KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/3570 E., 2025/5207 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/231 E., 2025/534 K.
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 44. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/113 E., 2024/501 K.
Karar Metni
520 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesinin kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bakanlığa bağlı ................. Hastanesinde alt işveren işçisi olarak 19.07.1999-07.03.2024 tarihleri arasında çalıştığını, emeklilik nedeni ile iş sözleşmesini feshettiğini, işverene bildirmesine rağmen kıdem tazminatı ödenmediğini, davacının son ücretinin brüt 21.402,14 TL olduğunu, ayrıca yol ücreti ödendiğini ve yemeğin işverence karşılandığını ileri sürerek kıdem tazminatı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, müvekkili İdarenin yemek işini ihale mevzuatına göre ihale ile satın aldığını, ihale makamı olduğunu, davacının kıdem tazminatı alacağından sorumlu olamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının davalı Bakanlığa bağlı hastanede alt işverenler işçisi olarak 19.07.1999 - 07.03.2024 tarihleri arasında 24 yıl 7 ay 20 gün süreyle çalıştığı, ücret ve giydirilmiş ücret tespitinde hata bulunmadığı, davacının iş sözleşmesinin emeklilik nedeniyle sona erdiğini iddia ettiği, dosyaya yazılı bir fesih bildirimi sunulmadığı, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) işten ayrılış bildirgesinde kod 8 "emeklilik" olarak bildirim yapıldığı,
SGK tarafından gönderilen yazıda davacının 01.04.2024 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya başladığının bildirildiği, dosyaya davacıya kıdem tazminatı ödendiğine dair herhangi bir ödeme kaydı sunulmadığı, iş sözleşmesinin fesih tarihi ile dava tarihi değerlendirildiğinde talebe konu kıdem tazminatı alacağı yönünden zamanaşımının söz konusu olmadığı, davalı vekilinin husumet itirazının 4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında yerinde olmadığı, davanın kısmi dava olarak açıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Zamanaşımı def'inde bulunduklarını, 2. Davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiğini, 3. Davanın husumetten reddi gerektiğini, 4. Davacının iddia ettiği gibi kıdem tazminatı alacağı bulunmadığını, 5. İhaleyi alan şirketler belirlenerek davanın ihbar edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacı işçinin kıdem tazminatı alacağına hak kazanıp kazanmadığı, davacının kıdem tazminatı alacağından davalının sorumluluğunun bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/3570, K. 2025/5207, 19 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama