KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/4541 E., 2025/7506 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/484 E., 2025/684 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 60. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/405 E., 2023/583 K.
Karar Metni
1.281 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2003-2019 yılları arasında davalı Şirketin yurt dışı şantiyelerinde mekanik işler formeni olarak 2.500,00 USD ücret karşılığı çalıştığını, ücrete ilaveten üç öğün yemek ve barınmanın işveren tarafından karşılandığını, davacının davalı işyerinde iki haftada bir gün hafta tatili olmak üzere haftanın 7 günü 08.00-19.00 saatleri arasında ve ilaveten haftanın 3 günü saat 21.00'e kadar çalıştığını, dinî bayramların ilk günü ve yılbaşı haricinde diğer ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışmaya devam ettiğini,
bu çalışmaları karşılığı hak ettiği alacaklarının ve iş sözleşmesinin davalı işverence haksız feshedilmesine rağmen kıdem ve ihbar tazminatlarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirket çalışanı olmadığından husumet yöneltilemeyeceğini, dava konusu edilen alacakların varlığına itiraz ettiklerini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, kaldı ki uyuşmazlık konusu alacaklar hakkında ihtiyari arabuluculuk tutanağı düzenlenmekle davacı ile dava dışı ... (...
Şirketi) arasında arabuluculuk sürecinde anlaşıldığını, talep konusu yapılan alacakların çalıştığı ülke mevzuatına göre değerlendirilmesi gerektiğini, davacının iddia ettiği ücretin fahiş olduğunu ve Şirketlerince kabul edilmediğini, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarında davacının Türkiye'de bulunduğu sürelerde başka bir işte çalışmış ise bu sürelerin tespit edilmesi gerektiğini, yurt dışında çalışan davacının ücretin brüte çevrilmemesi gerektiğini, davacının çalışma şekline ilişkin iddialarının doğru olmayıp gerçeği yansıtmadığını,
iş sözleşmesi belirli süreli olduğundan kıdem ve ihbar tazminatı alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
II. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı doğrultusunda Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğüne (...) yazılan müzekkereye verilen cevapta davacının 30.09.2016-30.03.2017 tarih aralığına ilişkin bireysel iş sözleşmesinin gönderildiği ve davacının bu dönemde ...'da çalıştığının anlaşıldığı, uyuşmazlığa uygulanması gerekli mevzuatın tercümeli metninin celbi sonrası Rus iş hukuku uygulanması hususunda yeni bir bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişi raporu alındığı,
dosya kapsamında bulunan arabuluculuk tutanağından da anlaşılacağı üzere tarafların 30.09.2016-26.12.2018 tarihleri kapsamında dava konusu yapılan işçilik alacakları için anlaşmaya vardıklarının görüldüğü, buna göre anlaşılan süreler haricindeki dönem için hesaplama yapıldığı, davacının işveren nezdinde 5 yıl 4 ay 22 gün kıdeme esas hizmetinin bulunduğu davalı ve ...
Şirketi arasında organik bağ bulunduğunun ticaret sicili kayıtları ve yargı kararları ile sübut bulduğu, aylık ücretinin net 2.500,00 USD olduğu, mahsup yapılmadan taleple bağlı kalınarak kıdem tazminatının kabulüne karar verilmesi gerektiği, diğer alacak kalemlerinin de ... Federasyonu iş mevzuatına göre hesaplandığı, ...
Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde belirtilen sürelerin geçerli bir nedenle kaçırılması durumunda bu sürelerin Mahkeme tarafından tekrar başlatılabileceğinin düzenlendiği, anılan düzenlemede görüldüğü üzere sürelerin kesin olmayıp Mahkeme tarafından tekrar başlatılabileceği, alacağın zamanaşımına uğramadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının taraf vekillerince ayrı ayrı istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; maddi hukukun bir müessesesi olan zamanaşımının, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (5718 sayılı Kanun) 8. maddesi uyarınca hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanan hukuka tâbi olduğu,
hakkın özüyle bağlantılı olması nedeniyle hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerin de hukuki işlem ve ilişkinin esasına uygulanacak hukuka tâbi olduğunun kabul edilmesi gerektiği, iş sözleşmesinden doğan taleplerde, talebin tâbi olduğu esasa uygulanan hukukun zamanaşımı ve hak düşürücü süre bakımından da yetkili olduğu dikkate alındığında ... Federasyonu İş Kanunu'nun bu konudaki hükümlerinin uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği, ...
Federasyonu İş Kanunu'nun 392. maddesinde belirtilen sürelerin, zamanaşımı süreleri olduğu, somut uyuşmazlıkta davacının iki dönem hâlinde aralıklı olarak olarak davalı işveren nezdinde çalıştığı, ikinci çalışma dönemi yönünden talep konusu alacakların arabuluculuk sürecine dâhil edilerek sürecin anlaşmayla sonuçlandığı, arabuluculuk anlaşma tutanağı dışında kalan dönem yönünden yapılan değerlendirmede, çalışmasının 16.05.2015 tarihinde son bulduğu, davanın ise 20.09.2019 tarihinde açıldığı, ...
Federasyonu İş Kanunu 392. maddesi uyarınca dava tarihi itibarıyla talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığı, davalı tarafça cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunulmuş olup talep edilen alacakların zamanaşımına uğraması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davalı işverenin iş bu uyuşmazlığın Türk iş hukuku hükümleri uygulanarak çözüme kavuşturulması hususunda seçimlik hakkını kullandığını,
2. Davalı tarafın cevap dilekçesinde dava konusu uyuşmazlığa 5 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini öne sürdüğünü, bu hususa ilişkin usuli kazanılmış haklarının korunması gerektiğini,
3. Yargıtay tarafından içtihat değişikliğine gidilmesi olağan bir durum olmakla birlikte bu değişikliğin uygulanabilmesi için Yargıtay dergisinde veya başka yolla yayımından sonra açılacak davalara uygulanması gerektiğini,
4. Somut uyuşmazlığa ... hukukunda yer alan mahkemeye başvuru süresine ilişkin hükmün uygulanmasının mümkün olmadığını,
5. Uyuşmazlığın çözümünde Türk hukukunun uygulanması gerektiğini,
6. Taraflarınca yapılan yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesine uygulanacak hukuk, dava konusu alacaklara hak kazanılıp kazanılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta davacı işçi, davalının yurt dışında bulunan şantiyelerinde çalıştığını ileri sürerek ödenmeyen işçilik alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiş; davalı işveren ise yasal süresi içinde sunduğu cevap dilekçesinde davacının yurt dışı şantiyelerinde çalışması sebebiyle uyuşmazlığın yabancı hukuka göre çözümlenmesi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda 20.09.2005-26.12.2018 tarihleri arasında davacının davalı nezdinde aralıklı çalışmaları bulunduğu belirtilmiş olup İlk Derece Mahkemesince 30.09.2016-26.12.2018 tarihleri arasındaki çalışma dönemi, taraflar arasında sözü edilen dönem için arabuluculuk anlaşma belgesiyle anlaşma sağlanmış olduğu gerekçesiyle hesaplamadan dışlanarak 20.09.2005-16.05.2015 tarihleri arasındaki 5 yıl 4 ay 22 gün süre için esas bakımından değerlendirme yapılarak hüküm kurulmuştur. Davacının bu kabule ve hizmet süresine ilişkin istinaf ve temyizi olmadığı dikkate alındığında uyuşmazlık, 20.09.2005-16.05.2015 tarihleri arasındaki dönem bakımından uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuka ilişkindir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davacı 20.09.2005-16.05.2015 tarihleri arasında aralıklı olarak toplam 5 yıl 4 ay 22 gün çalışmıştır.
Bu bağlamda değerlendirme yapıldığında, bireysel iş sözleşmesiyle hukuk seçimi yapıldığı anlaşılan 16.01.2012-18.03.2014 tarihleri arasındaki çalışma dönemi bakımından ... Federasyonu hukuku uygulanarak davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
20.09.2005-22.08.20 11... .08.2014-16.05.2015 tarihleri arasındaki çalışma dönemleri bakımından ise varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemiştir.
Tarafların hukuk seçimi anlaşması yapmadıkları veya yapılan hukuk seçimi anlaşmasının geçersiz olduğu dönemde iş sözleşmesine, kural olarak işçinin işini mutad olarak yaptığı işyeri hukukunun uygulanması gerektiği 5718 sayılı Kanun'un 27/2 hükmünde genel bir kural olarak düzenlenmiştir. Burada yetkili kılınan hukuk, işçinin işini fiilen yerine getirdiği yer ülke hukukudur.
Ancak 5718 sayılı Kanun’un 27/4 hükmünde düzenlenen daha sıkı ilişkili hukukun varlığı hâlinde bu hukuk uygulanabilir.
Bu bağlamda tarafların tâbiiyeti, sözleşmenin dili ve imzalandığı yer, işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer, ücretin ödendiği yer, iş sözleşmesinin daha sıkı ilişkili hukuka özgü kurumlar (Örneğin Türk hukuku) gözetilerek yapılması, daha önceki (daha sıkı ilişkili hukukun uygulandığı) iş sözleşmesine gönderme yapılması gibi unsurların sözleşmenin hangi hukukla daha sıkı ilişkili olduğunun belirlenmesinde dikkate alınması mümkündür.
Somut uyuşmazlıkta dosyadaki bilgi ve belgelere göre yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle değerlendirme yapıldığında; 20.09.2005-22.08.20 11... .08.2014-16.05.2015 tarihleri arasında davacının davalı işveren nezdinde çalıştığı kabul edilen sürelerde ...'da çalışan davacı işçi ile işveren davalının tâbiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile ücretin Türkiye'de ödendiği dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan söz konusu çalışma dönemlerinde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre davacının 20.09.2005-22.08.20 11... .08.2014-16.05.2015 tarihleri arasındaki çalışmaları bakımından uyuşmazlığa Türk hukuku uygulanarak dava konusu alacaklar hakkında bir karar verilmesi gerekmektedir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/4541, K. 2025/7506, 7 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama