Karar Özeti
Ceza Genel Kurulu 2026/186 E. , 2026/222 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 199-144 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıkların kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı 25 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına
Karar Detayı
Ceza Genel Kurulu 2026/186 E. , 2026/222 K. "İçtihat Metni" KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ : 1. Ceza Dairesi MAHKEMESİ :Ağır Ceza SAYISI : 199-144 I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıkların kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca ayrı ayrı 25 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Bartın 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 18.05.2022 tarihli ve 306-135 sayılı resen istinafa tabi hükümlere yönelik sanıklar müdafileri ve katılan ... tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine dosyanın gönderildiği Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesince 29.03.2023 tarih ve 1086-1088 sayı ile istinaf başvurularının esastan reddine, bu hükümlerin sanıklar müdafileri ile katılanlar ... ve ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 19.02.2025 tarih, 7754-1233 sayı ve oy çokluğu ile; "Tüm dosya kapsamına göre olay günü maktulün sanık ...'nin ikametine gittiği, sanık ...'nin, maktulün ikametinde bulunduğu sırada aralarında uzun süre ilişki bulunan sanık ...'i arayarak ikametine çağırması üzerine sanık ...'in olay yerine geldiği, sanık ...'in sevgilisi sanık ...'nin ikametinde maktulü görmesi üzerine sinirlenerek maktule saldırdığı ve banyoda bulunan havlu ile boğmaya çalıştığı, maktulün direndiği ancak rahatsız olması sebebiyle sanığa tam olarak karşı koyamadığı, bu kez de sanık ...'in ikamette bulunan balta sapı ile maktulün kafasına bir kez vurarak ölümüne sebep olduğu, maktulün ölümünden sonra sanık ...'nin maktule ait eşyaları yaktığı, ikametin hol kısmında bulunan halının kenarında kan izlerini görmesi üzerine halı ve paspası banyoda yıkadığı, sanık ...'in kolluk aşamasında maktulde kan gördüğüne ilişkin beyanı birlikte değerlendirildiğinde maktulün sanık ... ile arasında yaşanan boğuşma ve sanık ...'in sopa ile vurması sonucu ağız kısmından kan geldiğinin kabul edildiği, rahatsızlanarak öldüğü veya kalp krizi geçirdiği düşünülen maktulün ağzından kan gelmesi durumunun söz konusu olmayacağı, her ne kadar otopsi raporunda havlu ile boğma ve kafa kısmına vurma sonucu beklenilen semptomların oluştuğuna ilişkin bir tespit yapılamamışsa da sanıkların maktulün ölümünden sonra ilgili yerlere ihbarda bulunmak yerine maktulü ikametin kömürlüğüne gömdükleri, maktulün beş gün sonunda bulunduğu, ileri derecede çürüme nedeniyle bu tespitlerin yapılamadığı, mevcut verilerle kişinin kesin ölüm sebebi ve mekanizması bilinememekle birlikte Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulunun 17.10.2018 tarihli raporunda kişinin ölümünün zorlamalı ölüm olduğu yönünde görüş bildirildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; sanıklar ile maktul arasında öldürmeyi gerektirecek derecede husumet tespit edilemediği, sanık ...'nin aralarında uzun süredir ilişki bulunan sanık ...'i maktulün ikametinde bulunduğu sırada çağırdığı ve maktulle sanık arasında çıkan tartışma ve kavgada sanık ...'in maktulü havlu ile boğmaya çalıştığı, daha sonrasında sopa ile bir kez vurmak suretiyle basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaraladığı anlaşıldığından sanıkların öldürme kastı ile hareket ettiklerinin şüpheli kaldığı ancak eyleme bağlı ortaya çıkan kastlarının yaralamaya yönelik olduğu sanıklar hakkında kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 87/4. maddesinin 2. cümlesi uyarınca hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin, suç niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde kasten öldürme suçundan hükümler kurulması suretiyle fazla cezalar tayini," isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir. Daire Üyesi ...; ''...Her iki sanığın eskiden bu yana zaman zaman sevgili oldukları, maktul kalp krizi geçirdi ise aynı zamanda hasta bakıcı olan sanık ...'nin maktulü hastaneye götürmesi gerektiğini bilecek durumda olduğu, ...'in ... ile cesedi evde bırakıp gitmesinin normal karşılanamayacağı, her iki sanığın olay gününden sonra da yoğun telefon trafiğinin bulunması, otopsideki zorlamalı ölüm nitelemesi, maktuldeki kalp damar darlığının bir kriz sebebi olamayacağı, otopsiye göre maktulün kafa kaide kemiklerinde ve vücudunda kemik kırığı tanımlanmaması ile ...'in sopa ile vurma iddiasının dayanaksız kaldığı ve cesedin kalp krizi olsa 5 gün saklanmasını ve gömülmesini zorunlu kılacak bir durumun ortada bulunmaması hususları hep birlikte değerlendirildiğinde; TCK'nın 37. maddesi uyarınca sanıklar hakkında TCK'nın 81. maddesine göre verilmiş olan mahkûmiyet hükmünün onanması yolunda karar verilmesi gerekir iken her iki sanığın eyleminin TCK'nın 87/4-2. cümlesi uyarınca vasıflandırılması yolunda bozma görüşü bildiren sayın çoğunluğa iştirak etmiyorum." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. İlk Derece Mahkemesi ise 13.05.2025 tarih ve 199-144 sayı ile bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanıkların mahkûmiyetine karar vermiştir. Direnme kararına konu hükümlerin, sanıklar müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 03.12.2025 tarihli ve 123735 sayılı onama istekli tebliğnamesi ile dosya 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 16.02.2026 tarih, 8505-881 sayı ve oy çokluğu ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır. II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN Özel Daire çoğunluğu ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıkların eyleminin kasten öldürme suçunu mu yoksa kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; gerekçeli kararın katılan ...'a tebliğinin gerekip gerekmediği değerlendirilecektir. III. GEREKÇE Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 23.01.2020 tarihli ve 778-20 sayılı kararında belirtildiği üzere; Anayasa'nın "Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesi şöyledir; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." Hak arama hürriyetiyle yakından ilişkili olan CMK'nın "Kararların Açıklanması ve Tebliği" başlıklı 35. maddesi ise şöyledir; "(1) İlgili tarafın yüzüne karşı verilen karar kendisine açıklanır ve isterse kararın bir örneği de verilir. (2) Koruma tedbirlerine ilişkin olanlar hariç, aleyhine kanun yoluna başvurulabilecek hâkim veya mahkeme kararları, hazır bulunamayan ilgilisine tebliğ olunur. (3) İlgili taraf serbest olmayan bir kişi veya tutuklu ise tebliğ edilen karar, kendisine okunup anlatılır." Görüldüğü gibi temyiz incelemesinin yapılabilmesi için bu yola başvuru hakkı bulunanların kararı tefhim veya tebliğ yoluyla öğrenmelerinin sağlanması kanuni bir mecburiyettir. CMK'nın, katılanın haklarına yer veren 242. maddesinin birinci fıkrası; "Katılan, Cumhuriyet savcısına bağlı olmaksızın kanun yollarına başvurabilir." şeklinde olup kanun yollarına başvurma hakkını düzenleyen 260. maddesinin birinci fıkrası da; "Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır." hükmünü içermektedir. Bu emredici düzenlemeler nedeniyle temyiz mahkemesince, temyiz davasının görülmesine başlanmadan önce ilgililerin tümünün davadan ve hükümden haberdar olup olmadıklarının denetlenmesi, kararı usulüne uygun şekilde öğrenmelerinin sağlanması, başvuru hakkı olanların temyiz davalarının bir defada muktezaya bağlanması suretiyle kanun yoluna başvuru hakkını da içeren adil yargılanma ilkesinin gereği yerine getirilmelidir. Buna göre, gerekçeli kararın katılan ...'ye tebliğ edilerek yasal temyiz süresinin başlatılması, kararın katılan ... tarafından temyiz edilmemesi durumunda dosyanın Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi, temyiz edilmesi durumunda ise Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca ek tebliğname düzenlenmesinin sağlanması gerekmektedir. Bu itibarla, gerekçeli kararın katılan ...'ye tebliğ edilmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar verilmelidir. IV. KARAR Açıklanan nedenlerle; 1- Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 16.02.2026 tarihli ve 8505-881 sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2- Dosyanın, 13.05.2025 tarihli gerekçeli kararın katılan ...'a tebliğ edilmesi için Bartın 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesini teminen Yargıtay 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.04.2026 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
İlgili Makaleler
- CGK (Ceza Genel Kurulu) Kararları Yargıtay Ceza Genel Kurulu içtihatları, daireler arası birleştirme.