Karar Özeti
9. Ceza Dairesi 2025/4114 E. , 2025/6733 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/581 E., 2024/245 K. SUÇLAR : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Beraat Dairemizin, 09.01.2025 tarihli ve 2024/5899 Esas, 2025/215 Karar sayıl
Karar Detayı
9. Ceza Dairesi 2025/4114 E. , 2025/6733 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2022/581 E., 2024/245 K. SUÇLAR : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma HÜKÜM : Beraat Dairemizin, 09.01.2025 tarihli ve 2024/5899 Esas, 2025/215 Karar sayılı kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 20.05.2025 tarihli ve 9 -2024/64522 sayılı itirazı üzerine dava dosyası, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308/2. maddesi gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İTİRAZ SEBEPLERİ Suça sürüklenen çocuğun, çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılmasının gerektiğine, İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükümlerinin bozulmasına ilişkindir. II. GEREKÇE Dairemizin 09.01.2025 tarihli ve 2024/5899 Esas, 2025/215 Karar sayılı onama kararı usul ve kanuna uygun olup, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ sayın üyeler ... ve ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla REDDİNE, 2. 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca Dairemizin, 09.01.2025 tarihli ve 2024/5899 Esas, 2025/215 Karar sayılı onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.09.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Mağdure ile ...’nin akraba oldukları, mağdurenin suç tarihinde 5 yaşını tamamlamış olduğu, mağdurenin annesi ...'in mağdureyi banyo yaptırdığı sırada cinsel bölgesinin üst kısmında morluk, kasık kısımlarında kızarıklık gördüğü, katılanın mağdura sorduğunda "bir abi yaptı" dediği, katılanın durumu eşine anlattığı birlikte mağdureyi doktora götürdükleri, mağdurenin cinsel istismara maruz kaldığını öğrendiklerinde mağdure ile konuştukları, mağdurenin kim yaptı sorusuna "... in abisi" diyerek cevap verdiği, olayın adli mercilere intikal ettirildiği, mağdurenin 18.09.2013 tarihli teşhis işleminde ... ...’u teşhis ettiği, ...’nin aynı tarihte Cumhuriyet Savcısı tarafından alınan ifadesinde mağdure ile uzaktan akraba olduklarını, aile ortamında mağdureyi birkaç defa gördüğünü, mağdure ve ailesiyle aralarında bir husumet bulunmadığını bildirdiği, Açılan dava neticesinde Burdur Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/230 esas sayılı dosyasında ...’nin çocuğun cinsel istismarı suçundan mahkumiyetine karar verildiği, hükmün temyizi üzerine dairemizce “5271 sayılı CMK'nın 217. maddesinin birinci fıkrasında “Hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu deliller hâkimin vicdanî kanaatiyle serbestçe takdir edilir” ve aynı Kanunun 210. maddesinin birinci fıkrasında ise “Olayın delili, bir tanığın açıklamalarından ibaret ise, bu tanık duruşmada mutlaka dinlenir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması dinleme yerine geçemez” hükümlerine yer verilmiş olup, bu kapsamda ilk derece mahkemesince aynı zamanda olayın tek tanığı konumunda bulunan mağdurun maddi hakikatın ortaya çıkarılması açısından duruşmaya getirilerek iddiaya konu hususlarla ilgili dinlenip, bu mümkün olmadığı takdirde soruşturma evresinde verdiği görüntülü ifade CD’sinin duruşmada taraflarla birlikte izlenerek beyanlarının alınmasından sonra suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken duruşmada dinlenmeyen mağdurun çocuk izlem merkezinde alınan görüntülü ifade CD’si de izlenmeksizin yazılı şekilde mahkumiyet kararı verilmesi” nedeniyle bozulduğu, bozma ilamına uyan mahkemece mağdurenin duruşmada beyanının alındığı ve yargılama neticesinde mağdurenin önceki ifadesi ile duruşmadaki ifadesi arasında çelişkiler bulunduğu ve soruşturma aşamasında yapılan 18.09.2013 tarihli teşhisin usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle ...’nin beraatine karar verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar mahkemesince mağdurenin iki beyanı arasında çelişkiler bulunduğu belirtilmiş ise de mağdurenin ...’de ilk beyanının 03.09.2013 tarihinde alındığı, duruşmadaki beyanın ise 14.09.2023 tarihinde alındığı, iki ifade arasında 10 yıldan fazla zaman geçmiş olup olay tarihinde 5 yaşında olan mağdurenin duruşmada ifadesi alındığında 15 yaşını bitirdiği, bu yaştaki bir çocuğun 10 yıl önce gerçekleşen ve travmaya sebep olduğu için unutturulmaya çalışılan bir olay hakkında tüm detaylarıyla aynı beyanı vermesinin beklenemeyeceği, kaldı ki mahkemece mağdurenin beyanındaki çelişki olarak gösterilen hususların failin mağdurenin cinsel organına kilotunun içinden mi dışındanmı dokunduğu ile failin boyuna ve kilosuna ilişkin detaylar ve olayın gece mi gündüz mü gerçekleştiği hususlarına ilişkin olduğu, ilk ifadede mağdurun 5 yaşında olması nazara alındığında kişilerle ilgili zayıf/şişman, uzun/kısa ve olay zamanına ilişkin gece/gündüz kavramlarının tam olarak gelişmeyeceği, olayın gece mi gündüzmü gerçekleştiği mağdureye sorulurken “güneş var mıydı yok muydu” şeklinde muğlak sorulduğu, eylemin kapalı mekanda gerçekleştiği nazara alındığında mağdurenin bu soruya verdiği “güneş yoktu” cevabının “gece” olduğu kabul edilerek bunun bir çelişki olarak gösterilemeyeceği, duruşmada da “karınlık mıydı gündüz müydü” şeklinde sorulduğunda mağdurenin “gündüz gözüyle şeydi ama orayı ışık görmüyordu yani çok az ışık giriyordu” şeklinde cevapladığı, sorulan soruların mahiyetine göre cevaplayan mağdurenin aslında aynı şeyleri söylediği ve bu konuda çelişkisinin de bulunmadığı, yine ... ifadesinde mağdureye “dokunmanın kilotunun içinden mi dışından mı gerçekleştiği” sorusuna ise mağdurenin ilk önce dışından diye cevap verdiği ancak ifadenin devamında “tenimden dokundu” ve “donumun içinden dokundu” diyerek net ifadeler kullandığı, mahkemenin bu konuda da beyanın tamamına bakmadan değerlendirme yaptığının ve aslında çelişki bulunmayan ifadeleri çelişki gibi değerlendirdiğinin anlaşıldığı, kaldı ki mağdurenin bu hususlardaki beyanlarının failin kimliğine yönelik olmadığı, olayın ayrıntısına ilişkin olduğu, eylemin sübutu konusunda bir tereddüt bulunmayıp mahkemesince failin kimliğine ilişkin şüphe nedeniyle beraat kararı verildiği, oysa bu konuda da şüphe bulunmadığı zira mağdurenin ilk beyanında eylemi gerçekleştiren kişinin arkadaşı ...’in abisi olduğunu bildirdiği, mağdurenin uzaktan akrabaları olan ve ...’nin ifadesine göre de birden fazla defa aile ortamında görüp tanıdığı ...’nin kimliğinde yanılmasının söz konusu olmadığı, yapılan teşhis işleminde de ...’yi teşhis ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde eylemin ... ... tarafından gerçekleştirildiği hususunda şüphe bulunmayıp mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken beraat kararının onanması yönündeki çoğunluğun görüşü yerinde olmayıp Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince yanılgılı değerlendirme ile verilen beraat kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumuzdan itirazın reddine yönelik sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.