İçeriğe geç
AC
Ceza Genel Kurulu Esas: 2025/175 Karar: 2025/384 Tarih: 2025

Yargıtay Ceza Genel Kurulu E.2025/175 K.2025/384

Ceza Genel Kurulu 2025/175 E. , 2025/384 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 289-300 I. HUKUKÎ SÜREÇ Bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85/1, 22/3, 62... . maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ce

Karar Özeti

Ceza Genel Kurulu 2025/175 E. , 2025/384 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 289-300 I. HUKUKÎ SÜREÇ Bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85/1, 22/3, 62... . maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis ce

Karar Detayı

Ceza Genel Kurulu 2025/175 E. , 2025/384 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 12. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 289-300 I. HUKUKÎ SÜREÇ Bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85/1, 22/3, 62... . maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve mahsuba ilişkin Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 01.03.2023 tarihli ve 358-90 sayılı hükmün, sanık müdafileri, katılanlar vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 19. Dairesince 10.05.2023 tarih ve 993-1223 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bu kararın sanık müdafileri, katılanlar vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 06.03.2024 tarih ve 6502-1028 sayı ile; "...Sanık ile ölenin birlikte çalışan iş arkadaşı olup aralarında önceye dayalı herhangi bir husumetin bulunmadığı, olay esnasında da aralarında ağız münakaşası, darp cebir gibi anlık bir kavga ve buna bağlı silah kullanmayı gerektirir herhangi bir olumsuzluğun yaşanmadığı, ölenin ölümüne neden olan tek atıştan sonra eylemine kendiliğinden son veren ve öleni en yakın sağlık kuruluşuna sevk etmek için aktif çaba gösteren sanığın, eline aldığı tüfeği kapıya doğru namlusu dışarıya dönük yere paralel şekilde çevirip tetik düşürdüğünde fişek patlamamasından dolayı tüfeğin boş olduğunu düşündüğü yönündeki savunmasının aksine tüfeği ölene doğru çevirip şaka olarak tetiğe bastığı esnada doğrudan kast ile hareket ettiğini ispatlar nitelikte bir delilin de bulunmadığı; ancak askerlik hizmetini yerine getiren ve tüfeklerin çalışma sistemi hakkında bilgi sahibi olduğunu ifade eden sanığın, misafir olarak bulunduğu çoban çadırında gördüğü ve emniyetini açıp, kurma kolunu çektiği tanık ...'a ait yarı otomatik av tüfeğini, boş olduğundan emin olmamasına ve yaşı, bilgi düzeyi ile tecrübesi göz önünde bulundurulduğunda silahla şaka yapılmaması gerektiğini bilebilecek durumda olmasına rağmen 50 - 60 cm uzaklıktaki ölenin hayati öneme sahip kafa bölgesine doğrultarak, tetiğe basması hâlinde tüfeğin ateş alabileceğini ve yaralama ya da ölüme neden olabileceğini öngördüğü hâlde öngördüğü sonucu kabullenerek tetiğe basması neticesinde atışına engel mekanik herhangi bir arızası bulunmayan tüfekteki fişeğin ateşlenmesine ve arkadaşının ateşli silah mermi çekirdeği yaralanması etkisiyle ölümüne neden olduğu, sonuç olarak öngördüğü muhtemel neticeyi engelleme çabası ya da neticeyi göze almadığına dair bir davranışı bulunmayan sanığın, gerçekleşen muhtemel neticeye kayıtsız kalarak hareketini sürdürmek suretiyle muhtemel neticeyi kabullenmesinden dolayı sübut bulan eyleminin olası kastla öldürme suçu kapsamında değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurularak suç vasfında yanılgıya düşülmesi," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesince 25.09.2024 tarih ve 289-300 sayı ile; "...Sanığın eylemini gerçekleştirirken kesin olarak neticenin gerçekleşmesini istemediği ve eylemi gerçekleştirdikten sonra neticenin gerçekleşmesine engel olmaya çalıştığı, dolayısıyla neticenin gerçekleşeceğini bilse eylemi gerçekleştirmekten vazgeçeceği ve neticeye karşı kayıtsız kaldığının da söylenemeyeceği, sanığın profesyonel olarak askerlik yapmadığı, tüm silahlar açısından bilgi sahibi olmasının beklenemeyeceği, söz konusu tüfeği olay günü öncesinde kullanmadığı ve tüfeği ilk kez olay günü eline aldığı, sanığın sadece askerlik hizmetini yerine getirmesinin tek başına sonucu isteme durumuna etkili olmayacağı, sanığın olayın hemen öncesinde içinde mermi bulunmadığı düşüncesiyle tüfeği çadırın dışına doğrultarak tetiğe basması ve tüfeğin ateş almaması nedeniyle tüfeği maktule doğrulturken neticenin meydana gelmeyeceğine duyduğu inanç ile eylemini gerçekleştirdiği," şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu bu hükmün de katılanlar vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 10.01.2025 tarihli ve 127386 sayılı bozma istemli tebliğnamesiyle dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 26.02.2025 tarih ve 200-2099 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSU İnceleme dışı sanık ... hakkında suç delillerini yok etme, gizleme ve değiştirme suçundan verilen beraat kararı Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmek suretiyle kesinleşmiş olup direnmenin kapsamına göre inceleme, sanık hakkında bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü ile sınırlı olarak yapılmıştır. Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eylemini bilinçli taksirle mi yoksa olası kastla mı gerçekleştirdiğinin belirlenmesine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İncelenen dosya kapsamından; 06.05.2022 tarihinde saat 14.30 sıralarında uzun süredir aynı işte birlikte çalışan sanık ile ölen ...'in, kendileriyle birlikte çalışan tanıklar ... ve ... ile karot işi yapmak üzere Muğla ili, Menteşe ilçesi, ... Mahallesi'ne gittikleri, burada çobanlık yapmakta olan ve hakkında suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçundan verilen beraat kararı kesinleşen inceleme dışı sanık ...’la karşılaştıkları, bölgede çalışırken kullanacakları suyun tankerle temini hususunda inceleme dışı sanıkla anlaştıkları, çalışacakları sahaya kullanacakları malzemeleri yerleştirdikten sonra saat 18.30 sıralarında dönüş için yola çıktıkları, ancak inceleme dışı sanığın kendisine ait çadırda birlikte çay içme teklifinde bulunması üzerine belirtilen yere gittikleri, uzunluğu 4,1 metre, genişliği ise 3 metre olan çadır içerisindeki sandalyelere oturdukları, inceleme dışı sanığın çay demlemek amacıyla çadırın dışına çıktığı ve etrafta bulunan odunları kırmaya başladığı, bu esnada çadırda bulunan sanığın inceleme dışı sanığın ağabeyi olan tanık ...'a ait tüfeği bulunduğu yerden aldığı, tüfeğin kurma kolunu çekerek namlusu dışarıya dönük şekilde bir kez tetiğe bastığı, ateş almaması nedeniyle boş olduğunu düşündüğü tüfeği, bu kez karşısında bulunan ve yaklaşık 50 - 60 cm uzaklıktaki sandalyede oturan ölen ...'e doğru çevirdiği, "Şeytan doldurur mu?" diye sorması üzerine ölen ...'in "Sık, görelim!" şeklinde yanıt verdiği, bunun üzerine sanığın tetiğe bastığı ve bu kez ateş alan tüfekten çıkan saçmaların ölen ...'in başının ön yüzüne isabet ettiği, sanık ve orada bulunan tanıklarca hemen 112 Acil Çağrı Merkezinin arandığı, sanığın kendi aracı ile ölen ...'i alıp hastaneye götürmek üzere yola çıktığı ve yolda çağrı üzerine gelen ambulansa teslim ettiği, hastaneye kaldırılan ölen ...'in yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybettiği, Muğla Adli Tıp Şube Müdürlüğünce tanzim edilen 01.08.2022 tarihli otopsi raporuna göre ölen ...’in; burundan girip enseye doğru traje izleyen, kafa tabanı parçalı kırkları ve beyin sapı harabiyetine yol açan bir adet ateşli silah mermi çekirdeği yaralanmasının etkisiyle hayatını kaybettiği, başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları bu şekilde gerçekleşen ve Özel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında bu hususta uyuşmazlık bulunmayan olayda; sanık, tüm aşamalarda istikrarlı bir biçimde, ilk kez tetik düşürdüğünde ateş almayan tüfeğin boş olduğu düşüncesiyle ve kendisine "Sık!" diyen ölene şaka amacıyla ateş ettiğini ileri sürmüştür. IV. GEREKÇE A. İlgili Mevzuat ve Doktrinde Uyuşmazlığa İlişkin Görüşler Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 25.06.2025 tarihli ve 2025/12-5 E.- 2025/288 K., 26.06.2024 tarihli ve 2020/12-138 E.- 2024/206 K. sayılı içtihatları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere; Taksir; dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticenin öngörülemeyerek gerçekleştirilmesidir (5237 sayılı TCK’ madde22/2. maddesinde). Kanunda öngörülen bu tanıma göre taksirli suçlarda; 1.Failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı iradi bir davranışı olmalı, 2.Failin hareketi ile netice arasında illiyet bağı bulunmalı ve netice faile objektif olarak isnad edilebilmeli, 3.Netice öngörülebilir olmalı, 4.Ancak fail tarafından öngörülememiş, Bulunmalıdır. Aynı maddenin 3. fıkrasına göre bilinçli taksir; "kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi hâlinde" söz konusu olacaktır. Şu hâle göre, basit ya da bilinçli olsun, taksirle sorumluluktan bahsetmek için evvelemirde neticenin objektif olarak öngörülebilir/objektif olarak isnat edilebilir olması gerekir. Bu şart, kusur sorumluluğunun da temelini teşkil eder. Keza her halde failin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranmış olması aranacaktır. Basit taksirle bilinçli taksir arasındaki ayırıcı temel ölçüt; taksirde failin öngörülebilir nitelikteki neticeyi öngörememesi, bilinçli taksirde ise tipik neticeyi öngörmüş olduğu hâlde, öngördüğü neticenin meydana gelmemesi için gerekli tedbirleri almadan hareketine devam etmesidir. Bilinçli taksir hâlinde fail, öngördüğü neticeyi istememekte, bilgi, beceri, yetenek, tecrübe, teknik imkânlar vb. etkenlere güvenerek, neticenin meydana gelmeyeceğine inanmakta ve fakat kusurlu hareketine devam etmektedir. B. Uyuşmazlığa Dair Hukuki Nitelendirme Olay tarihinde uzun süredir aynı işte birlikte çalışan sanık ile ölen ...'in, inceleme dışı sanığa ait çadırda birlikte oturdukları sırada, sanığın tanık ...'a ait tüfeği bulunduğu yerden aldığı, tüfeğin kurma kolunu çekerek namlusu dışarıya dönük şekilde bir kez tetiğe bastığı, ateş almaması nedeniyle boş olduğunu düşündüğü tüfeği, bu kez karşısında bulunan ve yaklaşık 50 - 60 cm uzaklıktaki sandalyede oturan ölen ...'e doğru çevirdiği, "Şeytan doldurur mu?" diye sorması üzerine ölen ...'in "Sık, görelim!" şeklinde yanıt verdiği, bunun üzerine sanığın tetiğe bastığı ve bu kez ateş alan tüfekten çıkan saçmaların ölen ...'in başının ön yüzüne isabet ettiği, sanık ve orada bulunan tanıklarca hemen 112 Acil Çağrı Merkezinin arandığı, sanığın kendi aracı ile ölen ...'i alıp hastaneye götürmek üzere yola çıktığı ve yolda çağrı üzerine gelen ambulansa teslim ettiği, hastaneye kaldırılan ölen ...'in yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybettiği hususunda İlk Derece Mahkemesi ile Özel Daire arasında uyuşmazlık ve kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmayan olayda; Sanığın tüfeği doğrulttuğu ölene hitaben "Şeytan doldurur mu?" diye sorması nedeniyle muhtemel ölüm neticesini öngördüğünde kuşku bulunmamaktadır. Bu noktadan sonra sanığa isnat edilen suçun niteliğinin belirlenmesinde neticeyi isteyip istemediği veya kabullenip kabullenmediği önem kazanmaktadır. Sanığın tüfeğin boş olduğu düşüncesiyle ateş ettiği yönündeki savunması ile bunu destekleyen 112 Acil Çağrı Merkezini araması ve öleni aracına alarak vakit kaybetmeksizin hastaneye götürmek için yola çıkması hususları da nazara alındığında; ölüm neticesini istemediği gibi kabullenmediği de anlaşılmaktadır. Buna karşın ilk kez tetik düşürdüğünde ateş almayan tüfeğin boş olduğu ve ateş almayacağı düşüncesiyle tetiğe basan sanığın, ölen ...’in hayatını kaybedebileceğini öngördüğü hâlde tüfeğin bir kez daha ateş almayacağına inanarak hareket ettiği ortadadır. Açıklanan nedenlerle sanığa isnat edilen eylem, TCK’nın 85/1. maddesinde düzenlenen bilinçli taksirle bir kişinin ölümüne sebebiyet verme suçunu oluşturmaktadır. Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesinin direnme kararına konu hükmünün isabetli olduğuna karar verilmelidir. Çoğunluk görüşüne katılmayan on Ceza Genel Kurulu Üyesi; İlk Derece Mahkemesinin direnme gerekçesinin isabetli olmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır. V. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Muğla 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.09.2024 tarihli ve 289-300 sayılı direnme kararına konu hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA, 2- Dosyanın, uygulamanın denetlenmesi için Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.09.2025 tarihli birinci müzakerede yasal ve yeterli çoğunluk sağlanamadığından 08.10.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

İlgili Makaleler

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla