KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/2641 E., 2025/7197 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/2370 E., 2024/1617 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 14. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/480 E., 2020/371 K.
Karar Metni
1.034 kelime·5 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı işverene ait yurt içi ve yurt dışı projelerinde 1987-2018 tarihleri arasında fasılalı atölye formeni olarak net 3.000,00 USD ücretle çalıştığını, ayrıca davacıya prim ödendiğini, barınma ve yemek gibi her türlü gereksiniminin işveren tarafından karşılandığını, iş akdinin haksız feshedildiğini, yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını, hak ve alacaklarının ödenmediğini iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlığa çalıştığı ülke hukukunun uygulanması gerektiğini, talep konusu hak ve alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının iddiaları yazılı belgeye dayanmadığından kabul etmediklerini, her türlü hak ve alacağının bordrosuna yansıtılarak banka kanalı ile ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı işveren vekili tarafından bildirilen tarihler esas alınarak 24.09.1987-16.08.2018 tarihleri arasında davacının hizmet süresi 1 gün ücretsiz izin kullandığı da dikkate alınarak toplamda 20... ay 15 gün olarak kabul edildiği, davacının net 3.000,00 USD ücret aldığı, davacıya feshin gerçekleştiği aya ait bordroda kıdem ve ihbar tazminatı tahakkuk ettirilerek ödendiği, iş sözleşmesinin tazminat ödemesi gerektirecek şekilde feshedildiğinin işverenin de kabulünde olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacıya iş sözleşmesi feshedilirken kıdem ve ihbar tazminatı ödemeleri yapıldığı, ayrıca Türk iş mevzuatı kapsamında ödemeler yapılmak suretiyle Türk hukukunun uygulanmasının benimsendiği, davalı tarafça dosyaya sunulan ibranamelerde Türk hukukuna göre hiç bir hak ve alacağın bulunmadığının belirtildiği, kaldı ki davacının Türk uyruklu, davalı şirketin Türk Ticaret Siciline kayıtlı Şirket olduğu,
bu itibarla taraflar arasındaki uyuşmazlıkta Türk mevzuatının uygulandığı, dosyaya sunulan ibranamenin yasal geçerlilik şartlarını taşımadığı, yine davalı tarafça sunulan 04.12.2017 tarihli davacının yeni iş arama iznini kullanmayacağına dair beyanını içeren belgenin matbu olarak düzenlenmiş bir belge olduğu, bu nedenle belgeye itibar edilemeyeceği, davacının ücretinin tanık beyanları ve emsal ücret araştırması dikkate alınarak tespit edildiği, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil hesaplamalarında bordrolardaki ödemelerin dikkate alınmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı,
yıllık ücretli izin hususundaki hesaplamanın dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Uyuşmazlığın çözümünde yabancı hukukun uygulanması gerektiğini, uygulanması gereken hukukun ise Rus hukuku ve Dominik Cumhuriyeti hukuku olduğunu, 2. Davacının ücret tespitinde bordroların dikkate alınması gerektiğini, 3. Yazılı delillerle ödendiği ispat edilmiş alacaklar bakımından davacı lehine fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretine hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, 4. Davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığı ve tarafına izin ücretinin ödendiği, bu ödemelerin mahsup edilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesine uygulanacak hukukun tespitine ilişkindir.
İş sözleşmesinde yabancılık unsuru bulunması hâlinde, uygulanacak hukukun belirlenmesi açısından, uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 27/1 hükmünün uygulanmasına ilişkin ilke ve esaslar Dairemizin 24.05.2023 tarihli ve 2022/16187 Esas, 2023/7655 Karar sayılı kararında açıklanmıştır.
Yurt dışı iş sözleşmelerinin açık, net ve anlaşılır bir dilde düzenlendiği, uyuşmazlık döneminde yürürlükte olan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmünün açıkça cevaz verdiği şekilde sözleşmelerde hukuk seçimi yapıldığı takdirde taraflar arasında imzalanan yurt dışı iş sözleşmelerinin bağlayıcı ve geçerli olduğu sonucuna varılması gerekmektedir.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur.
Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir.
Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi; davalının yurt içi ve yurt dışı projelerinde fasılalı olarak 1987-2018 tarihleri arasında çalıştığını, ücretinin USD olarak ödendiğini ileri sürerek ödenmeyen kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince karar gerekçesinde yabancı hukuk itirazı karşılanmamış, uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi ise dosya kapsamına uygun değildir.
Davalı yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde uyuşmazlığa çalışılan ülke hukukunun uygulanması gerektiğine yönelik itirazda bulunmuştur. Dosya içeriğinde davalı tarafça sunulan 13.04.1998 tarihli, 28.01.2008 tarihli, 17.03.2014 tarihli, 13.10.2016 tarihli ve 07.03.2018 tarihli yurt dışı iş sözleşmeleri bulunmaktadır.
Bu durumda Mahkemece öncelikle sözü edilen iş sözleşmeleri değerlendirilmeli, davaya konu alacak kalemleri yönünden geçerli bir hukuk seçimi anlaşması bulunan çalışma dönemleri olup olmadığı belirlenerek varsa söz konusu dönemler için uyuşmazlık döneminde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Kanun'un 27/1 hükmü kapsamında iş sözleşmeleriyle seçilen hukuk uygulanmalıdır.
Dava konusu alacak kalemleri bakımından geçerli bir hukuk seçimi anlaşması bulunmayan çalışma dönemlerinin bulunması hâlinde ise bu dönemler için 5718 sayılı Kanun'un 27/2 ve 4 hükümleri yukarıda açıklanan şekilde değerlendirilerek sonucuna göre uyuşmazlığa uygulanacak hukuk belirlenmelidir. Belirtilen hususlar değerlendirilip gerekçelendirilmeden tüm dönem için uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak sonuca gidilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/2641, K. 2025/7197, 1 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama