KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/4252 E., 2025/7359 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/392 E., 2025/57 K.
Karar Metni
1.308 kelime·7 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesinin direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2015-2018 yılları arasında davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde dizayn ofis teknikeri olarak çalıştığını, son aldığı ücretin aylık net 3.100,00 USD olduğunu, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız ve bildirimsiz olarak feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, davacının Türk hukukuna göre alacak talebinde bulunamayacağını, yabancı hukuk ve yetki itirazında bulunduklarını, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, taleplerin yasal dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25.04.2023 tarihli kararı ile; davacının 12.11.2015-12.09.2018 tarihleri arasında davalı nezdinde çalıştığı, aylık net ücretin 3.100,00 USD olduğu, işverence yapılan feshin haksız olduğu, davacının ödenmeyen fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacakları bulunduğu, dava ve ıslah tarihleri itibarıyla beş yıllık zamanaşımı süresinin geçmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 25.04.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin 20.02.2024 tarihli kararı ile; davalı tarafın süre tutum dilekçesi ve akabinde cevap dilekçesinde ...
Federasyonu hukukunun uygulanması yönünde beyanının olmadığı anlaşıldığından yerleşik içtihatlar gereği işbu davada Türk hukukunun uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, hizmet süresi tespitinin yerinde olduğu, davacının kıdemi, yaptığı iş ve tanıkların beyanı birlikte değerlendirildiğinde ücretin miktarına yönelik kabulün isabetli olduğu, hükme esas bilirkişi raporuna göre alacaklarının belirlenmesinin yerinde olduğu, davalı tarafın istinaf sebeplerinin yersiz olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 20.02.2024 tarihli kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, hukuk seçimi anlaşması bulunmayan tüm çalışma döneminde mutad işyeri hukuku olan ... Federasyonu hukukunun uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Dairemizin 02.10.2024 tarihli bozma kararına karşı direnilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde: 1. Husumet ve yabancı hukuk itirazında bulunduklarını, 2. Davacının belirli süreli iş sözleşmesi ile çalıştığını, iş bitimi nedeniyle iş sözleşmesinin sona erdiğini, davacının kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, 3. Hizmet süresi ve ücretin hatalı tespit edildiğini, 4. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödendiğini, davacı ile menfaat birliği içinde olan tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, husumet, hizmet süresi ve aylık ücret miktarının tespiti, ücretin brütleştirilmesi, dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı, alacakların hesaplanması ve ödenip ödenmediği noktalarında toplanmaktadır.
1. Dairemizin 02.10.2024 tarihli kararı ile hukuk seçimi anlaşması bulunmayan tüm çalışma döneminde mutad işyeri hukuku olan ... Federasyonu hukukunun uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince davalının cevap dilekçesinin sunulmasıyla veya en geç ön inceleme ilk tahkikat duruşmasına kadar ileri sürülmesi gereken, Türk hukuk mevzuatının uygulanmaması veya yabancı hukuk mevzuatının uygulanması itirazında bulunmadığı ancak yargılamanın devam eden aşamasında bu itirazını ileri sürdüğü, çalışılan ülkenin tarafların tabiiyeti olan Türk hukuk mevzuatına nazaran hakkın özünü ortadan kaldıracak nitelikte, çok daha kısa olan zamanaşımı hükümlerini içerdiği, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) yurt dışında çalışan işçinin zayıf olduğu değerlendirilerek,
haklarının daha kötüye götürülmesine, sözleşme serbestisine rağmen işçinin korunması amacı güttüğü, iş sözleşmesinin taraflarınca hukuk seçimi yapılmaması hâlinde sözleşmenin mutad işyeri hukukunun yerine daha sıkı ilişkili hukuka tâbi kılınmasının mümkün olduğu, davacı bakımından da davalının bakımından da daha sıkı ilişkili olduğu hukukun mutad işyerinden ziyade Türk hukuku olduğu belirtilerek direnme kararı verilmiştir.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur.
Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir.
Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta; dosyadaki bilgi ve belgeler ile yukarıda açıklanan ilke ve esaslar çerçevesinde yeniden değerlendirme yapıldığı takdirde, ücretin ödendiği yer, tarafların tabiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki çevrenin/ilişkilerin yoğunlaştığı yer gibi unsurlar dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan tüm çalışma döneminde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece verilen direnme kararı bu yönüyle yerinde görülmüştür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. İlk Derece Mahkemesince tanık beyanı, puantaj kayıtları ve yapılan işin niteliğine göre, davacının haftanın 6 günü 08.00-20.30 arasında 1,5 saat ara dinlenme süresinin mahsubuyla haftada toplam 66 saat çalıştığı anlaşıldığından davacı tarafın talebi ile bağlı kalınarak Türk iş mevzuatına göre haftalık 21 saat fazla çalışma ücreti %50 zamlı olarak hesaplanmak suretiyle sonuca gidilmiş ise de bu sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Davacı tanıklarından ..., davacı da dâhil olmak üzere işyerinde çalışmaların mevsimsel olarak değişmeden 08.00-19.00 arasında olduğunu, öğlen bir saat yemek arası verildiğini, haftanın ortalama 3 günü akşam 19.00'dan sonra 15-20 dakikalık bir ara dinlenme veya yemek sonrası ortalama 20.30-21.00'lere kadar çalışmanın devam ettiğini beyan etmiştir.
Mahkemece davacı tanığının hafta 3 gün mesai sonrası 20.30'a kadar çalışıldığı yönündeki beyanını aşar şekilde davacının haftada 6 gün 20.30'a kadar çalıştığının kabulü hatalı olup, bozma sebebidir.
4. Taraflar arasında bir diğer uyuşmazlık davacının ücreti noktasındadır. İlk Derece Mahkemesince iddia ve savunma ile bağlı kalınarak ve emsal ücret araştırması sonuçları ile davacıya yapılan ödemeleri gösteren banka kayıtları birlikte değerlendirilerek, tanık beyanları da göz önünde tutulmak suretiyle davacının çıplak ücretinin net 3.100,00 USD olduğu kabul edilmiştir.
Davacı vekili, dava dilekçesinde çıplak ücretinin 3.100,00 USD olduğunu, ancak davalı işverenin bordrolarda düzenleme yapmak suretiyle müvekkilinin aylık ücretini bölerek, talep edilen diğer işçilik alacakları da ödenmiş gibi bir uygulama geliştirdiğini iddia etmiştir. Davacı tanıklarından .... kendi ücretinin 2.800,00 USD olup St.
Petersburg'daki 1 yılın sonrasında 3.000,00 USD olduğunu, davacının ücretini bilmediğini, takriben kendisi kadar veya biraz fazla ücret alıyor olabileceğini beyan etmiştir. Davacı tanıklarından .... ise; davacının çelik dizayn teknikeri olarak çalıştığını, kendisinin de teknik ofiste çalıştığını, 2018 yılı Eylül ayında tekniker ücretlerinin aylık 3.000, 00... .250,00 USD aralığında olduğunu düşündüğünü, ücretlerden haberi olduğunu, bütçe planlama yaptığını ifade etmiştir.
Dosya kapsamından bordrolarda fazla çalışma ücreti dâhil aylık yapılan ücret tahakkuklarının ortalamasının 2.600,00-2.800,00 USD civarında olduğu görülmektedir. Ayrıca Mahkemece davacı tarafça, davacının gerçek ücretinin yer aldığı belirtilerek dosyaya sunulan, yabancı dilde düzenlenmiş belgenin değerlendirilmediği, banka kayıtlarının ise sadece 2018 yılı için değerlendirildiği anlaşılmaktadır. Bu açıklamalara göre ücret miktarının tespiti bakımından yapılan araştırma ve inceleme yetersiz olup eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde değildir.
Mahkemece davacının ücretinin bölünerek bordro düzenlendiği yönündeki iddiası, bordrolarda fazla çalışma ücreti dâhil yapılan aylık tahakkuklar, davacı tarafça sunulan yabancı dilde düzelenmiş belge, tüm çalışma dönemine ilişkin banka ödemeleri ve dosya kapsamının tamamı değerlendirilerek davacının gerçek ücret miktarı tespit edilmelidir. Belirtilen hususlar gözetilmeden eksik inceleme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4252, K. 2025/7359, 2 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama