İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2022/360 Karar: 2025/158 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2022/360 K.2025/158

Ceza Genel Kurulu 2022/360 E. , 2025/158 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 414-1524 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında 2015 ve 2016 yıllarında katılan mağdura yönelik eylemleri sebebiyle zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan açılan k

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2022/360 E. , 2025/158 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 414-1524 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında 2015 ve 2016 yıllarında katılan mağdura yönelik eylemleri sebebiyle zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan açılan k

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2022/360 E. , 2025/158 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 414-1524 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında 2015 ve 2016 yıllarında katılan mağdura yönelik eylemleri sebebiyle zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda sanığın eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu kabul edilerek şikâyetin süresinde yapılmaması sebebiyle açılan kamu davasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 73/1 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddeleri uyarınca düşmesine, zincirleme şekilde kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan açılan kamu davasında yapılan yargılama sonucunda CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine ilişkin Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.03.2018 tarihli ve 37-124 sayılı hükümlerin, katılan mağdur vekili ile katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 23.05.2019 tarih ve 1072-938 sayı ile CMK'nın 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi hükümlerinin kaldırılarak, sanığın 2015 yılındaki eylemleri sebebiyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 6545 sayılı Kanun'la değişik TCK'nın 103/1-a delaletiyle 103/2, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 13 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine; 2016 yılındaki eylemleri sebebiyle sanığın eyleminin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğu kabul edilerek şikâyetin süresinde yapılmaması sebebiyle açılan kamu davasının TCK'nın 73/1 ve CMK'nın 223/8. maddeleri uyarınca düşmesine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2015 yılındaki eylemleri sebebiyle kurulan mahkûmiyet ve beraat hükümlerinin de sanık, sanık müdafii, katılan mağdur vekili ile katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 19.01.2021 tarih ve 7680-279 sayı ile; "Sanık ve müdafisi ile katılan bakanlık vekilinin temyiz dilekçeleriyle sanık hakkında 2015 tarihli çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkumiyet hükmünü, katılan mağdure vekilinin ise 2015 tarihli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan verilen beraat hükmünü temyiz ettikleri gözetilerek anılan hükümlerle sınırlı yapılmasına karar verildikten sonra gereği görüşüldü: Sanık hakkında akrabası olan mağdureye karşı on beş yaşından küçük olduğu 2015 yılı Mart ayı ile on altı yaşında olduğu 2016 yılı Kurban Bayramında işlediği iddia edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından dolayı 5237 sayılı TCK’nın 103/2, 103/4, 43/1, 109/2, 109/3-f, 109/5, 43/1. maddeleri gereğince cezalandırılması için açılan kamu davasına bakan ilk derece mahkemesince 2015 yılındaki eylemlerin sübutu yönünden çelişki oluşturacak açıklamalara yer verildikten sonra kısa kararda 2015 yılında gerçekleştiği iddia olunan çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından ayrıca hüküm kurulmaksızın, 2016 yılındaki eylemin aynı Kanunun 104/1. maddesinde yer alan reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturup, mağdurenin altı aylık kanuni süresinden sonra 21.09.2017 tarihinde şikayette bulunması sebebiyle kamu davasının düşmesine, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun ise kanuni unsurları itibarıyla oluşmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği anlaşılmakla; zincirleme suçta işlenen her bir suçun esasen müstakil varlıklarını sürdürmeleri nedeniyle istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesi tarafından dosyanın mahkemesine iade edilerek 2015 yılında işlendiği iddia edilip hüküm kurulmayan suçlarla ilgili zamanaşımı süresi içerisinde karar verilmesi sağlandıktan sonra bu hükümlerle ilgili istinaf yoluna başvurulduğu takdirde diğer kararlarla beraber değerlendirme yapılması gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesinin ancak istinaf yoluyla önüne gelen hükümlerle ilgili kanun yolu incelemesi yaparak karar verme yetkisi bulunduğu gözardı edilip Anayasanın 36. maddesinde yer alan hak arama hürriyeti ile 5271 sayılı CMK’nın 260 ve devamı maddelerinde düzenlenen kanun yollarına başvuru hakkını kısıtlayacak şekilde re’sen inceleme yapılarak 2016 yılındaki eylemlere ilişkin kararların istinaf incelemesinde kaldırılmasından sonra ilk derece mahkemesince karar verilmeyen 2015 yılındaki eylemler yönünden de re’sen inceleme yapılıp, sübut değerlendirilmek suretiyle yazılı şekilde hükümler kurulması," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesi ise 30.09.2021 tarih, 414-1524 sayı ve oy çokluğu ile; "CMK 225 maddesinde 'hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir, mahkeme fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalara bağlı değildir' şeklinde düzenleme mevcut olup hakim ancak hangi fail ve fiil hakkında dava açılmış ise ancak o fail ve fiili hakkında yargılama yaparak hüküm verebilecektir. Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığının 15/01/2018 tarih 2018/215 esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında 2015 yılı mart ayı ve 2016 yılı kurban bayramındaki eylemlere ilgili açıkça anlatımda bulunmuş sanığın mağdureye karşı zincirleme şekilde tehdit ile nitelikli cinsel istismar ve cinsel amaçla zincirleme şekilde özgürlüğü kısıtlama suçlarını işlediği iddiası ile kamu davası açılmıştır. Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesi 2018/37-2018/124 E-K sayılı kararı ile sanık hakkında zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı eyleminin TCK 104/1 maddesi uyarınca reşit olmayan mağdureyle cinsel ilişki suçunu oluşturduğu kabul edilmiş, altı aylık şikayet süresi geçmiş olması sebebiyle açılan kamu davasının TCK 73/1 ve CMK 223/8 maddeleri uyarınca düşürülmesine, Özgürlüğü kısıtlama suçundan açılan kamu davasında suçun unsurları oluşmadığından CMK 223/2-a maddesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmiştir. Yüksek Yargıtay 14. Ceza Dairesinin kararında da belirtildiği üzere 'ilk derece mahkemesince 2015 yılındaki eylemlerin sübutu yönünde çelişki oluşturacak açıklamalara yer verildikten sonra kısa kararda 2015 yılında gerçekleştiği iddia olunan çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından ayrıca hüküm kurulmaksızın' karar verildiği belirtilmiştir. 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddesinde ilk derece mahkeme kararının hükmü bozulan ilk derece mahkemesine veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği bir ilk derece mahkemesine gönderme yetkisinin CMK 289. maddenin birinci fıkrasının g ve h bentleri haricinde uygulanabileceği diğer hallerde davanın yeniden görülmesi ve duruşma hazırlığına başlanması görev ve yetkisinin Bölge Adliye Mahkemesine ait olduğu belirtilmiş olup 289/1-g maddesinde 'hükmün 230. madde gereğince gerekçeyi içermemesi' h bendinde 'hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması' bu gibi durumlarda Bölge Adliye Mahkemelerinin kararı bozma yetkisi bulunmadığı, duruşma açarak karar verme görev ve yetkisinin Bölge Adliye Mahkemelerinin ait olduğu öngörülmüştür. Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesi 2018/37-2018/124 E-K sayılı kararında iddianamede anlatılan olayların zincirleme suç kapsamında kabul edilerek değerlendirme yapıldığı, kısa kararda TCK 43/1 maddesinin açıkça belirtildiği, mahkeme gerekçeli kararında da mağdurenin 2015 yılının Nisan Mayıs ayında zorla cinsel ilişkiye girdiği yönünde beyanının doğrulanamadığı belirtilerek değerlendirme yapıp hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır. Dairemizce mevcut delil durumu mağdure hakkında zincirleme suç hükümlerinin tatbiki suretiyle cinsel istismar suçundan verilen düşme kararının mağdurenin eylemlerle ilgili rızasının bulunması, 15 yaşından önceki tarihte rızasının geçerli olmaması sebebiyle sanığın eylemlerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılarak duruşma açılarak karar tesis edilmiştir. Yüksek Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 19/01/2021 tarih 2019/7680-2021/79 E-K sayılı bozma kararına dairemizce tesis edilen kararın 5271 sayılı CMK'nın 280/1-e maddesi 289/1-g maddelerindeki yasal düzenlemeler ışığında bozma kararı vererek gönderme yetkisinin bulunmaması, yerel mahkemenin eylemleri zincirleme suç kapsamında değerlendirerek karar verilmiş olması sebebiyle 2015 yılına ilişkin eylemlerle ilgili karar verildiği sonucuna varıldığından uyulmasına yer olmadığına ve direnilmesine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır." şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanığın beraatine ve mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin de Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı, sanık, sanık müdafii, katılan mağdur vekili ile katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.01.2022 tarihli ve 147936 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 17.05.2022 tarih ve 1263-4592 sayı ile direnme kararı yerinde görülmeyerek Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Direnmenin kapsamına göre inceleme, sanık hakkında 2015 yılındaki eylemleri sebebiyle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan beraat ve çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan mahkûmiyet hükümleri ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi çoğunluğu arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın katılan mağdura yönelik 2015 yılında işlediği iddia edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları bakımından İlk Derece Mahkemesi tarafından bir hüküm kurulmadan Bölge Adliye Mahkemesince inceleme yapılarak esasa ilişkin karar verilip verilemeyeceğinin belirlenmesine ilişkindir. III. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar 07.10.2004 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 ve geçici 2. maddeleri uyarınca kurulan bölge adliye mahkemeleri, 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edilerek 20.07.2016 tarihinde göreve başlamıştır. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle ülkemizin de taraf olduğu İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeye Ek 7 No'lu Protokolde yer verilen güvenceler güçlendirilmiştir. Bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçmesiyle birlikte istinaf kanun yolu uygulamaya girmiş, böylece ülkemizde fiilen üç dereceli yargı sistemine geçilmiştir. İstinaf, ilk derece mahkemelerinin henüz kesinleşmemiş hükümlerinin hem maddi hem de hukuki yönden denetlenmesi için kabul edilmiş olan olağan bir kanun yolu olup ikinci derecedir. 5235 sayılı Kanun'un 3. maddesinde de istinaf incelemesi yapacak olan bölge adliye mahkemelerinin adli yargı ikinci derece mahkemeleri olduğu açıkça belirtilmiştir. Bölge adliye mahkemelerinin Türk yargı sistemine ikinci kez dâhil olmasıyla kanun yolu yargılamasında yeni bir durum ve anlayış ortaya çıkmıştır. İlk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı başvurulabilen, hatta başvuru olmasa da bir kısmı için resen öngörülen bir kanun yolu (CMK madde 272/1) olarak istinafta, hem maddi vakıa denetimi hem de hukuki denetim yapılabilmekte, sebep gösterilmese de ilk derece mahkemesi hükmü bir bütün olarak incelenmekte, varsa hukuka aykırılıklar resen belirlenerek, kural olarak yeniden yapılacak yargılama ile ıslah edilmekteyken, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerini konu edinen temyiz yolu, bir hukuki denetim mekanizması olarak öngörülmüş, temyiz merciinin yetkisi de kural olarak bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kararların, maddi ceza hukuku ve muhakeme hukuku normlarının kullanılması bakımından hukuka aykırılık taşıyıp taşımadıklarının incelenmesi ile sınırlanmış (CMK. madde 288/1, 294/2), hukuka aykırılık ise aynı yasa maddesinin ikinci fıkrasında; "Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması" olarak tanımlanmıştır. CMK'nın "Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma" başlıklı 280. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra verebileceği kararlar; istinaf başvurusunun esastan reddi, düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi, hükmün bozulması ve davanın yeniden görülmesi olarak sayılmış, davanın yeniden görülmesi kararını veren bölge adliye mahkemesi ceza dairesinin duruşma sonunda ya istinaf başvurusunu esastan reddedeceği ya da ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak yeniden hüküm kuracağı belirtilmiştir. Öte yandan Ceza Genel Kurulunun 15.03.2023 tarihli ve 303-151 sayılı kararında; "Sanığın, mağdur 15 yaşını doldurduğu 08.12.2015 tarihine kadar cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın anal yoldan organ sokmak suretiyle gerçekleştirdiği eylemlerinin TCK’nın 103/2. maddesinde düzenlenen çocuğun nitelikli cinsel istismarı, mağdurun 15 yaşını ikmal etmesinden başlayarak 22.10.2016 tarihine kadar gerçekleştirdiği aynı nitelikteki eylemlerinin ise aynı Kanun’un 104/1. maddesinde yer alan reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarını oluşturması, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak da işlenebilmesi, yine bu suçun oluşabilmesi için anal, vajinal ya da oral yoldan organ veya sair bir cismin ithal edilmesinin gerekmesi, reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun ise ancak anal ya da vajinal yoldan organ ithali suretiyle işlenmesi, dolayısıyla anal ya da vajinal yoldan cisim ithal edilmesi ya da oral yoldan organ ithali durumunda bu suçun varlığından söz edilememesi, reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda mağdurun rızasının suçun unsuru olması, TCK'nın 104. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun soruşturulması ve kovuşturulmasının şikâyete bağlı bulunması, çocuğun cinsel istismarı suçunun ise ancak suça sürüklenen bir çocuk tarafından sarkıntılık suretiyle işlenmesi durumunda şikâyet şartının aranması, bu bakımdan hukuki konuları aynı olmakla birlikte muhakeme şartları ve maddi unsurları bakımından önemli farklılıklar gösteren bu suçların, birbirlerinin daha ağır ya da daha hafif cezayı gerektiren nitelikli şekilleri olarak kabul edilememeleri ve dolayısıyla TCK’nın 43. maddesi anlamında Aynı suç kapsamında değerlendirilememeleri karşısında, sanığın mağdurun 15 yaşını ikmal etmeden önce gerçekleşen eylemleri nedeniyle TCK’nın 103/2. maddesinde düzenlenen çocuğun nitelikli cinsel istismarı ile mağdur 15 yaşını tamamladıktan sonra gerçekleşen eylemleri dolayısıyla TCK’nın 104/1. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçlarından ayrı ayrı cezalandırılması gerektiği kabul edilmelidir." şeklindeki gerekçelerle mağdurun 15 yaşını doldurmadığı dönemde cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın fail tarafından organ sokulmak suretiyle istismar edilerek işlenen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçu ile 15 yaşını doldurduktan sonra da mağdurun rızasıyla faille cinsel ilişkiye girmesi sonucu oluşan reşit olmayanla cinsel ilişki suçu arasında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı kabul edilmiştir. B. Hukuki Değerlendirme CMK'nın 272. maddesinin birinci fıkrasında belirtildiği üzere ilk derece mahkemelerinden verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulabilecek olması, 5235 sayılı Kanun'un 3. maddesinde de istinaf incelemesi yapacak olan bölge adliye mahkemelerinin adli yargı ikinci derece mahkemeleri olduğunun açıkça belirtilmesi ile sanığın katılan mağdurun 15 yaşını ikmal etmeden önce gerçekleşen eylemleri nedeniyle TCK'nın 103/2. maddesinde düzenlenen çocuğun nitelikli cinsel istismarı ile katılan mağdur 15 yaşını tamamladıktan sonra gerçekleşen eylemleri dolayısıyla TCK'nın 104/1. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçları arasında zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağından her iki suç bakımından da ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği hususları dikkate alındığında; katılan mağdurun 15 yaşını doldurmadığı dönemde ve doldurmasından sonra sanığın katılan mağdurla zorla cinsel ilişkiye girdiği iddiasıyla zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan açılan kamu davasında, 2016 yılında katılan mağdurun sanıkla cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir neden olmaksızın cinsel ilişkiye girdiği kabul edilerek reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan düşme ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ise CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca unsur yokluğundan beraat kararları verildiği hâlde İlk Derece Mahkemesince 2015 yılında ilişkiye girildiğine ve mağdurun sanığın yanında zorla tutulduğuna dair delil bulunmadığının gerekçede belirtilmesine rağmen sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat hükümleri kurulmadan Bölge Adliye Mahkemesince inceleme yapılarak esasa ilişkin karar verilemeyeceği kabul edilmelidir. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme gerekçesi isabetli olmadığından direnme kararına konu hükümlerin bozulmasına karar verilmelidir. IV. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 30.09.2021 tarihli ve 414-1524 sayılı hükmündeki direnme gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, anılan hükümlerin, sanığın katılan mağdura yönelik 2015 yılında işlediği iddia edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları bakımından İlk Derece Mahkemesi tarafından bir hüküm kurulmadan Bölge Adliye Mahkemesince inceleme yapılarak esasa ilişkin karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın, Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.04.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla