KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/5240 E., 2025/6122 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2024/299 E., 2025/76 K.
Karar Metni
771 kelime·4 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar; davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 13.02.2006-16.06.2010 tarihleri arasında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı iştiraki olan dava dışı ... Boğaziçi Peyzaj İnş. Müşavirlik Tek. Hizm. San. Tic. AŞ'de (...
Boğaziçi Şirketi) şoför olarak çalıştığını, bu Şirkette çalışırken o güne kadar kazanılmış olan bütün hakları ile yine İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının diğer bir iştiraki olan davalı Şirkete 17.06.2010 tarihinde devir protokolü ile devrinin yapıldığını, bu devir yapılırken bütün hakları saklı kalmak kaydıyla davalı Şirkete geçeceğinin ve geçmişten gelen tüm haklarının devralan davalı tarafından davacıya garanti edildiğini, kıdeminin de devreden ...
Boğaziçi Şirketinde işe girdiği tarih olarak baz alınacağının söylendiğini, ancak ücretinin düşürüldüğünü, kendisi ile aynı işi yapan ve aynı kıdeme sahip diğer çalışanlardan daha düşük ücret aldığını, yapılan devrin iş sözleşmesinin devri olduğunu, müvekkiline devir işleminin ruhuna aykırı olarak düşük ücret ödendiğini ileri sürerek 17.06.2010 tarihinden dava tarihine kadar olması gereken ücret ve sosyal yardımların tespit edilerek fark ücret, sosyal yardım ve ikramiye alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, davacının, müvekkili Şirketteki toplu iş sözleşmesindeki ilgili skala ve gruptaki şoför kadrosunda işe başlatıldığını, bu nedenle davacının dava konusu alacaklara hak kazanamayacağını, davacının toplu iş sözleşmesinde belirtilen 3. skala 9. grupta şoför olarak 17.06.2010 tarihinde işe başladığını ve hâlen çalışmaya devam ettiğini, davacının işe başladıktan beş yıl sonra işbu taleplerini dile getirmesinin iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 19.01.2018 tarihli kararı ile; davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 19.01.2018 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 50. Hukuk Dairesinin 21.02.2024 tarihli kararı ile; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.02.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece; dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının da dava dilekçesinde belirttiği gibi davalı Şirket ile dava dışı ... Boğaziçi Şirketi arasında düzenlenen 17.06.2010 tarihli "Personel Nakil Protokolü" başlıklı belge ile iş sözleşmesi devrinin gerçekleştiği, buna göre davacı işçinin hizmet süresine bağlı hakları bakımından devreden işveren ...
Boğaziçi Şirketi yanında işe başladığı tarihin dikkate alınması gerektiği, bu durumun iş sözleşmesinin bütün hak ve borçlarıyla birlikte devredilmesinin bir sonucu olarak ortaya çıktığı, böylece devralan davalı Şirketin devraldığı davacının sadece kıdeme bağlı hakları açısından değil tüm hakları açısından devreden ...
Boğaziçi Şirketi yanında geçen hizmet süresinden sorumlu olduğu, o hâlde 17.06.2010 tarihli "Personel Nakil Protokolü" başlıklı belge içeriği ve ekli nakil ilmuhaberi dikkate alındığında davacının davalı Şirkete nakledildiği tarihteki ücretinin aylık brüt 1.350,00 TL olduğunun kabul edilmesi ve 31.12.2010 tarihine kadar bu ücret miktarının korunması gerektiği,
devralan davalı işveren tarafından davacının 13.02.2006 tarihinde işyerinde çalışmaya başladığı gözetilmeden 01.01.2009-31.12.2010 yürürlük süreli 10. Dönem Toplu İş Sözleşmesi'nde ilk defa işe başlayan (17.06.2010 tarihinde) işçilere uygulanan ücret skalası ve gruplarına göre 2010 yılı Temmuz ayından itibaren davacının ücretinin brüt 1.162,72 TL'ye düşürülmesinin 17.06.2010 tarihli protokol hükümlerine ve dolayısıyla 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 429. maddesi hükmüne aykırı olduğu,
İlk Derece Mahkemesince açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilmeden toplu iş sözleşmesinin ilgili hükümleri hatalı değerlendirilerek yazılı gerekçe ile karar verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonunda alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Zamanaşımı def'inin gözardı edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 2. Davacının kazanılmış hak iddialarının hukuken dayanaksız olduğunu, 3. İş sözleşmesinin devrine ilişkin gerekçenin doğru olmadığını, 4. Bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayalı ve çelişkili olduğunu ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık; iş sözleşmesinin devri neticesinde talep edilen fark alacakların bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/5240, K. 2025/6122, 10 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama