KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/5039 E., 2025/8443 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/2043 E., 2025/745 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 47. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/1185 E., 2024/338 K.
Karar Metni
1.495 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ... Madencilik AŞ (... Şirketi) ve Tasfiye Hâlinde ... Madencilik Hizmetleri AŞ (... Şirketi) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verilmiştir.
Davalılar ... Şirketi ve ... Şirketi vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.11.2025 Salı günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü davalılar vekili Avukat ... ile davacı vekili Avukat ... geldiler.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılardan ... Holding Anonim Şirketine (... Holding Şirketi) bağlı diğer davalı Şirketlerin oluşturduğu iş organizasyonu kapsamında Liberya'da çalıştığını, davalı Şirketler arasında organik bağ bulunduğunu, işyeri çalışma düzeninin 8 hafta çalışma yapılıp 2 hafta dinlenme şeklinde olduğunu, müvekkilinin fazla çalışma yaptığını, haftanın 7 günü ulusal bayram ve genel tatil günleri dâhil çalıştığını, fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücretinin ödenmediğini, davacıya yıllık ücretli izinlerinin kullandırılmadığını, salgın döneminde davacının yurtta bulunduğu sırada işverenlerce davacıya e-posta gönderildiğini ve uluslararası uçuşun iptal olması nedeniyle Türkiye’de
kaldığı süre boyunca çalışmasının karşılığı olan aylık net 4.500,00 USD olan ücretinin yarı oranında ödenmesine Şirket tarafından karar verildiğinin bildirildiğini, ancak
davacının esaslı değişikliğe sözlü ya da yazılı onayının bulunmadığını,
davalılarca tahakkuk ettirilen ücretlerinin 2020 yılı Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında davacıya eksik olarak ödendiğini belirterek kıdem ve ihbar tazminatları ile birlikte ücret farkı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, yıllık ücretli izin ve uçak bileti alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davalı Şirketlere husumet yöneltilemeyeceğini, davacının yabancı Şirket iştirakinin personeli olduğunu, davalı ... Şirketi ile bağlantısının olmadığını, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, hak etmiş olduğu tüm işçilik alacaklarının banka hesabına yatırıldığını, ödenmemiş ücret alacağı bulunmadığını, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil, fazla çalışma karşılığı 6 hafta çalışma dönemi için 2 hafta izin verildiğini, yurda giriş ve çıkış yaptığını, yapılan fazla ödemelerin mahsup edilmesi gerektiğini, davacının yıllık ücretli izinlerini kullandığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı tarafın cevap dilekçesinde yabancı hukuk uygulanmasına ilişkin bir beyanda bulunmadığı ve itiraz etmediği, davalı taraflarca cevap dilekçesi ile yabancı hukukun uygulanması yönünde itirazda bulunulmadığı ve en geç ön inceleme celsesine kadar yani işin esasına girilinceye kadar da uygulanacak hukuk konusunda beyanda bulunulmadığı anlaşıldığından somut uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanması gerektiği, ...
Holding Şirketi ve ... aleyhindeki dava bakımından, davacının çalıştığı yurt dışı maden işyeri ile işçilik alacaklarından sorumluluğunu gerektirecek yeterlilikte delil bulunmadığı, davacının 17.11.2017-31.12.2020 tarihleri arasında aylık net 4.500,00 USD ücretle çalıştığı, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğinin ispatlanamadığı, davacının rızası alınmadan ücretinin tek taraflı olarak işverence düşürülmesinin mümkün olmadığı, davacının ücretinin düşürülmesine muvafakatinin de bulunmadığı,
buna göre alması gereken aylık ücretinden bordrolarda belirtilip banka ile ödenen kısımların mahsubu sonrası davacının ücret alacağına hak kazandığı, tanık beyanları ile davacının pazar dâhil haftanın 3 günü 08.00-18.00 haftanın 4 günü ise 08.00-22.00 saatleri arasında çalıştığı, haftalık 25 saat fazla çalışma yaptığı, bu çalışmalarına pazar günleri de fazla çalışmalarının eklenmesi ile haftalık 26,5 saat fazla çalışma yaptığı, hafta tatili kullanmadan çalıştığı, davacının ulusal bayram ve genel tatil günlerinin tamamında çalıştığı, davacıya çalışmalarının karşılığı olarak serbest zaman verildiğine dair belge sunulmadığı,
fazla çalışma yönetmeliği gereğince yazılı müracaat koşulu gerektiği, serbest zaman kullanımına ilişkin yazılı bir başvuru veya belge bulunmadığı, emsal aynı işyerinde çalışan işçilerin alacaklarına ilişkin Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin vermiş olduğu onama kararları da dikkate alınarak itirazın ve takas mahsup taleplerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan ... Şirketi ve ...
Şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılar tarafından sunulan bordrolara göre davacının ücretinin 4.500,00 USD olduğu, ücretin brütleştirilmesinde hata bulunmadığı yıllık ücretli izinlerin kullandırıldığının yıllık izin defteri veya eşdeğer belge ile kanıtlanması gerektiği, bu kapsamda delil sunulmadığı, davacının fazla çalışma yaptığını, hafta tatillerinde, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde de çalıştığını davacı tanık anlatımları ile kanıtladığı,
tanıkların davalıya karşı açtıkları davaları bulunmakta ise de, K.T'nin açtığı davada anılan alacakların kabul edildiği yapılan istinaf başvurusunun esastan reddedildiği, işverene karşı davası bulunan tanık beyanları Mahkeme kararı ile desteklendiğinden beyanlara itibar edilmesinde sakınca bulunmadığı, Türkiye'de geçirilen sürelerin serbest zaman olarak değerlendirilip mahsup yapılamayacağı, bu konuda serbest zaman verildiğine dair belge sunulmadığı, davacının alacaklarının hükme esas bilirkişi raporunda yöntemince hesaplandığı,
Mahkemece uygulanan indirim oranının dosya içeriğine uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... Şirketi ve ... Şirketi vekili temyiz dilekçesinde;
1. Davacının Türkiye'de geçirdiği dönemde ücretinin ödendiğini, bu sürelerin en başta yıllık ücretli izin sürelerinden dışlanması gerektiğini,
2. Uyuşmazlığa ilişkin hukuki mütalaa alındığını, mütalaada mahsup ve denkleştirme hususlarının dikkate alınması gerektiğinin belirtildiğini,
3. Davacıya Türkiye'de çalışma karşılığı olmaksızın geçirilen günlere karşılık ödenen bedelin tüm alacaklardan mahsup edilmesi gerektiğini,
4. Roster Planı izninin işçinin kesintisiz olarak çalışması karşılığında yapmış olduğu fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışmalarına karşılık yapılan bir düzenleme olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; ücret farkı, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ile yıllık ücretli izin alacaklarının ispatı ve hesaplanması noktalarındadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş ve işyerinden çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Aynı ispat kuralları hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücret alacakları için de geçerlidir.
Çalışma sürelerinin ispatı noktasında işverene karşı dava açan tanıkların beyanlarına ihtiyatla yaklaşılması gerekir. Fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının ispatında salt davacı ile menfaat birliği içinde bulunan veya işverene karşı davası bulunan tanık beyanlarıyla sonuca gidilemez. Bununla birlikte başkaca delil ya da olgularla desteklenen bu tanık beyanlarına itibar edilmelidir. Bu çerçevede; işin ve işyerinin özellikleri, davalı tanıklarının anlatımları, iş müfettişinin düzenlediği tutanak veya raporlar ve aynı çalışma dönemi ile ilgili olarak söz konusu alacakların varlığına ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararları gibi hususlar delil ya da olgular olarak değerlendirilebilir.
Somut uyuşmazlıkta davacının tanık beyanlarına göre haftanın 3 günü 08.00-18.00 saatleri arası haftanın 4 günü 08.00-22.00 saatleri arasında çalıştığı, buna göre haftalık 26,5 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek fazla çalışma alacağı hesaplanmıştır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda, dosya içerisinde işyerindeki çalışma düzenini gösterir işyeri kayıtları bulunmadığından, davacının fazla çalışmalarının menfaat birliği içinde olmakla birlikte beyanlarının emsal dosyalardaki tanık beyanları ile desteklenen davacı tanık beyanlarına göre kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır. Dosya kapsamında dinlenen tanıkların beyanları, yapılan işin niteliği ve özellikle davacı tanığı K.T'nin “Davacının çalıştığı satın alma bölümünde günlük 10 saat mesai yapılırdı. Normalde sabah 7 akşam 18.00 kadar çalışırlardı." şeklindeki beyanı birlikte değerlendirildiğinde; davacının haftanın 7 günü 08.00-18.00 saatleri arası çalıştığını ispatladığı kabul edilmelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre ispatlanan çalışma düzeni ile yasal ara dinlenme süreleri dikkate alındığında, davacının hafta tatili günü çalışması olan 7,5 saatlik sürenin mahsubu ile haftalık 10,5 saat fazla çalıştığı anlaşılmaktadır. Bu husus gözetilmeksizin yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine, Davalılar vekili yararına takdir edilen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5039, K. 2025/8443, 4 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama