KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/4413 E., 2025/7494 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/21 E., 2025/619 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 14. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/530 E., 2024/510 K.
Karar Metni
1.308 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin iş makinesi bakım onarım ustası olarak 02.08.2005 - 19.08.2015 tarihleri arasında davalının ...'daki işyerinde, 29.08.2015-09.01.2017 tarihleri arasında Arabistan'daki işyerinde çalıştığını, müvekkilinin işçilik alacaklarının tahsili için ...
42. İş Mahkemesinin 2020/673 Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, bu davada davalı yanca sunulan 18.09.2019 tarihli ihtiyari arabuluculuk tutanağının geçerli olduğu kabul edilerek dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verildiğini, bu karara yönelik yapılan istinaf başvurusu neticesinde istinaf taleplerinin reddedildiğini, temyiz incelemesi sonucunda ise Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 30.03.2023 tarihli ve 2023/1254 Esas, 2023/4821 Karar sayılı ilâmı ile "Belirtilen sebeple somut uyuşmazlıkta; davacıya, anlaşma belgesinin iptali konusunda ayrı bir dava açmak üzere kesin süre verilmelidir.
Kanuna uygun olarak verilen kesin süreye rağmen bu tür bir dava açılmaması hâlinde, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesine değer verilerek 6325 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca davanın usulden reddine karar verilmelidir. Süresi içinde anlaşma belgesinin iptali istemi ile dava açılması durumunda ise bu dava, bekletici mesele yapılmalıdır.
Mahkemece bu husus gözetilmeksizin davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır." şeklindeki gerekçe ile kararın bozulduğunu, bozma kararı sonrasında müvekkili tarafından söz konusu ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptali için işbu davanın açıldığını, ihtiyari arabuluculuk tutanağının dava konusu döneme ilişkin olmadığını, ...
42. İş Mahkemesinde açılan davaya konu edilen dönemin 02.08.2005-19.08.2015 tarihleri arasında ...'da geçen ve 29.08.2015-09.01.2017 tarihleri arasında Arabistan'da geçen çalışma dönemi olduğunu, ihtiyari arabuluculuk tutanağına konu çalışma döneminin ise 01.02.2017-15.09.2019 tarihleri arasındaki son çalışma dönemi olduğunu ve bu çalışma döneminin zaten dava konusu edilmediğini ancak her ne kadar dava edilen döneme ilişkin olmasa da ihtiyari arabuluculuk tutanağının hukuken geçersiz olduğunu, arabulucu belirleme tutanağı olmadığını,
müvekkili tarafından arabulucuya başvuru iradesi ve karşı tarafla birlikte ortak arabulucuyla süreci yönetme iradesi bulunmadığını, alınan bedel ile hak edilen bedel arasında orantısızlık olduğunu, arabuluculuğun temel ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürerek 18.09.2019 tarihli ihtiyari arabuluculukta anlaşma belgesinin 01.02.2017-15.09.2019 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin olduğunun tespiti ile anlaşma tutanağının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk sürecinde taraflar arasında ihtiyari arabuluculuk yapılarak anlaşmaya varıldığını ve belirtilen ödemelerin eksiksiz olarak yapıldığının açık şekilde belirtildiğini ve hiçbir hak ve alacağının olmadığı konusunda anlaşılmış olmasına rağmen davacının kötüniyetle hareket etmeye devam ederek huzurdaki davayı ikame ettiğini, davacının anlamadan ve okumadan zorla anlaşma belgesini imzalamasının söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya sunulan Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2024/2976 Esas, 4231 Karar sayılı kararında davacısının ... davalısının davalı ... Taah. Taş. İnş. Tic. ve San. AŞ. (... Şirketi) olduğu ve arabulucusunun .... olduğu, aynı mahiyetteki davasının yapılan yargılamasında ... 11. İş Mahkemesi tarafından arabulucu .... yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, dosya davalısı olan ...
Şirketi yönünden davanın kabulü ile 27.02.2019 tarihli arabuluculuk belgesinin iptaline karar verildiği, bu kararın 9. Hukuk Dairesince yukarıdaki esas ve karar numarası ile onandığı ve Mahkeme kararına emsal olacak şekilde olduğunun tespit edildiği, davacı tarafları ayrı olsa da davalı tarafın aynı olduğu, aynı dönemde yapılan ihtiyari arabuluculuk tutanağının gerek Mahkeme gerekçesinde belirtildiği gibi gerekse Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin kararında belirtildiği gibi, ...
11. İş Mahkemesinde dinlenen tanığın beyanına göre arabuluculuk tutanaklarının bu tanık tarafından davacılara imzalatıldığı ve daha sonra arabulucu ile görüşme yapıldığının sabit olduğu, usule uygun olarak arabuluculuğun yapılmadığı gerekçesiyle 18.09.2019 tarihli arabuluculuk tutanağının iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Arabuluculuk anlaşma belgesinde davacının davalıdan hiçbir hak ve alacağının olmadığının taraflarca kabul ve beyan edildiğinin açıklandığını, 2. Anlaşma belgesinde yer verilen usule göre arabulucu .... tarafından düzenlenen anlaşma belgesinin tarafların bildirilen adreslerine kargolanmasını müteakip imza altına alındığını, davacı tarafça "Okudum, anladım." şerhi düşülerek imzalandığını, 3. Davacının haksız kazanç elde etme amacıyla açıldığının sabit olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/5 hükmü uyarınca geçerli bir anlaşma belgesi olup olmadığına ve iptalinin gerekip gerekmediği ile söz konusu arabuluculuk belgesinin hangi çalışma dönemini kapsadığına ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta; davacı taraf dava dilekçesinde öncelikle söz konusu 18.09.2019 tarihli ihtiyari arabuluculukta anlaşma belgesinin davacının davalı işyerindeki 01.02.2017-15.09.2019 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin olduğunu iddia etmiş olup ayrıca arabulucuya kimin başvuru yaptığının belli olmadığını, arabulucu belirleme tutanağı olmadığını, toplantı yerinin ... olduğu yazılı olmasına rağmen açık adres yazılı olmadığını, ihtiyari arabuluculuk toplantısının Şirket tarafından görevlendirilen hep aynı arabulucu tarafından gerçekleştirildiğini,
iş sözleşmesi feshedilen her işçiye aynı arabulucu tarafından hazırlanan tutanağın imzalattırıldığını, alınan bedel ile hak edilen bedel arasında orantısızlık olduğunu ileri sürmüştür.
Davacı vekilince dava dilekçesinin netice-i talep kısmında 18.09.2019 tarihli ihtiyari arabuluculukta anlaşma belgesinin 01.02.2017-15.09.2019 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin olduğunun tespiti talep edilmekle dava dilekçesi içeriğinden de davacının arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali talebinden önce anlaşma belgesinin hangi çalışma dönemini kapsadığının tespitini istediği anlaşılmıştır.
Dairemizin 30.03.2023 tarihli ve 2023/1254 Esas, 2023/4821 Karar sayılı kararına konu olan alacak davasında dava dilekçesinde davacı 02.08.2005 - 19.08.2015 tarihleri arasında davalının ...'daki işyerinde, 29.08.2015 - 09.01.2017 tarihleri arasında Arabistan'daki işyerinde çalıştığını belirterek talepte bulunmuş, davalı vekili ise bahsi geçen davaya cevap dilekçesinde davacının 08.04.2006-20.05.20 14... .06.2014-19.08.2015 tarihleri arasında ...'da çalıştığını bu dönem çalışmasına ait kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğini, davacının da bu döneme ilişkin açtığı davasından feragat ettiğini,
21.05.2014-05.06.2014 tarihleri arasındaki çalışma döneminin dava dışı bir şirkette geçtiğini ve bu dönemden sorumluluklarının bulunmadığını, 29.08.2015-08.01.2017 tarihleri arasındaki çalışmanın Arabistan'da dava dışı ...
Şirketinde geçtiğini, bu Şirket ile müvekkili Şirketin hiçbir bağlantısı bulunmadığını, son olarak davacının 01.02.2017-15.09.2019 tarihleri arasında müvekkili Şirkette geçen çalışma dönemi yönünden ise kıdem tazminatının ödendiğini, 18.09.2019 tarihli ihtiyari arabuluculuk görüşmesi yapıldığını, Şirketin ibra edildiğini savunduğu görülmüştür.
Bu itibarla iptali istenen 18.09.2019 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin davacının davalı işyerindeki 01.02.2017-15.09.2019 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin olduğu, davalı işyerindeki diğer çalışma dönemleri bakımından ise bir ihtiyari arabuluculuk sürecinin işletilmediği tespit edilmiştir.
Dosya içeriğine göre taraflar arasında imzalanan ve iptali istenen ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesi 18.09.2019 tarihli olup davacının iş sözleşmesinin fesih tarihinin 15.09.2019 olduğu, sürecin telekonferans yolu ile yürütüldüğü, arabuluculuk tutanaklarının ve anlaşma belgesinin posta ve/veya kargo yoluyla karşılıklı gönderilmesi suretiyle imzalanması hususunda anlaştıkları, tarafların arabuluculuk süreci ve temel ilkeler ile süreç sonucunda anlaşma olması hâlinde anlaşılan hususlar hakkında dava yolunun açık olmadığı hususlarında açıkça bilgilendirildiği görülmektedir. Arabuluculuk süreci sonucunda taraflar; kalan ücret, kıdem ve ihbar tazminatı karşılığı toplam 17.749,01 TL net ücretin 30.10.2019 tarihine kadar işçiye ait banka hesabına ödeneceği konusunda anlaşmışlardır.
İlk Derece Mahkemesince emsal olarak bildirilen davada bahsi geçen arabuluculuk tutanağı 27.02.2019 tarihli, işbu dava konusu arabuluculuk tutanağı ise 18.09.2019 tarihli olup süreçlerin farklı tarihlerde işletildiği açık olmakla birlikte emsal şeklinde nitelenen dosyadaki tanık beyanının da işbu dosya açısından herhangi bir bağlayıcılığı bulunmamaktadır.
Tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; arabuluculuk sürecinin şeffaf bir şekilde yürütüldüğü, düzenlenen arabuluculuk anlaşma tutanağının şekli anlamda da usul ve kanuna uygun olduğu ve arabuluculuk sürecinin davacının bilgisi dâhilinde gerçekleştirildiği açıkça ortadadır. Bu itibarla dosya içeriği ile davacının davalı işyerindeki 01.02.2017-15.09.2019 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin 18.09.2019 tarihli arabuluculuk anlaşma belgesinin ve tutanaklarının iptalini gerektirir iddialar ispat edilemediğinden, anlaşma belgesinin iptali talebine yönelik davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4413, K. 2025/7494, 7 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama