KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/6440 E., 2025/7750 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2025
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2025/957 E., 2025/1805 K.
- İlk derece mahkemesi
- ... 10. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/45 E., 2024/533 K.
Karar Metni
843 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 30.07.2010-19.12.2022 tarihleri arasında davalı yanında hasta kabul/vezne görevlisi olarak çalıştığını, son aylık ücretinin 6.500,00 TL olduğunu, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden bildirilmeden feshedildiğini, fazla çalışma yaptığını, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık izinlerini kullanmadığını, ücretlerinin ödenmediğini belirterek kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, hafta tatili, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücret alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, talep edilen bütün alacakların davacıya ödendiğini, devamsızlık nedeniyle iş sözleşmesinin feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iş sözleşmesinin davalı tarafından haklı neden bildirilmeden feshedildiği, davacının karşılığı ödenmeyen fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili alacaklarının bilirkişi tarafından hesaplandığı ve hükme esas alındığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden yerinde olduğu gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Davacının iş sözleşmesinin devamsızlık nedeniyle haklı olarak feshedildiğini, kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanmadığını, 2. Zamanaşımı def'inin dikkate alınmadığını, 3. Tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, 4. Bilirkişi raporlarının hatalı ve eksik olduğunu, 5. Mahkemece hükmedilen vekâlet ücretinin hatalı olduğunu, 6. Davacının fazla çalışması olmadığını, hafta tatili günlerinde çalışmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, iş sözleşmesinin feshi, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil, hafta tatili ve yıllık ücretli izin alacaklarının ispatı ile hesaplanması ve zamanaşımı noktalarında toplanmaktadır.
1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Somut olayda, fazla çalışma ücret alacağı uyuşmazlık konusudur. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların, tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. Bordrolarda tahakkuk bulunmasına rağmen bordroların imzasız olması hâlinde ise varsa ilgili dönem banka ve tüm ödeme kayıtları celp edilmeli ve ödendiği tespit edilen miktarlar yapılan hesaplamadan mahsup edilmelidir.
Aynı ilkeler, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışmanın ispatı bakımından da geçerlidir.
Somut uyuşmazlıkta, davalı tarafından imzalı aylık çalışma programlarının sunulduğu ancak mahkemece hükme esas alınan 06.05.2024 tarihli bilirkişi raporunda, salt tanık beyanları esas alınarak fazla çalışma ile hafta tatili ücretlerinin hesaplandığı anlaşılmaktadır. Söz konusu alacakların ispatı bakımından yazılı kayıtlara değer verilmeden sonuca gidilmesi isabetsizdir. Mahkemece davacının imzası bulunan aylık çalışma programlarının bulunduğu dönem bakımından bu kayıtlara göre değerlendirme yapılmalı, kayıt bulunmayan dönem bakımından şimdi olduğu gibi tanık anlatımlarına göre sonuca gidilmelidir. Fazla çalışma ile hafta tatili ücreti bakımından eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Ayrıca dosya kapsamında taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin eki niteliğindeki 06.10.2021 tarihli protokol yer almaktadır. Söz konusu protokolde, fazla çalışmanın aylık ücrete dâhil olduğu kararlaştırılmıştır. Davacının kabul edilen ücretinin yıllık 270 saatlik fazla çalışma süresini karşılayacak miktarda olması karşısında, 06.10.2021-19.12.2022 tarihleri arasındaki dönem bakımından sözleşme hükmüne değer verilmeli, haftalık 5,2 saat fazla çalışma süresi haftalık çalışma süresinden düşülerek davacının fazla çalışma ücretine hak kazanıp kazanmadığı belirlenmelidir. Mahkemece sözleşme hükmü dikkate alınmadan karar verilmesi de hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6440, K. 2025/7750, 13 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama