KÜNYE
- Mercii
- Yargıtay
- Daire
- Ceza Genel Kurulu
- Esas No
- 2003/292
- Karar No
- 2004/5
- Karar tarihi
- 20 Ocak 2004
Karar Metni
2.561 kelime·13 dk okuma·2 bölüm
Ceza Genel Kurulu 2003/6-292 E., 2004/5 K.
FARKLI NİTELİKTEKİ CEZALARIN İÇTİMAI
CEZA GENEL KURULU KARARI
İnceleme konusu olayda;
Hükümlü E.... T....., 22.1.1999 tarihinde işlediği maskeli ve silahlı gasp suçundan Trabzon Ağır Ceza Mahkemesinin 26.11.2001 gün ve 67-341 sayılı ilamı ile TCY'nın 495/1. maddesi delale-tiyle 497/2, 81/1-3. maddeleri uyarınca 20 yıl 1 gün ağır hapis cezası ile, 16.11.1999 tarihinde iş-lediği gasp suçundan ise Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 18.2.2002 gün ve 31-42 sayılı ilamı ile TCY'nın 497/1, 80, 522, 81/1-3. maddeleri uyarınca 19 yıl 12 ay 1 gün ağır hapis cezası ile cezalandırılmış, her iki hüküm de kesinleşmiştir.
İnfaz aşamasında Trabzon C.Başsavcılığı hükümlünün cezalarının içtimaı için başvuruda bulun-muş, Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi ise; "hükümlünün 20 yıl 1 gün ağır hapis cezasından dolayı 4616 sayılı Yasanın 4758 sayılı Yasa ile değişik 1/2. maddesi gereğince çekmesi gereken ceza-sından 10 yıl indirildikten sonra cezası bir gün dahi infaz edilmeden şartla tahliye edilmesi ge-rektiği,
19 yıl 12 ay 1 gün ağır hapis cezasına konu suç ise süre yönünden 4616 sayılı Kanun kapsamında bulunmadığından 647 sayılı Yasanın 19 ve 2148 sayılı Yasa ile eklenen Ek 2. mad-desi gereğince cezasının 1/2'sini iyi halli olarak çektikten sonra şartla tahliye edilmesi gerektiği, dolayısıyla hükümlünün her iki ilamının farklı infaz rejimlerine tabi olduğu, içtimaa dahil ilam-lardan birinin daha sonra çıkan bir yasa ile tamamen infaz kabiliyetini yitirmesi veya farklı bir infaz rejimine tabi olması halinde toplamanın mümkün olmadığı" gerekçesiyle baş-vuruyu red-detmiş,
Bu karara yönelik itiraz da, Rize Ağır Ceza Mahkemesince reddedilmiştir.
Bu kez Adalet Bakanı; "Hükümlünün cezalarının, TCK.nun 77/1.maddesi gereğince 36 yıl ağır hapis cezası olarak birleştirilmesi ve bu sürenin 4616 Sayılı Kanun kapsamında olan 20 yıl 1 günlük kısmına anılan Kanun hükümlerinin uygulanması, artan cezasının tabi olduğu infaz hükümlerine göre infazı gerektiği" görüşüyle anılan kararın bozulması hususunda olağanüstü temyiz (yazılı emir) yasayoluna başvurmuş, Özel Daire de başvuruyu haklı bularak, Rize Ağır Ceza Mahke-mesi kararının kaldırılmasına karar vermiştir.
Yargıtay C.Başsavcılığı ise; infaz şekilleri birbirinden farklı cezaların içtimaına olanak bulun-madığını belirterek, itiraz yasayoluna başvurmuştur.
Görüleceği üzere, Özel Daire ile Yargıtay C.Başsavcılığı arasındaki uyuşmazlık, sanığın biri 4616 sayılı Yasa kapsamında olan, diğeri ise anılan Yasa kapsamına girmeyen iki ayrı suçuna ilişkin mahkumiyetlerinin içtima ettirilip ettirilemeyeceğine ilişkindir.
6123 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikten sonra Ceza Yasamızda benimsenen ve "Toplama sis-temi" ya da "maddi içtima sistemi" diye adlandırılan sistemde, "kaç suç işlenmişse o kadar ceza verilir" prensibi uygulanır ve esas itibariyle fail, işlediği bütün suçların cezalarını ayrı ayrı çeker.
Bu sisteme karşı, bazı cezaları birbirlerine eklemenin mümkün olamayacağı veya bir-birine ek-lenen birden fazla muvakkat cezanın, failin bütün hayatı boyunca sürecek bir nitelik alarak mü-ebbet bir şekle dönüşeceği yolunda eleştiriler yöneltilmiştir. Bu sakıncalara karşı da, toplama sis-teminde genel bir sınır konulabileceği, bu sınıra varıldığı takdirde, geri kalan cezaların çektirilmesinden vazgeçileceği, birbirine eklenmesi mümkün olmayan cezalar söz konusu olduğunda ise ya cezanın nev'inin değiştirileceği yahut toplama imkansız olduğundan, erime sisteminin istisnaen kabul edilebileceği görüşü ileri sürülmüştür. (Dönmezer-Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, 12. bası, İst-1997, Cilt III, s.106)
Ceza Yasamızın 68. maddesine göre: "Bir kimse müteaddit suçlardan dolayı hüküm veya ceza kararnamesiyle mahkûm edilirse, cezalar bu bap hükümlerine göre içtima ettirilir."
Birden fazla suçlardan verilecek mahkûmiyet kararları, aynı hüküm veya ceza karar-namesinde yer alabileceği gibi, ayrı hüküm veya ceza kararnamelerine de konu oluşturabilir. İlk durumda, Ceza Yasamızın 68. maddesine göre içtima hükümleri uygulanacak, ikinci halde ise infaz aşamasında Ceza Yargılaması Usulü Yasasının 403. maddesine göre mahkemeden karar istenecektir.
Yasamızın kabul ettiği toplama sisteminde içtima kurallarına egemen olan prensipleri ise şu şe-kilde özetleyebiliriz.
Birinci prensip, cezaların mümkün oldukça toplanmasıdır. Buna göre, aynı nev'iden cezalar birbirleri ile toplanacak, cezalar ayrı nev'iden ise her biri ayrı ayrı infaz edilecektir. (TCY'nın 71/1, 72, 74 ve 75. md.)
Cezaların çevrilmesi prensibi de denilen ikinci prensip, bazı cezalarda toplama sisteminin imkansız olması veya fazla ağır sonuçlar doğurması halinde, nev'ilerinin değiştirilmesinden ibarettir. (TCY'nın 70, 71/2 ve 73. md)
Üçüncü prensip ise, içtima kurallarının uygulanması suretiyle elde edilecek cezaların genel bir yukarı sınırı aşmamasını sağlamaktır.
Toplama sisteminin, cezaları, adeta niteliklerini değiştirecek surette ağırlaştırdığı yolun-daki eleştirilerin karşılanması amacıyla, bu sistemde arttırmaya ve genel toplama bir yukarı sınır çi-zilmesi ve bu sınıra varıldıktan sonra geri kalan cezaların çektirilmesinden vazgeçilmesine ilişkin bu prensipten esinlenen Yasamız, farklı ceza nev'ileri için değişik yukarı sınırlar getirmiş bulunmaktadır. Sözgelimi.
77. maddenin birinci fıkrasına göre, içtima eden birden fazla hürriyeti bağlayıcı ceza aynı nev'iden ise, "tatbik edilecek ceza ağır hapiste 36, hapiste 25, hafif hapiste 10 seneyi geçemez." Buna göre, hakim her bir ceza nev'i için gösterilen bu yukarı sınırlara va-rıncaya kadar cezaları toplayacak, fakat bu sınırları aşamayacak ve geri kalan cezalar çekti-rilemeyecektir.
Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre; içtima eden birden fazla hürriyeti bağlayıcı cezalar ayrı nev'iden iseler, "bunların mecmuu 30 seneyi geçemez.."
Ancak Yasamız iki nev'i hürriyeti bağlayıcı cezada bu prensipten ayrılmıştır. Bunlardan birincisi, müebbet ağır hapisle diğer bir hürriyeti bağlayıcı cezanın (TCY'nın 70 ve 73. md.), ikincisi ise her biri 24 yıldan az olmayan birden çok muvakkat ağır hapis cezalarının (TCY'nın 71/2. md) içtimaıdır.
Öte yandan, 22.12.2000 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan Dolayı Şartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair 4616 sayılı Yasanın 1. maddesinin 2. bendi şu şekilde düzenlenmiştir:
"Müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanların çekmeleri gereken toplam cezalarından; şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilenler ile aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsî hürriye-ti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin toplam hükümlülük süresinden on yıl indirilir. İndirim, ve-rilen her bir ceza için ayrı ayrı değil, toplam ceza üzerinden bir defaya mahsus yapılır. Ancak bir kişinin muhtelif suçlarından dolayı cezaları ayrı ayrı tarihlerde verilmiş olsa bile, bu cezalarının toplamı üzerinden yapılacak indirim on yılı geçemez.
Tâbi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından veya toplam hü-kümlülük sürelerinden on yıllık indirim yapıldıktan sonra ceza süresi veya hükümlülük süresi dolmuş olanlar, iyi hâlli olup olmadıklarına bakılmaksızın ve istemleri olmaksızın derhal; toplam cezaları on yıldan fazla olanlar ise tâbi oldukları infaz hükümlerine göre fazla olan cezalarını çektikten sonra şartla salıverilirler."
Bilahare Anayasa Mahkemesi 18.7.2001 gün ve 4-332 sayılı kararıyla 4616 sayılı Yasanın bir kı-sım hükümleri ile birlikte 1. maddesinin 2. bendinin 1. paragrafında yer alan, "şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilenler ile aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürülenlerin toplam hükümlülük süresinden on yıl indirilir." Bölümünün Ana-yasa'ya aykırı olduğunu belirterek iptaline karar verdiği gibi, yine sözü edilen hükmün iptali ne-deniyle uygulanma olanağı kalmayan, aynı bendin ikinci paragrafındaki, "…
…..veya toplam hü-kümlülük sürelerinden …
…" sözcüklerinin de iptaline karar vermiştir.
Yasakoyucu bu kez, 23.5.2002 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4758 sayılı Yasa ile 4616 sayılı Yasanın iptal edilen kimi hükümlerini ve bu arada 1. maddenin 2. bendini yeniden düzenlemiştir. Bu yeni düzenlemeye göre 2. bent şu şekildedir.
"Müebbet ağır hapis cezasına hükümlü olanların veya şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya mahkûm edilenlerin ya da aldıkları ceza herhangi bir nedenle şahsî hürriyeti bağlayıcı cezaya dönüştürü-lenlerin tâbi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından on yıl indi-rilir. İndirim, verilen her bir ceza için ayrı ayrı değil, toplam ceza üzerinden bir defaya mahsus yapılır. Ancak bir kişinin muhtelif suçlarından dolayı cezaları ayrı ayrı tarihlerde verilmiş olsa bile, bu cezaların toplamı üzerinden yapılacak indirim on yılı geçemez.
Birinci paragraf hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından on yıllık indirim yapıldıktan sonra ceza süresi dolmuş olanlar, iyi halli olup olmadıklarına bakılmaksızın ve istemle-ri olmaksızın derhal; toplam cezaları on yıldan fazla olanlar kalan cezalarını çektikten sonra şart-la salıverilirler."
Ancak bir başka başvuru üzerine Anayasa Mahkemesi bu defa 6.11.2002 gün ve 24928 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 28.5.2002 gün ve 99-51 sayılı kararı ile, 4616 sayılı Yasanın 4758 sayılı Yasa ile yeniden düzenlenen 2. bendini biçim yönünden Anayasa'ya aykırı bularak iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirtilen her iki iptal kararında da vurgulandığı üzere, her iki iptal kararına konu 2. bentteki kurallar, müebbet ve 10 yıldan fazla süreli hükümlülükler bakımından cezadan indirim öngören, tâbi oldukları infaz hükümlerine göre çekmeleri gereken toplam cezalarından veya toplam hükümlülük sürelerinden on yıllık indirim yapıldıktan sonra ceza süresi veya hükümlülük süresi dolmuş olanlar bakımından ise, belirli bir sürey-le suç işlememe bozucu (infisahi) koşuluna bağlanmış toplu özel af niteliğindedir.
Görüleceği üzere, bazı suçlar yönünden verilen cezaların 10 yıllık bölümünün çekilmiş sayılması gibi hükümlü lehine sonuçlar doğuran ve hukuki niteliği toplu özel af olarak belirlenen bu yasal düzenlemeler ile cezaların infazı konusunda 647 sayılı Yasadan farklı bir sistem öngörülmediği gibi cezaların içtimaına engel bir hüküm de sevkedilmemiştir. Öte yandan, gerek hükmedilen ağır hapis cezaları toplamının 36 yılla sınırlandırılmasına ilişkin TCY'nın 71/1. maddesinde öngörülen kural, gerekse 4616 sayılı Yasada öngörülen ve yukarıda açıklanan kurallar hükümlü le-hine getirilen yasal düzenlemeler olduğundan, bu kuralların hükümlü aleyhine sonuç doğuracak biçimde yorumlanmasına da olanak bulunmamaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olayı değerlendirdiğimizde, hükümlü E.... T.....'nin 4616 sayılı Yasa kapsamında bulunan 20 yıl 1 gün ağır hapis ve anılan Yasa kapsamında bulunmayan 19 yıl 12 ay 1 gün ağır hapis cezasına ilişkin iki ayrı kesinleşmiş mahkumiyeti bulunmaktadır. Hürriye-ti bağlayıcı cezalarda toplama prensibinin istisnasını oluşturan durumlar söz konusu olmadığına göre, bu iki cezanın toplanması ve TCY'nın 77/1. maddesi uyarınca hükümlünün cezasının 36 yıl ağır hapisle sınırlandırılması zorunludur.
Kaldı ki, hükümlünün her iki kesinleşmiş mahkumiyeti içtima ettirilmeksizin ayrı ayrı infaza ve-rildiği takdirde, Ceza Yasamızda ağır hapis cezaları yönünden hükümlü lehine öngörülen 36 yıllık sınırın aşılması söz konusu olacağı gibi, bir cezası nedeniyle 4616 sayılı Yasa uyarınca şartla salıverilecek olan hükümlünün diğer cezası nedeniyle infaza devam edilecektir ki, bu da cezanın infazını zorlaştıracak ve karışıklığa neden olacaktır.
Öte yandan, C.Başsavcılığı itirazında emsal gösterilen Ceza Genel Kurulu ve Özel Daire kararları, farklı şartla salıverilme ve infaz rejimlerine tabi cezaların içtimaına olanak bulunmadığına ilişkin olup, 4616 sayılı Yasanın 647 sayılı Yasadan farklı bir şartla salıverilme ve infaz rejimi öngörmemesi nedeniyle somut olayla örtüşmemekte, Trabzon Ağır Ceza Mahkemesi kararında emsal olarak gösterilen Ceza Genel Kurulu kararının ise konumuzla ilgisi bulun-mamaktadır.
Bu itibarla, hükümlünün her iki cezasının toplanarak TCY'nın 71/1. maddesi uyarınca 36 yıl ağır hapis cezası olarak sınırlandırılması ve bu mahkumiyetin 20 yıl 1 günlük kısmına hükümlü lehi-ne toplu özel af niteliğinde düzenlemeler getiren 4616 sayılı Yasa hükümlerinin uygulanması, ar-tan cezasının ise tabi olduğu 647 sayılı yasa hükümlerine göre infazı gerektiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının cezaların içtimaına olanak bulunmadığı yolundaki itirazının reddine karar verilmelidir.
SONUÇ; Açıklanan nedenlerle, Yargıtay C.Başsavcılığı itirazının REDDİNE, dosyanın yerine gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına tevdiine, 20.01.2004 günü oybirliği ile karar verildi.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2003/292, K. 2004/5, 20 Ocak 2004 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama