi, 03.10.2018 tarihli yer gösterme tutanağında mağdurun gösterdiği yerlere ilişkin tespitlerin yapılması ve mağdurun beyanında gösterdiği yerlerin bulunması, 06.01.2023 tarihli kolluk tutanağına göre, sanığın katıldığı televizyon programına bağlanan vatandaşların sanığın İstanbul ilinin farklı yerlerinde cinsel suçlar işlediğine dair beyanlarda bulunmaları, bunun üzerine daimi arama dosyasının tekrardan detaylı soruşturma işlemlerine tabi tutulması ve bunun sonucunda mağdurun ve olayın tek tanığı olan kardeşinin sanığı doğrudan, kesin ve net bir şekilde teşhis etmeleri ve bu teşhisi mahkeme huzurunda doğrulamaları, ayrıca sanık, tanık ve mağdurun hazır olduğu 10.11.2023 tarihli celsede mağdurun ve tanığın olayın failini sesinden de bilebileceklerini belirtmeleri üzerine sanığın konuşmasının istenildiği, akabinde mağdur ve tanığın ses tonu itibariyle de olaydaki failin dosyadaki sanık olduğunu belirtmeleri, mağdurun ve tanığın olayın üzerinde uzun bir süre geçmiş olsa bile olayın failini geçen bu sürede unutmamalarının yaşadıkları olayın kendilerinde oluşturduğu travma ile ilgili olması, ayrıca mağdurun ve tanığın olayın ardından teşhise kadar ki bu sürede sanığı tv’de hiç görmemeleri ve bu hususu tanık polis memurunun da doğrulaması, İstanbul ilinde benzer olaylara karıştığı belirtilen sanığı, 03.10.2018 gününe ait görüntülerde ki faile benzemesinin ardından polislerin mağdurun evine gitmeleri, burada sanığın katıldığı tv programından bir kesitin mağdura iletilmesi ile mağdurun irkilmesi ve failin sanık olduğunu beyan etmesi, usulüne uygun teşhiste de mağdur ve tanığın sanığı teşhis etmeleri, mağdurun olaydan sonra banyo etmesi ile sanığın DNA’sına rastlanmamasının mümkün olması, olay gününe ait kısa görüntüdeki kişi ile sanığın aynı kişi olduğuna yönelik bir değerlendirme yapılamamışsa da, uzmanlık raporunda görüntüdeki kişi ile sanık arasında benzerliklerin olduğunun belirtilmesi, sanığın belirttiği cep telefonlarının baz kayıtlarında sanığın İstanbul’da bulunduğuna dair delil elde edilememiş ise de bu durumun sanığın olay yerinde olmadığını desteklemediği, sanığın tüm operatörlerden sahip olduğu cep telefonu numaraları tespit edilerek baz istasyonu incelemesi yapılması gerektiği, ayrıca sanığın yakınları veya başkası adına da olay tarihinde telefon kullanıyor olabileceği ya da hiç telefon kullanmama ihtimalinin de bulunması dikkate alındığında sanığın temyize konu üzerine atılı suçları işlediği vicdani kanaatine varıldığından sanığın temyize konu suçlardan ilk derece mahkemesince mahkemede alınan sanık savunması, mağdur, tanık ifadeleri ile tüm deliller değerlendirilerek verilen mahkumiyet kararlarına karşı Bölge Adliye Mahkemesince verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararının onanması gerektiği kanaati ile Dairemiz Sayın Heyetinin çoğunluk görüşüne katılmıyorum.