İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /Hukuk Genel Kurulu

YARGITAY · HUKUK GENEL KURULU

İçtihat Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2017/80 K.2017/889

Taraflar arasındaki “banka teminat mektubunun iptali istemli asıl ve itirazın iptali istemli birleşen” davalardan dolayı yapılan yargılama sonunda İstanbul 28. Asliye Ticaret (Kapatılan İstanbul 7. Asliye Ticaret) Mahkemesince her iki davanın kabulüne dair…

Esas2017/80Karar2017/889Tarih3 Mayıs 2017Okuma8 dk · 1.581 kelime

KÜNYE

Hukuk Genel Kurulu 2017/80 E., 2017/889 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
3 Mayıs 2017
Mahkemesi
Ticaret Mahkemesi
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.581 kelime·8 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki “banka teminat mektubunun iptali istemli asıl ve itirazın iptali istemli birleşen” davalardan dolayı yapılan yargılama sonunda İstanbul 28. Asliye Ticaret (Kapatılan İstanbul 7. Asliye Ticaret) Mahkemesince her iki davanın kabulüne dair verilen 16/12/2010 gün ve 2008/626 E., 2010/585 K. sayılı karar davalılar vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 03/10/2012 gün, 2011/15732 E., 2012/14964 K. sayılı kararı ile;

"…Davacı vekili asıl ve birleşen davada, 04/01/2006 tarihli genel kredi sözleşmesi uyarınca davalı şirkete nakit kredi kullandırıldığını, ayrıca 18/03/2008 tarih 250.000 TL tutarlı bir adet teminat mektubu verildiğini, diğer davalıların sözleşmenin müşterek borçlu ve müteselsil kefili olduklarını, bankaca görülen luzüm üzerine kredi hesabı kat edilerek teminat mektubunu iade edilmesinin ve bakiye kredi borcunun ödenmesinin davalılardan istendiğini, sonuç alınamayınca kredi alacağının tahsili için davalılar hakkında takip başlatıldığını, ancak takibin davalıların haksız ve kötüniyetli itirazı ile durduğunu ileri sürerek,

asıl dava bakımından 250.000 TL tutarındaki teminat mektubu bedelinin, davacı banka nezdinde açılacak faiz getirmeyen bir hesaba depo edilmesi için davalılardan tahsiline, dava sırasında teminat mektubunun ilgilisine tazmini halinde bedelinin tazmin tarihinden itibaren temerrüt faizi ve gider vergisi ile birlikte davalılardan tahsiline, birleşen dava bakımından davalıların takibe vaki itirazlarının iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacının hesabı kat ettikten sonra kredi alacağının tahsili için İstanbul 3. İcra Müdürlüğü'nün 2008/20057 Esas sayılı dosyasında davalılar hakkında takip başlattığını, oysa davalının sözleşmenin teminatı olarak davacıya verdiği çekler bulunduğunu, takibe konu alacak miktarı ile teminat olarak verilen çekler karşılaştırıldığında davalıların takip tarihi itibariyle davacıya borçlu değil alacaklı olduğundan takibe itiraz edildiğini, ancak davacının bu kere teminat olarak verilen çeklerin tahsili için İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 2009/5733 Esas sayılı dosyasında takibe geçtiğini,

böylelikle aynı borç ilişkisinden dolayı davalıların iki kere borçlu gösterildiğini, bu durumun mükerrer tahsilata da yol açacağını savunarak, davacının teminat mektubu bedelinin tahsili talebinin kabul edilmesini, davalıların takip tarihi itibariyle talep edilen kadar borçlu olmadıklarının tespitiyle itirazın iptali isteminin kısmen veya tamamen reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, iddia savunma, toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tahsilde tekerrür etmemek üzere asıl davanın kabulüne, teminat mektubu tazmin edildiğinden bedelinin tazmin tarihinden itibaren %60 temerrüt faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile tahsilde tekerrür etmemek üzere davalıların icra takibine yaptıkları itirazların toplam 147.319,99 TL üzerinden iptaline ve takibin devamına, takipten sonra ve davadan önce yapılan ödemelerin infazda icra müdürlüğünce nazara alınmasına, alacak belirli ve likit bulunduğundan dava tarihindeki alacak üzerinden takdiren %40 icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin ve koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki (2) numaralı bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2- Birleşen dava, kredi borcunun tahsili için yapılan takibe vaki itirazın iptali- istemine ilişkindir.

Davacı fer'ileri ile birlikte 168.899,78 TL alacak için icra takibinde bulunmuş, davalılar takip tarihi itibariyle borcun 140.547,47 TL olduğunu, ancak davacıya verilen çekler ve hesapta tutulan para dolayısıyla borçlu değil alacaklı olduklarını ileri sürerek takibe itiraz etmişler, davacı takip konusu alacağın tamamı üzerinden iş bu itirazın iptali davasını açmıştır.

Hükme esas alınan 21.07.2010 tarihli ek bilirkişi raporunda, davacının takip tarihi itibariyle alacağının (asıl alacak,ihtarname masrafı, takip masrafı ve icra vekalet ücreti olmak üzere) 159.433,99 TL olduğu, takip tarihi ile dava tarihi arasında kısmi ödemeler yapıldığı,

dava tarihi itibariyle alacağın 58.466,55 TL olduğu hesaplanmış, mahkemece takip tarihi itibariyle yapılan hesaplama esas alınarak (icra vekalet ücreti hariç) 145.248,96 TL ana para, 417,03 TL ihtarname masrafı ve 1.654,00 TL icra masrafı olmak üzere toplam 147.319,99 TL alacak üzerinden davalıların itirazının iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına, dava tarihinden önce yapılan ödemelerin infaz aşamasında icra müdürlüğünce nazara alınmasına karar verilmiş, buna karşın dava tarihindeki alacak tutarı esas alınarak davacı taraf lehine icra inkar tazminatına hükmolunmuştur.

Ancak, itirazın iptali davası, müddeabihi; takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi normal bir eda davası olup, bu davada mahkeme tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek, borcun varlığını ve miktarını dava tarihine göre belirlemek zorundadır.

Mahkemece benimsenen bilirkişi ek raporunda davalıların takipten sonra ve fakat dava açılmadan önce haricen kısmi ödemede bulundukları belirtilmiştir.

Bu durumda, davalıların takipten sonra yaptığı harici ödemelerin icra müdürlüğünce re'sen nazara alınamayacağı düşünülüp yapılan kısmi ödemeler düşülerek, dava tarihine göre belirlenecek bakiye alacak tutarına göre karar verilmesi gerekirken, takip tarihine göre belirlenen alacak tutarı üzerinden itirazın iptaline ve bu miktar üzerinden takibin devamına karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.

3-Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin davacı ve davalı taraf lehine hükmolunan vekalet ücretlerine ilişkin temyiz itirazının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir... gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Asıl dava banka teminat mektubunun iptali; birleşen dava ise genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için girşilen takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Yerel Mahkemece asıl davada davacı bankanın depo talebi ile ilgili olarak 17/10/2008 temerrüt tarihi itibariyle mer’i olan 250.000 TL miktarlı teminat mektubunun depo talebinin yerinde bulunduğu ancak mektubun muhatabı tarafından 27/10/2008 tarihinde tazmin edilmesi nedeniyle 250.000 TL miktarlı teminat mektubu bedelinin ve işleyecek temerrüt faizi isteminin de yerinde olması nedeniyle bu yönden açılan davanın kabulüne;

birleşen dava yönünden ise takip tarihi itibariyle bilirkişi raporu uyarınca 145.248,96 TL ana para, 417,03 TL ihtarname masrafı, 1.654 TL icra harç ve masraflar olarak belirlenen alacak miktarının 147.319,99 TL olduğu gerekçesiyle bu miktar üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, dava tarihinden önce yapılan ödemelerin infaz aşamasında icra müdürlüğünce nazara alınmasına karar verilmiş, buna karşın dava tarihindeki alacak tutarı esas alınarak davacı taraf lehine icra inkar tazminatına hükmedilip, kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

Hüküm davalılar vekili tarafından birleşen davaya yönelik olarak temyiz edilmiş olup, Özel Dairece yukarıda başlık kısmında açıklanan sebeplerle bozma kararı verilmiştir.

Mahkemece önceki gerekçelerle direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararı davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık, icra takibinden sonra ancak itirazın iptali davası açılmadan önce yapılmış kısmi ödemeler olması durumunda itirazın iptaline karar verilecek alacak tutarının dava tarihi itibariyle mi; yoksa takip tarihi itibariyle mi hesaplanacağı noktasında toplanmaktadır.

Öncelikle belirtilmelidir ki itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir eda davasıdır.

Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde verdiği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü halinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenle mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.

Yasal dayanağını İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67.maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.

Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir (İİK m. 67/1). Alacaklı, alacağının varlığını mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na (01.11.2011 tarihinden itibaren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na) göre caiz olan her türlü delil ile ispat edebilir. Dava, özünde tahsil istemini de barındırmakla burada borçlunun takip sonrası yaptığı ödeme iddialarının da nazara alınması zorunludur.

Borçlu, ödeme emrine itiraz ederken bildirmiş olup olmamasına bakılmaksızın, bütün itiraz sebeplerini ileri sürebileceğinden mahkemenin borcun sonradan ödendiği itirazını araştırarak, ödemenin takip konusu alacakla ilgili olduğunu belirlemesi halinde alacaklının dava tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarı üzerinden hüküm kurması gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.

Hemen belirtilmelidir ki, alacak miktarının takip ya da dava tarihindeki koşullara göre belirlenmesinin, itirazın iptali davasında hükmolunan miktar üzerinden tahsiline karar verilebilecek bir tazminat türü olan ve bağımsız bir dava konusu yapılamayan icra inkar tazminatının miktarına da etkili olacağı açıktır.

Henüz alacaklı tarafından itirazın iptali davasının açılmadığı bir evrede borçlunun itiraza konu borcu kısmen veya tamamen ödemesi mümkündür ve bunu engelleyen herhangi bir yasa hükmü yoktur. Borçlu itirazın iptali davası açılmamış iken, itirazına konu borcu tamamen öderse, alacaklının itirazın iptali davası açmasına gerek kalmayacak ve böyle bir davayı açmakta hukuki yararı bulunmayacaktır.

Zira, itirazın iptali davası açılmasında amaç, itiraz nedeniyle kanun gereğince kendiliğinden durmuş olan takibin devamını sağlamaktır. Takibin devamı yoluyla elde edilecek olan sonuç (alacağın tahsili), borçlunun tüm borcu ödemesiyle zaten gerçekleşmiş olacağına göre gerçekleşmiş olan bu sonucu sağlamak üzere bir dava açılmasında hukuki yarar bulunmayacaktır.

Bunun gibi, takibe konu borcun kısmen ödendiği durumlarda da ödenmeyen borç tutarına yönelik itirazın iptali davasında, itirazdan sonra ödenmiş olan miktar bakımından itirazın iptalinin istenilmesinde hukuki yararın mevcut olmayacağı kuşkusuzdur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 18.04.2007 gün ve 2007/19-159 E., 2007/220 K.. 04.07.2007 gün ve 2007/13-453 E., 2007/453 K; 19.10.2011 gün ve 2011/19-532 E., 2011/640 K.. 09.02.2011 gün ve 2011/13-29 E., 56 K. sayılı kararları).

Sonuç itibariyle icra takibinden sonra ve itirazın iptali davası açılmadan önce borçlu tarafından ödeme yapılması halinde, yapılan bu ödeme düşüldükten sonra kalan miktar üzerinden dava açılması gerekir. Dolayısıyla, takipten sonra, ancak dava açılmadan önce yapılmış olan ödeme yönünden dava açılmasında davacı tarafın hukuki yararı bulunmamaktadır. Hal böyle olunca mahkemece Özel Dairenin bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ / HÜKÜM

SONUÇ

Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatıranlara geri verilmesine, karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.05.2017 gününde oybirliği ile karar verildi.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/80, K. 2017/889, 3 Mayıs 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
Hukuk Genel Kurulu
Esas No
2017/80
Karar No
2017/889
Tarih
3 Mayıs 2017

İlgili Kararlar

  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.2017/81 K.2017/886
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2017/82 K.2017/2145
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2017/83 K.2017/8134
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2017/83 K.2017/7088
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2017/85 K.2017/4177
  • Yargıtay 12. Hukuk Dairesi E.2017/86 K.2017/8133

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.