İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Ceza Genel Kurulu

YARGITAY · CEZA GENEL KURULU

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2008/261 K.2009/97

Ceza Genel Kurulu 2008/1-261 E. , 2009/97 K.

Esas2008/261Karar2009/97Tarih14 Nisan 2009Okuma7 dk · 1.320 kelime

KÜNYE

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2008/261
Karar No
2009/97
Karar tarihi
14 Nisan 2009
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.320 kelime·7 dk okuma·2 bölüm

Ceza Genel Kurulu 2008/1-261 E. , 2009/97 K.

"İçtihat Metni" Tebliğname:228130 Yargıtay Dairesi : 1. Ceza Dairesi Mahkemesi : ANKARA 4. Ağır Ceza Günü : 30.07.2008 Sayısı : 146-183

Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince 09.09.2003 gün ve 149-211 sayı ile sanık A. A.’nın, 07.03.2002 tarihinde hafif tahrik altında dedesini öldürme eylemi sabit görülerek 765 sayılı TCY’nın 450/1, 51/1 ve 59. maddeleri uyarınca sonuç olarak 30 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında 31 ve 33. maddelerin uygulanmasına, olayda kullanılan bıçağın TCY’nın 36. maddesi uyarınca zoralımına, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 1996/115 esas sayılı ilamı nedeniyle şartla tahliyenin geri alınması için TCY’nın 17. maddesi uyarınca mahkemesine müzekkere yazılmasına ilişkin hüküm Yargıtay 1. Ceza Daire¬sinin 12.07.2004 gün ve 1498-2797 sayılı kararı ile onanmak suretiyle kesinleşmiştir.

Ankara C.Savcılığınca 5237 sayılı TCY’nın yürürlüğe girmesi nedeniyle hükümlünün durumunun değerlendirilmesinin talep edilmesi üzerine, Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesince evrak üzerinde yapılan inceleme sonucunda 01.06.2005 gün ve 149-211 sayılı ek karar ile sanığın 5237 sayılı TCY’nın 82/d, 29 ve 62. maddeleri uyarınca 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında 53. maddenin uygulanmasına karar verilmiş, bu hüküm ise Yargıtay 1. Ceza Dairesince 16.10.2006 gün ve 3205-4354 sayı ile uyarlama yargılamasının duruşmalı yapılması gerektiğinden bahisle bozulmuştur.

Yerel Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda 20.03.2007 gün ve 362-85 sayı ile hükümlünün yine aynı şekilde 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında 53. maddenin uygulanmasına karar verilmiştir.

Kendiliğinden temyize tabi olan bu hükmün de hükümlü müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 21.02.2008 gün ve 9506-1202 sayı ile;

“1- Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nun 34 ve 230. maddelerine aykırı olarak gerekçesiz karar verilmesi,

2- Yargılama giderleri ve zoralımla ilgili olarak hüküm kurulmaması” isabetsizliğinden hükmün diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına karar verilmiştir.

Yerel Mahkeme ise 30.07.2008 gün ve 146-183 sayı ile;

“Artık hükümlünün bu suçu işleyip işlemediği tartışma konusu değildir.

Bu dosyanın yeniden ele alınması nedeni ile tartışılması gerekli husus suç tarihinde yürürlükte bulunan yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun ilgili bütün hükümlerinin hükümlünün fiiline tatbik edilmesi sonucunda lehine olan kanunu tespit etmektir.

Durum bu açıdan değerlendirildiğinde hükümlü 765 sayılı TCK’na göre 30 yıl hapis cezası ile cezalandırılmıştır. Aynı suç sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nun 82/1-d maddesinde düzenlenmiştir. Cezası ağırlaştırılmış müebbet hapistir. Bu suç öz dededen para istenmesi ve onun küfretmesi üzerine işlenmiştir. Yani öz dedeyi öldürmeyi gerektirecek yoğun bir tahrik söz konusu değildir. Ancak bir tahrik olduğu açıktır.

Dolayısıyla 5237 sayılı TCK’nun 29 maddesi uyarınca tahrikin yoğunluğunun azlığı nedeniyle verilen ceza takdiren 24 yıla indirilip bu ceza üzerinden daha önce olduğu gibi takdiri indirim maddesi gibi 1/6 oranında indirim yapıldığında sonuç ceza 20 yıl hapis olacaktır. Bu ceza daha önceki cezaya göre az olduğundan sanığın sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasaya göre cezalandırılması uygun görülmüştür” gerekçesiyle önceki hükümde direnmiştir.

Bu hükmün de kendiliğinden temyize tabi olması ve hükümlü müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay C.Başsavcılığının “bozma” istekli 21.11.2008 gün ve 228130 sayılı tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Yargıtay Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

CEZA GENEL KURULU KARARI

Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında çözümü gereken uyuşmazlıklar, Yerel Mahkemece kesinleşmiş hükümde değişiklik yargılaması sonucunda verilen kararda; 1- Yasal ve yeterli gerekçe gösterilip gösterilmediğine, 2- Yargılama giderleri ve zoralım hususlarının da kararda gösterilmesinin gerekip gerekmediğinin belirlenmesine ilişkindir. Yasal ve yeterli gerekçe gösterilip gösterilmediği konusundaki direnme gerekçesinin incelenmesinde;

Ceza Genel Kurulunun yerleşmiş kararlarında da vurgulandığı üzere, mahkûmiyet hükmünde değişiklik (uyarlama) yargılamasında yeni yasanın lehe sonuç doğurduğu saptan¬dığında sonraki yasaya göre uygulama yapılması, aksi saptandığında ise önceki hükümde değişikliğe yer olmadığına, başka bir deyişle uyarlama davasının reddine karar verilmesi gerekir.

Mahkeme, ulaştığı sonuca göre beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve davanın düşmesi kararlarından birine hükmedecektir. Dikkat edilmelidir ki, sayılan kararların tümü bir hüküm niteliğindedir; uyarlama davasının reddi hariç, bu yeni hüküm usûlünce kesinleştiğinde önceki hükmü ortadan kaldıracak ve gerektiğinde infaza konu olabilecektir.

O halde, sınırlı amaçla ve istisnai olarak başvurulsa da bu yargılama faaliyeti sonunda verilen ve hüküm niteliğine sahip olan yeni kararın Ceza Yargılaması Yasasına göre hüküm fıkrasında bulunması zorunlu unsurları taşıması, bünyesinde noksan husus bırakmaması ve infaz sırasında karışıklığa meydan vermemesi gerekir.

Öte yandan, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141. maddesine göre. “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılmalıdır.” Kuşkusuz bu zorunluluk, uyarlama yargılaması sonunda verilen kararlar bakımından da geçerlidir.

Ancak bu yargılamanın amacı, kesinleşmiş hükümde suç olduğu saptanan olaya ilişkin lehe hükmün belirlenmesi ve uygu¬lanması ile sınırlı olduğundan, yeniden bir olay yargılaması yapılmasını gerektiren ayrıksı durumlar dışında, önceki yargılamada iddia ve savunma olarak ileri sürülen görüşler ile delillerin tartışılması ve değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır.

Buna mukabil sonradan yürürlüğe giren yasaya göre kurulacak mahkûmiyet hükmünün gerekçesinde 5271 sayılı Ceza Yargılaması Yasasının 230. maddesine uygun olarak suç oluşturduğu kabul edilen eylemin gösterilmesi, bunun nitelendirmesinin yapılması, Ceza Yasasında öngörülen sıra ve esaslara göre cezanın ve ayrıca cezaya mahkûmiyet yerine veya yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbirinin belirlenmesi, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine ya da ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin istemlerin kabul veya reddine dair dayanakların gösterilmesi zorunludur.

Somut olayda 5237 sayılı TCY’nın hükümlü lehine sonuç doğurduğu kabul edilip yeni bir uygulama yapılmıştır. Ancak, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda lehe olduğu kabul edilen yeni yasa yönünden suç oluşturduğu kabul edilen eylemin nitelendirmesi ve haksız tahrik nedeninin indirim oranı konularında gerekçe gösterilmediği gibi, aleyhe olduğu için uygulanmasından vazgeçilen önceki hükmün gerekçesine atıf yapılmakla yetinilmiştir. Yerel Mahkemece gerekçe gösterilmemesi ve aleyhe olduğu için uygulanmasından vazgeçilen önceki yasaya uygun gerekçe içeren kesinleşmiş hükmün gerekçesine atıf yapılmakla yetinilerek direnme kararı verilmesi yasaya aykırıdır.

Yargılama giderleri ve zoralım hususlarının da kararda gösterilmesinin gerekip gerekmediği konusundaki direnme gerekçesinin incelenmesinde;

Bu konu da yukarıda açıklanan ve mahkûmiyet hükmünde değişiklik (uyarlama) yargılamasına hakim olan ilkeler doğrultusunda değerlendirilmelidir.

Uyarlama yargılamasına hakim olan ilkeler, güvenlik tedbirlerine ilişkin olanlar da dahil olmak üzere, önceki ve sonraki yasaların ilgili tüm hükümlerinin birbirine karıştırılmaksızın ayrı ayrı uygulanması suretiyle belirlenecek sonuçların karşılaştırılmasını, yeni yasanın lehe sonuç doğurduğunun saptanması halinde bu düzenlemenin bir bütün olarak olaya uygulanmasını ve yargılama konusu suç yönünden varılacak hukukî sonuca göre suç eşyasının müsaderesi veya iadesi ile yargılama giderleri gibi hususların da karar altına alınmasını gerektirecektir.

Bu uygulama sonucunda sadece cezanın yeni yasaya göre belirlenmesi ile yetinilip suç eşyası ve yargılama giderleri hakkında bir karar verilmemesi hükümde eksiklik niteliğinde olduğu gibi, bu hususlarda kesinleşmiş önceki hükme atıf yapmak da hatalı bir uygulama olacaktır.

Zira, önceki mahkûmiyet hükmünde değişiklik yapan yeni hüküm usulüne uygun biçimde kesinleştiğinde, öncekinin infaza dayanak tutulacak hüküm bölümü ortadan kalkacak böylece geçerliliği sona eren önceki hükmün, şayet bu aşamaya kadar infaz edilmemişse müsadere ve yargılama giderlerine ilişkin bölümünün de uygulama yeteneği kalmayacak, infaz sırasında infaz işlemleriyle sorumlu birimlerin sadece ve yalnız uyarlama hükmünün hüküm fıkrasıyla yetinerek işlemlerini yürütmeleri gerekecektir.

Bu nedenle, esasen sadece hükmün kesinleşmesinden önceki yargılama giderlerinden sorumlu bulunan ve CYY’nın 325/2. maddesinde öngörülen “hakkaniyet” ölçütünün bir gereği olarak sınırlı, istisnai ve zorunlu bir yargılama faaliyeti olan mahkûmiyet hükmünde değişiklik yargılaması sırasında yapılan yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacak olan hükümlüden kesinleşme öncesindeki yargılama giderlerinin tahsil edilebilmesi bakımından, uyarlama yargılamasında verilen yeni kararda bu sorumluluğunun saptanması ve kesinleşen önceki hükümdeki yargılama giderlerinin infazda doğabilecek kuşku ve duraksamaları gidermek üzere uyarlama hükmünde de aynen gösterilmesi gerekmektedir.

Öte yandan somut olayda, 5237 sayılı Yasanın hükümlü lehine sonuç doğurduğu kabul edilip yeni bir uygulama yapılmıştır. Bu durumda eşya müsaderesi hususu da esasen bir bütün halinde olaya uygulanması gereken 5237 sayılı Türk Ceza Yasasının 54. maddesine göre karara bağlanmalıdır. Oysa, kesinleşmiş hükümdeki müsadere kararı 765 sayılı Türk Ceza Yasasının 36. maddesine göre verilmiştir. Dolayısıyla, müsadere hususunun yeni hükümde ayrıca karara bağlanmayıp önceki hükme atıfla yetinilmesi, önceki ve sonraki yasaların karşılaştırılmasında “karma uygulama yapılamayacağı” yolundaki temel ilkeye de aykırılık oluşturacaktır.

Bu nedenle Yerel Mahkemece uyarlama hükmünde yargılama giderlerinin ve zoralıma ilişkin uygulamanın da gösterilmemiş olması yasaya aykırıdır.

Bu itibarla isabetsiz olan direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Açıklanan nedenlerle; 1- Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.07.2008 gün ve 146-183 sayılı direnme hükmünün, saptanan usul yanılgıları nedeniyle diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA, 2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2009 günü tebliğnamedeki isteme uygun olarak oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2008/261, K. 2009/97, 14 Nisan 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Türk Milleti Adına
  4. Ceza Genel Kurulu Kararı
  5. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Ceza Genel Kurulu
Esas No
2008/261
Karar No
2009/97
Tarih
14 Nisan 2009

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2008/263 K.2009/5750
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2008/265 K.2009/5710
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2008/266 K.2009/6168
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2008/267 K.2009/6102
  • Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2008/268 K.2009/78
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2008/271 K.2009/3661

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.