KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/6497 E., 2025/7954 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Ekim 2025
- Mahkemesi
- Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1282 E., 2025/1351 K.
- İlk derece mahkemesi
- Kocaeli 3. İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/242 E., 2023/271 K.
Karar Metni
862 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 18.01.2013-15.05.2022 tarihleri arasında, boyacı olarak çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı bir neden olmaksızın sonlandırıldığını, davacının çalıştığı süre boyunca sürekli fazla çalışma yaptırıldığını, karşılığının ödenmediğini, sadece ayda bir gün hafta tatili kullandırıldığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının hak kazandığı tüm ücretinin bordroya yansıtılarak banka üzerinden eksiksiz olarak ödendiğini, davacının iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini, haftalık 45 saati aşan çalışma olmadığını, hafta tatillerinde çalışma yapılmadığını savunarak davanın reddine karar verilmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının 18.01.2013 - 15.05.2022 tarihleri arasında çalıştığı, kıdeminin 9 yıl 3 ay 27 gün olduğu, bordroların imzasız olduğu, her ne kadar imzasız bordrolar bir dönem için banka kayıtları ile uyumlu iselerde banka kayıtlarında aynı ay içeriğinde ikinci ek maaş ödemesi kaydının olduğu, bir kısım ek ödemelerinde açıklamasız göründüğü, emsal ücret verileri ve tanıkların beyanları, davacının yaptığı işin niteliği uyarınca da davacının iddiası doğrultusunda ücretin kabul edildiği,
iş sözleşmesinin kıdem ve ihbar tazminatına hak edilmeyerek sona erdirildiği olgusunun davalı işveren tarafından ispatının gerektiği, dosya kapsamından iş sözleşmesine davalı işveren tarafından son verildiğinin anlaşıldığı, ancak bunun haklı nedenle veya ihbar öneline uyulmak sureti ile yapıldığı olgusunun ispatlanamadığı, bu nedenle davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin yerinde olduğu, yıllık izinin kullandırıldığı ya da karşılığının ödendiği olgusunun davalı işveren tarafından defter-form benzeri yazılı deliller ile ispatının gerektiği, sunulan delillere göre davacının bakiye 59 gün yıllık hakkının olduğu,
fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının tanık beyanları dikkate alınarak hesaplandığı, bu alacaklara %30 oranında indirim uygulandığı belirtilerek 02.03.2023 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya son yıla ilişkin bordrolar sunulmadığı, sunulan bordrolar incelendiğinde ise, davacının ücretinin genelde dönemin asgari ücretinin bir miktar üzerinde olduğu, ancak sunulan tüm bordrolarda çalışma gün sayısının 4 gün belirtildiği, banka kayıtları ile karşılaştırıldığında ise davacıya bir ay içerisinde birden fazla kez maaş ve ek maaş ödemesi adı altında ödemelerin yapıldığı,
bordrolardaki tahakkuk ile banka ödemeleri arasında ehemmiyetli ölçüde fark bulunduğunun tespit edildiği, davacı tanıklarının husumetli olduğu bu nedenle beyanların dikkate alınmadığı, emsal ücret araştırmasının davacının iddiasının üzerinde olduğu, mahkemece net 4.600,00 TL ücret kabul edilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu, davacının ilk dönem çalışmasının istifa ile son bulduğuna ve sonraki dönemi işveren tarafından haklı son verildiğine ilişkin dosyada delil bulunmadığı dikkate alındığında davacının kıdem ve ihbar tazminatının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği,
davacının bakiye izin alacağının hüküm altına alınmasının yerinde olduğu, davacının iddiası ve tanık beyanları değerlendirildiğinde, davacının haftanın 6 günü 08:00 -18:00 saatleri arasında 1,5 saat ara dinlenme ile çalıştığı ve buna göre davacının haftalık 6 saat ve aylık 24 saat fazla çalışma yaptığının kabulü gerektiği, hafta tatili alacağı bakımından ayda 2 hafta tatilinde çalıştığının anlaşıldığı, bilirkişi raporundaki şemalar kullanılarak bu alacaklar bakımından re'sen hesaplama yapıldığı, davanın kısmi dava türünde açıldığı, Mahkemece ıslaha karşı zamanaşımı def'inin değerlendirilmediği,
bu nedenle re'sen zamanaşımı değerlendirmesi yapıldığı belirtilerek davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; 1. Alacakların zamanaşımına uğradığını, 2. Hizmet süresine itiraz ettiklerini, 3. Tanıkların husumetli olduğunu, beyanlarının dikkate alınamayacağını, 4. Davacının ilk dönem çalışmasının istifa ile sona erdiğini, son dönem çalışmasının ise kıdem ve ihbar tazminatı hak kazanamayacak şekilde sona erdiğini bu nedenle kıdem ve ihbar tazminatının reddedilmesi gerektiğini, 5. Aylık ücretin hatalı tespit edildiğini, 6. Davacının yıllık izin ücretine hak kazanmadığını 7. Fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; iş sözleşmesinin haklı nedene dayanıp dayanmadığı ile buna bağlı olarak kıdem ve ihbar tazminatı talep etme hakkı olup olmadığı, ücret miktarı, yıllık ücretli izin fazla çalışma ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ile hafta tatili ücreti alacaklarının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6497, K. 2025/7954, 15 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama