KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/5058 E., 2025/6408 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/260 E., 2025/42 K.
- Dava tarihi
- 06.12.2019
Karar Metni
1.115 kelime·6 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekillerince tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 22.06.2008-01.10.2019 tarihleri arasında davalı Şirketin ...'da bulunan işyerinde ustabaşı olarak belirsiz süreli iş sözleşmesi ile aylık net 2.500,00 USD ücret karşılığında çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız ve bildirimsiz olarak işveren tarafından feshedildiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili Şirkette çalışmadığını, zamanaşımı def'i ve husumet itirazında bulunduklarını, yurt dışında çalışması geçen işçilerin çalıştıkları ülkenin koruyucu hükümlerinden faydalanarak çalışıp daha sonra Türk hukukunun olanaklarını da tüketmek için Türkiye’de dava açmalarına ve Türk hukukuna göre alacak takibi yapmalarına müsaade edilmemesi gerektiğini, yabancı hukuk ile yetki itirazında bulunduklarını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2023 tarihli kararı ile.
Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 27/1 hükmü kapsamında taraflar arasında bir hukuk seçimi anlaşması bulunduğundan uyuşmazlık hakkında ... hukukunun uygulanması gerektiği, davacının iş sözleşmesi kapsamında davalının ...'da bulunan işyerinde 22.06.2008-01.10.2019 tarihleri arasında soğuk demir ustabaşı olarak çalıştığı, tespit edilen hizmet süresine yapılan itirazların haksız olduğu, davalı tarafın cevap dilekçesinde zamanaşımı def'inde bulunduğu, davacının iş sözleşmesinin 01.10.2019 tarihinde feshedildiği,
davanın 06.12.2019 tarihinde açıldığı, fesih tarihi ile dava tarihi arasında 3 aylık süre geçmediğinden feshe bağlı alacaklar yönünden zamanaşımın dolmadığı, diğer alacak kalemleri yönünden zamanaşımının kesin olarak öngörülmediği, davacının fesihten sonra arabuluculuğa hemen başvurmuş olması, davanın Türk mahkemelerinde açılmış olması, iş sözleşmesinin devam ettiği nazara alınarak feshe bağlı olmayan alacaklar yönünden sürelerin geçerli bir nedenle kaçırıldığı ve bu alacak kalemlerinin zamanaşımına uğramadığı kanaatine varıldığı, ...
Federasyonu İş Kanunu kapsamında dava konusu alacakların belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 18.07.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesinin 25.01.2024 tarihli kararı ile; yerleşik içtihatlar gereği mutad işyeri hukukunun uyuşmazlığa uygulanmasının yerinde olduğu, bakiye ücret alacağının banka kayıtları doğrultusunda ve taleple bağlı şekilde hesaplandığı, davacının fazla çalışma ve hafta tatili alacaklarının ...
Federasyonu İş Kanunu'na göre hesaplandığı, imzalı ücret bordolarında tahakkuk bulunan dönemlerin Yargıtay içtihatları gereği hesaplamadan dışlandığı, davalı işverenin dava konusu alacaklardan sorumlu olduğu, davacı lehine kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmesinin isabetli olduğu, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.01.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş, davalı vekilinin diğer sair temyiz itirazlarının reddi ile cevap dilekçesinde ve ıslaha karşı verilen itiraz dilekçesinde yer alan zamanaşımı def'i dikkate alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmı doğrultusunda ek bilirkişi raporu aldırılmış, dava ve ıslaha karşı yapılan zamanaşımı def'i dikkate alınarak yapılan hesaplamaya itibarla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davalı tarafça yabancı hukuk uygulanmasına dair bir itirazda bulunulmadığından Türk hukukuna göre karar verilmesi gerektiğini,
b. Taraflar arasında hukuk seçimi anlaşması yapıldığına dair herhangi bir sözleşme bulunmadığını,
c. Yabancı hukukun uygulanması kabul anlamına gelmemek üzere Rus hukukunda zamanaşımı ve mahkemeye başvurma sürelerinin farklı kavramlar olduğunu, 1 yıllık sürenin mahkemeye başvurma süresi olduğunu, zamanaşımı süresi olmadığını,
d. Verilen kararın hukuki belirlilik, hukuki öngörülebilirlik ve sürpriz karar yasağına aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Davanın tamamen zamanaşımına uğradığını,
b. Müvekkili Şirket bünyesinde çalışıldığının ispatlanamadığını,
c. Hizmet süresinin davacı tarafça ispatlanamadığını,
d. Hesaplamalara esas alınan ücretin gerçeği yansıtmadığını,
e. Davacının çalışmalarının yurt dışında geçtiği hususu göz önüne alındığında ücretin brüte çevrilmesinin kabul edilemeyeceğini,
f. Kıdem tazminatının eksiksiz ödendiğini ve reddinin gerektiğini,
g. Dava dışı Şirket bünyesinde belirli süreli çalışan davacının kıdem ve ihbar tazminatı koşullarının oluşmadığını,
h. Rus hukukuna göre tazminat hesaplamasında davacının başka bir işte çalışıp çalışmadığının araştırılmadığını,
ı. Davacının fazla çalışma ve hafta tatili çalışma karşılıklarının ödendiğini,
j. Husumetli tanık beyanlarının hesaplamaya ve hükme esas alınamaz nitelikte olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, zamanaşımı ve vekâlet ücretine dair kurulan hükme ilişkindir. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukukun tespiti bakımından yeni esaslar belirlenerek yabancı hukukun uygulanması yönünde içtihat değişikliğine gidilmiştir.
Diğer taraftan gerek Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesinin gerekse Dairemizin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davaların bir kısmında, benimsenen yeni görüş doğrultusunda yabancı hukukun uygulanması, davacı taraf aleyhine bazı olumsuz sonuçların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir.
Bu sebeple Dairenin önceki uygulamasına güvenilerek açılan davalarda, Mahkemece görüş değişikliğine bağlı olarak yabancı hukukun uygulanması sonucunda ret kararı verilmesi hâlinde, davacı aleyhine vekâlet ücreti ile yargılama giderine hükmedilmesinin hakkaniyetli olmayacağı ve adaletsizliğe yol açacağı sonucuna varılmıştır.
Somut uyuşmazlıkta; davadaki bir kısım taleplerin Rus İş Kanunu hükümlerinin uygulanması sonucunda reddedilmiş olması karşısında Dairenin önceki uygulamasına güvenerek dava açan davacı aleyhine bu reddedilen miktarlar nedeniyle vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerekir. Ancak ulusal bayram ve genel tatil ücret alacağı talebinin sübut bulmaması nedeniyle reddedildiği dikkate alındığında sadece reddedilen bu miktar üzerinden davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalıdır.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/2 hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı tarafın tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacının İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının, "-Davalının kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükteki A.A.Ü.T hükümleri gereğince belirlenen ve takdir edilen 109.327,83-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," şeklindeki (12) numaralı bendinin hükümden çıkartılarak yerine "12-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine," ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5058, K. 2025/6408, 16 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama