KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/1313 E., 2025/7117 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/3058 E., 2024/3542 K.
- Dava tarihi
- 21.11.2019
- İlk derece mahkemesi
- ... 40. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/376 E., 2024/255 K.
Karar Metni
1.262 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müteveffa işçinin 2013-2019 yılları arasında davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde makine formeni olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve gerekçesiz olarak feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili işveren nezdinde geçen bir çalışması bulunmadığını, yetki, zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, davacının taleplerinin çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; müteveffa işçinin süresince davalı işverenin yurt dışı şantiyelerinde çalıştığının anlaşıldığı, uyuşmazlıkta ... iş mevzuatının uygulanması gerektiği, davalı işveren tarafından talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığının savunulduğu, ancak davacının yabancı hukuka göre zamanaşımı süresini bilmemesi ve davalı işverence de bu hususta aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmemesi durumunun geçerli bir neden olarak kabul görmesi gerektiği, ... iş mevzuatı uyarınca, geçerli bir neden var ise sürenin mahkeme tarafından yeniden başlatılacağının düzenlendiğinin görüldüğü,
bu hâlde davalı tarafından ileri sürülen zamanaşımına def'i ve itirazlarına itibar edilmediği, 09.11.2023 tarihli bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunarak hükme esas alındığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamındaki delil durumuna göre somut uyuşmazlıkta ... Federasyonu hukukunun uyuşmazlıkta uygulanmasının yerinde olduğu, ancak ...
Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesine göre bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına ilişkin olarak öngörülen 3 aylık zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, somut uyuşmazlıkta ıslah tarihinin 25.10.2022 tarihi olup Rus hukukuna göre ıslah tarihinden geriye gidilerek 1 yıl öncesini geçen alacakların zamanaşımına uğradığının anlaşıldığı, buna göre ıslah tarihi itibarıyla ıslah dilekçesine konu kısmi davaya konu kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ile ücret alacaklarının ıslah zamanaşımına uğramış olması karşısında davacı vekilinin istinaf isteminin bu kapsamda yerinde olduğu,
davalı vekilinin istinaf isteminin ise yerinde bulunmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü ortadan kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davalı tarafın cevap dilekçesinde dava konusu uyuşmazlığa 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini öne sürdüğünü, bu hususa ilişkin usuli kazanılmış haklarının korunması gerektiğini,
b. Yargıtay tarafından içtihat değişikliğine gidilmesi olağan bir durum olmakla birlikte bu değişikliğin uygulanabilmesi için Yargıtay dergisinde veya başka yolla yayınından sonra açılacak davalara uygulanması gerektiğini,
c. Somut uyuşmazlığa ... hukukunda yer alan mahkemeye başvuru süresine ilişkin hükmün uygulanmasının mümkün olmadığını,
d. Uyuşmazlığın çözümünde Türk hukukunun uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davacının alacaklarının ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımına uğradığını,
b. Davacının müvekkili işveren nezdinde geçen bir çalışması bulunmadığını, taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini,
c. Hizmet süresi ve ücretin hatalı belirlendiğini,
d. Davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanamayacağını,
e. Davacının yapmış olduğu fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının karşılığı ücretlerin ödendiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, ücret, hizmet süresi, dava konusu alacakların ispat ve hesaplanması ile zamanaşımı hususlarındadır.
1. Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 09.11.2023 tarihli bilirkişi raporunda davacının 15.12.2013-15.06.2019 tarihleri arasında davalı işverenin ...'da bulunan şantiyelerinde çalıştığı tespiti ile hesaplama yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince anılan bilirkişi raporuna itibar edilerek davacının tespit edilen çalışma dönemi için ... Federasyonu İş Kanunu uygulanarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hukuk seçimi anlaşması yapıldığı anlaşılan 15.12.2013-13.07.20 15... .02.2018-15.06.2019 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri bakımından uyuşmazlığa ... hukukunun uygulanması yerinde ise de 01.09.2015-09.08.2017 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur.
Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir.
Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; 01.09.2015-09.08.2017 tarihleri arasında ...'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma döneminde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, davacının 01.09.2015-09.08.2017 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
2. ... hukuku uygulanan çalışma dönemi bakımından ise fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususu ayrıca değerlendirilmelidir.
... Federasyonu İş Kanunu'nun iş sözleşmesinin son bulduğu tarihte yürürlükte bulunan 392. maddesi şöyledir:
"Çalışan, hakkının ihlal edildiğini öğrendiği veya öğrenmesi gerektiği günden itibaren üç ay içinde bireysel iş uyuşmazlığının çözümü için mahkemeye başvurma hakkına sahiptir.
Çalışan, ücretlerin ve diğer ödemelerin ödenmemesi veya eksik ödenmesine ilişkin bireysel işçi ihtilaflarının çözümü için, işten çıkarılma nedeniyle ödenmesi gereken ücretlerin ve diğer ödemelerin yapılmaması veya eksik ödenmesi de dâhil olmak üzere, bu tutarların ödenmesi için belirlenen tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye başvurma hakkına sahiptir. (03.07.2016 tarihli Kanun ile değişiklik yürürlüğe girmiştir)
İşveren, çalışanın işletmeye verdiği zararın tazminine ilişkin uyuşmazlıklarda, zararın tespit edildiği tarihten itibaren bir yıl içinde mahkemeye gitme hakkına sahiptir.
Bu maddede belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda, bu süreler mahkeme tarafından tekrar başlatılabilir."
Maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımı, hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbidir (Vahit Doğan, Milletlerarası Özel Hukuk, ..., 2022, s.315; Gülin Güngör, Türk Milletlerarası Özel Hukuku, ..., 2021, s.127). Buna göre ... Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması, 5718 sayılı Kanun'un 2 ve 8. maddelerinin bir gereğidir.
Somut uyuşmazlıkta davacının ... hukukuna tâbi çalışmasının sona erdiği tarihte yürürlükte olan ... Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesi uyarınca uygulanması gereken zamanaşımı süresi bir yıldır. Buna göre ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ve hafta tatili talepleri bakımından davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı da dikkate alındığında, zamanaşımı süresi her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren bir yıldır.
Davalı taraf cevap dilekçesinde usulüne uygun şekilde zamanaşımı def'inde bulunduğundan, ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma ile hafta tatili ücretlerinin her bir aya ait alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren ... hukukuna göre bir yıllık (arabuluculukta duran süre de dikkate alınarak) sürenin geçmesiyle dava zamanaşımına uğrayacağı gözetilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/1313, K. 2025/7117, 30 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama