Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2023/495 E. , 2025/210 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1837-133 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın katılan mağdure ...'ya yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/2-2. cümlesi, 103/3-c, 43/1, 61/7
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2023/495 E. , 2025/210 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 1837-133 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın katılan mağdure ...'ya yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/2-2. cümlesi, 103/3-c, 43/1, 61/7 ve 53. maddeleri uyarınca 30 yıl hapis; katılan mağdure ...'ye yönelik çocuğun basit cinsel istismarı suçundan ise aynı Kanun'un 103/1-3-1. cümlesi, 103/3-c, 43/1 ve 53. maddeleri uyarınca 26 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına ilişkin Manavgat 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 17.01.2020 tarihli ve 298-29 sayılı resen istinafa tâbi hükümlerin, sanık müdafii ve katılan mağdureler vekili tarafından da istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince 01.10.2020 tarih ve 805-1347 sayı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 280/2. maddesi uyarınca kaldırılarak sanığın CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca her iki suçtan beraatine karar verilmiştir. Bu hükümlerin, Cumhuriyet savcısı, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili, katılan mağdureler vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 18.10.2022 tarih ve 8429-9138 sayı ile; "...Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurelerin ve katılanın aşamalardaki anlatımları, dinlenen tanık anlatımları, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında sanığın eylemlerinin mağdureler ... ile ...'ye yönelik ayrı ayrı 103/1-1,3 cümle....maddeleri kapsamında kaldığı gözetilmeden yazılı şekilde hükümler tesisi..." isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise 31.01.2023 tarih ve 1837-133 sayı ile; "Sanık ...'ın ... ve ...'a karşı cinsel istismar suçundan açılan kamu davası sonucu dairemizce verilen beraat kararlarına karşı yapılan istinaf başvurusu sonucu dairemizce verilen kararın eylemlerin sübut bulması sebebiyle bozulmasına dair karar verilmiş ise de olayın ortaya çıkış şekli mağdurelerin dayısı olan ... 20.08.2019 tarihinde mağdure ...'a odasında görmemesi üzerine durumu ...'a sorduğunu ...'ın da '... amcam duşa soktu niye soktuğunu bilmiyorum hep ...'ı yıkamaya götürüyor' şeklinde cevap verdiği ...'ın bunun üzerine banyonun penceresinden baktığında sanığın cinsel organını ...'a oynattığını gördüğü durumu katılan ...'ya anlattığı akabinde mağdureler ... ve ...'nında bu şekilde bir eyleme maruz kaldıklarını beyan ettiği ancak ...'ın beyanından önce mağdurelerin bu yönde hiçbir beyanın olmaması dayısı ...'ın durumu ...'ye sorduğunda ...'ın sık sık banyoya çağrıldığı yönündeki beyanı dikkate alındığında mağdurenin kendisine karşı böyle bir eylemde bulunması durumunda durumu öz dayısına anlatma imkanının bulunması ve yaşı sebebiyle mağdurenin bu durumu açıklamasına engel olacak bir neden bulunmaması ayrıca beyanlarında kendisine karşı herhangi bir tehdit sözünün veya cebir eyleminin gerçekleştirildiği yönünde beyanının olmaması ...'ın mevcut olayları annesi ...'ya eylül ayında anlattığı ancak annesinin daha fazla birşey yaparsa bana anlat şeklindeki beyanının yargılama aşamasında beyanı alınan katılan ... 08.11.2019 tarihli duruşma celsesinde bu olaylardan kesinlikle haberi olmadığını mağdurenin bu olayı anlatmadığı yönündeki beyanları birlikte değerlendirildiğinde mağdurelerin ...'ın anlatımlarından etkilenmesi ...'ın kızı ...'a karşı eylemi sonrası mağdureleri yönlendirme durumu söz konusu olması sebebiyle sanığın ... ve ...'ya karşı eylemi gerçekleştirip gerçekleştirmediği hususunda şüphe oluşması ve ceza hukukunun temel prensibi, şüpheden sanık faydalanır ilkesi dikkate alınarak sanıkların beraatleri yönünde karar verilmesi gerektiği hususunda tam bir vicdani kanaate varılmış olmakla dairemizce verilen beraate yönelik kararların bozulmasına dair Yargıtay 9.Ceza Dairesinin bozma kararına uyulmayarak direnilmesi yönünde aşağıdaki karar tesis edilmiştir." şeklindeki gerekçe ile bozma kararına direnerek önceki hükümler gibi sanığın her iki suçtan beraatine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükümlerin, Cumhuriyet savcısı, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve katılan mağdureler vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.05.2023 tarihli ve 40465 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 12.09.2023 tarih ve 6651-5041 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU Direnmenin kapsamına göre inceleme, sanığın katılan mağdureler ... ve ...'ye yönelik eylemleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın, katılan mağdureler ... ve ...’ye yönelik eylemlerinin sabit olup olmadığının, sabit olduğunun kabulü hâlinde ise eylemlerinin hukuki niteliğinin belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Sanık ...'ın katılan mağdureler ... ve ...'nin üvey babası olduğu, 22.08.2019 tarihinde Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesince düzenlenen raporlara göre; katılan mağdureler ... ve ...'nin erekte erkek penisinin duhulüne müsait yapıda olmayan kızlık zarlarında eski veya yeni bir yırtığa rastlanmadığı, anal bölgelerinde fiilî livataya yönelik bir patolojinin bulunmadığı, 22.08.2019 tarihinde psikiyatri hemşiresi tarafından düzenlenen adli görüşme ve değerlendirme raporlarına göre; katılan mağdureler ... ve ...'nin anlama, kavrama ve kendilerini ifade etme becerilerinde sorun bulunmadığı, sorulan soruları samimiyetle cevaplandırdıkları, anlatımlarıyla beden dillerinin tutarlı olduğu, 04.12.2019 tarihli celsede katılan mağdurelerin beyanının alınması sırasında hazır bulunan pedegog bilirkişinin; katılan mağdurelerin gelişiminin yaşıtlarına uygun olduğunu, baskı ve yönlendirme altında olmadıklarını, beyanlarına itibar edilebileceğini ifade ettiği, Anlaşılmıştır. Katılan mağdure ...; ablasının ameliyat olmaya gitmesi sebebiyle evde inceleme dışı mağdure ...'la birlikte kaldıklarını, uyurken sanığın yanına gelerek kendisini kucağına aldığını ve yatak odasına götürdüğünü, yatmak istediğini söylediğini, sanığın "Gel beraber yatalım!" dediğini ve yanına yattığını, vücudunu kendisine doğru çevirdiğini, elini poposuna götürerek şort ve külodunun içerisinden soktuğunu, anüsüne parmağını sokup "Acıyor mu?" diye sorduğunu, kendisininde "Evet." diyerek karşılık verdiğini, rahatsız olduğunu söyleyince sanığın bu eylemi sürdürmediğini, ancak daha sonra külodunu çıkarınca sanığın cinsel organını gördüğünü, sanığın "Beni giydir." demesi üzerine külodunu giydirirken elini zorla alıp cinsel organını tutturduğunu, o sırada annesi olan katılanın, üvey babası olan sanığı telefonla arayarak hastaneye çağırdığını, bu olayın 3. sınıf karnesini aldıktan sonra yaşandığını, sanığın başka zamanlarda memesini sıktığını, ilk önce cinsel organına dokundurduğunu, ardından da sanığın birkaç kez poposuna dokunduğunu, yatak odasında yaşandığını, bunları inceleme dışı mağdure ...'a kısmen anlattığını, sanığın hapse gireceğinden ve annesinin kötü olmasından korktuğu için olayları anlatmadığını, Katılan mağdure ...; sanığın, özel bölgelerine çok defa dokunduğunu ancak bunun zamanını hatırlayamadığını, bu eylemlerinin ilk olarak 2018 yılı Eylül ayında muhtemelen okullar açıldıktan sonra gerçekleştiğini, genellikle hafta sonları sanık izindeyken maruz kaldığı bu eylemlerin ilkinde sanığın, kendisini uyandırıp beline sarıldığını ve yatağına yattığını, sarıldıktan sonra zorla özel bölgesine dokunduğunu, taytının ve külodunun içinden cinsel organını okşadığını, sanığın, elini çekmeye çalıştığını ancak annesi katılan uyanana kadar sanığın bu şekilde yapmaya devam ettiğini, kardeşlerinin o sırada uyumakta olduklarını, sanığın, bu tarz eylemlerinin 2019 yılı Haziran ayına kadar sürdüğünü, bu olayları ilk kez aralık ayında annesine anlattığını, annesinin ise "Daha fazla yaparsa, bana söyle!" dediğini, annesinin sanıkla bu konuyu konuşmadığını, o zaman neden jandarmaya gitmediklerini bilmediğini, ancak sanığın kendisine kızmasından korkarak sonraki eylemleri annesine anlatmadığını, Tanık ...; katılan mağdurelerin sanıkla banyoya girdiklerini gördüğünü, hatta katılan mağdur ...'nin sanıkla banyoya girdiğini 2-3 defa gördüğünü ancak sanıktan şüphelenmediğini, Katılan ...; katılan mağdure ...'nin yanına gelerek "Anne hani kışın, ben sizin yanınızda yatmıştım, sen de bana neden yanımızdan kalkıp gitmiştin. diye sormuştun ya. Ben işte bu yüzden gittim." dediğini ve gece uyurken sanığın, özel bölgelerine dokunduğunu anlattığını, katılan mağdure ...'nın da sanığın, kendisine cep telefonundan çıplak erkek ve kadınların olduğu video izlettirdiğini anlattığını, polis merkezinde ifade vermek için bekledikleri esnada katılan mağdure ...'nın ablasını ameliyat için hastaneye götürdüğünde sanığın kendisine kıyafetlerini çıkartıp giydirdiğini anlattığını, kendisiyle sanığın yaşadıkları ilişki süresince cep telefonundan çocuk pornosu izlettirdiğini, Beyan etmişlerdir. Sanık ... kollukta; katılan ... ile bir yıldır evli olduklarını, katılan mağdureler ... ve ...'ye dokunmadığını, ... ile yaklaşık bir ay önce yatakta beraber yattıklarını, hatta yanlarında ...'nın da olduğunu, daha sonra ...'ın da geldiğini, yalnızca verdiği cep telefonu ile oyun oynadıklarını, kendisinin bir şey yapmadığını, cep telefonunda bulunan porno videoları karısı katılan ile birlikte izlediklerini, keza katılanın kendini tatmin amaçlı böyle bir isteğinin olduğunu, porno sitelerine girerek görüntüleri beraber izlediklerini, özellikle çocuk pornosu seçmediklerini, üvey çocukları olan katılan mağdureleri kendi çocuklarından ayırmadığını, neden bu şekilde ifade verdiklerini anlamadığını, savcılıkta; katılan mağdurelerin, farklı zamanlarda yanına gelip uyuduklarını, her seferinde annelerinin de yanlarında olduğunu, iddiaları kabul etmediğini, şaka amaçlı elinin katılan mağdurelerin bir yerlerine dokunmuş olabileceğini, ancak bunu cinsel amaçla yapmadığını, katılan mağdureleri kucağına almadığını, sadece küçük olanı boynuna sarıldığı için bazen kucağına aldığını, katılan mağdureler ... ve ... ile birlikte banyoya girdiğini, yıkandıkları sırada katılan mağdurelerin iç çamaşırlarının üzerlerinde olduğunu, iddia edilen olaylar ortaya çıkmadan önce eşi olan katılan ile aralarında herhangi bir sorunun olmadığını ancak iki hafta önce eşi olan katılanla aralarında tartışma yaşadıklarını, mahkemede; suçlamaları kabul etmediğini, eşi olan katılanın boşanmak amacıyla çocukları olan katılan mağdureleri bu şekilde beyanda bulunmaları hususunda yönlendirdiğini düşündüğünü, savunmuştur. IV. GEREKÇE Anayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’ın 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir. Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir. Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357). Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır. Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı). Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı). Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Katılan mağdureler ... ve ...'nın üvey babaları olan sanık ... tarafından birden fazla kez cinsel istismara uğradıkları iddia edilen olayda; Adli görüşme raporu ve beyanlarının alınması sırasında hazır bulunan pedagog bilirkişisinin beyanlarına itibar edilebileceğini belirttiği katılan mağdurelerin tüm evrelerde sanık tarafından cinsel istismara uğradıklarını istikrarlı ve tutarlı bir şekilde anlatmaları, katılan mağdurelerin sanığa iftira atmasını gerektirir nitelikte bir sebebin ve husumetin bulunmaması, sanığın inceleme dışı mağdure ...'a yönelik eyleminin tanık ... tarafından ortaya çıkarılmasıyla katılan mağdurelerin kendilerine yönelik eylemlerden bahsetmelerinin genel hayat tecrübelerine uygun olarak kabul edilmesi ve tüm dosya kapsamı bir bütün hâlinde değerlendirildiğinde; sanığın savunmalarının kendisini suçtan kurtarmaya yönelik olduğu ve katılan mağdurelere yönelik sabit olan eylemlerinin zincirleme biçimde çocuğun basit cinsel istismarı suçlarını oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararına konu beraat hükümlerinin bozulmasına karar verilmelidir. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin 31.01.2023 tarihli ve 1837-133 sayılı direnme kararına konu beraat hükümlerini gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükümlerin, sanığın eylemlerinin katılan mağdureler ... ile ...'ye yönelik ayrı ayrı TCK'nın 103/1-1, 3. cümle, 103/3-c ve 43. maddeleri kapsamında kaldığı gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA, 2- Dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.