İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2024/99 Karar: 2025/356 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2024/99 K.2025/356

Ceza Genel Kurulu 2024/99 E. , 2025/356 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2016/359860 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 7-75 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık ...'in çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, sa

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2024/99 E. , 2025/356 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2016/359860 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 7-75 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık ...'in çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, sa

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2024/99 E. , 2025/356 K. "İçtihat Metni" İtirazname No : 2016/359860 KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 9. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 7-75 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık ...'in çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, sanıklar ... ve ...'un aynı suçtan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 103/1-a maddesi delaletiyle 103/2, 103/6, 43/1, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 14 yıl 2 ay hapis; sanık ...'ın ise çocuğun basit cinsel istismarı suçundan aynı Kanun'un 103/1-a maddesi delaletiyle 103/1, 62, 53 ve 63. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Artvin Ağır Ceza Mahkemesince verilen 03.06.2016 tarihli ve 7-75 sayılı hükümlerin, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili, katılan mağdure vekili ile sanıklar ..., ... ve ... müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 12.01.2023 tarih, 19922-113 sayı ve oy çokluğu ile; "... A. Sanıklar ... ve ... Yönünden Yapılan Temyiz İncelemesinde; 1. Aşamalarda alınan mağdure beyanları, sanık ...'un sorgu ifadesinde geçen mağdureyle rızaen iki kez cinsel ilişkide bulunduğuna dair ikrara yönelik anlatımları, mağdureden dünyaya gelen çocuğun sanık ...'dan olduğunu bildirir biyolojik babalık raporu nazara alındığında; sanıklar ... ve ...'un mağdureyle organ sokmak suretiyle cinsel ilişkiye girdikleri hususu sabit görülmüştür. Mağdurenin mernisle güncellenen nüfus kaydından 09.09.2019 tarihinde evlendiği anlaşılmıştır. İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 25.02.2016 tarihli rapor içeriğinde, mağdurede hafif-orta derecede zeka geriliği saptandığı, bu sebeple mağdurenin olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağının, bu zeka geriliğinin mağdurenin fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmasına mani olacak mahiyette olduğunun, kendisinde mevcut olan zeka geriliğinin hekim olmayanlarca anlaşılabileceği mağdurenin ifadesine ana hatları ile ve diğer delillerle desteklendiği takdirde itibar edilebileceğinin bildirilmesi, mağdurenin 09.09.2019 tarihinde bir başkasıyla evlenmesi sebebiyle cinsel özgürlüğünü kullanabilecek düzeyde mümeyyiz olduğunun anlaşılması ve tüm dosya içeriği nazara alındığında, mağdureyle rızası doğrultusunda farklı tarihlerde cinsel birliktelik yaşayan sanıkların eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 104 üncü maddesi kapsamında reşit olmayanla cinsel ilişki kapsamında kaldığı gözetilmeksizin suç vasfının tayininde yanılgılı değerlendirmeyle sanıklar hakkında yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir. 2. Kabule göre de; sanıklar hakkında yasal koşulları oluşmadığı halde; Adli Tıp Genel Kurulunun 25.02.2016 tarihli '24.01.1997 doğumlu D. A' nın 2013-2014 yıllarında mağduru bulunduğu olay nedeniyle nitelikli eylemlerde bulunan sanıkların eylemlerinin ruh sağlığını birlikte bozduğu' ibarelerini içeren raporuna dayalı olarak sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 103 üncü maddesinin altıncı fıkrasının tatbiki suretiyle fazla ceza tayini bozma nedeni yapılmıştır . 3. Bozma sebebine uygun olarak Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir. B.Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İncelemesinde; Olayın intikal şekli ve zamanı mağdurun aşamalarda alınan özde istikrar arzeden kendisini araba öğreteceği iddiasıyla çağıran sanık ...'in cinsel ilişkiye girdiğine yönelik beyanları, savunma, mağdurenin 09.09.2019 tarihinde bir başkasıyla evlenmesi sebebiyle cinsel özgürlüğünü kullanabilecek düzeyde mümeyyiz olduğunun anlaşılması ve tüm dosya kapsamı nazara alındığında; sanık ...'in mağdureye yönelik eylemleri nedeniyle sübuta eren reşit olmayanla cinsel ilişki suçundan 5237 sayılı Kanun'un 104 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca mahkumiyeti gerekirken, yazılı şekilde sanık hakkında beraat hükmü tesisi hukuka aykırı olup bozma sebebi yapılmıştır. C. Sanık ... Hakkında Çocuğun Cinsel İstismarı Suçundan Kurulan Hükme Yönelik Temyiz İncelemesinde; 1.On altı-on yedi yaşındaki hafif-orta düzeyde mental retarde mağdureyle duygusal arkadaşlık yaşayan sanık ...'ın mağdureyle öpüşmesi, mağdurenin üst kısmını soyup göğüslerine dokunması şeklinde subuta eren eylemi, mağdurenin 09.09.2019 tarihinde bir başkasıyla evlenmesi sebebiyle cinsel özgürlüğünü kullanabilecek düzeyde mümeyyiz olduğunun anlaşılması nedeniyle suç teşkil etmediği gözetilmeksizin sanık hakkında müsnet suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle müsnet suçtan sanık hakkında mahkûmiyet hükmü tesisi hukuka aykırı bulunmuştur." isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Başkan Vekili ...; "...Suç tarihinde 16-17 yaşında olan orta düzeyde mental retarde, söz konusu zeka geriliği nedeniyle olayın hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan ve bu zeka geriliğinin fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmasına mani olacak mahiyet ve derecede olan, hayatının ilk yıllarından başlayıp ömrü boyunca sürecek olan bu zeka geriliği hekim olmayanlarca anlaşılabilen mağdurenin (suç tarihinden yaklaşık 5 yıl sonra) 09.09.2019 tarihinde evlenmesinin, mağdureye yönelik evlilik öncesi cinsel istismar eylemini gerçekleştiren sanıkların suç teşkil eden eylemlerinin vasıf ve mahiyetinde, sanıkların cezai sorumluluklarında değişiklik yaratmayacağı, bu cihetle sanıklar ... ve ... hakkında 'Çocuğun nitelikli cinsel istismarı'; sanık ... hakkında 'Çocuğun cinsel istismarı suçundan' verilen cezanın yerinde olduğu (Sanıklar ... ve ... hakkında TCK Md. 103/6 uygulaması dışında), sanık ...'in mağdureye yönelik eyleminin 'Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu oluşturduğu kanaatiyle sayın Heyetin ayırt etme gücünden yoksun ve mevcut zeka geriliği hekim olmayanlarca anlaşılan mağdurenin cinsel ilişkiye yönelik iradesine değer addeden aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyorum." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. II. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 24.04.2023 tarih ve 359860 sayı ile; "...2013-2014 yıllarında 16-17 yaşlarında iken sanıklar ..., ... ve ... ile cinsel ilişkiye giren, sanık ...'ın ise üst kıyafetlerini çıkartarak göğsünü ellediği mağdura yönelik bu eylemlerin ilişkiye girenler yönünden TCK'nın 103/2, 103/6, sanık ... yönünden de TCK'nın 103/1-a maddesi yollaması ile TCK'nın 103/1 maddesine temas eder nitelikte olduğu, mağdurun hekim olmayanlarca da anlaşılabilen ve fiile ruhen mukavemet etmesine engel olan zeka geriliği nedeniyle eylemlerin TCK'nın 103. maddesi kapsamında kaldığı, mağdurun olaylardan yaklaşık dört yıl sonra evlenmesinin sanıklar ..., ... ve ...'e atılı suçun vasıf değiştirerek reşit olmayanla cinsel ilişki suçuna vücut vermeyeceği, mağdurun rızasının hukuken geçersiz oluşu nedeniyle sanık ...'ın eyleminin de suç olmaya devam edeceği" görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur. CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 07.12.2023 tarih, 5926-8234 sayı ve oy çokluğu ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. III. UYUŞMAZLIK KAPSAMI, KONULARI VE ÖN SORUNLAR Direnmenin kapsamına göre inceleme sanıklar ..., ... ve ... hakkında Yerel Mahkemece kurulan çocuğun nitelikli cinsel istismarı, sanık ... hakkında çocuğun basit cinsel istismarı suçundan kurulan hükümlerle sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar; sanıklar ..., ... ve ...’in katılan mağdureye yönelik eylemlerinin çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu mu yoksa reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu mu oluşturduğu ile sanık ...'a isnat edilen çocuğun basit cinsel istismarı suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının ve sanıklar ..., ... ve ... hakkında TCK’nın 103/6. maddesinin uygulanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; sanık ... yönünden Özel Dairece temyiz incelemesi yapılmadan önce aleyhine görüş içeren tebliğnamenin sanık ... müdafiine tebliği sağlanmadan temyiz incelemesi yapılmasının isabetli olup olmadığının, sanıklar ... ve ... arasında menfaat çatışması bulunup bulunmadığının, buna bağlı olarak da kovuşturma aşamasında aynı müdafiin hukuki yardımından yararlanmalarının savunma haklarının sınırlanması niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesine yönelik olup yapılan müzakere sırasında bir kısım Ceza Genel Kurulu Üyesince sanık ...'un da hukuki durumunun diğer sanıklarla birlikte ele alınması gerektiğinin ileri sürülmesi üzerine bu hususlar da değerlendirilmiştir. IV. OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının sanık ... hakkında; "...Mağdurun, tüm aşamalarda kendisine araba öğreteceği iddiası ile çağıran sanığın kendisine tecavüz ettiğini beyan etmesine, sanığın mağdur ile 3-4 kez buluşarak araba ile gezdikleri yolundaki kabullerine rağmen mahkeme tarafından sanığın sabit olan eylemleri nedeniyle cezalandırılması gerekirken, halde, yazılı şekilde bozulması kararı verilmesi, yasaya aykırı bulunduğundan hükmün bozulması," görüşüne yer veren 20.10.2016 tarihli ve 359860 sayılı tebliğnamesinin adı geçen sanık veya müdafiine tebliğ edilmediği, Artvin Cumhuriyet Başsavcılığı Emanet Memurluğunun 16.09.2025 tarihli yazısının ekinde; katılan mağdurenin 14.11.2014 tarihli ifade kaydının bir örneğinin gönderildiği, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) bilişim sistemi kullanılarak çıkartılan nüfus kayıt örneğinde; katılan mağdurenin 24.01.1997 tarihinde doğduğu, 23.06.1997 tarihinde nüfusa tescil edildiği, Anlaşılmaktadır. Sanık ... aşamalarda ve dilekçesinde; katılan mağdurenin sanık ...'la görüştüğünü kendisine telefonda söylediğini, görüntülerle ilgili bilgisinin olmadığını, sanık ...'ın katılan mağdureyle kendisinden sonra tanıştığını, sanık ...'ın kendisine ve iş yerinde çalışan herkese "... ile arabada ilişkiye girdim. Kucağıma oturttum. Fotoğraflarını çektim." dediğini, Sanık ... aşamalarda ve dilekçesinde; sanık ...'ın mağdure ile ilişkiye girip girmediğini bilmediğini, sanık ...'la katılan mağdurenin sevgili olduklarını, katılan mağdure ve sanığın büyük ihtimalle ...'de ilişkiye girdiklerini, katılan mağdurenin sanık ...'ı sevdiğini ve ablasıyla sanık ...'ı tanıştırdığını bildiğini, sanık ...'ın kendisine katılan mağdureyle bir gece ...'de kaldığını, bir arkadaşı ve inceleme dışı sanık ...'ın da kendileriyle olduğunu söylediğini, sonraki görüşmelerinde katılan mağdurenin sanık ...'la cinsel ilişkiye girdiğini "Bana yaptı." şeklinde ifade ettiğini, Savunmuşlardır. V. GEREKÇE A. Özel Dairece hakkında temyiz incelemesi yapılmadan önce aleyhine görüş içeren tebliğnamenin sanık ... müdafiine tebliği sağlanmadan temyiz incelemesi yapılmasının isabetli olup olmadığı 1- Ön Soruna İlişkin Açıklamalar 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Başyardımcısı ile Yardımcılarının Görevleri" başlıklı 28. maddesi; "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı Başyardımcısı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıvekilinin vereceği görevleri yapar. Özel hükümler saklı kalmak kaydıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ve Vekilinin yokluğunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısına vekillik eder. Başyardımcının da bulunmadığı zamanlarda bu görevi en kıdemli Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıyardımcısı yapar. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcıyardımcıları, kendilerine verilen dosyaların tebliğnamelerini, karar düzeltme ve itiraz yoluna başvurma işlemlerini Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı adına düzenler ve onun yerine imza ederler. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının vereceği diğer işleri görürler. Zamanaşımı Türk Ceza Kanununun 102 nci maddesinin birinci fıkrasının (5) ve (6) numaralı bentleri kapsamında olan suçlara ilişkin dava dosyaları temyiz üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tebliğname düzenlenmeksizin ilgili daireye gönderilir. Daire kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının karar düzeltme ve itiraz kanun yollarına başvurma yetkisi vardır." biçiminde hüküm altına alınmıştır. Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 37. maddesi ise; "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı yardımcılarının görevleri: 1- Verilen işleri süresinde ve eksiksiz inceleyip Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı adına düzenleyecekleri ve imza edecekleri tebliğnamelere bağlıyarak sonuçlandırmak, 2- Dairelerden çıkan ilâmları uygulama, içtihat ve tebliğnamelere uygunluk açılarından inceleyerek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının görüşüne göre karar düzeltme veya itiraz yollarına gitmek, 3- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı başyardımcısı tarafından düzenlenecek sıraya göre Ceza Genel Kurulu ile dairelerin duruşmalarına katılarak düşüncesini bildirmek, 4- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcı başyardımcısı tarafından düzenlenecek sıraya göre ceza dairelerinin günlük çalışmaları sona erinceye kadar çalışma saati dışında nöbet tutmak, 5- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından verilecek ve ayrıca kanun ve yönetmelikle verilen diğer görevleri yapmaktır." şeklindedir. Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulması için konu hakkında İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi içtihatlarına bakmakta fayda vardır. İHAM; başvurucunun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğnameyi talep ederek ona erişim sağlama imkânının bulunmamasının başvurucunun çelişmeli yargılama hakkını temin etmek için yeterli güvenceyi sağlamadığını belirtmektedir. Ayrıca başvurucunun avukatından inisiyatif kullanarak düzenli aralıklarla dosyaya yeni unsurların dâhil olup olmadığını araştırmasını beklemenin onun üzerinde orantısız bir yük oluşturacağını ve temyiz incelemesi sürecinde tebliğname hakkında görüş bildirebilmesi için tam anlamıyla bir fırsat tanınmamış olacağını vurgulamaktadır (Göç [GK], B. No: 36590/97, 11/7/2002, § 57.). Nitekim söz konusu İHAM kararıyla uyumlu bir biçimde 1412 sayılı Ceza Muhakemesi Usulü Kanunu'nun "Temyiz istida ve layihasının tebliği ve cevabı" başlıklı 316. maddesine 4778 sayılı Kanun’un 2. maddesi ile; "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname taraflara ilgili dairece tebliğ olunur." fıkrası eklenmiş, daha sonra 4829 sayılı Kanun’un 20. maddesi ile aynı Kanun’un 316. maddesinin üçüncü fıkrası; "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi halinde sanık veya müdafii ile müdahil, şahsî davacı veya vekillerine dairesince tebliğ olunur. İlgili taraf tebliğden itibaren yedi gün içinde yazılı olarak cevap verebilir." şeklinde değiştirilmiştir. CMK'nın tebliğnamenin tebliğini düzenleyen "Temyiz dilekçesinin tebliği ve cevabı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının görevi" başlıklı 297. maddesinin üçüncü fıkrası ise; "Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen tebliğname, hükmü temyiz etmeleri veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içermesi hâlinde sanık veya müdafii ile katılan veya vekillerine ilgili dairesince tebliğ olunur. İlgili taraf tebliğden itibaren bir hafta içinde yazılı olarak cevap verebilir." şeklinde düzenlenmiştir. Ancak 02.03.2024 tarihli ve 7499 sayılı Kanun'un 37. maddesinde yapılan değişiklikle CMK'nın 297/3. maddesinde yer alan "bir hafta" ibaresi "iki hafta" şeklinde değiştirilmiş ve söz konusu madde güncel hâlini almıştır. Anılan Kanun ve Yönetmelik hükümleri ile İHAM içtihatları birlikte değerlendirildiğinde derece mahkemelerince verilen hükümlerin temyizen incelenebilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının söz konusu hükme ilişkin hukuki görüşünü açıkladığı bir tebliğnamenin varlığı ve bunun, hükmü temyiz eden veya aleyhlerine sonuç doğurabilecek görüş içeren sanık veya müdafii ile katılan veya vekillerine ilgili dairesince tebliği zorunludur. 2. Ön Soruna İlişkin Hukuki Değerlendirme Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen ve Yerel Mahkemece sanık hakkında verilen beraat kararının sanık aleyhine bozulması istemli tebliğnamenin CMK'nın 297. maddesine uyarınca sanık müdafiine tebliğ edilip yazılı olarak cevap sunma imkânı tanınmadan Özel Dairece temyiz incelemesi yapılarak sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasının, sanığın savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla sanık ... yönünden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmelidir. B. Sanıklar ... ve ... arasında menfaat çatışması bulunup bulunmadığı ve sanık ...'un hukuki durumunun diğer sanıklarla birlikte ele alınmasının gerekip gerekmediği 1- Ön Soruna İlişkin Açıklamalar Anayasa'nın "Temel Hak ve Ödevler" başlıklı İkinci Kısmının "Kişinin Hak ve Ödevleri" başlıklı ikinci bölümünde yer alan "Hak Arama Hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, herkesin meşru vasıta ve yollardan yararlanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma hakkına sahip olduğu belirtilerek savunma hakkı güvence altına alınmıştır. Sanık bu hakkını bizzat kullanabileceği gibi müdafii aracılığı ile de kullanabilecektir. Diğer taraftan, Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca iç hukuk kuralı hâline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde; "1- Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir... 2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır. 3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir: a) Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek, b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak, c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek..." şeklinde adil yargılanma hakkının asgari şartları gösterilmiş olup buna göre savunma hakkı meşru bir yol, müdafi de savunma hakkının kullanılması bakımından meşru bir araçtır. CMK’nın "Şüpheli veya sanığın birden fazla olması hâlinde savunma" başlıklı 152. maddesi; "Yararları birbirine uygun olan birden fazla şüpheli veya sanığın savunması aynı müdafie verilebilir." hükmünü içermektedir. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile de, avukata aynı işte menfaati zıt olan bir tarafa vekâlet etmesi hâlinde diğer işi reddetmesi zorunluluğu getirilmiştir. Yine Türkiye Barolar Birliğince kabul edilen Avukatlık Meslek Kuralları'nın 35. maddesinde; "Avukat, aynı davada birinin savunması, öbürünün savunmasına zarar verebilecek durumda olan iki kişinin birden vekaletini kabul edemez." kuralına yer verilmiştir. Bütün bu hükümlere göre önemli olan, savunmanın hiçbir şekilde zafiyete uğramamasıdır. Nitekim doktrinde de aynı görüş benimsenmiş, şüpheli veya sanıklardan birisinin savunulması ancak diğer sanığın suçlanmasıyla sağlanabiliyorsa, çıkarların çatıştığı ve müdafilerinin değişik kişiler olması gerektiği belirtilmiştir (Nur Centel–Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayınevi, İstanbul 2013, 10. Bası, s. 172). Ceza Genel Kurulunun 19.11.2013 tarihli ve 114-463; 08.06.2010 tarihli ve 35-140 ile 20.10.2009 tarihli ve 85-242 sayılı kararlarında da birlikte suç işlediği iddia edilen sanıkların müdafiliğinin tek avukat tarafından üstlenilmesi ve birisinin savunmasının diğerinin savunmasına zarar verebilecek mahiyette olmasının, bazı sanıkların savunmaları bakımından zafiyet oluşturacağı ve savunma hakkının sınırlanması sonucunu doğuracağı kabul edilmiştir. 2. Ön Soruna İlişkin Hukuki Nitelendirme Soruşturma aşamasında farklı müdafilerin hukuki yardımından faydalanan ancak kovuşturma aşamasında aynı müdafi huzurunda savunmaları alınan sanıklar ... ve ...'ın aşamalarda ve sunmuş oldukları dilekçelerde birbirlerinin aleyhinde beyanda bulunmalarının savunma haklarının kullanılması bakımından bir zafiyet meydana getirmesi nedeniyle savunma haklarının sınırlanması sonucunu doğurduğu, sanık ... yönünden ise Özel Dairenin temyiz incelemesinden sonra dosyaya giren katılan mağdurenin soruşturma aşamasındaki beyanına ilişkin CD'nin, temyiz incelemesi sırasında değerlendirilmediği de gözetildiğinde, her bir sanık yönünden ortak delil mahiyetinde olması itibarıyla diğer sanıkların hukuki durumlarını etkileyeceği anlaşılmakla, sanıklar ... ve ...'ın kendileri için görevlendirilecek ayrı müdafiler nezaretinde yapacakları savunmalardan sonra anılan sanıkların hukuki durumlarının yeniden ve birlikte değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu kabul edilmelidir. Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle kabulüne karar verilmelidir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının değişik gerekçeyle KABULÜNE, 2-Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 12.01.2023 tarihli ve 19922-113 sayılı bozma kararının sanıklar ..., ..., ... ve ... yönünden KALDIRILMASINA, 3-Özel Dairece temyiz incelemesi yapılmadan önce aleyhine görüş içeren tebliğnamenin sanık ... müdafiine tebliği sağlanmadan temyiz incelemesi yapılmasının isabetli OLMADIĞINA, 4-Artvin Ağır Ceza Mahkemesince verilen 03.06.2016 tarihli ve 7-75 sayılı mahkûmiyet hükümlerinin; Sanıklar ... ve ... arasında menfaat çatışması bulunmasına karşın aynı müdafii tarafından temsil edilemeyeceklerinin gözetilmemesi suretiyle savunma haklarının kısıtlanması, Sanık ... yönünden ise katılan mağdurenin mernis doğum tutanağının temin edilmesi ile Özel Dairenin temyiz incelemesinden sonra dosyaya giren katılan mağdurenin soruşturma aşamasındaki beyanına ilişkin CD'nin temyiz incelemesi sırasında dikkate alınmadığı da gözetildiğinde, her bir sanık yönünden ortak delil mahiyetinde olması itibarıyla diğer sanıkların hukuki durumlarını etkileyeceği anlaşılmakla, sanıklar ... ve ...'ın kendileri için görevlendirilecek ayrı müdafiler eşliğinde yapacakları savunmalardan sonra anılan sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedenleriyle BOZULMASINA, 5- Dosyanın, öncelikle sanık ... müdafisine tebliğnamenin tebliği sağlanıp Özel Dairece temyiz incelemesi yapılmasından sonra mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.09.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla