KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/3612 E., 2025/3993 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 47. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/260 E., 2025/276 K.
- Dava tarihi
- 21.10.2021
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 4. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/151 E., 2024/329 K.
Karar Metni
1.049 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı Sendikanın 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun (6356 sayılı Kanun) ilgili maddeleri uyarınca yeterli çoğunluğunun bulunmadığını, müvekkili Şirkete ait Tekirdağ ve İstanbul'da iki işyerinin bulunduğunu, İstanbul'da faaliyet gösteren birimin değerlendirilmediğini, tespit edilen işçi sayısının hatalı olduğunu, yine bu iki birimin organik ve yönetimsel olarak birbirine bağlı olduğunu, her iki adresteki faaliyetin de işin ayrılamaz bir bütünü olduğunu, sendika üyeliklerinin kazanıldığı tarihlerin hatalı değerlendirildiğini beyanla davalı Bakanlığın 08.10.2021 tarihli ve 47569 sayılı olumlu yetki yazısının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Sendika vekili cevap dilekçesinde; yapılan 07.10.2021 tarihli başvuru üzerine müvekkili Sendikanın toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili olduğunun tespit edildiğini, öncelikle dava şartlarının yerine getirilmemesi nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini, davalı Bakanlık tarafından işverence Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen resmî kayıtların dikkate alındığını, farklı işkollarında yer alan işyerlerinin değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, işyerlerinin niteliklerinin kayıtlarla sabit olduğunu, bu bildirimlerin davacı tarafından bizzat yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; davacının yetki tespitinde bir işyerinin dikkate alınmadığını ileri sürdüğünü ancak söz konusu 1204371.034 sicil numaralı işyerinin İşkolları Yönetmeliği'nin 13 sıra numaralı inşaat işkolunda yer aldığını, 6356 sayılı Kanun gereğince farklı işkolunda faaliyet gösteren işyerinin değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, Kurum işleminde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Sendika vekili temyiz dilekçesinde;
a. Bölge Adliye Mahkemesince dikkate alınan 1204371.034 sicil numaralı işyerinin farklı bir işkolunda yer aldığını ve burada çalışan işçiler müvekkili Sendikaya üye olamayacağından Bakanlıkça yapılan yetki tespitinin iptalini gerektirecek bir husus bulunmadığını,
b. Keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmaksızın karar verilmesinin isabetli olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı Bakanlık vekili temyiz dilekçesinde; Bölge Adliye Mahkemesince dikkate alınan 1204371.034 sicil numaralı işyeri farklı işkolunda faaliyet gösterdiğinden bu işyerinin davaya konu yetki tespitine dâhil edilmeyeceğini beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 6356 sayılı Kanun'un 41 ve devamı maddeleri kapsamında yetki tespitine itiraz istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalıların aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut uyuşmazlıkta, ... tarafından, 07.10.2021 başvuru tarihi itibarıyla davacı işverene ait 1101565.059 sicil numaralı işyerinde toplam 82 işçi çalıştığı ve davalı Sendikanın 42 üyesi bulunduğu gerekçesiyle işyeri toplu iş sözleşmesi yapabilmek için davalı Sendikanın yarıdan fazla çoğunluğu sağladığına dair 08.10.2021 tarihli ve 47569 sayılı olumlu yetki tespit kararı verilmiştir.
Davacı işverenin temel itirazı, aynı iş organizasyonu kapsamında yer aldığı ve tek bir işyeri niteliğinde olduğu iddiasıyla müvekkiline ait 1204371.034 sicil numaralı birimin de yetki tespitinde dikkate alınması gerektiğine ilişkindir. Dosya içeriğine göre ... tarafından gönderilen kayıtlardan; 1204371.034 sicil numaralı işyerinin İşkolları Yönetmeliği'nin 13 sıra numaralı inşaat işkolunda tescil edildiği ve söz konusu işyerinin yetki başvuru tarihi itibarıyla inşaat işkolunda kayıtlı olduğu görülmektedir.
6356 sayılı Kanun’un 5/2 hükmünde işkolu tespit talebi ve buna ilişkin açılan davaların, yetki işlemlerinde ve yetki tespit davalarında bekletici neden sayılamayacağı açık bir şekilde düzenlenmiştir. Aynı hükmün madde gerekçesinde de bu düzenleme ile işkolu itirazlarının toplu sözleşme yapma sürecini gereksiz şekilde uzatmasının önlenmesinin istendiği belirtilmiştir. Bu itibarla işkolu tespit talebi ve işkolu itirazları mevcut yetki uyuşmazlığında dikkate alınamayacaktır.
İnceleme konusu davada, işverenin, farklı işkolunda yer alan işyerinin de yetki tespitinde nazara alınması gerektiği iddiası, esas itibarıyla itiraz konusu işyeri bakımından işkolu itirazı niteliğindedir. Yukarıda belirtilen açık düzenleme gereği, bu itiraz mevcut yetki uyuşmazlığında ileri sürülemez ve bu konuda bir işkolu tespit kararı verilse dahi ancak bir sonraki dönem için geçerli olabilir.
Diğer taraftan, hukuk devleti kavramı çerçevesinde hukuki belirlilik ve hukuki öngörülebilirlik ilkeleri nazara alındığında, uyuşmazlığın yetki tespiti için başvuru tarihindeki hukuki duruma göre değerlendirilmesi gerektiği de tartışmasız olup bu anlamda olmak üzere başvuru tarihi itibarıyla farklı işkollarında yer alan birim yahut işyerlerinin tek bir işyeri yahut işletme niteliğinde kabul edilmesi mümkün değildir.
Nitekim işçi Sendikasının, Bakanlık kayıtlarına güvenerek örgütlenme faaliyetini yürüttüğü ve çoğunluk tespitine dair talepte bulunduğu gözetildiğinde, yetki tespit başvuru tarihinden sonra ileri sürülen işkolu itirazının dikkate alınması yukarıda belirtilen ilkelere aykırılık teşkil edecektir.
Bu itibarla davacı işverenin farklı işkolunda yer alan 1204371.034 sicil numaralı işyerinin de yetki tespitinin kapsamına dâhil edilmesi gerektiğine dair itirazı dikkate alınamayacaktır.
Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular ışığında, yetki tespitinin sadece 1101565.059 sicil numaralı işyeri esas alınarak yapılması gerektiğinin, söz konusu işyeri bakımından davalı Sendikanın yarıdan fazla çoğunluğu sağladığının, davacı işveren tarafından yetki tespitinin iptalini gerektirecek başkaca bir olgunun da kanıtlanamadığının anlaşılmasına göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Belirtilen sebeplerle, 6356 sayılı Kanun'un 43/3 hükmü uyarınca hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/3612, K. 2025/3993, 5 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama