KÜNYE
9. Hukuk Dairesi 2025/6515 E., 2025/6736 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Eylül 2025
- Mahkemesi
- İş Mahkemesi
- Sayısı
- 2025/270 E., 2025/320 K.
Karar Metni
1.508 kelime·8 dk okuma·9 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı Bankada 01.07.1998-31.07.2020 tarihleri arasında değişik ünvan ve görevlerde çalıştığını, en son sistem odaları işletim müdürü olarak görev yaptığını, emeklilik nedeniyle iş sözleşmesine son verildiğini, son aldığı ücretin brüt 30.622,37 TL olduğunu, normal çalışması haftanın 5 günü 09.00-18.00 saatleri arasında olmakla birlikte gün sonu işlemlerin tamamlanması ve beklemesi gerektiğinde çalışmasının 19.30-20.00 saatleri civarında bittiğini, ayda ortalama 5-6 gün 21.00'e kadar çalışmanın devam ettiğini, ayda 4-5 gün yoğun işlem zamanlarında sabah 07.00, 07.30'da çalışmaya başladığını,
işyerinde 1 saat mola kullanıldığını, buna göre davalı Bankanın Personel Yönetmeliği'nde belirtilen haftalık 40 saat çalışmanın çok üzerinde çalıştığını ancak fazla çalışma ücretinin ödenmediğini, çalıştığı birimde ulusal bayram ve genel tatil günlerinde nöbetleşe çalıştıklarını, yılda ortalama 3-4 gün bu günlerde çalışmasının olduğunu ancak karşılığının ödenmediğini, sistem değişiklik geçişleri ya da tatbikat uygulamalarının hafta tatiline denk geldiğini, ayda 2-3 kez hafta tatili yapılmadığını, bunun karşılığının da ödenmediğini ileri sürerek fazla çalışma,
ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın usul yönünden reddi gerektiğini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, davacının 01.07.1998-31.07.2020 tarihleri arasında belirsiz süreli iş sözleşmesi ile Bankanın muhtelif birimlerinde çalıştığını, çalışma saatlerinin 09.00-18.00 şeklinde olduğunu, davacının kendi isteğiyle emekli olarak işten ayrıldığını, tüm yasal haklarının ödendiğini, bu nedenle dava konusu ücretleri talep edemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli kararı ile; istinaf incelemesi sonucu verilen kaldırma kararı doğrultusunda, iş sözleşmesinde fazla çalışmaların aylık ücrete dâhil olduğu kuralı fazla sürelerle çalışmayı da kapsadığından, tarafların iradesinin işyerinde belirlenen haftalık çalışma süresinin üzerindeki çalışmaların ilk 5,2 saatinin temel ücret içinde ödenmesi yönünde kararlaştırıldığı şeklinde anlaşılması gerektiği, buna göre 40 saati aşan 5,2 saatlik kısım ücretinin temel ücret içinde ödendiği varsayıldığından fazla sürelerle çalışma ücretinin tamamen karşılandığı kanaatine ulaşıldığı,
bu durumda davacının haftalık çalışma süresinin 60 saat olduğu, 40 saati aşan 5,2 saatlik kısım ücretinin temel ücret içinde ödendiği, davacının haftalık 14,8 saat fazla çalışma ücretine hak kazandığının kabul edildiği, tanık beyanlarına göre belirlenen dönem için yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, insan takati, hayatın olağan akışı, insanın sosyal, ailevi yaşantısı ve şahsi ihtiyaçları düşünülerek fazla çalışma alacağı hesaplamalarından %30 indirim yapıldığı, aynı şekilde ulusal bayram ve genel tatil alacağı talebine ilişkin tanık beyanlarına göre belirlenen dönem için de bu alacak hesaplamalarından %30 indirim yapıldığı;
diğer yandan tanık beyanlarından davacının haftalık izin kullandığı ancak ayda iki kez hafta sonu bakım çalışması yaptığı beyan edildiğinden davacının hafta tatili kullandığı, hafta tatili çalışması yapmadığı ve hafta sonları cumartesi veya pazar günü yapılan çalışmanın fazla çalışma niteliğinde olduğu kanaatine ulaşılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin 26.10.2023 tarihli kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 14.03.2024 tarihli kararıyla; Dairenin bir önceki kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verildiği, kaldırma kararına uygun olarak İlk Derece Mahkemesince inceleme yapıldığı ve alacak talepleri hakkında karar verildiği, hesaplamaların dosya kapsamına uygun olduğu, tarafların diğer istinaf nedenlerinin bahsi geçen kaldırma kararında ayrıntılı olarak incelendiği gerekçeleriyle istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Bölge Adliye Mahkemesinin 14.03.2024 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 09.09.2024 tarihli kararı ile; davacı vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan reddine karar verilmiş, davalı vekilinin temyiz talebi yönünden yapılan inceleme sonunda davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek somut uyuşmazlıkta, Mahkemece işyerinde haftalık çalışma süresinin 40 saat olduğu,
davacının hafta içi her gün 07.30-20.30 saatleri arasında bir saat ara dinlenme süresi kullanarak çalıştığının tanıkların beyanına göre ispat edildiği sonucuna varılarak bu kabul şekline göre hesaplanan alacakların hüküm altına alındığı, ancak dava dilekçesinde davacının sürekli olarak 07.30'da işe başladığı yahut 20.30'a kadar çalıştığı yönünde bir iddiası bulunmadığı hâlde Mahkemece bu şekilde karar verilmesinin hatalı olduğu,
bu durumda gerek dava dilekçesi, gerekse dinlenen tanıkların anlatımı ile tüm dosya kapsamı birlikte dikkate alındığında davacının ayda bir hafta, hafta içi beş gün 07.30-20.30 saatleri arasında diğer haftalarda ise hafta içi beş gün 09.00-19.30 saatleri arasında çalıştığı kabul edilerek bu kabule göre fazla çalışma yapıp yapmadığının belirlenmesi,
varsa hesaplanan alacaktan uygun bir indirim yapıldıktan sonra fazla çalışma alacağının hüküm altına alınması gerektiği, ayrıca davacının günlük on bir saate kadar (on bir saat dâhil) çalışmalarından bir saat, bu süreyi aşan çalışmalarından bir buçuk saat ara dinlenme süresi düşülmesi gerektiğinin gözetilmemesinin de hatalı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin 20.03.2025 tarihli kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 20.03.2025 tarihli kararının süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 26.05.2025 tarihli kararı ile; İlk Derece Mahkemesince tesis edilen kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında fazla çalışma ücreti alacağı bakımından çelişki bulunduğu gerekçesiyle hükmün ikinci kez bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığınsa tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, iş sözleşmesinde fazla çalışmaların aylık ücrete dâhil olduğu kuralı fazla sürelerle çalışmayı da kapsadığından, tarafların iradesinin, işyerinde belirlenen haftalık çalışma süresinin üzerindeki çalışmaların ilk 5,2 saatinin temel ücret içinde ödenmesi yönünde kararlaştırıldığı şeklinde anlaşılması gerektiği, bu durumda 40 saati aşan 5,2 saatlik kısım ücretinin temel ücret içinde ödendiği varsayıldığından fazla sürelerle çalışma ücretinin tamamen karşılandığı kanaatine ulaşıldığı,
14.02.2025 tarihli bilirkişi ek raporunda indirimli olarak hesaplanan brüt 135.356,27 TL fazla çalışma ücreti alacağının bulunduğu, davacının ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının bulunduğu, hafta tatili alacağının ise bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 2024/224 Esas, 2024/883 Karar sayılı kararına karşı yaptıkları temyiz başvurusunun miktardan reddine ilişkin kararın maddi hataya dayalı olduğunu,
b. Fazla çalışma ücreti alacağının hatalı bir şekilde hesaplandığını, yıllık 270 saati kapsayan, haftalık 40 saat üzerindeki her çalışmanın karşılığı fazla çalışma ücreti alacağı hesaplanması gerektiğini,
c. Hafta tatili ücreti alacağının reddedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde;
a. Bilirkişi raporunda yalnızca Yargıtay kararında yer alan değerlendirmelerle sınırlı bir şekilde hesaplama yapıldığını, bilirkişi raporunun önceki bilirkişi raporları ile çeliştiğini,
b. Davacının 01.07.1998 tarihli iş sözleşmesinde fazla çalışmalar için ayrıca bir ücret ödenmeyeceğinin açıkça ifade edildiğini,
c. Davacının fazla çalışma yaptığına yönelik iddiasını ispatlayamadığını,
d. Dosyada tanık olarak dinlenen kişilerin ünvanının davacı ile aynı olmadığını,
e. Davacının fazla çalışma ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı bulunmadığını ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, fazla çalışma ücreti alacağının hesaplanması ile fazla çalışma ücreti yönünden gerekçe ile hüküm arasında çelişki bulunup bulunmadığı hususlarına ilişkindir.
1. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı ve bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda usuli kazanılmış hak kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri hâline gelmiştir. Anlam itibarıyla bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
Mahkemenin, Yargıtayın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı karar).
Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 04.02.1959 tarihli ve 1959/13 Esas, 1959/5 Karar sayılı karar).
Somut uyuşmazlıkta, 09.09.2024 tarihli bozma öncesinde hükme esas alınan bilirkişi raporunda, haftalık çalışma süresi olan 40 saati aşan 5,2 saatlik kısım ücretinin temel ücret içerisinde ödendiği kabul edilerek davacının fazla çalışma ücreti alacağı hesaplanmış ve bu husus bozma kapsamı dışında kaldığından, davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur.
Mahkemece hükme esas alınan 14.02.2025 tarihli bilirkişi raporunda ise haftalık çalışma süresi 45 saat kabul edilerek hesaplama yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılması gereken, işyerinde haftalık çalışma süresinin 40 saat olduğu ve fazla çalışmanın ücrete dâhil olduğu kabul edilerek, Dairemizin 09.09.2024 tarihli bozma kararında belirtilen çalışma saatleri dikkate alınmak suretiyle fazla çalışma alacağının hesaplanmasından ibarettir.
Davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakka aykırı şekilde yazılı şekilde sonuca gidilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/6515, K. 2025/6736, 22 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama