Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2024/271 E. , 2025/430 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ : DENİZLİ 4. Ağır SAYISI : 98-209 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1 maddesi delaletiyle 103/2, 62... . maddeleri uyarınca 6 yıl
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2024/271 E. , 2025/430 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ : DENİZLİ 4. Ağır SAYISI : 98-209 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanığın, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1 maddesi delaletiyle 103/2, 62... . maddeleri uyarınca 6 yıl 8 ay hapis cezası; kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan TCK'nın 109/1 maddesi delaletiyle 109/2, 109/3-f, 109/5, 62, 53... . maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 30.10.2014 tarihli ve 98-209 sayılı hükümlerin o yer Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 15.06.2023 tarih, 2860-4328 sayı ve oy çokluğu ile ; ".III. OLAY VE OLGULAR'' başlıklı kısımda başkaca bir davaya dair olay ve olgulara yer verilmek sureti ile ''...Sanık hakkında rıza dahilinde kabul edilen ilk ve son eylemleri yönünden kamu davasıyla ilgili karar verilmediği anlaşılmakla, dava zamanaşımı süresi içinde mahkemece bu hususta hüküm kurulması mümkün görülmüştür. Muhakeme safahatını yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, iddia ve savunma ile tüm delillerin eksiksiz olarak kararda gösterildiği, hükmedilen cezaların nevi ve miktarları itibarıyla kanuni sınırlar içinde tayin edildiği anlaşıldığından, sanık müdafii ile katılan mağdure vekili ve o yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görülmemiştir.'' gerekçesiyle hükümlerin onanmasına karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; "..On sekiz yaşı içinde bulunan katılan mağdurenin anlatımları, sanığın savunmaları ve olayın kabul ediş biçimi ile dava dosyası kapsamına göre, sanığın suç tarihleri itibarı ile reşit olmayan katılan mağdure ile tanışıp bir süre arkadaşlık yaptıkları, değişik tarihlerde ve değişik yerlerde birden fazla buluşup cinsel ilişkide bulundukları, katılanın bu ilişkiden hamile kaldığını öğrenmesi üzerine sanıktan şikayetçi olduğu, sanık tarafından mağdureye gönderildiği kabul edilen mesaj içeriklerinin cinsel birlikteliğe zorlamaya ilişkin olduğuna yönelik mağdurenin soyut beyanı dışında delil bulunmadığı, sanığın ise mesajları kendisinden ayrılan mağdure ile arkadaşlıklarının devam etmesi için gönderdiği şeklinde kabul etmesi karşısında sanığın eylemlerinin bir bütün halinde 5237 sayılı Kanun'un 104 üncü maddesinin birinci fıkrası ile 43 üncü maddesinin birinci fıkralarına uygun reşit olmayan mağdure ile müteselsilen birden fazla cinsel ilişkide bulunmak suçunu oluşturduğu düşüncesiyle Sayın Çoğunluğun görüşüne iştirak etmemekteyim.'' düşüncesi ile karşı oy kullanmıştır. II.İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 10.11.2023 tarih ve 844 sayı ile; Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ve katılan mağdure çocuk vekilinin temyiz talepleri üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26.09.2017 tarihli ve 2015/844 sayılı tebliğnamesi ile; '…1)Katılan mağdure çocuğun anlatımlarına, sanığın savunmalarına ve olayı kabul ediş biçimine, dava dosyası kapsamına göre, sanığın suç tarihleri itibarı ile reşit olmayan katılan mağdure ile tanışıp bir süre arkadaşlık yaptıkları, değişik tarihlerde ve değişik yerlerde birden fazla buluşup cinsel ilişkide bulundukları, katılanın bu ilişkiden hamile kaldığını öğrenmesi üzerine sanıktan şikâyetçi olduğu, sanığın eylemlerinin bir bütün hâlinde TCK'nın 104/1, 43/1 maddelerine uygun reşit olmayan mağdure ile müteselsilen birden fazla cinsel ilişkide bulunmak suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi, 2) Katılanın sanıkla arkadaşlıklarına dayalı olarak rızası ile buluşup görüştükleri, değişik yerlerde cinsel ilişkide bulundukları, olayda kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçunun unsurları oluşmadığı hâlde yazılı şekilde atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi…', gerekçeleri ile hükümlerin bozulması talep edilmiştir. İtiraz Nedenleri: Somut olayda,Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 15.06.2023 tarihli ve 2021/2860 Esas, 2023/4328 Karar sayılı ilamındaki 'OLAY VE OLGULAR' başlıklı bölümündeki bahsedilen dava dosyası kapsamı ile bağdaşmayan ilamın kendi içerisinde dahi çelişki oluşturan anlatımların düzeltilmesi, Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 15.06.2023 tarihli ve 2021/2860 Esas, 2023/4328 Karar sayılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılmak suçlarından kurulan mahkûmiyet hükümlerinin onanmasına dair kararının kaldırılması, Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 30.10.2014 tarihli 2013/98 Esas, 2014/209 Karar sayılı kararına karşı Cumhuriyet savcısı, sanık müdafii ve katılan mağdure çocuk vekilinin temyiz talepleri ile ilgili olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 26.09.2017 tarihli ve 2015/844 sayılı tebliğnamesi doğrultusunda hükümlerin bozulmasına karar verilmesi gerektiği,'' görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 25.01.2024 tarih ve 13528-728 sayı ile itiraza konu kararın olay ve olgular başlıklı bölümünde sehven yer verilen ibarenin çıkartılarak yerine olaya uygun ibarenin eklenmesi sureti ile ''Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının gerekçenin (A) bölümündeki itirazının maddi hata olarak değerlendirilerek isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kabulüne,'' karar verilmiş, ''... Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.09.2017 Tarihli 2015/844 sayılı tebliğnamesi doğrultusunda Denizli 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 30.10.2014 tarihli ve 2013/98 Esas, 2014/209 karar sayılı kararının bozulması itirazına yönelik'' itiraz nedenleri ise oy çokluğu ile yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu mu yoksa reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu mu oluşturduğunun, reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturduğunun kabulü hâlinde ise dava zamanaşımının gerçekleşip gerçekleşmediği ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir. IV. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Süreçte tanzim olunan tahkikat ve kovuşturma evraklarında suç tarihinin 31.03.2013 tarihi olarak belirtildiği, 15.05.1995 doğumlu katılan mağdur ...'ın suç tarihi itibarıyla 17... ay 16 gün yaşında olduğu, ailesinin Denizli iline bağlı Serinhisar ilçesinde ikamet ettiği, lise 12. sınıfta öğrenim görmesine müteakip dershane eğitimi nedeniyle Denizli il merkezinde bulunduğu ve MERNİS doğum tutanağına göre sağlık kurumu dışında dünyaya geldiği, doğumunun 17.05.1995 tarihinde babası tarafından nüfusa bildirildiği; 06.07.1984 doğumlu sanık ...’in ise suç tarihinde Denizli'de ikamet ettiği, bir mobilyacıda çalıştığı, bekâr olduğu ve 28 yaşında bulunduğu, Taraflar arasında olaydan önceye dayalı husumet bulunduğuna dair dosyaya yansıyan bir bilgi olmadığı fakat sanığın süreçte sunduğu 05.04.2013 tarihli dilekçesinde katılan mağdurun kendisini damat olarak istemeyen babasının baskısı ile şikâyetçi olduğunu belirttiği, Katılan mağdurun başkaca bir sağlık problemi nedeniyle gittiği Denizli Devlet Hastanesinde 01.04.2013 tarihinde yapılan muayenede hamile olduğunun tespit edilmesi üzerine, olayın aynı gün adli mercilere intikal ettiği, 01.04.2013 tarihli ve katılan mağdur ile annesi ... tarafından imzalanan rıza gösterme tutanağında; gerekli adli muayene ve raporlar için muayeneye rıza gösterdiklerinin, 02.04.2013 tarihli rıza gösterme tutanağında ise katılan mağdurun hamileliğinin sonlandırılmasını istediğini ve babası ...'in de buna rıza gösterdiğini beyan ettiğinin belirtildiği, Denizli Devlet Hastanesinin 01.04.2013 tarihli genel adli muayene raporunda; katılan mağdurun muayenesinde ''İU 6 mm GS'' izlendiği; 02.04.2013 tarihli genel adli muayene raporunda ise vulvada darp, cebir izine rastlanmadığı, vajinit bulgularının mevcut olduğu, ultrasonografide 6 mm'lik gestasyonel sac ile uyumlu görünüm izlendiği, serum sonucuna göre gebe olduğu, ancak bu verilerle gebeliğin kaç günlük olduğunun belirlenemediği, belirlenmesinin zor olduğu, AKBS sorgulamasına dair belgeye göre, sanığın ve katılan mağdurun beyanlarında adı geçen pansiyona 18.01.2011 tarihinde sanık ... adına giriş yapıldığının belirlendiği, Katılan mağdurun da imzasının bulunduğu, kollukça tanzim olunan 01.04.2013 tarihli mesaj tespit tutanağında; aynı gün Devlet Hastanesine tedavi amacıyla giden mağdurun 10 günlük hamile olduğunun bildirilmesi üzerine alınan beyanında, "... ile üç kez cinsel ilişkiye girdiğini, şahıstan davacı ve şikâyetçi olduğunu, 31.03.2013 günü cinsel ilişkiye girdikten sonra 01.04.2013 günü ise ...'in kendisine kullanmakta olduğu ...92 numaraya ... 26 numaradan mesaj attığını, kendisinin kullandığı ... 92 numaralı cep telefonuna gelen mesajın da rızası ile tutanağa geçirilmesini istediğini'' beyan ettiği, telefonunda yapılan incelemede mesajlar bölümünde 01.04.2013 tarihinde saat 13.32'de ...26 numaralı telefondan ''Dün boşaldım yine içine'' şeklinde mesaj geldiğinin tespit edildiği, 02.04.2013 tarihli kolluk tutanağında; katılan mağdur ile sanığın ifadelerinde belirtilen kafenin tespit edildiği, işletmeci ... ...’ın söz konusu şahısları tanıdığını, bu kişilerin işlettiği kafeye ara sıra geldiklerini, 31.03.2013 tarihinde her iki şahsın iş yerine gelerek ikinci kata çıktıklarını, siparişlerini ikinci kata götürdüğünü, sonrasında iş yerinin kalabalık olması nedeniyle tekrar ikinci kata çıkamadığını ve iş yerinde kamera bulunmadığını beyan ettiğinin belirtildiği, Denizli Devlet Hastanesinin 03.04.2013 tarihli raporu ve eki muayene evraklarına göre katılan mağdurun takriben 5-6 haftalık hamile olduğunun tespit edildiği, Denizli Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 03.04.2013 tarihli raporunda özetle; katılan mağdurun muayenede alınan öyküsünde "Son 1,5 aylık dönemde, ilkinde bir damla kanamanın olduğu ve en son pazar günü olmak üzere üç kez vajinal yoldan penis duhulü tanımladığı, herhangi bir kontrasepsiyon yöntemi olmadığını, son ilişki sonrası banyo yapmadığını ve kullandığı iç çamaşırının evde olduğunu, yıkanmadığını" ifade ettiğinin, öykü ile iç beden muayene bulgularına göre bakire olmadığının, anatomik yapısına rağmen hymende tanımlanan deflorasyonun on günden daha önceki bir zaman diliminde ereksiyon hâlinde penis ya da sair bir cismin duhulü ile husulünün mümkün olduğunun, 31.03.2013 tarihli yıkanmamış iç çamaşırının başkasına ait biyolojik materyal tespiti yönünden tetkikinin adlî tahkikat açısından önem arz ettiğinin, bildirildiği, Adli Tıp Kurumu İzmir Grup Başkanlığının 26.04.2013 tarihli raporunda; müşteki ve embriyodan alınan örneklerin incelemesinin tamamlanarak sonuçların muhafaza altına alındığı, şüphelinin kimlik tespitinin yapılarak sevk edilmesi ya da şüpheliden alınacak kan veya kuru kan örneğinin gönderilmesi hâlinde DNA verileri ile mukayesesinin yapılabileceğinin bildirildiği, Kastamonu Dr. Münif İslamoğlu Devlet Hastanesinin 30.10.2013 tarihli, radyoloji uzmanı tarafından düzenlenen raporda; 30.10.2013 tarihli çekim esas alınarak katılan mağdurun kemik yaşının on yedi yaş grubunda olduğunun, aynı hastanenin 21.02.2014 tarihli yazısı ekinde gönderilen ve aralarında radyoloji ile ortopedi ve travmatoloji uzmanlarının da bulunduğu dört kişiden oluşan 18.02.2014 tarihli sağlık kurulu raporunda da kemik yaşının on yedi yaş ile uyumlu olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 05.03.2014 tarihli raporunda; kemik yaşı gelişiminde ırk, beslenme, güneş ışığı maruziyeti, gebelik, eşlik eden metabolik ya da diğer hastalıklar gibi birçok çevresel faktörün belirgin etkisi bulunduğu, tıbbi literatür bilgileri ışığında, şahsın yaşının tespitinde doğduğu ve rutin takibinin yapıldığı tüm sağlık kurumlarında mevcut arşiv kayıt bilgilerinin, nüfus kaydı, okul kaydı gibi adli tahkikat bilgilerinin büyük önem arz ettiğinin göz ardı edilmemesi gerektiği, bununla birlikte raporda ayrıntıları belirtilen radyolojik bulguların 30.10.2013 tarihi itibarıyla 18 yaş sonu-19 yaş başlangıcı kadın cinsiyeti ile uyumlu olduğunun bildirildiği , Adli Tıp Kurumu 6 Adli Tıp İhtisas Kurulunun 24.01.2014 tarihli raporunda; 30.12.2013 tarihli muayene kaydında katılan mağdurun, ''Bekar, üniversite 1. sınıf Öğrencisi, ... olayların ifadesinde olduğu gibi olduğunu, 10 haftalıkken kürtaj olduğunu, ... ilk önce hamile kaldığı için polislerin geldiğini, aileler duyuyor olunca şikâyetçi olduğunu, yoksa şikâyet etmeyeceğini, o dönemde YGS’ye girecekken ailesinin öğrendiğini, biraz suçladıklarını, ailesiyle arasının şu ara normal olduğunu, biraz güven eksikliği olduğunu, artık kısıtladıklarını,... ileride evlilik düşünmediğini, derslerinin orta düzeyde olduğunu, vizelere çalışmadığını, içinden gelmediğini'' söylediğinin, ruhsal durum muayenesinde görüşme sırasında ağladığı, duygu durumunun depresif, duygulanımının uygun olduğu, düşünce sürecinin normal, düşünce içeriğinde suçluluk, güvensizlik, anksiyete ve depresif temalı düşünceleri olduğu, zekâsının klinik olarak sınır mental kapasite düzeyinde olduğu, işlevselliğinin %70-80 düzeyinde bulunduğunun kaydedildiğinin de belirtildiği, 31.03.2013 tarihli olay nedeniyle ruh sağlığının bozulup bozulmadığı sorulan katılan mağdurda anksiyeteli depresyon tespit edildiği, ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecedeki bu psikiyatrik bozukluğun iddia edildiği gibi bir cinsel saldırıya bağlı olarak gelişebileceği gibi cinsel saldırı olmaksızın başka olay ve/veya olaylara bağlı psikososyal stres ve çatışmalar sonucu da ortaya çıkabileceği, bunlar arasında ayırım yapılamadığı, mahkemece cinsel saldırının gerçekleştiğinin sübutu hâlinde ruh sağlığındaki mevcut bozulmanın cinsel saldırıya bağlı geliştiğinin kabulünün uygun olacağının mütalaa olunduğu, Adli Tıp Kurumu 6 Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun 28.04.2014 tarihli raporunda; genetik, hormonal, coğrafik yaşam alanı, beslenme farklılıkları gibi etkenlere bağlı olarak değişkenlik gösterebilmekle birlikte, katılan mağdurun ''15.05.1995 doğum kaydına uygun gelişim gösterdiği, grafi çekim tarihinde (30.10.2013) 18 (onsekiz) yaşını bitirmiş olup 19 (ondokuz) yaşı içerisinde olduğu ve olay tarihinde (31.03.2013) 17 (onyedi) yaşını bitirmiş olup 18 (onsekiz) yaşı içerisinde olduğu ve 18 (onsekiz) yaşını bitirmediğinin'' mütalaa olunduğu, 05.04.2013 tarihli dilekçesinde sanığın, mağdur ile üç ay önce tanıştığını, evlenmek istediği kız arkadaşı olduğunu, doğu kökenli olması ve yetiştirme yurdunda büyümesi nedeni ile babasının şahsını kendisine vermeyeceğini katılan mağdurun kendisine söylediğini, ayrıca çok sevdiğini, dört beş ay sonra onsekiz yaşına gireceğini, reşit olduğunda kendisi ile evleneceğini defalarca beyan ettiğini, pansiyonda buluşarak rızaları ile ilişkiye girdiklerini, her ne kadar kafasına ve sırtına vurmuş ise de bunun kafede yan masalara bakması nedeni ile kıskançlıktan olduğunu, mesajları çok sevdiği ve kaybetmekten korktuğu için çektiğini, hamile ise evlenmek isteğini, zaten ömürlük bir ilişkisinin olduğunu, kendisini damat olarak istemeyen babasının baskısı ile şikâyetçi olduğunu belirttiği, Anlaşılmaktadır. Katılan mağdur soruşturmada verdiği ifadelerinde özet olarak; sanığın yaklaşık bir buçuk aydır görüştüğü erkek arkadaşı olduğunu, adresini bilmediğini, …26 numaralı GSM hattını kullandığını, yaklaşık 28 yaşında olup bir mobilyacıda çalıştığını, tanışmalarını müteakip yüz yüze görüşmeye başladıklarını, tanıştıktan yaklaşık bir hafta sonra buluştuklarında sanığın cinsel yönden birlikte olmak istediğini, daha önce kimseyle birlikte olmadığını söylemesi üzerine sanığın "Sakin bir yere gidelim, gittiğimiz yerde sevişiriz." dediğini, kabul ederek rızasıyla bir pansiyona gittiklerini, odada yatağa uzanıp öpüştüklerini, sanığın elbiselerini çıkararak atlet ve iç çamaşırıyla kaldığını, "Hadi sevişelim." demesi karşısında "Yapmayalım." dediğini, "Söz verdin, yapacaksın." diyerek ısrarı üzerine razı olduğunu, sanığın erkeklik organını cinsel organına sokmak yönündeki isteğine izin vermediğini, fakat sadece ucunu sokacağını söylemesi üzerine buna rıza gösterdiğini, cinsel organından kan gelmediğini, ilk kez ilişkiye girdiğini, daha önce başkasıyla birlikte olmadığını, rızasıyla, herhangi bir kötü muamele, tehdit veya şiddet olmaksızın sanıkla ilişkiye girdiğini, pansiyondan çıktıktan sonra ise sanığın "Erkeklik organını tamamen soktuğunu, içine de boşaldığını" söylediğini, olanları kimseye anlatmadığını, sonraki günlerde sanığa ayrılmak istediğini söylediğini, sanığın ise "Ayrılamazsın, adam tutup seni topuğundan vurdururum, param var." dediğini, "Tamam ne yaparsan yap." diyerek cevap verdiğini, bir kaç defa kendisini aramışsa da yine de ayrılmak istediğini sanığa söylediğini, ...30 numaralı GSM hattından kullandığı ...92 numaralı telefonuna "Sen ...'i üzmüşsün, biz de seni üzcez, gördüğümüz yerde topuğundan vurcaz." diye mesaj aldığını ancak mesajı sildiğini, telefonun kime ait onu bilmediğini ve bu numaranın birkaç kez kendisini aradığını, arayan erkek ve kalın sesli bir şahsın kendisini tehdit ettiğini, şahsa "Neden böyle yapıyorsun?" diye sorduğunda "... bey öyle emretti." diyerek cevap verdiğini, sanığın daha sonra cep telefonuna "Eğer senin peşini bırakmamı istiyorsan, tekrar benimle ilişkiye gireceksin." şeklinde mesaj attığını, bu mesajı da sildiğini, sanıkla kendi isteği ile bir kafede buluştuğunu, sanığın "Benden kurtulmak istiyorsan, benimle tekrar yatacaksın." dediğini ve oturdukları yerde birkaç defa eliyle kafasına vurduğunu, kabul etmediğini ve ayrılarak yurda gittiğini, iki gün sonra buluştuğu sanığın yine ilişkiye girmek istediğini, peşini bırakmasını istediği için kabul ettiğini, harabe hâlde bekar odası gibi tek katlı bir eve gittiklerini, ancak eve gittikten sonra ilişkiye girmekten vazgeçtiğini, sanığın ısrar ettiğini, "İlişkiye girelim bir daha seni rahatsız etmicem ne yaparsan yap." demesi üzerine kabul ettiğini ve rızasıyla ilişkiye girdiğini, sanığın bir süre kendisini aramadığını fakat 31.03.2013 tarihinde arayıp buluşmak istediğini, meydanda buluşarak ismini bilmediği ama yerini gösterebileceği bir kafeye saat 18.30 sıralarında gittiklerini, kafenin üst katına çıktıklarında kendilerinden başka kimsenin olmadığını, bir arkadaşına borcu olduğunu sanığa söylediğini, sanığın "Borcunu öderim ancak benimle yine ilişkiye gireceksen.'' dediğini, borcu ödemesi karşılığında buna razı olduğunu, kafede rızayla ilişkiye girdiğini, ilişkiden sonra sanığın parayı vermediğini, 01.04.2013 tarihinde kendisine mesaj atan sanığın "Dün kafede içine boşaldım." yazdığını, bu mesajın telefonunda kayıtlı olduğunu, sanıkla üç defa cinsel ilişkiye girdiğini, ilk ilişkiye hiç bir zorlama olmadan rızasıyla girdiğini, ikincisinde kendisini bırakması için zorla girdiğini, olaylardan ailesinin haberinin olmadığını, 01.04.2013 tarihinde muayenede on günlük hamile olduğunu öğrendiğini, ilk ilişkiden sonra kendisini kandırarak, daha sonradan zorla iki kez daha cinsel ilişkiye giren, tehdit eden ve darp eden sanıktan şikâyetçi olduğunu, telefonuna mesaj atarak tehdit etmesinden dolayı şikâyetçi olmadığını, Mahkemede verdiği ifadesinde özetle; görüşmelerinin birinde sanığın "Sevdiğin biriyle ilişki yaşamak ister misin?" diye sorduğunu ve kendisinin de "İleriye dönük olacaksa neden olmasın." şeklinde cevap verdiğini, burada kastettiğinin sevgili olarak birlikte bir evde kalmak olduğunu, sonraki bir buluşmada ise bu kez cinsel ilişki teklif ettiğini, istemediğini söyleyince sanığın "Neden istemiyorsun, daha önce söz vermiştin." demesi üzerine "Babam bunu öğrenirse beni öldürür." dediğini, sanığın "Ama söz vermiştin." diyerek ısrarı üzerine kabul ederek pansiyona gittiğini, burada seviştiklerini, sanığın "İlk önce içine girmeyeceğim, sadece ucunu sokacağım." dediğini, kendisinin de ''Tamam.'' dediğini, ilişkiden sonra ise sanığın "Tamamını soktum, içine boşaldım, senin içine girdim." dediğini, şaka yaptığını zannettiğini, bu nedenle sonraki günlerde sanığın mesajlarına cevap vermediğini ve sanıkla artık görüşmek istemediğini, sanığın kendisini sevdiğini söylediğini ancak sevseydi bunu yapmaması gerektiğini fakat sanığın "Yaşadıklarını anne ve babana söylerim.'' diyerek kendisini tehdit ettiğini, telefonla sözlü olarak ve mesajla ''Yurdunu ararım herkes yaptıklarını öğrenir, herkese söylerim, yaptıklarını annen baban öğrenir.'' dediğini, sonraki dönemde barışır gibi olduklarını ama sanıktan ayrılmak istediğini, bu süreçte "... beyi üzmüşsün bizde seni üzeceğiz topuğundan vurduracağız.'' şeklinde 3-4 kez mesaj aldığını, "Ne vurması?" diye sorduğunda ise "Hastaneye gidince öğrenirsin." dediğini, bir seferinde de "Ailem beni başka birisi ile nişanlamak istiyor ama ben senin için vazgeçtim.'' dediğini, bir gün kendisi ile kafeye gittiklerini, ''Benden ayrılmak mı istiyorsun tekrar ilişkiye girelim annene babana söylemem, seni tehdit etmeyeceğim, artık rahatsız etmeyeceğim, benden kurtulmak istiyorsan benimle tekrar ilişkiye gireceksin.'' dediğini, ayrılmak istediğini ancak ilişkiye girmeyeceğini söylediğini yine de mesaj atmaya devam ettiğini, daha sonra sanıkla tekrar buluştuklarını, Fatih'te sanığın bir arkadaşı ile buluşup onunla birlikte bir bekar evine gittiklerini, sanığın arkadaşlarını markete gönderdiğini, cinsel ilişkiye girmek için ''Tekrar yapalım, seni rahat bırakıcam, bundan sonra ne arayacağım ne soracağım.'' dediğini, yapmak istemediğini söylediğini, yurda gitmek istediğini ama kapının içeriden kilitli olduğunu, sanığın ''Seni rahatsız etmeyeceğim, ailene söylemeyeceğim, yurttakilere de söylemeyeceğim.'' demesi üzerine teklifini kabul ettiğini, zira kendisini bırakmasını istediğini, üçüncü sefer ise sanığa bir arkadaşına borcu olduğunu söylediğini, sanığın ''İstersen vereyim.'' dediğini, yanında arkadaşının da bulunduğunu, sanığın arkadaşına "Hesap numaran var mı?'' dediğini, arkadaşının da "Yok." dediğini, sanığın ''250 TL olan borcu ödeyeceğini, bir yere gidelim bir kez daha ilişkiye girelim, borcunu vereceğim.'' dediğini, ancak kendisine "Neden borcumu vermen için ilişkiye gireceğiz babamdan alırım.'' şeklinde cevap verdiğini ve ayrıldıklarını, sonra tekrar buluştuklarını ve bir kafeye gittiklerini, sanığın cinsel ilişkiye girmek istediğini söylediğini, "Olmaz." dediğini, "Parayı vereceğim yapalım'' demesi üzerine teklifini kabul ettiğini, sanığın ikinci ilişkiden sonra rahatsız etmeyeceğini söylemesine rağmen mesaj atmaya devam ettiğini, peşini bırakcağını söylemesine rağmen bırakmadığını, kendisini tehdit etmesinden korktuğunu, ikinci ilişkinin sanığın iddia edilen tehdit mesajları ve tehdit içerikli konuşmaları nedeni ile mi yapıldığı tekrar sorulduğunda "Evet, beni bırakması için.'' dediği, bir şey söylediğini ve sanığında kızarak kafasına vurduğunu, üçüncü buluşmayı da kendisini bırakması için gerçekleştirdiğini, sanığın ikinci ilişkiden önce kafe gibi bir yerde kafasına vurduğunda "Seni bırakmam için ben seni hamile bırakacağım sen benim peşime düşeceksin ama yemin ederim ki ben seninle evlenmeyeceğim.'' dediğini, anne ve babası ile yurttakiler öğrenir, kötü olur düşüncesi ile şikâyette bulunmadığını, sonuçta küçük bir yerde yaşadıklarını, bir arkadaşına maruz kaldıklarını sanki başkası yaşamış gibi anlattığını, polise giderse annesi ve babası bunu öğrenir mi diyerek sorduğunu, onun da reşit değilse tabi öğrenir dediğini, ikinci ilişkiden sonra sanığın birkaç kez "Annen baban öğrenirse ne olur, sen bitersin!'' gibi sözler söylediğini, üçüncü ilişkiden sonra telefonunun kapalı olduğunu, ikinci ve üçüncü ilişki arasındaki süreyi tam olarak bilmediğini, sanıktan 250 TL borcu ödemesini istemediğini, sanığın bunu talep ettiğini, telefon numarasını sanığa kendisinin vermediğini, kimin verdiğini de bilmediğini, sanığa ne kadar mesaj çektiğini bilmediğini ancak normal içerikte mesajlar gönderdiğini, seni seviyorum gibi mesajlar göndermediğini fakat kendisini bırakması yönünde mesajlar çektiğini, ilk ilişkinin söylediği gibi olduğunu, polis sorduğunda da bunu anlattığını, isteyerek mi oldu dediğinde de kısmen dediğini, Müşteki ..., soruşturmada verdiği ifadesinde; Serinhisar’da ikamet ettiğini, lise son sınıf öğrencisi olan kızını üniversiteye hazırlık amacıyla Denizli’deki dershaneye yazdırdığını, hafta içi ve hafta sonu dershane için gidip geldiğini, kollukta kızının yaklaşık bir buçuk ay kadar önce sanıkla tanıştığını, tehditleriyle rızası dışında cinsel ilişkiye girdiğini ve hastanede hamile olduğunu öğrendiğini söylediğini, daha önce haberdar olmadığını; kovuşturmada hazır bulunduğu duruşmada sorulduğunda kızının ayın 14’ünde doğduğunu, 15’inde nüfusa yazdırıldığını ifade ettiğini, Müşteki ... soruşturmada verdiği ifadesinde; kızının 15.05.1995 doğumlu olduğunu, cinsel istismara uğradığını, cinsel istismarda bulunan ...'den şikâyetçi olduğunu, kızının hamileliğin sonlandırılmasını istediğini ve rızasının bulunduğunu, Beyan etmişlerdir. Sanık ... kollukta verdiği ifadesinde; yaklaşık 1,5 ay önce görüp hoşlandığı katılan mağdura arkadaşlık teklif ettiğini, kabulü üzerine de telefon numaralarını birbirlerine verdiklerini, birkaç kez telefonla görüştükten sonra cinsel ilişkiye girmek amacı ile buluştuklarını, tarihini tam hatırlamadığı ancak 1,5 ay kadar önce buluşup birlikte pansiyona gittiklerini, katılan mağdurun kimliği olmadığı için kendi kimliğini vererek oda ücretini ödediğini, burada cinsel ilişkiye girdiklerini, bu ilişkiden sonra telefonlarına cevap vermemesi ve mesaj atmaması üzerine telefonda katılan mağdura onu sevdiğini ve ayrılmaması için adam tutup seni topuğundan vurduracağını, parası olduğunu söylediğini, birlikte kaldığı kız arkadaşının ... 30 numaralı telefonundan, kız arkadaşının haberi olmadan korkutmak için "Sen ...'i üzmüşsün, biz de seni üzeceğiz gördüğümüz yerde topuğundan vuracağız.'' diye mesaj attığını, daha sonra sesini değiştirip aynı numaradan mesajı tekrarladığını, kendisi olduğunu bilmesin diye "... beyin emri.'' dediğini, katılan mağdurun bu mesajlardan korkmuş olacağından buluşmayı kabul ettiğini, birkaç gün sonra buluşup birlikte arkadaşlarına ait bir bekar evine gittiklerini, arkadaşlarının evde olmadıklarını, katılan mağdurla rızası ile cinsel ilişkiye girdiğini, sonrasında katılan mağdurun ikamet ettiği Serinhisar'a gittiğini, bu görüşmeden sonra katılan mağdurun mesajla, bir arkadaşına 250 TL borcunun olduğunu söyleyerek para istediğini, sevdiği için parayı arkadaşının hesabına yatıracağını belirterek mesaj çektiğini, tüm mesajları 01.04.2013 tarihinde birlikte kaldığı kız arkadaşının görmemesi için sildiğini, birkaç gün önce yine katılan mağdurla buluştuğunu, ismini hatırlamadığı kafede rızası ile cinsel ilişkiye girdiklerini, o tarihe kadar üç kez rıza ile koruyucu kullanmadan cinsel ilişkiye girdiğini, kız arkadaşının telefonundan mesaj çektiğini bilmediğini, birkaç kez eliyle katılan mağdurun kafasına ve sırtına şaka olarak vurduğunu, onun da zaman zaman kendisine bu şekilde vurduğunu, bir kez korkması için kız arkadaşının telefonundan, bir kez kendi telefonundan konuşarak, bir kez daha kız arkadaşının telefonundan mesaj atarak tehdit ettiğini, onun dışında tehdit etmediğini, şaka olarak vurmaları dışında darp etmediğini, kız arkadaşının hiç bir şeyden haberinin olmadığını, katılan mağdurun hamile olduğunu birkaç gün önce duyduğunu, sevdiği için çocuğu aldırmasını istemediğini, evlenmek istediğini, 18 yaşından küçük olduğunu bilmediğini, ayrıca yaşının 18 olduğunu söylediğini, Sulh Ceza Mahkemesinde; kız arkadaşı olan katılan mağdurla üç ay önce tanıştığını, ilk defasında otele gittiklerinde yaşını sorduğunda tuttuğunu söylediğini, iki üç gün önce kendisine mesaj atmamaya başladığını, aradığında sıkıntısı olduğunu, arkadaşından 250 TL borç aldığını söyleyerek para istediğini, verebileceğini söylediğini, bir gün önce hastaneye gittiğinde katılan mağdurun hamile olduğunu öğrenmiş olduğunu, katılan mağduru tehdit etmediğini, rızasıyla görüştüğünü ve üç defa cinsel ilişkiye girdiğini, hazırlık beyanı ile çelişkisi sorulduğunda hazırlık beyanının doğru olduğunu ve tekrar ettiğini, tehdit mesajı çekip arayarak sesini değiştirmek suretiyle tehdit içerir söz söylediğini, ayrıca kafasına ve sırtına vurduğunun da doğru olduğunu, Kovuşturmada ise özetle; tehdit ve vurma gibi bir olay veya durumun olmadığını, katılan mağdurla rızaları ile ilişkiye girdiklerini, önceki beyanları hatırlatıldığında ise herhangi bir suçlamayla yargı önüne gelmediğini ve paniklediği için o şekilde söylemiş olabileceğini, katılan mağdurla evliliğe yönelik ilişki düşündüğünü söylediğini, zaten mesajında "Beni zorla seveceksen sevme.'' yazdığını, onun da "Hayır sen benim erkeğimsin." şeklinde cevap verdiğini, bu hususu savcıya söylediğini fakat yazıp yazmadığını bilmediğini, katılan mağdura bir kez tehdit mesajı göndermiş olması gerektiğini, o anki psikoloji ile ne yazdığını, mesajın gönderilip gönderilmediğini de hatırlamadığını, birden fazla tehdit etmediğini ama kendisini çok sevdiğini, eğer cezaevine girmeseydi yüzük alacağını, attığı mesajı hatırlamadığını, kendisinden kopmak istemediğini, kopuşunun ölüm nedeni bile olabileceğini, tehdit mesajı atmadığını, atmışsa bile bu mesajdan sonra mağdurla buluşmadığını, katılan mağdurun mesaj sayısının 700'ü geçtiğini, duygusal yakınlığının olduğunu, hamile olduğu ortaya çıktıktan sonra tehdit iddiasının ortaya çıktığını, Savunmuştur. V. GEREKÇE Ceza Genel Kurulunun 10.06.2014 tarihli ve 551-311, 12.11.2013 tarihli ve 511-4 49... .03.2008 tarihli ve 253-52 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; TCK'nın 6/1-a maddesinde, "henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi" olarak tanımlanan çocuk kavramının, kanun koyucu tarafından cinsel dokunulmazlığa karşı suçların düzenlendiği bölümde, "onbeş yaşını bitirmiş", "onbeş yaşını tamamlamamış" şeklinde iki ayrı dönem olarak ele alındığı görülmektedir. Buna göre bu bölümde "onbeş yaşını tamamlamamış" çocuklar ile "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" çocuklara karşı işlenen cinsel suçlar farklı kategoride mütalaa edilmiştir. TCK'nın 103/1-a maddesinde "onbeş yaşını tamamlamamış" olan çocuklara karşı her türlü cinsel davranış cinsel istismar olarak tanımlanmışken, aynı maddenin (b) bendinde; diğer çocuklar ifadesiyle "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" çocuklar kastedilerek bunlara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışların cinsel istismar suçunu oluşturabileceği kabul edilmiştir. Böylece kanun koyucu bu maddede "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" olan çocuklara karşı rızalarıyla işlenen cinsel davranışları cinsel istismar suçu kapsamına almamış ve bu kategorideki çocukların rızalarına önem vermişken, "onbeş yaşını tamamlamamış" çocuklara karşı yapılan her türlü cinsel davranışı rızaları olsa bile çocukların cinsel istismarı suçu kapsamına almıştır. TCK'nın 104. maddesinde de; cebir, tehdit ve hile olmaksızın, on beş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunmayı şikâyete bağlı bir suç olarak hüküm altına alınmıştır. Bu düzenlemelerden hareketle çocuklara karşı işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun da iki kategoride ele alınması gerekmektedir: Birinci kategoride yer alan "onbeş yaşını tamamlamamış" olan çocukların kendi özgür iradeleri ile serbestçe hareket etme hakkı, niteliği itibarıyla üzerinde mutlak surette tasarrufta bulunabilecekleri bir hak olmadığından, bu haklarının ihlaline yönelik olarak gerçekleştirilen eylemlerle ilgili gösterdikleri rıza, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yönünden bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilemeyecektir. Buna karşın ikinci kategoride yer alan "onbeş yaşını bitirmiş olup da onsekiz yaşını tamamlamamış" çocuklara karşı işlenen suçlarda ise mümeyyiz olmaları hâlinde rızaları hukuka uygunluk nedeni olabilecektir. Uyuşmazlık konusunun açıklığa kavuşturulabilmesi için esasen Türk Ceza Kanunu’nda bağımsız suç tipleri olarak düzenlenen ancak cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarında daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâl olarak öngörülen tehdit ve cebir kavramları üzerinde durulmalıdır. Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğüne göre, ''gözdağı verme'' anlamına gelen tehdit, bir kimsenin bir zarara veya kötülüğe uğratılacağının bildirilmesidir. Bu bildirimin sözlü olması mümkün olduğu gibi başka şekillerde ve bu bağlamda davranışlar yoluyla da yapılması mümkündür. Bu nedenle tehdit suçu, söz, yazı veya herhangi bir işaretle işlenebilecek bir suç olup önemli olan gerçekleştirileceği belirtilen haksızlığın mağdurun bilgisine ulaştırılmasıdır (Mehmet Emin Artuk-Ahmet Gökcen-Mehmet Emin Alşahin-Kerim Çakır, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Kitabevi, Ankara 2019, 18. Bası, s. 405). Tehdidin, mağdurun iç huzurunu bozmaya, onda korku ve endişe yaratmaya objektif olarak elverişli olması yeterli olup saldırının kişinin veya başkasının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına, belirli bir ağırlıkta olmak kaydıyla malvarlığına veya bunlar dışındaki sair bir kötülüğe yönelik olması gereklidir. Suçun oluşabilmesi için de mağdurun iç huzurunun bozulup bozulmadığının veya mağdurun bundan korkup korkmadığının ayrıca araştırılmasına gerek yoktur. Önemli olan failin tehdidi oluşturan fiili korkutmak amacıyla yapmış olmasıdır (MAJNO, C. II, s. 127; Abdullah Pulat Gözübüyük, Mukayeseli Türk Ceza Kanunu, 5. Bası, C. II, s. 5 17... ). Türk Dil Kurumunun Büyük Türkçe Sözlüğüne göre, "zor, zorlayış" anlamlarına gelen cebir ise; suç olarak düzenlendiği TCK'nın 108. maddesinin gerekçesinde "kişiye karşı fiziki güç kullanmak suretiyle, onun veya bir üçüncü kişinin iradesi ve davranışları üzerinde zecrî bir etki meydana getirilmesidir." şeklinde tanımlanmıştır. Cebre maruz kalan kişi, bu fiziki gücün meydana getirdiği acının etkisiyle belli bir davranışta bulunmaya zorlanmaktadır. Cebrin oluşması için mağdurun irade oluşturma ve iradi hareket serbestisini ihlale elverişli bir fiziki kuvvet kullanımı yeterlidir (Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 2. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2015, s. 387). Öte yandan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun temel şeklinin oluşması için kast yeterli iken, maddenin beşinci fıkrasının uygulanabilmesi için failin "cinsel amaçla" hareket etmesi, başka bir anlatımla kastın yanında bu saikin de gerçekleşmesi gerekmektedir. Bu husus madde gerekçesinde de; "Suçun cinsel amaçla işlenmesi, söz konusu suç açısından failin güttüğü amaç itibarıyla ayrı bir nitelikli unsur oluşturmaktadır." şeklinde açıklanmıştır. Düzenlemede belirtilen cinsel amaçtan maksat, failin eylemi işlerken cinsel arzularını tatmin gayesi ile hareket etmesidir. Amaçlanan cinsel davranışın gerçekleşip gerçekleşmemesi önemli değildir. Bunun dışında fail cinsel amacını gerçekleştirmiş ise ayrıca bu fiillerden de sorumlu tutulacaktır. Nitekim doktrindeki görüşler de bu yöndedir (Osman Yaşar-Hasan ... Gökcan-Mustafa Artuç, Yorumlu Uygulamalı Türk Ceza Kanunu, 2. Bası, Ankara-2014, Cilt: 3, s. 3753 vd; Veli Özer Özbek-Mehmet Nihat Kanbur-Koray Doğan-Pınar Bacaksız-İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 8. Bası, Ankara, 2015, s. 417; Mahmut Koca-İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 2. Bası, Ankara, 2015, s. 403 vd.). Failin iç dünyasını ilgilendiren cinsel amacın varlığı; olayın oluşum ve gelişimi, suçun işleniş şekli, olay sırasında failin söylediği sözler ve sergilediği davranışlar ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm hareketler değerlendirilerek belirlenmelidir. Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık değerlendirildiğinde: Katılan mağdurun, daha önce cinsel ilişkide bulunduğunu ve ayrılmak istediğini, buna karşın durumu kabullenmeyerek tehdit ve baskı içeren davranışlarını sürdürdüğünü, ayrıca tekrar ilişkiye girmesi hâlinde peşini bırakacağını da defaatle söylediğini beyan ettiği arkadaşı olan sanık tarafından, birlikte gittikleri evde, maruz kaldığı tehditlerin tesiriyle ve beyanlarına da itibar ederek, ilişkiye girmesi hâlinde bir daha tehdit etmeyeceği, peşini bırakacağı zannıyla rızası hilafına cinsel ilişkiye girdiğini ileri sürdüğü; sanığın ise sevdiği ve evlenmek istediği katılan mağdurla rızası dâhilinde cinsel ilişkide bulunduğunu, isnat olunan suçları kabul etmediğini savunduğu olayda; Sağlık kuruluşunda doğmamış olmakla birlikte, anne ve babası ile kendisinin beyanlarıyla uyumlu şekilde 15.05.1995 tarihli doğumu kaydına uygun gelişim gösterdiği ve suç tarihi itibarıyla on yedi yaşını bitirmiş olup on sekiz yaş içerisinde olduğu adli raporlarla tevsik olunan katılan mağdurun, başkaca rahatsızlığı nedeniyle 01.04.2013 tarihinde gittiği hastanede yapılan muayenede hamile olduğunu öğreninceye kadar durumu bildirmediği, süreçte temin edilen 24.01.2014 tarihli rapora dayanak 30.12.2013 tarihli muayenesinde ailesi duyunca şikâyette bulunduğunu yoksa şikâyet etmeyeceğini beyan etttiği belirtilmiş ise de; olayların ifadesinde olduğu gibi gerçekleştiğini söylediğinin de dercedildiği görülen, bu minvalde, ailesinin ikamet ettiği ilçeden tahsili için gittiği şehir merkezinde bulunduğu dönemde tanışıp yakınlık kurduğunu, hatta rızasıyla buluşarak daha önce hiç gitmediği, yerini bildiği pansiyonda ilk cinsel ilişkisini yaşadığını, fakat duhule rızasının olmadığını söylemesine, keza sanığın yalnızca sınırlı bir temasla iktifa olunacağına dair sözüne itimadına rağmen, aksi söylem ve davranışları nedeni ile gelişen keyfiyetin sonrasında ayrılmak istediğini söylediğinin, ancak buna ikna olmadığı gibi "Ayrılmamı istiyorsan benimle yatacaksın.'',"Eğer senin peşini bırakmamı istiyorsan, tekrar benimle ilişkiye gireceksin.", "Benden ayrılamazsın, adam tutup seni topuğundan vurdururum, param var.", "Sen ...'i üzmüşsün, biz de seni üzeceğiz, gördüğümüz yerde topuğundan vuracağız." şeklindeki söylemler ile tehditlerinin, buluştuğunda eliyle kafasına vurarak aynı mahiyetteki sözleri tekrarlamak suretiyle sergilediği tavrının etkisi ve baskısı altında, korkuya kapılarak ve ilişkiye girmesi hâlinde bir daha tehdit etmeyeceği ve peşini bırakacağı düşüncesiyle sanıkla zorla ilişkiye girdiğini belirten katılan mağdurun beyanlarının, dosya kapsamındaki adli raporlar ve mesaj tespit tutanağı, sanığın müdafii eşliğinde kollukta ve Sulh Ceza Hakimliğinde verdiği ifadeleri ile de teyit edilmesi karşısında; Aralarında duygusal bir ilişkinin bulunduğunu, sevdiğini ve evlenmek istediğini, yaşını da on sekiz olarak kendisine söylediğini, korkması ve ayrılmaması için anılan tehdit içerikli mesajları gönderdiğini ve sözleri sarf ettiğini, korkmuş olacağından kendisi ile buluşmayı kabul ettiğini, şaka mahiyetinde bir kaç kez yahut dilekçesinde belirttiği kıskançlığından dolayı bir kez başına ve sırtına vurması haricinde darp ve cebirde bulunmadığını, rızalarıyla cinsel ilişkiye girdiklerine dair beyanlarından, kovuşturma aşamasında özellikle tehditte bulunmadığı yönünden rücu eden; ayrıca dilekçesinde de katılan mağdurun dört beş ay sonra onsekiz yaşına gireceğini, reşit olduğunda kendisi ile evleneceğini söylediğini belirten; aynı evde birlikte kaldığı kız arkadaşının telefonundan habersizce bir kısım mesajları göndermesi ve araması nedeniyle kız arkadaşının bilgisinin olmamasını isteyen, telefonundaki mesajları ise 01.04.2013 tarihinde birlikte kaldığı kız arkadaşının görmemesi için sildiğini beyan eden sanığın, yekdiğerini nakzeden, dosya kapsamında toplanan deliller muvacehesinde olayın mutat seyriyle bağdaşmayan savunmalarına itibar etmeyen mahkemenin tespit ve değerlendirmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Müşahhas olaya nazaran, sanığın süregelen tehdit ve baskılarının etkisiyle iradi serbestisinden bahsetme imkanı bulunmayan katılan mağdura karşı eylemlerinin, çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarını oluşturduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan Ceza Genel Kurulu Başkanı; İtiraznamede atıf yapılan tebliğname ile Özel Daire kararındaki karşı oyda yer verilen, oluşa uygun gerekçe ve değerlendirmeler yerinde görülmüştür. Ayrıca hamile kaldığını öğrenene kadar olayı adli mercilere intikal ettirmeyen katılan mağdurun, kolluk ifadesinde sanıktan şikâyetçi olduğunu ancak kime ait olduğunu bilmediği numaradan telefonla arayarak/mesaj atarak tehdit eden şahıstan şikâyetçi olmadığını, 30.12.2013 tarihli muayene kaydında, aileler duyunca şikâyetçi olduğunu, yoksa şikâyet etmeyeceğini ifade ettiği, 02.04.2013 tarihli tutanakta ise kafe işletmecisi ...’in sanıkla birlikte ara ara iş yerine geldiğini beyan ettiğinin belirtildiği de dikkate alınmalıdır. Böylece bir dönem yakınlık gösterdiği ve cinsel ilişkiye girdiği sanıktan ayrılmak arzusunu izhar etmesine rağmen tehditlerine maruz kaldığını, bu minvalde kovuşturmada da tehdit etmesinden korktuğu için ilişkiye girdiğini, aşamalarda da ilişkiye girmesi durumunda peşini bırakacağı zannına kapıldığını beyan eden katılan mağdurun, olayın mutat seyriyle bağdaşmayacak şekilde bu dönemde sanıkla iradi surette görüşmeye devam ettiği ve buluşmalarını rızasıyla gerçekleştirdiğine dair beyanları da görmezden gelinemez. Bu nedenlerle iradesinin sakatlandığı hususunda oluşan şüpheli durumun sanık lehine değerlendirilmesi zorunlu olduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle, Çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu Üyesi de; benzer gerekçelerle, Karşı oy kullanmışlardır. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının REDDİNE, 2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.10.2025 tarihinde yapılan ilk müzakerede yeterli yasal çoğunluk sağlanamadığından 22.10.2025 tarihli ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.